Bünyamin Ergün yazıları

Bu araştırmada, Batı düşüncesinin oluşumunda İslam'ın oynadığı rolü ana hatlarıyla çizmeye çalışacağız. Bu etkin rol, değişik sanayi dallarıyla birlikte felsefe, tabiat bilimleri, fizik ve matematiğe olduğu gibi edebiyatın şiir ve öykü, güzel sanatların da mimarî ve müzik dallarına kadar uzanmıştır. En parlak evresinde olan İslam düşüncesiyle uyanışın ilk yıllarını yaşayan Batı Aklı arasındaki "aşılama" işlemi, iki merkezde odaklanmıştır. Bunların ilki İspanya, özellikle de Toledo (Tuleytula) şehri, diğeri ise Sicilya ve Güney İtalya idi. En meşhurları Ruggero II (ö. 1157) ve Friedrich II (ö. 1250) olan Norman kralları döneminde kültürel alışveriş zirveye çıkmıştı. Bu iki merkez, olgunluğunun en üst noktasındaki İslam düşüncesi ile henüz ergenlik çağındaki Batı düşüncesi arasında temas noktalarıydı. Bunun belki de en önemli nedeni, her iki merkezin İslam Devleti ile Hıristiyan Avrupa arasındaki sınırda yer almalarıydı.

İlk olarak Endülüs İslam medeniyeti ile komşu ülkelerin düşünce merkezleri arasındaki kültür alışverişine bakabiliriz.

İber yarımadasında yaşanan kültürel alışveriş, sonraları Papa Silvestre II adıyla tanınacak olan Gebert d'Aurillac'ın yaptığı geziyle başlamıştır. "Hikmet"i arayan bu Avrupalı, yaptığı gezi çerçevesinde önce Cordoba'ya (Kurtuba) gelmişti. Saygın ve güvenilir tarihçilerle, kendisi de bir tarihçi olan Ademar de Chabannes'ın tanıklık ettiği bu gezi hakkında hiç bir kuşku taşımamaktadır.

UMRANDAN UYGARLIĞA / büyücü çırağı // Cemil Meriç

Bünyamin Ergün gönderdi (Pzt, 20/02/2012 - 09:24)

Altın çağ ne zaman sona erdi, bilen yok. Üstureler ezelden beri karamsar: şairler ezelden beri ümitsiz. Tevrat da Upanişatlar gibi korkunç kehanetlerle dolu. Mazide tufan, istikbalde kıyamet. Ve dünya bir gözyaşı vadisi, bir vehim, bir rüya.

Gök sağır, toprak düşman, insan zavallı. Gerçeği inkar, gerçek ile savaşın tek yolu. Bedbinlik bir zırh eski çağlarda.

Sonra diz çöker canavarlar, uysallaşan tabiat, zaferden zafere koşan insan.

Dünya ile bir savaş başlar, Michelet'ye göre, dünya ile sona erecek bir savaş: insanın tabiatla, ruhun maddeyle, hürriyetin kaderle savaşı. Tarih, bu sonsuz kavganın hikayesidir. Üstünlük insanda. İki düşmandan biri hep aynı, öteki boyuna güçleniyor. Alpler büyümediler fakat biz Simplon'u aştık. Rüzgarlar ve dalgalar yine eskisi kadar coşkun, ama artık söz geçiremiyorlar buharlı gemilere.

Nihayet "homo economicus"un yani burjuvazinin hakimiyeti, Tanrı'ya ve mukaddes'e açılan savaş. Tek mabet: banka, tek mabut: altın buzağı. Hürriyetin ve gururun sarhoşluğu. Fetihler, fetihler.

HUYSUZ KIZ // William Shakespeare

Bünyamin Ergün gönderdi (Cum, 17/02/2012 - 08:27)

Huysuz Kız, Shakespeare'in erken dönem komedilerinden. İlk oynanışı tahminen 1590'ların başına rastlıyor. İlk basımı ise bilindiği kadarıyla 1623 yılında First Folio (Shakespeare'in oyunlarının ilk toplubasımı)'da yapılmış.

Canlı ve renkli bir oyun Huysuz Kız. Kişiler ve gruplararası çok yönlü etkileşim ve gerilim sahneleriyle oldukça yoğun bir "dramatik" çatısı var. Bu yönüne ek olarak, dinamik yapısı, başta "huysuz kız" Katherina ve "onu uslandırmak için doğduğu" iddiasında olan Petruchio olmak üzere, özgün kişileri; kılık ve kimlik değiştirme, yanlış anlama, aldatma, göz boyama, ilginç paralellikler, karşıtlıklar, terslikler, kelime oyunları gibi Shakespeare'in ustalıkla kullandığı komedi motifleriyle, özellikle sahnede çok başarılı bir oyun olduğu görülüyor.

Shakespeare bu komedisinde, gerek oyunun çatısında, gerekse dilinde çeşitli teknikler deniyor ve yer yer çok başarılı bir anlatım sergiliyor. Organik bütünlük açısından bakıldığında oyunda görülen kopukluk ve aksamalar kâğıt üzerinde zaman zaman yadırganmakla birlikte sahnede iyi bir yönetmen tarafından kolayca törpülenebiliyor.

JURNAL - I // sevgiliye masallar - saat 01 / Cemil Meriç

Bünyamin Ergün gönderdi (Per, 16/02/2012 - 08:31)

SEVGİLİYE MASALLAR - SAAT 01

Kalbimi kelimelerle doldurdum. Mektupların onun için parmaklarını yakıyor. Dudaklarını da yakacak. Dudaklarını ve bütün varlığını. Ben pervane değil, ateşim. Kıskanıyorum kelimeleri. Birer kelebek gibi sana uçuyorlar. Kelimeler senin kokunla sarhoş. Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum. Tenine sarılan entarini kıskanıyorum. Saçlarında dolaşan tarağı kıskanıyorum. Anlıyor musun? Aynanı kıskanıyorum. Yatağını kıskanıyorum. Yılları kıskanıyorum. Kimsin sen? Kadın veya serap. Tanrı'yı kıskanıyorum. Seni beraber yarattık. O başladı, ben tamamladım. Sevmek yaratmak demektir. Pigmalyon'un biçim verdiği heykel canlanacak mı? Kimsin sen? Azabım veya saadetim. Yahut hem azabım hem saadetim. Pigmalyon'un yaptığı heykel canlanmış. Damarlarında kanımın dolaşmasını istiyorum, kanımın ve aşkımın. O zaman granit de olsan canlanırsın, balçık da olsan. Canlanmazsan kırarım seni! Yeniden biçim vermek için belki. Ama dış biçiminde kusur yok...

PANZER BİRLİKLERİ // K.J. MAKSEY. MC

Bünyamin Ergün gönderdi (Çar, 15/02/2012 - 08:51)

ÇÖL ZIRH KONTROLUNDA
Araçlarını harekete hazır tutmakta güçlük çeken ilk Alman Askeri örgütü, zayıf ikmal hattının sonunda yer alan Rommel'in Afrika Birlikleriydi. İki Panzer tümeninin (5'inci Hafif tümen ve 21'inci tümen) tank taburlarına dördüncü bölüklerin ilave edilmesi ancak Mayıs 1942'de oldu.

Afrika Birlikleri başından beri, maharetleri ve ele geçirdikleri düşman ve müttefik malzemeleri sâyesinde ayakta durabilmişlerdi. Gönderilen takviye teçhizatın büyük bir kısmı denizin dibini boylamış, fakat Tanrı'nın da yardım ettiği Almanlar gerek İngiliz'lerden ele geçirdikleri, gerekse İtalyan'lardan kalan ikmâl maddelerini akıllıca kullanarak durumlarını düzeltebilmişlerdi.

Tobruk'taki kalenin durumu, 1941 ve 1942'de çölde savaşanların aklından çıkmıyordu. İngiliz'ler, kaleyi kurtarmak ve Afrika Birliklerin yok etmek, Rommel ise, İngiliz'lerle Mısır'da hesaplaşmadan önce burayı ele geçirmeyi gerekli bir başlangıç olarak görünüyordu. İngiliz'ler de, Alman'lar da, planlarını diğerinden önce uygulamaya çalışıyordu. Her ikisi de 1941 Kasım'ının başında hazırlıklarını tamamlamayı başardılar. İlk harekete geçen İngiliz'ler oldu. Bu harekâtı ‘Haçlı Harekatı' diye adlandıran İngiliz'lerin, Tobruk'a doğru üç kol hâlinde ilerlemeye başlaması, Rommel için bir sürpriz oldu. Eylül'de Mısır'daki İngiliz mevzilerine 21'inci Panzer tümeninin başında bir saldırı yapan Rommel, düşmanın bir taarruz harekâtına hazırlandığını fark edememişti.

Sayfalar