GARGANTUA // François Rabelais
Theleme tekkesinin büyük kapısı üstündeki yazıt
Girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar,
Kartlaşmış maymunlar, kalleşler, yağ tulumları,
Yapmiri çarpık boyunlular, odun kafalılar
Got’lardan, Ostragot’lardan beter hödükler,
Sahte çilekeşler, takunyalı kara böcekler,
Kürklü dilenciler, safa pezevenkleri,
Kayış suratlı, şiş göbekli fitne tellalları,
Gidin başka yerde satın dolaplarınızı.
İğrenç dolaplarınız
Kötülüklere boğar
Çayır çimenimi
Yalan dolanlarıyla
Türkülerimizi bozar
İğrenç dolaplarınız
Â
Â
Girmeyin buraya, doymak bilmez hukukçular, avukatlar,
Kâtipler, mübaşirler, halk kemiricileri,
Fetvacılar, evrakçılar, yalancı sofular,
Ve siz yargıç eskileri, siz ki tasmaya
Vurursunuz namuslu yurttaşları itler gibi,
Darağacıdır sizin hak ettiğiniz makam,
Gidin anırın orda! Burada işlenmez
Sizin mahkemelerde işlenen haksızlıklar.
Davalar duruÅŸmalar
Bizim burada ne arar
Burda yalnız keyif var
Sizin olsun bolundan
Dolambaçlı karmaşık
Davalar duruÅŸmalar.
Â
Â
Girmeyin buraya, siz ey pinti simsarlar,
Oburlar, sömürgenler, durmadan toplayanlar
Dolandırıcılar, sinekten yağ çıkaranlar,
Kamburu çıkmışlar, yassı burunlar, sizler ki
Tıka basa altın doldurursunuz küplere,
Tıkanır tıkanır, doymak nedir bilmezsiniz,
Sizi gidi pis suratlı namert herifler sizi
Ölümlerin en beteri almış hepinizi.
İnsanlıksız suratlar
Gitsinler baÅŸka yerde
Saç sakal kestirmeye
Buraya yakışmazlar
Savulun bu tekkeden
İnsanlıksız suratlar
Â
Â
Girmeyin buraya, havlayıp duran köpekler,
Sabah akşam asık suratlı, kıskanç moruklar,
Siz de girmeyin hır çıkaran dırdırcılar,
Karısını hapsedip cinlere başvuranlar,
Yunan olsun Latin olsun kurttan beter kiÅŸiler,
Ne de siz uyuzlar, frengiden çürümüşler,
Gidin başka yerde dökün kurtlarınızı,
Her yanları kabuk bağlamış yüzü karalar.
Yüz akı, ışık, oyun
Burda onlar var yalnız
Sevinçli türkülerle
Tüm bedenler sağlamdır
Yarar onlara çünkü
Yüz akı, ışık, oyun.
Â
Â
Siz gidin buraya, baş üzre yeriniz var,
Buyurun sizler, soylu yiÄŸitler, kahramanlar,
Kazancı, geliri bol yerdir bizim burası,
Gelin, büyük küçük yüzlerce, binlerce gelin,
Konuklanırsınız, ağırlanırsınız burada
Hele sizler, en yakın dostlarım olursunuz,
Siz güler yüzlü, şakacı, şen şakrak insanlar.
Siz bütün sözü sohbeti yerinde olanlar.
Sohbet ehli olanlar
Kötülükten arınmış
Bilge, ince insanlar
İnsanca yaşamanın
Yolunu burada bulur
Sohbet ehli olanlar.
Â
Â
Girin buraya sizler de, ki, kutsal İncil’i
Açık dille sunarsınız, yılmayıp kimseden
Burası bir sığınak, bir kaledir sizlere
Sahte dilleriyle dünyayı zehirlemekten
Bıkmak bilmeyen o şirret sapıklara karşı.
Gelin ki kuralım burda yürekten inancı
Ve gelelim haklarından sözle ve yazıyla
Tanrı sözünün özüne düşman olanların.
Tanrı sözünün özü
Hiç kararmak bilmesin
Bu tertemiz tekkede
Her yüreği kuşatsın
Her ruh içine dolsun
Tanrı sözünün özü.
Â
Â
Girin buraya sizler, üstün soylu bayanlar,
Girin apaçık yürekle, ferah gönüllerle
Siz yüzleri nur saçan güzellik çiçekleri,
Girin baş eğmeden edepli vakarlarınızla
Şerefli insanların sarayıdır burası,
Özel buyruk verdi sizin ağırlanmanız için
Burasını bizlere cömertçe bağışlayan
Her şey için bol bol altın veren yüce kişi.
Bol bol verilen altın
Hayrına olur yarın
Altın verenin bol bol
Her ölümlü insanın
Olur derdine derman
Bol bol verilen altın.
Â
Â
GARGANTUA
François Rabelais
T. İş Bankası Kültür Yayınları
Çevirenler, Sabahattin EYUBOĞLU
Vedat GÜNYOL
Azra ERHAT
1. Baskı, Mart 2000, Sf. 227-230
-
paylaÅŸ
- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum ekle
- 447 okuma

2 yorum
An-Anlamak
Yıl 2003 ya da 2004 idi sanıyorum. Çevremde ve hayatımda olanların dışında içimde bambaşka birşey hissediyordum. Büyük bir arayış, bambaşka bir insan belki de. İnsanlar kendilerine farklı uğraşlar ararken onların o çığlık gibi yükselen seslerinin arasından kopup gidiyordum. Başka birşeyler arıyordum ne aradığımı bilmeden, içimdeki şey eğer bir cevherse onu gün ışığına çıkarmalıydım. Bir anlam arıyordum, anlam vermek istiyordum buna. Bir gün yine sınırlarımı zorlarken "anlamak" kelimesi doğdu içime, şu yer yüzünün kabuk bağlamış yaraları arasında söylenebilecek onca şey varken, aklıma tek gelen şey "anlamak" olmuştu. İnternet sayfasına girip, anlamak yazdığımda kendimi burada bulmuştum. Bu benim için bir başlangıçtı belki de, okuduklarım arasında bir köşe yazısını çok beğenmiş üslupsuzca bir sayfaya kopyalamıştım. Bunun üzerine bu site yönetiminden bana uyarı gelmişti, kendimi mahçup hissetmiştim. Fakat o gün bugün, belki anlamamalıydım diye de düşünmüyor değilim. Bir başlangıcın ilk adımıydı bu, bu yüzden gönülden teşekkürlerimi sunuyorum, ara da bir girip bakıyordum ama bir müddet kapanmıştı sanıyorum. Her kimsiniz bilmiyorum fakat sizi yeniden burada görmek güzel.
Özgür Öztürk
teveccühünüz
Hoşgeldiniz Özgür bey,
anlamak.com 2004'ten bu yana yayında. Biz istedik ki kimliklerimiz bilinmesin, ki insanlar üzerinde bir otorite hissetmesin ve gayet samimi bir şekilde bilelim, öğrenelim, izleyelim, dinleyelim... Büyük bir ekip olsaydık belki çok daha fazlasını başarırdık; ama daha önce (anlamak* açıldı) de bahsettiğimiz gibi tüm bu yükü yalnızca iki kişi kaldırınca pek tabi kimi imkânsızlıklarımız oldu. Mutluluğumuzun meyvesi yavrularımızı da kucağımıza alınca bir müddet yayınımızı durdurmaya karar verdik, zira bu emek çok büyük bir ilgi istiyor.
Şimdi çok da büyümeden kendimizce bir şeyler yapmaya devam ediyoruz.
Şimdilik yalnızca kendi okuduğumuz kitapları tanıtıyor ve bir şeyler yapmaya çalışan aç zihinlere ışık tutmaya çalışıyoruz. Biraz daha palazlanınca yola daha büyük adımlarla devam etmeye niyetliyiz. Hayırlısı.
Sizi tekrar aramızda görmek güzel. Eksik olmayın.
Selamlar
yorum gönder