COMPUTUS / Avrupa Tarihinde Zaman ve Sayı // Arno Borst

Bünyamin Ergün gönderdi (Çar, 25/01/2012 - 08:59)

Sosyolog Nobert Elias 'Zaman Üzerine' adlı kitabında (1984) Avrupa'nın takvim tarihini incelemiş, çeşitli dönemler arasında aydınlatıcı karşılaştırmalar yapmıştı. Ona göre, antik çağ gereksinim duyduğu az ayıdaki zaman sembolünü doğa görüngülerinden elde etmişti, ancak doğanın işleyişi "insani gereksinmeler için yeteri kadar düzenli değildi". Bu nedenle modern çağ, zaman sembollerinden oluşan, insan tarafından tasarlanmış ve sosyal ilişkilere göre düzenlenmiş yoğun bir sistem yarattı. Elias'ın bu savına göre karanlıkta kalan sadece ortaçağ dönemiydi. "Geleneklere ters düşmek konusunda daima gönülsüz" olan kilise, Julius Caesar'ın takvimini olduğu gibi kendi çağına sürüklemiş ve bunu geliştirmek için hiçbir girişimde bulunmamıştı. Çünkü ortaçağ, nesnel doğa zamanı ile öznel insan zamanı arasında bir ayrım yapmamış, her ikisini de Tanrısal yaradılıştan türetmiştir. Bu dönemin, geçerliliğini yitirmiş bir takvimi kullanma konusunda gerçekten de ısrar edip etmediği birinci sorumu teşkil ediyor.

Buna karşın, 1989 yılında sosyolog Günter Dux, yeniçağın gelişimini incelemek içni en verimli dönemin ortaçağ olduğunu düşünmüştü. Ancak Dux, takvimin liturjisini (ibadette, ayin ve duaların yetkili ruhani makamca tespit edilen sırası) göz önünde bulundurmamış, konuyu yalnızca ekonomik açıdan ele almıştı. Ona göre, tarıma dayalı ortaçağın manastırı, günlük işlerin ve köyde geçen faaliyetlerin etkisindeydi ve tüm doğal gelişimli kültürlerde de görüldüğü gibi çevresini ayrıntılı mitlerin sardığı kısa vadeli, dar bir eylem mantığı içerisinde yaşıyordu.

Ancak, 12. yüzyıldan itibaren Avrupa kentlerinde zanaat ve ticaretin etkileşimi, zaman ve parayı bir hesap dizgesi içinde kullanmayı zorunlu hale getirdi ve tüccarlar piyasada ayakta kalabilmek için ürünlerine harcadıkları zamana ilişkin hesaplamalar yapmaya başladılar. Tüm makinelerin prototipi sayılan mekanik saat, evrendeki tüm eşzamanlı olayları birleştiren soyut dünya zamanının sembolü oldu. Fakat insan, bu maddi dönüşümün farkına ancak üç yüzyıl sonra varabildi ve ardından modern dünya görüşünü oluşturdu. Buna göre ortaçağ, çağların ortası değildir ve kendi kendini yanlış anlamıştır. Bu çağı, bir yandan arkaik/dini, diğer yandan modern/ekonomik dönemlere ayırmamızın gerçekten gerekli olup olmadığı ise ikinci sorum.

Antik tarihçiler de, dönemleri birbirinden ayıran sınırların ötesine bakıyor. Bir yeniçağ tarihçisinin derin bakış açısına sahip Thomas Nipperdey 1981 yılında, Elias ile Dux'tan farklı bir yaklaşım getirmiş, ortaçağın, özellikle de, gerçek dini, "bir hedefe yönelmiş tarihe, selamet tarihine [Heilsgeschichte] inanan Yahudi-Hıristiyan düşüncesinin zaman kavramının modernliğini vurgulamıştı. Nipperdey'e göre, "gelecekteki başka bir dünyanın düşüncesi ve beklentisi içindeki insanın kendi dünyasını zamansal olarak aşması, Avrupalı olmanın özünü teşkil ediyor... Ortaçağın sonsuzluğu ile yeniçağın geleceği arasında önemli bir fark olsa da, bulunduğu yer ve andan asla memnun olmayan insanın geleceğe yönelimi, ortaçağ insanı ile yeniçağ insanın arasında bir bağ kurar". Bu çağda yaşayan insanların, gerçekten de böyle kararlı bir şekilde geleceğe yönelip yönelmediği, hatta bu yolda gündelik işlerini ve takvim çalışmalarını aksatıp aksatmadığı, üçüncü sorum.

Elias, Dux ve Nipperdey, zaman bilincinin tarihine günümüzden bakıyor, ortaçağ insanının 'Şimdiki Zaman'a ilişkin güçlü bir duygu besleyebileceğine pek inanmıyorlar. Konusuna hâkim bir ortaçağ tarihçisinin dikkatinden kaçmayacak olan bir gerçek, onların bu varsayımını kuşkulu bir duruma sokar. Şu an elinizdeki yapıtın ilk taslağı olma niteliğini taşıyan konuşmama, insanları şu sözlerle davet etmiştim: "2 Mart 1988 Çarşamba günü, 18:00'de [am Mittwoch, dem 2. März 1988 um 18 Uhr s.t.]." Burada kullanılmış olan özel sözel ya da sayısal zaman işaretlerinin tümü ortaçağ kökenlidir; sadece, modası geçmiş gibi duran o tumturaklı sine tempore [s.t.] modern iktisat tarihçisi David Landes tarafından zaman kavrayışı biçiminde yeniden alevlendiren tezini destekliyor. Landes'e göre, erken ortaçağın Benedikten manastırı, ibadet ve çalışma saatlerini belirleyerek, modern Avrupa'nın zaman ölçümü ve zaman disiplini kurmuştur. Ortaçağ, daha ilk dönemlerinden itibaren münafıklar ve miskinler için yapılmış bir cezaevi gibi mi oluşturdu 'Şimdiki Zaman'ı? Bu da dördüncü sorum.

Ortaçağda, zamana ilişkin veriler, yani tarih ve saat, dönemin başından sonuna dek computus ya da compotus olarak adlandırılan bir yöntem ile belirlenmiştir. 1960 yılında hocam Herbert Grundmann, günümüz ortaçağ araştırmacılarının computus ile ilişkilerini şöyle tanımlıyordu: "O zamanlar Quadrivium'daki her din adamının binbir güçlükle öğrenmek zorunda olduğu, ortaçağın bu karmaşık komputistiğini [hesaplama] anlamak ve kontrol etmek, bugün ancak az sayıda uzmanın üstesinden gelebileceği bir iştir 'zorlu bir akıl oyunu olduğu için değil, cep takvimlerimizi çıkarıverdiğimizde, bu hesaplamaların uzun yıllar boyunca geliştirilmiş sonuçlarından yararlanıverdiğimiz için." Rahata düşkünlüğümüz o kadar ileri gidiyor ki, günümüzde tarihçiler ortaçağ hakkında konuşup computus'u unutuyorlar? Banka hesaplarından para çekip bilgisayarlarında metin dizerlerken, hesap [Kanto] ve bilgisayar [Computer] sözcüklerini etimolojik olarak computus'tan geldiğini bilmiyorlar. Dahası, tarih ve dil bilincine sahip bilgisayar uzmanları bile, geleceğin parolası olarak gördükleri computer sözcüğünün geçmişi hakkında bilgi sahibi değiller. Computus ile Computer kavramlarını birbirine neyin bağladığı, yani günümüzün ne kadar ortaçağ içerdiği ise beşinci sorum.

Tüm sorunları tek bir başlık altında toplayacak olursak: Avrupa ortaçağı zamanını nasıl hesaplıyordu, bunun ne kadarını Antik dönemden devraldı, ne kadarını yeniçağa miras bıraktı? Bu sorulara yanıt verebilmek için bilimlerin uzmanlık sınırlarını aşarak, sözcük ve nesne olarak Computus'un tarihini izliyorum.

COMPUTUS
Avrupa Tarihinde Zaman ve Sayı

Arno Borst
Çeviren
Zehra Akarsu Yılmazer
Dost Kitabevi
1. Basım Kasım 1997
Özgün Adı
Computus Zeit und Zahl in der Geschichte Europas

yorum gönder