İÇİNE ETTİĞİMİZİN DÜNYASI // Şefik Okday

İyinur Ergün Sa, 27/03/2012 - 10:30 tarihinde yazdı

Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi, yurdumuzda da, tuvaletlerden (yani helâlardan) ve bunların kapılarının arkasında olan bitenlerden söz edilmesi ayıp sayılmakta, tabulaştırılarak konuşulmasından kaçınılmaktadır. Halbuki bu ara, dünyayı saran "glasnost", yani açıklık rüzgârları nedeniyle bir çok tabu yıkılmakta, yasaklanmış yayınlar çıkmakta, Devletin icraatı Milletin gözünün önüne serilmekte, karakollar şeffaflaşmakta, gizli kapaklı hemen hemen hiç bir şey kalmamaktadır.

Avrupa'da bu açıklık rüzgârı tuvaletle ilgili tabuları da yıklmaya başlamış, bu konuda kullanılan kelimeleri açıkça yazan kitaplar yayınlanmıştır. Bunlardan tarih ve kültür bakımından belki en değerlisi, İsviçre'nin Zürich kenti Sular İdaresinin yazdığı ve İsviçre'nin en büyük günlük gazetesi olan "Neue Zürcher Zeitung"un yayınladığı "Von der Schissgrub zur modernen Stadtentwässerung" (sıçma çukurundan modern şehir atık suyuna), başlıklı kitaptır. Görüldüğü gibi Avrupa'nın en ilgili ülkelerinden biri olan İsviçre'nin büyük bir kurumu "Sıçma" kelimesini kullanmaktan öte, bunu kitabına başlık bile yapmıştır.

İnsanlar genellikle böyle kelimeleri kullanmayı ayıp saymakta, tuvalet kelimesini bile kullanmaktan kaçınmaktadır. Hele kulağı hiç tırmalamayan "bok" sözcüğü yerine, çok daha kaba olan "dışkı" kelimesini kullanmaktadır. Acaba neden? Bari "dışkı" demekle bunun rengini veya kokusunu değiştirebilmiş olsak! Halbuki günlük konuşmalarda, bazı deyimler kullanırken, hiç çekinmeden "bok" kelimesini sık sık ağzımıza alırız.

İnsanların, tabiata aykırı bu tutumunu inceleyen Freud ve diğer psikanalizcilerin çok ilginç yorumlarına kitabımızda yer verilmiş olduğu gibi, bu tabuları yıkmaya çalışan yeni nesillerin çalışmaları da dile getirilmiştir.

Medeniyet tarihi yazılırken, kalıntılarda bulunan tuvaletlerin kalitesi, o devrin medeniyetinin seviyesinin tesbitinde önemli rol oynamıştır. Biz Türklerin "Tuvalet kültüründe" Avrupa'ya öncülük yapmış olduğumuz, Avrupa literatüründe belirtilmiş olmasına rağmen, Osmanlı Devletinin çöküşü yıllarında, bu alanda Avrupa'nın ço gerisinde kalmışız. Ne var ki turizmin gelişmesiyle birlikte, yeni yeni hamleler sonucu memleketimizde halı döşeli, lüks bir salon niteliğindeki tuvaletler bile yapılmaya başlanmıştır. Buna rağmen yurdumuzda Batı-Doğu tuvalet sentezi henüz çözümlenmemiş, alaturka helâ taşına oturan ecnebilere rastlandığı gibi, alafranga helâ taşının (klozetin) üzerin çıkarak çömelen vatandaşlarımızın bulunduğu da bilinen bir gerçektir.

Günlük basında, tuvaletler hakkında Cıhat Baban, Alev Coşkun, Adnan Kahveci, Vehbi Dinçerler gibi T.C. Bakanlarının, valilerinin ve pek çok büyük kurumun genel müdürlerinin beyanatlarına, Falih Rıfkı Atay, Oktay Ekşi, Hasan Pulur, Altan Öymen, Yalçın Pekşen, Leyla İsmier gibi değerli yazarların yazıların rastlanmakla beraber, bu konuda yazılmış ciddi bir kitap yoktur. Bu nedenle Milattan 4500 yıl öncesine ait kalıntılardaki tuvaletlerden başlayarak 2000'li yılların elektronik tuvaletine kadar, tuvalet konularını ele alarak bu kitabı hazırladım. İdrarı vergilendiren bir imparator, tuvalette sohbet eden Romalılar, tek tuvaleti bulunmayan meşhur Avrupa sarayları, tuvaletsiz kentler, nüfus patlaması nedeniyle atık su kanalizasyonunun yetersiz kaldığı başkentler, pencelerden sokağa dökülen oturaklar ve pek çok başka gariplikler, kitabımızda sıra ile anlatılmıştır.

Bundan yüzelli yıl evvelki Birleşik Amerika ve Avrupa'nın nasıl pisliğe batmış olduğunu, Long İsland'da denize girenlerin yanına New York Belediyesi çöpleri nasıl boşalttığını görerek, çevre sorununu çözebilmek için Avrupa'da kralların ve dukaların, pisliklerin sokağa dökülmesi, akarsu ve göllerin temiz tutulması hususundaki bildirilerini okuyarak, uyanmış bulunan kendi "çevre bilincimizin", yakın bir gelecekte, yurdumuzu pislikten kurtaracağı inancını, bu kitabı okuyanlar kazanmış olacaklardır.

Bundan başka, tuvaletlerdeki temizlenme ve gittikçe artan, su sorunlarına geniş yer ayırarak, tuvaletlerin tesisatı hakkında da bilgi vererek, mizahı da ön planda tutarak, bir çok tuvalet karikatürü ve fıkraları da kitabıma aldım ve zevkle okunabilecek bir eser vucüda getirmeye çalıştım.

Kitabımın resimlerinin bir kısmını büyük bir titizlikle çizen resim öğretmeni, Ressam Edibe Arıcan'a, resimleri hazırlayan Erol Moran'a, dizgiyi yapan Leyla Kayıkçı'ya, bana bilgi ve broşür gönderenlere ve kitabımı baskıdan önce lütfen okuyarak, virgülüne kadar düzeltme nezaketini gösteren Nezihe Araz hanımefendiye candan teşekkürlerimi sunarım.

Şefik Okday
Kasım 1993


+++ Şefik Okday anasayfa

kategori: