JURNAL I / tanımıyoruz hint'i // Cemil Meriç

İyinur Ergün Paz, 03/06/2012 - 10:04 tarihinde yazdı

Tanımıyoruz Hint'i. O ülkeye en büyük hükümdarını armağan eden Türk, Hint'i tanımıyor. Tanımıyoruz Hint'i. Ekber'e rağmen tanımıyoruz. Sebüt Tekin'in oğlu Hezarbütgede'yi mescit eylerken Elbiruni fikir hazinelerini taşımış Doğu'ya, Yunan felsefesiyle Himalaya bilgelerinin felsefesini karşılaştırmış, İslâm tasavvufuyla Hint tasavvufunu kaynaştırmış. Elbiruni'ye rağmen tanımıyoruz Hint'i. Tarihin bütün kör düğümlerini kılıcıyla çözen ve kaderin karanlıklarını kılıcın pırıltısı ile aydınlatan Osmanoğulları tefekkürde monogamdırlar, Kuran'la Hadis yetiyordu onlara..Ne Dârâ Şükûh'un adını duydular, ne Upanişatların varlığından haberdar oldular. Tanımıyoruz Hint'i. Tasavvuf'un ana kaynağı olan Hint'i tanımıyoruz. Osmanlılar İran tasavvufunu vülgarize etmekle yetindiler. Bhagavad-Gita'nin tercüme edilmediği tek dil Türkçedir. Abdülhak Hâmit Bombay'dan bir iki kartpostal getirdi.

"Ne hoş bir köylü kız gördüm geçende
Tek-ü tenha oturmuş bir çemende
Yeşil giymiş eminim ben gelenden
Ya cennetten gelir yahut çemenden"

Şâir-i âzâm Bombay'a giderken başlıca merakı hindistan cevizi ağaçları görmekti. "Belde-i tüyur" da bol bol giderdi bu merakı. Ülkeler de kitaplara benzer. Kitaplara ve insanlara. Onlarda aradığımızı buluruz. Hâmit'in mektuplarında Hint'ten tek pırıltı yok. Sanki Hint yalnız ormanları ve maymunlarıyla mevcut. Süleyman Nazif için meskenetin vatanı Hint. Bizi inkıraza sürükleyen içtimai vebanın kaynağı Ganj kıyıları. Kâmus-u Âlâm'da yalnız coğrafyası var Hint'in. Tecessüsünün hudutları oldukça geniş olan Rıza Tevfik de hiçbir zaman Himalaya zirvelerine yükselemedi. Tasavvufla yakından ilgilenmesine rağmen Hint hakkındaki bilgisi diğer çağdaşlarınınkinden farksızdır. Koca Kamus-u Felsefe'de Hint'le ilgili tek sayfa yok.

Tanımıyoruz Hint'i. Hikmet Bayur'un üç ciltlik Hint Tarihi'ne rağmen tanımıyoruz. Hatta o üç ciltlik tarih müstensihi Bayur da Hint'i tanımıyor. Tanımıyoruz Hint'i. Ankara Üniversitesi'nde Hindoloji diye bir şube bulunmasına rağmen tanımıyoruz. Almanya'nın seçkin endiyanistlerinden Walter Rüben'in Eski Hint Tarihi'ne, Budizm Tarihi'ne rağmen tanımıyoruz. Tanımıyoruz Hint'i. Kanuni devrinde yazılan ve Osmanlıcadan Avrupa dillerine en fazla çevrilen Humayunnâme'ye rağmen tanımıyoruz. "Binbir Gece"ye "Binbir Gün"e Tutinâme'ye, halk arasında dolaşan yüzlerce masala rağmen tanımıyoruz. Ömer Rıza'nın çocuklar için yazılan Ramayana tercümesine, Kelile ve Dimne'sine rağmen tanımıyoruz. Ömer Rıza da tanımıyor Hint'i.

Neden tanımıyoruz? Osmanlılar imanlarını setleştirmişler. Taassubun gümrük duvarlarını aşamamış Hint düşüncesi. İran'dan sadece şekli, mazmunları, aksesuvarı almış. Divan şiirinde İranî olan: kostüm sadece. Tasavvuf divan sayfalarını süsleyen bir minyatür. Osmanlılar ne Fevzi-i Hindî'yi, ne Hayyam'ı, ne Ürfî'yi anlamış. Muaarralı Ebul Âlâ adını duyabilmek için Abdullah Cevdet'i beklemiş.

Halbuki... halbuki Avrupa on sekizinci yüzyıldan beri kanmayan bir susuzlukla Hint'in fikir ve şiir kaynaklarından ilham içmektedir. Halbuki Hint'in fethi Avrupa irfanının kaderini değiştirmiş, o ülkede yeni bir Rönesansın yaratıcısı olmuştur. Yeni bir Rönesansın. Biz birinci Rönesansı yüzyıllarca sonra farkedebildik. On dokuzuncu yüzyılın başlarındaki ikinci Rönesanstan bakalım ne zaman haberdar olacağız? Halbuki çağdaş Avrupa'yı ancak Asya medeniyetlerinin ışığında bütün heybet ve zaaflarıyla görebileceğiz. Anaquetilh Elbirunî'den sekir asır sonra Ganj kıyılarına dolaştı. Biz Elbirunî'yi açmamak üzere kütüphanemizin raflarına yerleştirdik. Anquetil Avrupa'ya bir kıt'a hediye etti. Batı'yı Batı yapan o büyük tecessüs, o büyük kadirşinaslık. Hâlâ ümanizma deyince Latince, Yunanca öğreniminden bahseden, miyop aydınlarımız bir parça gözlerini açsınlar( René Grousset'nin Ümanizm ve Medeniyet hakkındaki konferansları).

Hint'i tanımak zorundayız, çünkü İslâmî tefekkürün sertac-ı iptihacı tasavvuf o ülkeden fışkırdı. Cetlerimiz İslâm'ı kabul etmeden önce Budisttiler. Hint'i tanımak zorundayız. Asya düşüncesinin dayandığı temel Hint düşüncesidir. Hint'i tanımak zorundayız. İnsanlığın irfan ve idrakine istikamet veren iki yaratıcı millet vardır. Hint ve Yunan.. Biz bu iki ülkenin merkezindeyiz. Akdeniz Doğu ile Batı'nın zifaf yatağı. İnsanlık korkunç bir buhran'ın pençesindedir. Kosmosla antropos arasındaki binlerce yıllık âhenk sona erdi. Avrupa maddeyi fethederken kendini unuttu. İnsana kendini bulduracak büyük terkibe ancak Hint sayesinde varabiliriz.

27 Mart 1963

JURNAL I
Cemil Meriç
İletişim Yayınları
10. baskı, 2001 .Sf. 147 vd.

+++ Cemil Meriç anasayfa