JURNAL II / (22 Aralık 1966) // Cemil Meriç

İyinur Ergün Ça, 02/11/2011 - 09:06 tarihinde yazdı

SENİN YANINDA OLMAK

Kağıt deniz gibi kaypak ve hain, insanlar kadar. Yazarken satırların birbirine sarıldığını hissediyorum. Zaten eriyorum kelimelerde; ilk defa seni seviyorum diye haykırmak ve yazamamak. Kim olursa olsun bir başkasına ihtiyaç duymak. Okuyorum, diyorsun, seziyorsun, hissediyorsun belki. Biz bütün bir kainatın önünde çırılçıplak birbirimiziniz, canım benim.

Kitapların yazmadığı bir aşk bu, şarkıların söylemediği bir aşk. Çok daha genç olmak isterdim... Niçin? Genç değil miyim? Romeo benim kadar çılgın mıydı? Çok daha güzel olmak isterdim... Hayır, hiçbirini istemem bunların, yalnız senin yanında olmak isterim, sesimi duyuyorsun değil mi canım benim, bütün sıcaklığıyla duyuyor musun? Bütün ürpertisi, bütün büyüsü, bütün vecdiyle? Yanında olmak, ellerini, saçlarını okşamak, sana şarkı söylemek isterdim, dünyanın en güzel şarkılarını.

Dün akşam sesin çok uzaktan geliyordu ve bütün değildi. Bir rüyanın, yani hayatın içinden geliyordu ve kırıkdı, sonra kesildi, kayboldun. Bu kadar sevmekten korkuyorum, insanın sınırlarını aşan bir şey bu. Bu kadar sevilmekten korkuyorum, layık mıyım, diyorum, aldatıyor muyum, diyorum, ben’de bir hayali mi seviyor, diyorum. Dün sesin uzaklardan geliyordu. Neden? Sen bir heceye bütün musikileri sığdıran kadınsın. Benimle beraberken kabuğuna çekilme, sesinde alevleş, sesinde yan.

Seni az sevmekten korkuyorum. Kortan’da kıvrandım bir gece, sen uyuyordun. Ya bir gün sevmezsem, dedim, ya artık sevmiyorsam? Kalbimin ağrıdığı gece. Niçin seviyordum seni? Neyini seviyordum? O gece bir kere daha anladım: sensiz yaşayamayacağım ve bütün bulutlar dağıldı. Alev gibi gelişen, büyüyen bir aşk bu. Seni, sen olduğun için seviyorum, acı çektiğin için seviyorum, hor görüldüğün için seviyorum, büyük olduğun için seviyorum, küçük olduğun için seviyorum, yalnızlığın için seviyorum.

Sana yetmemekten korkuyorum, sana çok gelmekten korkuyorum. Seni tanımadıkları için insanlardan iğreniyorum, seni tanımadıkları için takdis ediyorum onları.

Oyuncaklar almak istiyorum sana, oynamanı, koşmanı, gülmeni istiyorum.Yaşamadığın bütün yılları beraber yaşamak istiyorum. Önce baban olmak istiyorum, beşiğine ümitle eğilmek ve dudaklarının bir tomurcuk gibi açılmasını seyretmek... Kucağıma almak istiyorum seni, sonra ilk sözlerini ruhuma sindirmek istiyorum, sonra kelimeleri öğretmek, okumayı öğretmek, kafanı ışıkla, kalbini sevgiyle doldurmak. Her akşam yorganını ellerimle örtmek, saçlarını okşamak.

Sen, yıldızlarla dosttun, kumsalda böceklerin vardı. İnsanlar birer yabancıydı senin için, benim için düşman. İkimiz de gurbetteydik. Karşılaşsak tanıyamazdık birbirimizi, bana gülümsemezdin, ben çekinirdim yanına yaklaşmaya, hisarım, gururdu. Çocuk olmadım hayatımda, ihtiyar doğdum, onun için oyun arkadaşlığı edemezdim sana, ama hikayeler anlatırdım, ekmeğimi bölüşürdüm. Kumsalda oynayan çocuk, benim çocuğum, kumsalda oynayan çocuk. Başını dizlerime daya, saatlerce saçlarını okşamak istiyorum. Çektiğin bütün acılardan kendimi sorumlu tutuyorum, Tanrı gibi ve Tanrı adına utanıyorum. Sevgili yavrum, seni bütün sevmeyenler için de seveceğim, annen olacağım, sahici annen, kardeşin olacağım. Ağlıyor musun canım benim, o göz yaşlarının hepsi benim. Uzat yanaklarını...

JURNAL II
Cemil Meriç
İletişim Yayınları
8. baskı, 2002 .Sf. 143 vd.

+++ Cemil Meriç anasayfa