JURNAL II / Saat 10.30 (19 Ekim 1966) // Cemil Meriç

İyinur Ergün Per, 19/07/2012 - 09:29 tarihinde yazdı

İnsanları ikiye ayırıyorum. Seni tanıyanlar, seni tanımayanlar. Seni tanıyanları ikiye ayırıyorum. Anlayanlar, anlamayanlar. Seni tanımayanlara yabancıyım. Seni anlamayanlara düşman. Garip rüzgarlar esiyor başımda. Kavak yerleri desem değil, kasırga gibi, hortum gibi bir şey. Kendimi de, etrafımı da yok etmek istiyorum. Birden ufkum kararıyor. Daha doğrusu kızıllaşıyor. Cihan ölçüsünde bir hercümerç, bir kıyamet.. İnsanlığı ve beni bu çıkmazdan, bu abes çıkmazdan kurtaracak bir hailevî bir kataklizm. Sonra seni hatırlıyorum. Birden zindanım aydınlanıyor. Kuşlar cıvıldıyor içimde. Yaşamak istiyorum. Dün sesini duymadım. Mektubun da yoktu. Iki saat bekledim telefonda. Yine M... beyle karşılaşmamak için konuşmayı iptal ettim. Öğleden sonra seninkilerle İngilizce yaptık. Ayşe’nin sesi zaman zaman bana yalnızlığımı unutturdu. Arada berabermişiz gibi geliyordu bana. Sonra akşam, bütün hüznü, bütün öksüzlüğü, bütün şifasızlığıyla akşam. Ve uykunun kucağına sığınış. Kötü bir gece geçirdim. Pazartesi sabahı rahatsızdım.

Deniz, dalgalar, rüzgar, yağmur. Üşütmüşüm. Ama hasta olmağa hakkım yok, dedim. Fırladım yataktan. Ve tekrar deniz. Bilirsin ki ben hastalığa inanmam. Hastalık, uzviyetin bir isyanıdır, hayata isyanı. Reelle ideal arasındaki uçurum büyüyünce ya biyoloji şuura söz geçirir, yani uzviyet karanlık ve behimî yaşayışına devam eder, şuur lambalarını söndürür, delirir insan. Yahut şuur bütün lambalarını yakar, uzviyet isyan eder, bir nevi greve, harakiriye geçer. Hastalık gerilen tellerin kopuşu, hastalık limana sığınış, hastalık… Bize ne hastalıktan. Pazartesi sabahı her zamanki gibi yataktan fırladım. Ve doktorun tavsiyesine rağmen yine dalgalarla cenkleştim. Akşam sesiniz bulutları büsbütün dağıttı, minnacık parazitlere rağmen. İki gün mektup yazmadım size. Ama bu ihaneti çok pahalıya ödedim. Mektup yazmadım. Çünkü mektuplarımı kıskanıyorum. Kelimeler gönlümü dile getiremiyor. Küçümsüyorum kelimeleri, onlar senin dudaklarında, senin kaleminde güzel. Yalnız senin kullandığın kelimeleri seviyorum, yalnız senin kullandığın kelimeleri okşamak istiyorum, bitmeyen bir şarkı gibi, tekrarlamak istiyorum. Büyücüm benim.

On gün sonrayı düşündükçe kalbim göğsümden fırlayacak gibi oluyor. Ve sonra diyorum, sonra.. Cennetim, cehennemim benim, ne zaman büsbütün, ne zaman yalnız, ne zaman ebediyen benim olacaksın? Garip bir korku içindeyim. İnanıyorum ki yapacağımız herhangi bir falso, mikroskopik bir ihanet bu muhteşem rüyayı sona erdirecek. Hiçbir kadını düşünmüyorum. Hiçbir kadın sesi, içimi gıcıklamıyor. Yalnız seni yaşıyorum, yalnız seni istiyorum. Bütün zerrelerimle sadık kalmak istiyorum sana, sana yani aşka. Biliyorum ki, küçük bir aldatış senfoniyi kakafoniye çevirir. Dindarane bir riyazet içinde melikemi bekliyorum.

JURNAL II
Cemil Meriç
İletişim Yayınları
8. baskı, 2002

+++ Cemil Meriç anasayfa