LAZARILLO Hayatı Öğreniyor / İspanyol Halk Klasiği // Çeviren, Özlem Kumrular

Bünyamin Ergün gönderdi (Per, 02/02/2012 - 09:11)

Pikaresk roman, adını baş kahramanı "picare"dan alan, Ortaçağ romanslarının geride kaldığı 16. yüzyıl İspanya'sında ortaya çakın bir roman türüdür. XI. Yüzyılda saraylı bir Japon kadını olan Murasaki Shikibu tarafından yazılan "Prens Genji" bir kenara alındığında, pikaresk romanın, "dünyanın ilk romanı" olduğunu ileri sürülebilir. Çünkü bu türün ilk örneği olan "Lazarillo de Tormes", çoğu zaman bu ithama layık görülen "Don Quijote"den tam 50 yıl önce, 1554'te yayınlanmıştır. Fakat engizisyonun, kitabın içinde bulunan saldırgan kilise aleyhtarı yorumları keşfetmesi üzerine uzun zaman almamış ve 1559'da kitap yasaklanmıştır. Sonuç olarak pikaresk roman modern romanın babası ve Avrupa'daki ilk temsilcisidir.

1492'de Yeni Dünya'nın keşfiyle İspanya'ya akan zenginlik, kırsal kesim ahalisini büyük şehirlere göç etmeye teşvik etmiş, böylece şövalye ruhunu öldürerek başrole "pucaro'ları, yani hırsızlar, haydutlar, fahişeler, aylaklar, desperadolar, şendullar, yankesiciler, deliler ve boşgezen maceraperestleri getirmiştir. Tüm bu kasvetli manzaraya ve çirkinliklerin türlü kombinasyonlarına rağmen, picaronun çekilir bir yanı vardır.

Şehre göçünü, başına gelen binbir felaketi ve yaptığı sayısız numaraları birinci elden anlatır ve hayat hikayesini doğumundan başlayarak gençliğinin son demlerine kadar getirir. Bütün bunları yaparken eksiksiz bir "alt tabaka" portresi çizer. Yeryüzünde hiçbir roman sosyal tablo çiziminde pikaresk kadar başarılı ve renkli değildir. Hammaddesi sosyal sınıfın en alt tabakası, bu işi yaparken kullandığı alet de "ironi"dir. Fakat hiçbir okuyucu, başkahraman pikarodan yana olmamak şansına sahip değildir. Çünkü pikaro zamanın sosyo-ekonomik ve politik sorunlarını, müthiş bir sadelik ve incelikle alaya alırken, kendini haklı çıkarmaktan da geri kalmaz.

Hiç şüphesiz pikaroların cenneti, Yeni Dünya'dan tüm zenginliğin aktığı nehir şehri Sevilla'dır. XVI. ve XVII. yüzyıl Sevillası, tüm zamanların İstanbul'una denk düşer. Bu nedenle neredeyse bütün pikaroların yolu mutlaka bir kez Sevilla'ya düşer. Yalnız, pikaronun hayatı yollarda geçtiği için, onun tek bir şehirde uzun süre kalması beklenmez. Kahramanımızın türlü oyunlar yaparak hayatını kazanırken, Kastilya'yı boydan boya geçtiğini görmek hiç de şaşırtıcı değildir.

Pikaresk roman tam anlamıyla bir otobiyografidir ve her zaman için hikayeyi anlatan pikaronun kendisidir. Alt tabakadan gelmesine rağmen hiçbir zaman anlatımında o tabakanın dilini kullanmaz. Anlattığı olaylar ne kadar çirkin şeyler olsa da nazik dilinden asla ödün vermez.

Roman, pikaronun hayatının sadece bir bölümünü içerir. Pikaro hayatını anlatmaya doğduğu günden başlar ve çoğu zaman yirmili yaşlarında anlatı sona erer, çünkü kendisi de bundan sonra ne olacağını bilememektedir. Pikaresk romanın bu özelliği Don Quijote'un, kitap yazdığını söyleyen tipik bir pikaro'ya, Gines de Pasamonte'ye sorduğu sorulara aldığı cevapta yatmaktadır.

"Kitabın adı ne?", diye sordu Don Quijote.

"Gines de Pasamonte'nin hayatı."

"Bitti mi peki."

"Nasıl bitebilir" dedi, Gines de Pasamonte "benim hayatım bitmeden. Şimdiye kadar yaşadığım kısım doğumumdan kürek mahkumluğuma kadar olanları içeriyor."

Picaro neredeyse her zaman kötü bir ailenin çocuğudur, kendisiyle hiç ilgilenilmeyen ailesini kısa zamanda terk eder, kendi başının çaresine bakmak için yollara düşer, kendine ‘efendi'ler bulur, onlara hizmet eder, tabi bu arada da başına gelmedik kalmaz. Bahtsızın tekidir. Nerede bela varsa gelip onu bulur.

Edebiyat uzmanları tarafından kendisine 200 yıllık bir ömür biçilse de (1550-1750) ve tür sadece İspanya sınırları içine mahkum edilse de, pikaresk roman günümüze kadar ufak tefek değişikliklerle pek çok ülkede yazılagelmiştir. Bütün özellikleriyle pikaresk olan romanların sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. ‘Lazarillo de Tormes', ‘El Buscon' (Dolandırıcı) ve ‘Alfarache de Guzman' bu türün tek gerçek örnekleridir. Hepsi de XVI. yüzyıl İspanya'sının renkli portrelerini çizerler. Ayrıca Cervantes'in ‘Örnek Alınacak Hikayeleri'nden Rinconete ve Cortadillo'da pikareskten başka bir şey değildir. Hiçbir genre'ı bir ülkeye ve bir devreye bağımlı tutmayacağımız varsayıldığında İspanya dışında da pek çok pikaresk roman görebiliriz. İngiltere'den ‘Tom Jones', ‘Bahtsız Yolcu', ‘Roderic Random', ‘Yosma'; Almanya'dan ‘Simplicissimus'; Fransa'dan ‘Gil Blas' ve Amerika'dan da ‘Huckleberry Finn'in Maceraları' verilecek en göze çarpan örneklerdir.

Elinizde bulunan kitap, ilk pikaresk roman olarak bilinen ‘Lazarillo de Tormes' (Tormesli Lazarillo), kendine yakıştırılan sahte yazarlar -Diego Hurtado de Mendoza gibi- ekarte edildiğinden bir anonim çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır.

LAZARILLO Hayatı Öğreniyor
İspanyol Halk Klasiği
Çeviren, Özlem Kumrular
Gendaş Yayınları
1. Basım Şubat 1998

yorum gönder