ANLAMLANDIRMA UĞRAŞI
- Öznur Babur yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 596 kez okundu
- rastgele...
Zaman kavramını çok seviyorum, düşündükçe içinde eriyecek, yok olacak,felsefesiyle zihnimi yoracak kadar. Her şeyi zamana hapsediyorum, her şey zamanın esiri. Alemde ne varsa hepsi zamanın çemberinde
devr-i daim halinde. Hep bir dönüş varsa niçin başımız dönmüyor, yerçekimi ayaklarımızı bağladığından olsa gerek.
Hep bitirdiğimiz noktadan başlayıp, başladığımız noktada bitiriyorsak , bu dairesel hareketin ister istemez bir parçasıysak , son durak nerede, nerede biter bu yollar, bu zaman dilimleri? Bittiği an nefes de durur mu, akan kan damarda kurur mu, yorulur mu ruhlar ölüme yatar mı? Tam zaman kilitleyince kapılarını, bitince dünyayla bağı, zamansızlık başlar mı? Kimin havsalası kaldırabilir bu ağır yükü? Düşünüp de beyin hücresi ölmeyen canlı var mıdır? Zamansız, sonsuz bir hayatın içinde olma düşüncesi kimlerin uykularını kaçırır, kimleri yatağından kaldırır? Cinnetin eşiğine getirir mi kimseyi?
Zamanın kıvrımları, yolları ve dönemeçleri... Kimi maziyle dertli, kimi gelecekle hesaplı arada anı yaşayan... Zaman bir mengene gibi açılıp daraldığında ve birden kapandığında yüzümüze, yüzümüzle mi yüzsüzlüğümüzle mi varacağız zamansızlığın eteğine?
Ben var olan zamanların hesabını tutarken , var olmayan Kaf Dağı'nın, Zümrüdü Anka 'nın , o evvel zamanların içinde kaybolmak isterdim, hesapsız ve korkusuzca. Yok olmak, var olmaktan kolay olsa gerek. Hiçliğin içinde bir hiç gibi kaybolmak ama eğer varsak -ki düşünüyorum öyleyse varım- varlığın divanına gitmeli, yerlere kapanmalı, azığım, suyum ve heybemde ne varsa umudun kapısında beklemeliyim.
Dünüm, bugünüm, geleceğim...Hepsi virane diyarımı süslesin, ben geniş zamanla divane diyarıma yalın ayak gelme gönüllüsüyüm ama ne zaman?...




Tarih tekerrürden ibaretse,
Tarih tekerrürden ibaretse, zaman da tekerrürden ibaret demektir. Oyuncular değişiyor lakin roller ve yaşanılanlar, bir eksik-bir fazla aynı.
Birbiri içerisinde anlam kazanmaya çalışan kavramlar mıdır, yoksa anlamlaştırmaya çalışarak mı anlamlaştırırız kavramları bilemiyorum. Bana göre en anlamlısı yaratılan her şey ezelden anlamlıdır ve insan "düşünerek" bu anlamların "var olduğunu(n)" farkındalığına varıyordur.
Yok olmanın daha kolay olacağını işaret buyurmuşunuz. Ben bunun böyle olmadığını düşünüyorum. Yok olmak getirmeyeceği sorumluluk bağlamında kolay gibi gözükse de, yok olmayı anlamlandırma noktasında daha fazla zorlandığımı, hatta sonuca ulaşamadığımı söylemeliyim. Var olmak, yok olmaktan daha kolay ve istenilesi bir durumdur. Ki aynı paragrafta, sizin de içinizi ümide açarak böyle olduğunu gösterdiğinizi düşünüyorum.
Zamanın karşı konulmaz mukavemeti beni de korkunun ürpertili hayretinin önüne katar. Düşünme gücümün sınırlarını zorlar. Bu o hal o kadar kısa sürer ki, sadece bir cümlelik "zaman" dilimidir.
"Zamanın da Rabbi Allah..."
Sonrası yine hikmete açılan, sonsuz gizemli bir perdedir.
Paylaşımınız için teşekkürler.
Muhabbetle.
Mutmain Muhalif...
evvel ahir zaman
evvel ahir zaman yolcusu...
Teşekkür ederim güzel yorumunuz için...
Muvakkitler Muvahhid olana dek Saatleri Ayarlama Enstitüsü...
M. Münzevi kardeşimin yorumuna atfen; İnsanlar ibret alsalardı tarih tekerrür mü ederdi diyor Mehmet Akif...
Asra, zamana yemin eden Allah dikkat, tefekkür mesayimizi doğrultmamız için zamana, zamanın sarmallığı kadar içini doldurmanın hakkını vermemize işret ediyor sanırım... Birey olarak insanın zamanla başladığı noktaya gelmesini, hayatın "sağlama"sı açısından önemsiyorum... Her gün dakika dakina değişen namaz vakitlerine bakınca çok kıymetli olduğu daha da anlaşılıyor sanırım.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumadıysanız bir kardeşiniz olarak tavsiye ederim... "Onda saat sevgisi bir nevi ahlaktır.","İnsan zamanı, saati bırakmamalı, nasıl ki Allah insanı bıraktığında insan mahvoluyorsa... İnsan da saati kendisine benzeterek icat etmiştir."
Zamanın mekana adil yayıldığına iman etmiş biri olarak, bizi yoktan var ettiği halde yok etmek yerine ahireti lufeden Latif Allah'a zamanı çok katmanlı yarattığı için de hamd ile,
"Muvakkitler Muvahhid olana dek Saatleri Ayarlama Enstitüsü der selam eder, paylaşım için teşekkür ederim...
Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri...
Sesini yükseltme sözünü yükselt...
Abdülhamit Han'dan...
Meryem Rabia Taşbilek hanım yaptığınız yoruma katılırken,Abdülhamit Han'da" Tekerrür eden tarih değil;hatalardır." demiştir.Zannediyorum sizinde anlatmak istedğinize paralel bir söz olmuş.
Tekerrüren...
Sayın Meryem Rabia Taşbilek’in yorumunu ama özellikle atıfla aktarmış bulunduğu Mehmet Akif’in sözünü okuyunca aklıma ilk gelenler şu minvalde oldu.
Tekerrür kelimesi malum tekrarlanma (aralıklarla tekrarlanan) anlamındadır. Kullanıldığı yerlere bakarsak, bir olumsuzluk yüklenildiğini müşahede etmiş oluz. Tekerrür kelimesinin olumlu bir anlatımla kullanıldığını şimdiye kadar görmedim. Bunun tarih boyunca böyle algılanıp kullanılmasını tekerrür kelimesinin tuhaf bir ironisi olarak görüyorum. Bunun da ötesinde “tekerrür” kelimesinin bizatihi kendisine haksızlık olduğu da aşikar. Buradan varmak istediğim sonuç Mehmet Akif’in sözünün yanlışlığı değil ama eksikliğinin olduğudur. Şu tespiti de yapmak lazım gelir. Kullanıldığı yer ve anlatım hasebiyle bu anlamda kullanılması uygun olabilir. Bunu katiyen göz ardı etmiyorum. Lakin az yukarda da belirttiğim gibi bir olumsuzluk yüklenilerek kullanılmış. Mesela bu cümleye şöyle de bakabilir miyiz? “İnsanlar ibret alsaydı tarih tekerrür ederdi!” Kim istemez yeniden bir Saadet Asrı’nı, Kudüs’ün İslam’a kucak açışını, gönüllerin Kur’an ile, İstanbul’un İslam ile fethini vs… Bunlar uç örnekler sayılabilir. Yaşanılan güncel hayatta da bu minvalde örnekler verilebilir. Sevdiğinizle ilk karşılaştığınızda verdiği-aldığınız anlatılmaz etki silsilesinin kez kez tekerrür etmesini kim istemez? Sayın Meryem Rabia Taşbilek, bu bakış açısından bakmama vesile olduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
Daha sonraki yorumu okuyunca havsalamın düşünce yüzü değişti. Sayın Matematician’ın serdettiği cümlenin aynı anlamı, yani tekerrür kelimesinin sadece olumsuzluk anlamı taşıdığı durumunu çok keskince ortaya koyuyor olmasını tuhaf karşıladım.
Tarihte sadece “hatalar” olmuyor, güzellikler de var. Yalnız bunları görünce benciliğimiz tutuyor da tekerrüre değil kendimize yontuyoruz, o başka.
Diğer bir konu tarih sadece zamanın ezel kısmını alıyor, oysa Sayın Öznur Babur, ezel ve ebedi içine alan bir kavramdan söz ediyor. Zamanı bu pencereden anlamlandırmamız gerektiğinden bahsediyor. Tekerrüren…
Muhabbetle.
Mutmain Muhalif...
Tüm yorum sahiplerine
Tüm yorum sahiplerine teşekkür ediyorum ama şunu da söylemek istiyorum, bahsettiğim konu "tarih" yahut "tekerrür etmek" değildi. Ben başlıkta yazılan gibi bir "anlamlandırma uğraşı" verdim "zaman" hususunda.
Bu arada Saatleri Ayarlama Enstitüsü uzun zamandır okunacaklar listemde. Yakın zamanda okumayı düşünüyorum. Tavsiye için teşekkürler...
evvel ahir zaman yolcusu...