AYDINLANMA
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- 191 kez okundu
- rastgele...
Aydınlanma çağı, 18. yüzyıl Avrupa'sına damgasını vuran;toplumsal, bilimsel, felsefi vb. alanlardaki köklü değişimleri ve gelişmeleri sağlayan bu çağa "Akıl Çağı" demek yerinde olacaktır. Çünkü Aydınlanma çağı, feodal bağların ve kurumların topa tutulduğu, feodalizmin içinde ortaya çıkan ve olgunlaşan burjuvazinin amaçlarının gözetildiği büyük değişimlerin görüldüğü bir çağ. Bugünü anlamak istiyorsak geçmişi gözardı ederek yapamayız bunu ve günümüz dünyasını, hızla "globalleşen" dünyamızı -ya da Samir Amin'in deyişi ile "Kaos İmparatorluğu"nu- anlamak istiyorsak ve evrenin ve insanın yitişi karşısında daha fazla sessiz kalınamayacağı kanaatini taşıyorsak anlayamadan, bilmeden değistiremeyeceğimizi biliyorsak, anlama ve anlamlandırma çabasından kaçmamalıyız. İşte bu nedenlerden ötürü günümüz burjuva toplumlarını ve ideolojisini tanımlayabilmek için, burjuva siyaset kuramının oluşturulduğu döneme, felsefi söylemin çoklukla burjuvaziye hizmet ettiği ya da burjuvazinin bu söylemi kendi çıkarları için kullandığı, Aydınlanma Çağı'na bakmak gerekir.
"Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergen olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır. Sapere aude!* Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır."** diyor Kant. Aydınlanma ile gerçekten de insan aklı üzerindeki dinsel, siyasal, geleneksel kurumların ve otoritelerin ipoteği kaldırılmaya çalışılmış, insan aklının başka insanlar, güçler ya da kurumlar tarafından yönlendirilmesi ve idare edilmesi kıyasıya eleştirilmiş, aklın özgürleşmesi için metafizikle, skolastik felsefe ile ve -mevcut üretim ilişkileri kendi gelişimine ayakbağı olmaya başlayan, güçlenmekte ve iktidar talebini haykırmakta, sesini yükseltmekte olan, burjuvazinin istemine paralel olarak-monarşik yönetim biçimi ve üzerinde yükseldiği feodal üretim ilişkileriyle mücadele edilmiştir. İnsan aklının bilgi ölçüsü olarak alındığı, insan ve kültür sorunlarının gündeme getirildiği, bilginin topluma yayılmasının amaçlandığı, geleneklerin ve inançların bir "akla uygunluk" ilkesi ile değerlendirildiği, Engels'in "Din, doğa anlayışı, toplum, devlet örgütü, herşey en acımasız bir eleştirinin konusu oldu; herşey, aklın mahkemesi önünde kendini savunmak zorunda kaldı ya da mahkum oldu" dediği bu çağla birlikte insanlığın gelişimi önündeki bir çok engel kaldırılmış oluyordu.
Aydınlanma düşünürlerinin, insan aklını esaretten kurtarma çabaları gerçekten takdire değerdir. Ve Aydınlanma hareketi, çağının koşullarında ilerici, devrimci olarak adlandırılabilecek bir sınıfa burjuvaziye omuz vermiştir. "Aydınlanma düşünürlerinin ekonomi alanındaki görüşleri akılcı bir biçimde örgütlenmiş burjuva işletme modeline dayanıyordu. Adam Smith'in The Wealth of Nations (Ulusların Zenginliği) adlı yapıtında övdüğü "manüfaktür" modeli üzerine inşa edilmiş genişleyen işbölümüne dayalı işletme yapısı, fizyokratların ve Ansiklopedistlerin insan çalışmasını ve emeğini akılcı bir biçimde örgütleme eğilimleriyle uyum halindeydi. Diğer yandan, burjuva özgürlükleri monarşi döneminde hatırı sayılır ölçüde gelişmiş, Kralın ve merkezi otoritenin darbeleri altında yola getirilmiş aristokratik sınıfların zararına evrensel bir özgürlük anlayışının vazgeçilmez kurumları olarak yüceltilmişlerdir."***
Şimdi şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki: Aydınlanma, insanın amaçlarının evrimleşmesi sürecinde önemli bir yerde durur. Fakat bu evrimleşme yüzyıllardır araç olan insanın artık araçlığa son verip kendisini amaçlaştırması halini alamamıştır, yine de bu yolda bir aşamadır. Halkın büyük çoğunluğunun araç, din adamları ve aristokratların amaç olduğu sosyo-ekonomik düzen değişmiş, Aydınlanma hareketiyle mevcut egemen güçlerin karşısında iktidar sahiplerine karşı burjuvazinin önünü açacak düşünceler oluşmuş ve halk kitlelerinin yine araç ama bu sefer burjuvazinin amaç olarak tanımlandığı bir sistemin siyasal, felsefi, düsünsel zemini hazırlanmıştır. Ya da burjuvazi tarafından Aydınlanma düşünürlerinin düşünceleri bu amaçta kullanılmıştır.
18. yüzyıl Aydınlanması üzerine bunları söyledikten sonra, klasik felsefe tarihlerinde Antik Aydınlanma ya da Yunan Aydınlanması adıyla geçen ve I.Ö. V. yüzyılda Sofistlerin gerçekleştirdikleri bir Aydınlanmanın varlığından da söz etmek gerekir. Bu iki çağı, farklı asırlara karşılık gelen iki dönemi isimlendiren, Aydınlanma adını veren Alman filozofu Immanuel Kant'dır.
* "Yüreklice Düşün", Horatius.
** Immanuel Kant, Seçilmiş Yazılar, Çev: Nejat Bozkurt, İstanbul: Remzi Kitabevi Yay. 1984.
*** Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Iletisim yay. 8. cilt, s.2720.









Son yorumlar
10 saat 8 dakika önce
3 gün 10 saat önce
3 gün 14 saat önce
4 gün 46 dakika önce
4 gün 8 saat önce
5 gün 12 saat önce
6 gün 13 saat önce
6 gün 17 saat önce
1 hafta 11 saat önce
1 hafta 16 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 12 saat önce
2 hafta 1 gün önce
2 hafta 2 gün önce