BAK ve DÜŞÜN
- sinankarakas yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 507 kez okundu
- rastgele...
Bak
Düşün
Bak da gör
Gör de anla
Anlayarak bil
Gözlerini kapat
Öleceğini düşün
Düşün ki, sen yataktasın
Doktorlar çare bulamıyor
Yaşamak istiyorsun ,nafile
Ağlamaktadır bütün çocukların
Çaresiz yıkılmış durumda, hanımın
Geri dönüş yok ,kıyamet kopmakta sana
Gassal başında ,sıcak sularla yıkamakta
Ne mermerin soğuğu ,ne de suyun sıcaklığı
Duymamaktasın acıyı ,ruhun yok artık bedende
Beyaz bembeyaz, yeni elbiseni giydirmektedirler
Tüm hesapların için huzuruna çıkacaksın rabbinin
Evde tutmak istememektedirler ,artık senin bedenini
Musalla taşında ,ziyaretçileri kabul ediyorsun
Sevenlerin de gelmiş ,sevmeyenlerin de namazına
İlan ediyorlar ,artık öldüğünü minarede
Er kişi niyetine diye, niyet edilerek
Namazını kıldıran imam, sorar cemaate
Nasıl bilirdiniz, bu merhumu diyerek
Adettendir ,Allah rahmet etsin derler
Dört kişinin sırtında ,senin ceset
Kazılmış mezar ölçülerince
Mezara indi, bak cesedin
Toprak atıldı mezara
Okundu ,en son talkın
Artık mezardasın
Gitti gelenler
Aç gözünü
Aç düşün
Düşün
Bak




Şekil ve içerik
Şiir şekil ve içerik yönüye tam bir uyum içinde.
Elinize sağlık.
Bak ve Düşün !
Bu siteye bu gün üye oldum. "Bak ve Düşün" bu sitenin güzelliğine bir kat daha güzellik ve anlam katmış. Yüreğinize, kaleminize sağlık !
sözde susar,başlar kendine kalmışlık,kendine yalnız kalmışlık...
Nüksetti yine yalnız konuşmalarım...
Tutmuyor ayarı bu zilletin; az gitsem öteye susuyorum, en durulmaz biçimde. Çok gitsem beriye feveran koparıyor iç geçirmeler . Kendime ayırdığım sözler vardı yazımında hata yapılan, söylenmesi kıyemet koparan.
Söz vardı ; sözüm ona diye başlayan , sonra ,onlar diye çoğalan, çoğaldıkça, kendinden ağır iç konuşlara , bir konuşa binbir diyet ödediğim , kendinden ağır, uçuk kaçık şentan konuşmalarına
.....fotoğraftan alıntı......
Kırılır ayna en onulmaz yerinden , yazgıda susar. Çağırır kendine kalmışlık , kendine yanlız kalmışlık... Şimdi 'O'na bir biçiyorum, yaşanılmışlığından diildir hikayenin ağırlığı , düşünülmüşlüğündendir.
.....fotoğrafın hikayesi.....
Dost köşesinde oturuyor. Köşesinde yarım oturuyor, tansiyonda diğer yarısı , yarım yamalıyor gerginlik, kendinde zuhur eden bu fenalığı aşmalı...
Yanındadır misafiri; kendinden geçmiş ,bir sabahın namazında iç geçirmiş, yaşanmışlığının bütün ayrıntılarını yüzünde gizliyor. Bütün pişmanlığını bütün olmayan yüzünde resmediyor. Parçalara bölmüş her kıvrımında yüzünün,acıdan , sancıdan o büsbütün resmettiği ön kabulsüz safi bir tevbeden geçmiş suretini görmekteyim..
Köşesinde oturan , köşesinde yarım oturan 'o' kuran açıyor. Allah büyüktür diyip susmalara bırakıyorum.. Sözde susar şimdi !...Izdırapla oturan misafirine konuşmalar sunmakta. Misafir sapladığı yerde durmaktadır henüz...Mahir konuşuyor şimdi ; inceden bir feryat kopuyor. Mahirin dili kanamış, kanayan yarasını anlamıyoruz söylediğinden, sözünün ağırlığından diil, feryadın ihtişamındandır kanama..
bilgeç: Bahsedilen mahir;***(mahir el muaygali) kabenin imamı kuran okuyor...****
Yeni yıkımlar başlıyor feryadla birlikte, 'mutluluk sandığımız ne varsa altında kalıyor'. Gözün 'göz' olduğu yerde, hesapsızca gördüklerimizden , ytirdikğimiz onca şeye nispet yaparcasına, inleyen bir feryadı dinlemek , önsüzü susuş olan , yeni susmalara bırakıyor kendini .
İftar vakti yaşlaşmaktadır:
En ucra yerinde bilincimin susuşlara saplanan noktasında:
Bir dip gürültüsüne mağlup olan susuşları,
Susmalara uğramayan konuşmaların,
Konuşmalara uğramayan yaşanmışlıkların, fotoğrafıdır gördüklerim...
Şimdi bine bir biçiyorum . Ölçünün yanılgı olduğunu biliyorum gördüklerimin gerçek olmadığını bildiğim gibi. Denecek bir şey olmalı fotoğraftan arta kalan, hikaye konu olan bu devinimin.
'korku' , ölüm korkusu'.
Ölümmüdür ? susmalara , konuşmalara, hesapsızca yaşanmışlıklara , kadınlara , kariyerlere tamah etteğimiz.
yoksa;korkusumudur ölümün yapamayışlarımızı cazip kılan.
Topluyorum konuşmalarımı, paralarımı , kadınlarımı,destursuzca daldığım ibadetlerimi. Milyonkere ekliyorum. Bulduğum şeyin karşısında on para etmiyorsa ölçünün eşitsizliğindendir denkliğini bir türlü bulamadığım toplamaların..
Toplamından eksik olan eşitsizliği sağlayamamış benler; 'Ölüm' yada ' Ölüm Korkusu'nun yeni bir tarifi olmalı...
Cehenneme girme korkusu olmadığı gibi, cennete girememe korkusu 'Allahtan Korkmama' ya çıkıyor... Allahtan korkmama , cennet yada cehemnemi yok saymıyormu ...
Hikayeye konu olan misafirin , 'korku'yu keşfettiğini düşünüyorum...