BAK ve DÜŞÜN

Kategoriler:

Bak

Düşün

Bak da gör

Gör de anla

Anlayarak bil

Gözlerini kapat

Öleceğini düşün

Düşün ki, sen yataktasın

Doktorlar çare bulamıyor

Yaşamak istiyorsun ,nafile

Ağlamaktadır bütün çocukların

Çaresiz yıkılmış durumda, hanımın

Geri dönüş yok ,kıyamet kopmakta sana

Gassal başında ,sıcak sularla yıkamakta

Ne mermerin soğuğu ,ne de suyun sıcaklığı

Duymamaktasın acıyı ,ruhun yok artık bedende

Beyaz bembeyaz, yeni elbiseni giydirmektedirler

Tüm hesapların için huzuruna çıkacaksın rabbinin

Evde tutmak istememektedirler ,artık senin bedenini

Musalla taşında ,ziyaretçileri kabul ediyorsun

Sevenlerin de gelmiş ,sevmeyenlerin de namazına

İlan ediyorlar ,artık öldüğünü minarede

Er kişi niyetine diye, niyet edilerek

Namazını kıldıran imam, sorar cemaate

Nasıl bilirdiniz, bu merhumu diyerek

Adettendir ,Allah rahmet etsin derler

Dört kişinin sırtında ,senin ceset

Kazılmış mezar ölçülerince

Mezara indi, bak cesedin

Toprak atıldı mezara

Okundu ,en son talkın

Artık mezardasın

Gitti gelenler

Aç gözünü

Aç düşün

Düşün

Bak

Şekil ve içerik

Şiir şekil ve içerik yönüye tam bir uyum içinde.
Elinize sağlık.

Bak ve Düşün !

Bu siteye bu gün üye oldum. "Bak ve Düşün" bu sitenin güzelliğine bir kat daha güzellik ve anlam katmış. Yüreğinize, kaleminize sağlık !

sözde susar,başlar kendine kalmışlık,kendine yalnız kalmışlık...

Nüksetti yine yalnız konuşmalarım...

Tutmuyor ayarı bu zilletin; az gitsem öteye susuyorum, en durulmaz biçimde. Çok gitsem beriye feveran koparıyor iç geçirmeler . Kendime ayırdığım sözler vardı yazımında hata yapılan, söylenmesi kıyemet koparan.
Söz vardı ; sözüm ona diye başlayan , sonra ,onlar diye çoğalan, çoğaldıkça, kendinden ağır iç konuşlara , bir konuşa binbir diyet ödediğim , kendinden ağır, uçuk kaçık şentan konuşmalarına

.....fotoğraftan alıntı......
Kırılır ayna en onulmaz yerinden , yazgıda susar. Çağırır kendine kalmışlık , kendine yanlız kalmışlık... Şimdi 'O'na bir biçiyorum, yaşanılmışlığından diildir hikayenin ağırlığı , düşünülmüşlüğündendir.
.....fotoğrafın hikayesi.....

Dost köşesinde oturuyor. Köşesinde yarım oturuyor, tansiyonda diğer yarısı , yarım yamalıyor gerginlik, kendinde zuhur eden bu fenalığı aşmalı...

Yanındadır misafiri; kendinden geçmiş ,bir sabahın namazında iç geçirmiş, yaşanmışlığının bütün ayrıntılarını yüzünde gizliyor. Bütün pişmanlığını bütün olmayan yüzünde resmediyor. Parçalara bölmüş her kıvrımında yüzünün,acıdan , sancıdan o büsbütün resmettiği ön kabulsüz safi bir tevbeden geçmiş suretini görmekteyim..
Köşesinde oturan , köşesinde yarım oturan 'o' kuran açıyor. Allah büyüktür diyip susmalara bırakıyorum.. Sözde susar şimdi !...Izdırapla oturan misafirine konuşmalar sunmakta. Misafir sapladığı yerde durmaktadır henüz...Mahir konuşuyor şimdi ; inceden bir feryat kopuyor. Mahirin dili kanamış, kanayan yarasını anlamıyoruz söylediğinden, sözünün ağırlığından diil, feryadın ihtişamındandır kanama..

bilgeç: Bahsedilen mahir;***(mahir el muaygali) kabenin imamı kuran okuyor...****

Yeni yıkımlar başlıyor feryadla birlikte, 'mutluluk sandığımız ne varsa altında kalıyor'. Gözün 'göz' olduğu yerde, hesapsızca gördüklerimizden , ytirdikğimiz onca şeye nispet yaparcasına, inleyen bir feryadı dinlemek , önsüzü susuş olan , yeni susmalara bırakıyor kendini .

İftar vakti yaşlaşmaktadır:

En ucra yerinde bilincimin susuşlara saplanan noktasında:
Bir dip gürültüsüne mağlup olan susuşları,
Susmalara uğramayan konuşmaların,
Konuşmalara uğramayan yaşanmışlıkların, fotoğrafıdır gördüklerim...

Şimdi bine bir biçiyorum . Ölçünün yanılgı olduğunu biliyorum gördüklerimin gerçek olmadığını bildiğim gibi. Denecek bir şey olmalı fotoğraftan arta kalan, hikaye konu olan bu devinimin.
'korku' , ölüm korkusu'.

Ölümmüdür ? susmalara , konuşmalara, hesapsızca yaşanmışlıklara , kadınlara , kariyerlere tamah etteğimiz.
yoksa;korkusumudur ölümün yapamayışlarımızı cazip kılan.

Topluyorum konuşmalarımı, paralarımı , kadınlarımı,destursuzca daldığım ibadetlerimi. Milyonkere ekliyorum. Bulduğum şeyin karşısında on para etmiyorsa ölçünün eşitsizliğindendir denkliğini bir türlü bulamadığım toplamaların..

Toplamından eksik olan eşitsizliği sağlayamamış benler; 'Ölüm' yada ' Ölüm Korkusu'nun yeni bir tarifi olmalı...

Cehenneme girme korkusu olmadığı gibi, cennete girememe korkusu 'Allahtan Korkmama' ya çıkıyor... Allahtan korkmama , cennet yada cehemnemi yok saymıyormu ...

Hikayeye konu olan misafirin , 'korku'yu keşfettiğini düşünüyorum...