BÜYÜK DÜNYA SEYAHATNAMESİ // İbn-i Battuta // BİLÂD-I RÛM’A YOLCULUK

Kategoriler:

(“Çevirenin notu: İbn-i Battuta’nın yaşadığı ve yolculuklarını gerçekleştirdiği 14. yüzyıl itibarıyla, ülkemizin Asya’daki topraklarının bugün kullandığımız o sıcak ve sevimli ismi “Anadolu”, henüz ne yerel ne de uluslararası düzeyde yaygın bir şekilde kullanılmıyordu. “Anadolu” sözcüğünün bu toprakların değişmez ismine dönüşmesi, Battuta’nın döneminden daha sonraki çağlara dayanır. Bu nedenle gezginimiz, o döneme kadar yaygınlıkla kullanılan “Rum diyarı” -Bilâd-ı Rûm- ismini salt coğrafî bir tanımlama olarak tercih ederken, bu coğrafyada yaşayan insan unsuruna yönelik pek çok gözlem ve iltifatında ise özellikle Müslüman Türkleri kastetmektedir. Tarihsel bir gerçekliği saptırmamak için, biz de bu ismin geçtiği yerleri “Anadolu” olarak değiştirmemeyi uygun gördük.)

Lazkiye’de Martalomin adında bir Cenevizli’nin gemisine binerek, “Bilâd-ı Rûm” diye anılan ve eskiden Kûmların memleketi olduğu için onlara nisbet edilen Türk ülkesine doğru yola çıktık.

Bu ülke, vaktiyle eski Rûmiar ve Yunanlılar’m elindeydi. Daha sonra Müslümanlar bu topraklan adım adım fethetmişlerdir. Orada halen Müslüman Türkmenler’in idaresi altında yaşayan bir hayli Hıristiyan vardır.

Uygun esen rüzgârların eşliğinde yaptığımız on günlük bir yolculuktan sonra, Bilâd-ı Rûm’un ilk şehri olan Alanya’ya ulaştık. Yolculuğumuz sona erdiğinde, gemi sahibi lütfedip bizden herhangi bir ücret almadı.

Şunu özellikle belirtmeliyim ki, Bilâd-ı Rûm denilen bu ülke, dünyanın en güzel memleketidir. Cenab-ı Hak, dünyanın öteki ülkelerinde ayrı ayrı ihsan ettiği güzellikleri burada topyekün bir araya getirmiştir. Ahalisi güzel yüzlü ve temiz giyinişlidir. Yemekleri ise çok nefistir. Burada yaşayanlar Allah’ın en şefkatli kullan olup, onlar için “Bolluk ve bereket Şam’da, şefkat ise Bilâd-ı Rûm’dadır” denilmiştir. Bu ülkede bir zaviye ya da bir eve indiğimizde, komşularımız, kadın olsun erkek olsun derhal durumumuzu soruştururlardı. Burada kadınlar erkeklerden kaçmazlar. Ayrılacağımız sırada sanki akrabaymışız gibi bizimle vedalaşırlar ve bu ayrılıktan duydukları üzüntüyü gözyaşları ile ifade ederlerdi.

Bu memleketin âdetine göre ekmek haftada bir defa pişirilir ve bu pişirilen ekmek de bir hafta yeterdi. Ekmek pişirildiği gün, bulunduğumuz beldenin erkekleri bize sıcak ekmeklerle birlikte nefis yiyecekler getirirler ve “Bunu size kadınlar gönderdi, sizden dua istiyorlar” derlerdi.

Bilâd-ı Rûm halkının hepsi İmam Ebû Hanife mezhebinden olup, ehl-i sünnettir. Aralarında kaderi, rafizî, mutezilî, haricî ve ehl-i bid’at bulunmayıp, Cenab-ı Hak bu faziletleriyle onları üstün kılmıştır. Ancak, aralarından bazıları haşhaş çiğnemekte bir sakınca görmezler.

Büyük Dünya Seyahatnamesi
ana sayfa