BİR HAYALİN SÜKÛTU
- Mükrime Dilekçi yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 103 kez okundu
- rastgele...
Bazı hayallerimiz maddi bazıları ise manevî boyuta sahiptir. Maddî hayallerimize dokunabilmek için alın terimizi emeğimize karıştırmalı ve sonra ellerimizi uzatmalıyız. Manevî hayallerimizi gerçekleştirmek için ise kalbimize sarılmayı bilmeliyiz. Ve yaşam, bazen tüm koşullarıyla beraber bazı hayallerimizin de sadece hayal dünyasına ait olması gerektiğini söyleyecektir.
“Mutlu olduğum iş” anlayışından yabancılaşarak “bulduğum iş” anlayışına icbar edildiğimiz bir yaşama ne kadar dostça davranabiliriz? diye de düşünebilirsiniz. Ama planlarımızı hayatla istişâre ederek kurgulamadığımızı da dikkate alırsak hayata “nankör” etiketini hiç de kolay yapıştıramayacağımıza ikna oluruz.
Bence hayatın uzun olduğunu ve ölümün ise ne zaman geleceğinin belli olmadığını ilan eden kelimeler bize yalan söylemişti. Ölüm, ensemizde iken hayatın bitmeyeceğine nasıl inanabildik? Hayatın ellerimizin arasından kaymak üzere olduğunu varsayarak hayatımızı organize etmeliyiz. Çünkü hayat, ellerimizden boşalıp yere düştükten sonra ruh, bedenle olan son veda konuşmasını tamamlayacaktır. Ve yaşam, bize sadece bir defa ikram edilmiş olmasının orijinalliğinde kaybolacak... Yeni bir yaşama davet edilmeyeceğiz. Yeni bir yaşamın içinde hesabımıza göre yaşamlara bırakılacağız.
Hayaller ne kadar hârlanmış olursa olsun gerçekleşmesi durumunda bile hayatı kusursuz göstermeyeceği de kesindir. Her şeye rağmen şikâyetlerimiz arasında yuvarlanacak bir yaşam neden her istediğimizi yerine getirsin ki! Bence önemli olan değerli hayaller ile kalbin ziynetini bulmaktır. Onlar, gerçekleşmese bile hayal dünyasında kalmalarının bir anlamı olmalı ve onları orada da olsa muhafaza etmeye ehemmiyet vermeliyiz. Ayrıca unutmamalıyız ki hayal ettiğimiz kadar düşünebilirsek daha az hayal kurmaya muhtaç oluruz. Hayal kurmaya kapılar açan bir yaşamımız varsa hayal kurmaya fırsat vermeyen yaşamlar olduğunu ve bazılarının hayallerinin hayatta kalmaktan ibaret kaldığını tefekkür edelim. Çünkü işte o zaman hayallerimizden değil hayatlarımızdan bahsetmek daha kıymetli olacaktır.
Her hayalin bir portresi vardır ruhumuzda... Hayallerimiz, her gün bir çizgisini tashih edip eksik yanlarını tamamladığımız portrelerdir. Duvarımızda yan yana asılıdırlar. Kendimizden başkası onların ne kadar şeffaf olduğunu göremez.
Hayallerim? Bir sabah portrelerimden birisi yere düştü. Hayalimin hayal kırıklığına uğraması canımı yakmadı. Çünkü Ahmed Yüksel Özemre ile hayatımda bir defa görüşebilme hayali bir yana yaşamın kendisi de onun gibi ilmini irfanıyla birlikte yaşatan başkalarının doğmasının hayalini kuracaktı. Bir hayalin bozguna uğrayabileceğini mi düşünüyorsunuz? Evet, ben de önce sizin gibi düşünmüştüm. “Keşke hayalim düşseydi de o düşmeseydi toprağa...”demiştim. Ancak Rabbim sevdiği kuluyla vuslatı arzu ettiyse Rabbimizin katında değerli olduğuna inandığım bir kula bizim visâlimiz ne değerdedir ki!
Derslerini kitaplarından takip eden birisi olarak kendimi öğrencisi addediyorum. Üstadıma olan saygım, sevgimin de elinden tutuyor ve her gün kendisiyle muhabbet edebilme temayülüyle kapısını çalıyorum. Nur cemâlini ve mütebessim halini eksik etmeyen tavrıyla kapıyı açıyor. Hürmette ne kadar kusur ettiğimi bilmeden içeriye giriyorum. Zaman, onun cümlelerini tekrar tekrar dinleme şansı buluyor. Bazen fiziği sevmediğime aldırmadan atomların dünyasından bahsediyor. Kalkma teşebbüsümü içimde sakladığımı ve müsaadesini almaya hicap duyduğumu bildiğinden olacak ki çok da sıkmadan anlatıyor. Hatta bazen kendisine itiraf edemesem de fiziği sevdiğim de oluyor. Ama ilmi anlayışındaki zarafet ile bazen edebi bazen edebiyatı bazen de yaşamanın âdabını anlattığında ben ilme hiç dokunamadığımı anlıyorum. Evet, saçmaladığımı düşünüyorsunuz. Hayır, saçmalamıyorum. Her gün Ahmed Yüksel Özemre’ye ait bir şeyler okuyorum ve eksikliğimin idrâkinde derinleştikçe dersini dinlemeyi istihkâk etmemiş olduğumu da seziyorum. Hayalim sukûtu var... Ama muhabbet hiç eksik değil...
Ben... Bazen kendime ve bazen de size dair kelimelerle mayasını hazırladığım cümleler yazmışımdır. Ama şimdi yere düşen bir portrem var ve Özemre hocamın fikirlerini okuyarak o portreyi yerine asmaya çalışıyorum. Bu arada onun hakkında bir şeyler yazmaya da cüret ettim:
“Onaltı yaşından itibaren mistik bir boyuta geçen, ibadetindeki inceliklerle de bu boyutun açılımlarını tecrübe eden ve ilmini riyâzat aşamasında tadan... Geçmişi hasretle anıp günü ateşe verenlerin aksine yaşadığı ânı sevmeyi bilen... Sehâveti anlatan ve anlattığından daha çok yaşayan... Dili, kıvamını bozmadan kullanan... Gerek yaşadığı vatana gerek yaşadığı Üsküdar semtine karşı borcunu yine ruhunun ince dokularında ödeyen...”
Gördüğünüz gibi anlatmaya çalışmak çok zor... Onu yazmaya çalıştıkça üç noktalar hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Aczimi kabiliyetim olarak görünüz. Çünkü düşündüğü kadar yazdıklarının da hassasiyetini taşıyarak defalarca yazdıklarının okuyucusu da olan, soru sormanın âdabını bildiği kadar namusuyla cevap aramaya inanan bir edep sahibini hangi kamus ile tam ifade edebilirim ki! Bir röportajda “Galatasarayı Mekteb-i Sultânî'sinde sekiz yılım” adlı eserini gerekli akıcılıkta sunabilmek için 43 defa okuduğunu ifade eden bir anlayışı, aynı nezakette takdim edememenin endişesi ne kadar haksız bir endişe olarak değerlendirilebilir ki! Satırlara sağdığım kelimelerim onu anlatmak değil onu aramak ve hürmetle ellerine sarılmaya çalışmak! Hocamı, zamanın yorgun bırakmadığı bilâkis zamanı yoran bir şahsiyet olarak görüyorum. Çünkü onun her vakit zamanı susturacak cümleleri olmuştur.
Nice mübarek makamları kucağına alan Üsküdâr, şimdi o makamların kıymetini bilerek yaşayan Ahmed Yüksel Özemre’yi taşımaya talip oldu. Ey Üsküdar! Üstadım önce Allah’a sonra sana emanet!
27.06.2008 2.00








Son yorumlar
56 dakika 31 saniye önce
4 saat 58 dakika önce
5 saat 26 dakika önce
5 saat 55 dakika önce
17 saat 54 dakika önce
1 gün 16 saat önce
3 gün 7 saat önce
4 gün 20 saat önce
4 gün 20 saat önce
5 gün 2 saat önce
5 gün 11 saat önce
5 gün 18 saat önce
5 gün 19 saat önce
5 gün 20 saat önce
5 gün 21 saat önce