BİR UFAK ESİNTİ
- Asya yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 170 kez okundu
- rastgele...
Duvarlar içinde bir kalp... Sahibi yitik yalnız... Duvarın içinde geçmişten kalma küller... Esen her ufak esintiye kafa tutan binlerce küçük kül tanesi... Ne sanırlar kendilerini meçhul... Hiç fırtına esmeyecek mi o dört duvar arasında? Sahte sonradan görme alımlarıyla mesken tuttukları kalbi, kendine getirecek bir fırtına... Ne zaman ateş onları azad etti de küle döndüler. Ne zaman o saf kalbi mesken tuttular bilinmez. Ama kendini bir şey sana tozu dumana katabileceğini düşünen bir ufak esinti çıkageldi bir gün,esti gürledi... O binlerce küçük kül tanesi öyle güçlü öyle güçlüydü ki... Sonunda dağıldılar dört bir yana.. Ama kalbi esintiye vermek için değildi bu tozu dumana katma, daha da acımasızlaştı küller kalbi vermeye niyetleri yoktu belli, bir ufak esintiye...
Esinti bekledi, o güçlüydü kül taneleri zayıf... Bire bin yapılan bir savaştı bu belki, tek başına esinti oysa binlerce kül tanesi... Kalpse durumuna bakıp iç geçirdi. O da istemez miydi esintiye kendini teslim etmeyi... O da istemez miydi al götür beni yanan azap ateşinin hala acı veren acımasız küllerinden öteye... Tozlanmış yosun tutmuş dört duvarımdan götürebileceğin en uzak yere... Yorgun ve yalnız bir kalp, onu çalmaya gelen bir ufak esinti...
Esinti saftı, açtı tüm dinginliğini küller içindeki kalbe. Kalp de farkındaydı onun tüm esme nedeninin kendisi olduğunun.Küller arasında bir parıltı gördü esinti bir gün. Hafifçe titredi, ürperdi, kalpten gelen bir şeydi bu... Ne olabilirdi ki acaba? Küller nasıl izin vermişti kalbin kendisine ulaşmasına, yoksa artık küller olmayacak mıydı aralarında, yoksa artık sonsuza tek ikisi mi vardı. Belki de kalp yenebilmişti, anahtarını ellerinde tutan geçmişten kalma küllerini... Esinti böyle sandı işte, adı üstünde ufacıktı, kandı küller arasında parıldayan ışığa, tutuldukça tutuldu kalbe, bağlandıkça bağlandı...
Ama bir gün o ışığın parlaklığını yitirdiğini gördü, nedenini anlamadı ilkin. Yanlış bir şey mi yapmıştı o çok sevdiği kalbe, niye esirgemişti kalp ondan ışığını... Biraz düşündü ufak esinti, denemişti kalp gerçekten denemişti farkındaydı bunun... Ama sonunda kazanan yine o binlerce küçük kül tanesiydi...
O gece esinti ağladı, küller karardı, kalpteki ışık saydamlığını iyice yitirdi, esinti ağladı kalbin yosun tutmuş duvarları biraz daha acımasızlaştı, esinti ağladı ve kalpteki o küçük ışık huzmesi dağıldı, dağıldı, dağıldı... Küller onu sonsuza dek aldı esintiden, ufak esinti sustu sonunda. Siniri kalbe miydi, yoksa onu kendinden çalan küllere mi, yoksa siniri kendine miydi, baş etmesini bilememişti kül taneleriyle yazık! Ufacıktı oysa ki onlar kendinden kat kat ufak, nasıl bir yenilgiydi bu...
Esinti kalbin duvarlarına çarpa çarpa o bedeni terk etti, gecenin karanlığında havaya karıştı. Bir gün kalbe geri dönebilirim umuduyla esti çılgınca o gece... Ağlayacaktı göz yaşı kalmamıştı ki, haykıracaktı, boğazında düğümlenen son sözler ‘Kalp Seni Seviyorum’ oldu, gecenin karanlığında bu üç kelime yankılandı, delip de geçti geceyi umarsızca... Kalp bir şey kaybetmemişti belki, ama o ufak esintiden çok şey alıp götürmüştü bu muharebe... Muharebenin esintiden götürdüğü en güzel şey sendin o gece, o bir ufak esinti ben, dökülen benim gözyaşlarım... İçinde kendimi kaybettiğim tutup çıkaranımın olmadığı kalpse,kalbindi senin...








aşk.
Pek çoğumuzun yaşadığı yada yaşamak istediği duygu 'aşk' o kadar içten işlenmişki etkilenmemek mümkün değil. Umarım esintiler küllere karşı daima galip gelerek mutluluğa ulaşır. Yüreğine sağlık Asya yazılarının devamını bekleyeceğim...
teşekkürler
Değerli iklim;
Yazdığın yorumla ne anlatmaya çalıştığımın ne kadar farkına vardığını gördüm..öncelikle yorum yapmaya değer gördüğün için teşekkür ederim..'Aşk' üç harfe sığdırılamayacak bir kavram, bende yüreğimin yardımıyla kurguladığım bu hikayeye sığdırmaya çalıştım,eğer benim gibi hissedenlere tercüman olduysam ne mutlu bana..Sevmek ve sevilebilmek dileğimle..