Bilal Can yazıları

KAN ATTIM ŞİİRE / UYANMADI CÜMLE

Kategoriler:

Kan attım şiire/uyanmadı cümle
Sana cümlesi sen olan sözlerle
Bir kar yarığı, düş fırtınası sesiyle
Çığlık atıyorum…

Bırak yansın/kül eserken saçın
Nöbet tuttum gözlerine, görür diye
Bıçak gibi keserken ayaz, topladım
Sabahın uykusuzluğuna kahır
Feshedilmiş zamana ikrar
Sancına düştü kördüğüm.

Siyahı boyadım rengine/gece oldu
Oysaki aydınlıktı düşlerim, açılırken
Sabaha kaldırdım sesini
Bilemedin, kaçarken sana gelişim
Büyük bir kurtuluşudur ölümün

YARA VE HASRET

Kategoriler:


Sana gözlerimi kısarak kan buluyorum
Ruhumun açılmış yaralarından sessizlik.
Hani bilsen diyorum yırtılan sayfanın acısını
Görebilsen, gözlerine değdirip inceltsen, inceltsen
O zaman şiirin infilak yangınını duyuracak kalbim
Zamanla, zaman ki esirgeyen…

Kısık ışıklar, tel tel çığlıklar, bir kiralık ölüm
Sülüsüne boyanmış ne de çok tarih var.
Katlederken katliamları,
Gözlerim kar yarığı, fırtına ertesi.

Şafak kıyamet, bulaşmış gözbebeğime
-Barış çubuğu içmek kadar özgürlük-
-Barış çubuğu yakmak kadar savaş-

ERDEM BEYAZIT İLE GELEN BAHAR

Kategoriler:

Ay Vakti 91. Sayı: Erdem Beyazıt ile Gelen Bahar

91. Sayısıyla sekizinci yaşını dolduran Ay Vakti dergisinin Nisan sayısı çıktı.
Derginin bu sayısında Şeref Akbaba, A. Vahap Akbaş, Naz Ferniba, Necmettin Evci, Şadi Aydın, Bilal Kemikli, Selami Şimşek, , Nuran Özlük, Yunus Emre Tozal, M. Nihat Malkoç, Ahmet Sezgin, Sezai Küçük, İffet Oral, İsmail Bingöl, Şule Yüksel Gökyar, Kibar Ayaydın, Salih Temiztürk, Şiraze imzalarını görüyoruz.

Giriş yazısında Erdem Beyazıt’ın “Bulmak” adlı şiiriyle okurların karşısına çıkan Ay Vakti, insanın emanetini kaybetmemesi gerektiğinin altını çiziyor; bir tebessümün insanın yüreğinde binlerce lamba yaktığını ifade ediyor Erdem Beyazıt üstadın şu mısralarıyla:
Bir an kayboldun gibi! Yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emanetini

ZİLZAL

Kategoriler:

Emire’ye
Ve tüm Filistinli çocuklara…

İki nefes kalırken boğazımda
İlk nefesimi hıncıma verdim…
İkinci nefesi acıya…

İçimde intikam salgını vursam kahpe yalana
Beyaz gökten süzülür pas lekeleri…
Yüreğimin neminden yokla beni
Bir susuzluk dökülmüştür dudağıma
Bir hitapla besle şarkımızı
Bana kaçmak yok, yok bu savaşta gitmek
Yok işte
Ellerim inerken savaş küllerine
Dudaklarım yanar bu depremden
Zilzal dökülür kalbime
Donar vücudum.

AY VAKTİ 90. SAYI: YAHYA KEMAL VE KAR

Kategoriler:

90. Sayısıyla sekizinci yaşını dolduran Ay Vakti dergisinin Mart sayısı çıktı.

Derginin bu sayısında Saadettin Öktem, Nurettin Durman, Necmettin Evci, Eyüp Azlal, Muhammed Nur Doğan, Alim Yıldız, Selami Şimşek, Naz Ferniba, Oğuz Elbaş, Necla Ceylan, Adem Turan, Yunus Emre Tozal, Ayşegül Tulû, Şeref Akbaba, Yeprem Türk, İsmail Bingöl, Lokman Traş, Bülent Gündoğan, Yavuz Ertürk, Behçet Yani, Hayati Koca, Üzeyir Süğümlü, Coşkun Ege ve Şiraze imzalarını görüyoruz.

Giriş yazısında Elif duruşların sükût çığlıklarını işitmeye, fehmetmeye davet eden Ay Vakti “Tamam, işte şimdi, durmanın tam zamanı. Durup bakmalı sizin tarafa doğru. Şehir orada, siz o şehrin içinde, yan komşu kilim silkelerken balkondan, bahçede bir kedi aranırken, çiçeğe durmak üzere olan ağaçlar rüzgârı dolamış da boynuna üşürken... Durmalı ve az biraz çiziktirmeli yüzeysel ancak; eskiz... Aylardan Mart olunca, Haşim tavrıyla bakmak zarureti üzerimizde olanca şiddetiyle... Lâkin;

Hayır, bu hâl uzun süremez, sen yakındasın;

Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın.¹

GÜNÜ YAKALAMAK ADINA ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK

Kategoriler:

‘’Carpe diem*’’

.....

‘’ Tüm dünya bir sahnedir

yalnızca birer oyuncusu olan kadınlarla erkeklerin

sahneye girip çıktığı.Ve tek bir insanın ömrü boyunca

pek çok rol oynadığı’’

Shakspeare

BEHRE-ÇÖLE İNEN DENİZ

Kategoriler:

Yazım yanlışlarımla kabul et beni,
Sana hiddetimin fırtınasında bir tipi getirdim
Otururken yangınına, kül oldum.

Bahar, de ki; sarımtırak renklerinde hüzün
Alacalısında kelebekler kondurur rüyalarıma
Gördüm, bildiğim en hüzünlü yanımsın
Çocuk sevinçlerinde-kardan bir sevgili-
Kurarken seni göklere, güvercinlerin kıskançlığı
İsyanımı alıp götürdü.

NE ÇOK ACI VAR GERÇEKLİĞİNİ YİTİRMİŞ

Kategoriler:

Bir ses ki altın bilezikler gibi o kokuyu taşır
Bir ses ki bir tüy gibi taşır ebabilleri.

Hurilerin yuvası, gözlerin derininde
Ses verir kanatlanmış düş/eğrileri
Sabahtan önce kurulur karlar başıma
Yağmur sıcak sıcak düşer yanağıma
Görürüm her vahşi nemde gözlerini.

Ellerinin bıraktığı izlerden bellisin
Kapatma gözlerini, öpüyorum parmak izlerini
Kalk da düşler kurulsun yanağına
Zaman kar gibi düş/sün gözlerine.
Zaman bir kor yanığı gibi doldursun
Acılarının hayatla boşluğunu…

BİTİŞİK DÜŞ YAKAMA

Kategoriler:

Bitişik düş yakama, ayrı düşmesene
Ne de kara, ne de siyah, ne de cehennem
Bir sancı koyar koynuma bir bilsen
Sen gidince.

Sen gidince yani kalırken ki şarkı
Söylemedim daha nakaratını
Bu şehir de düş/tü
Gözlerine değince anladım
Düşünce şehir karalaştı
Ellerine değince anladım.

Bu şehir, ah bir bilsen
Her kaldırımına ateş düşmüş
Bahar gelmemiş sanki
Ülkesini yitirmiş ayaz depreminde
Üç-beş güvercin de düşmüş

GRANADA

Kategoriler:

Ebabillerin kanatlarında bir tüysün sen
Dokunsam kırılır, baksam kaybolur
Asırların suskunluğu, dudağında lâl
Vermeişsin cennet bahçelerine meleklerini
Kaldır üzerindeki küllerini, dikil karşıma
Onca sensiz günün hesabını sor bana

De ki bana: ben ateş hattındayken
Sen hangi zemheride üşüttün kendini
Ben ne acılar gördüm de, ne dünyalar
Neden saçlarıma tutunmadında ısıtmadın beni

İçeriği paylaş