resul davutoğlu yazıları

AYAN

Kategoriler:


Mücevherler neden sürgün yaşamış
Sultan görülmezse abad olunmaz
Gece ses yıllarca yaren aramış
Aydınlık olmazsa canan bulunmaz

Kendine söyleyen yalnızlık normal
İnsanlar hasreti dindirmek ister
Armağanın varsa sahralarda kal
Bir derviş gelir de gönlünden diler

Gece diyarlarda sultan ıssızlık
Meçhul yolda seyyahlara hasretler
Kapısızlıklarda hava yalnızlık
Gönle karşı aciz büyük kuvvetler

SULTAN ÇİZGİ

Kategoriler:

Bu vadiye rüzgar ile savrulduk
Maksadımız başka idi çaresiz
Mekanımız bura oldu kavrulduk
Esen yelden yağan kardan hanesiz

Yıldızlar türkünüz bizi de söyler
Siz de bizim gibi sürgün müsünüz
Duada kalbiniz Rab'den ne diler
Yoksa ayrılıkla ölgün müsünüz

Bahçeler diyarı Araf ehline
Güzelliklerden hançerler salarmış
Ateştekiler bakıp hep ellerine
Hasretten şuleli nara dalarmış

SELLER

Kategoriler:

Seraplar diyarı vatan
Nehirler akıyor hayal
Sarı bir çiçektir gülen
Mezarlar üstünde yatan

Ferhad'ın gürzü un ufak
Seller akıyor ışıksız

Seraplar Musevi sihri
Kurbanlar sanırsın hayvan

Pınar sesleri düş yalan
Doğ bahtın güneşi tandan
Küsmüş gün getir kendinle

HAYAL

Kategoriler:

Sihirli kılıç
Hülyalar biçer
Deryaya dalgıç

Efsun süvari
Bulutta simurg
Necm sanır yari

Ufuklar gönül
Gözler yorulmuş
Susmaz hiç bülbül

MAZİ VE ZAMAN

Kategoriler:


Darbeler geçmişten sineye gelir
İstikbal mazinin esir mahkûmu
Karanlığı kurban vuzuhen bilir
Çölzede bir zulmün gafil mahrumu
Tufan eserleri yok eder siler

İçimizin çölü yağmura muhtaç
Kendi katilinden hayatlar kaçar
Gözyaşları ile çölde vaha aç
Umut hayallerden kapılar açar
Günahların keffareti kandan baç

Zindanda feryatlar halas getirmez
Düşmüşe gözlerin ne faydası var
Murad alev olsa acı bitirmez
Meçhule dalan yar yüreğe hançer
Hiçbir ordu işgalciyi götürmez

GÜLÜMSER

Kategoriler:

Ufuk bugün başka renkte gülümser
Yalan canan gitmiş hale gülümser
Meyhanede lal renk bade gülümser

Saki getir bu vakt akşamcıyız biz
Aslımız dünyalı yaşamcıyız biz

Bu hafif gecenin ağırlığı ne
İçimdeki benin sağırlığı ne
Kibirli nefsimin bağırlığı ne

Yolu aşkla ben buraya yürüdüm
Tufanlı bedeni kendim sürüdüm

TEMENNİ

Kategoriler:

Bir gün yol açılsa, bir ömür kadar
Yolu anda alacağım, va'dim bu
Gönlün acısına intikam yarar
Onun intikamı; borcum, ahdim bu

Bir gün zindan özgür kılsa gönlümü
Hürriyet çizecek benim yolumu
Hazanlardan alacağım gülümü
İçimdeki güzel hayal, kasdim bu

Bir gün zirvelerde rüzgarlar içsem
İsteğime göre hülyalar biçsem
Derinden bilsem de, gerçekte hiçsem
Diyeceğim benim bir vuslatım bu

GECE

Kategoriler:

Gece perde perde ruha iniyor
Ufukta akşamın kızıl şimşeği
Çileyle yürekler sırla diniyor
Korkan binaların titrek direği
Perde perde gece ruha iniyor

Köşede kırk sayan mahzun bir derviş
Yolsuz bir diyarda zamanla cenkte
Dileği efsunlu diyara eriş
Tonlarca yük naif bir kelebekte
Köşede kırk sayan mahzun bir derviş

Hayal ülkelerde harem dilberi
Sürgün yalnızlıkla kılıç kılıca
Uzak dilberlerin hançer gözleri
Yürekler atılır elden avuca
Rüya ülkelerde harem dilberi

GELSİN

Kategoriler:

Rüzgar, uzaklardan vuslatlar getir
Bizde getirecek kudret kalmamış
İçteki boranı lütfünle bitir
Uzundur bahara gönül dalmamış

Hayal seyyahların bitmez yolları
Emel kahramanı boynunu bükmüş
Hayalzedelerin yetmez kolları
Hayal düşmüşlerde, hakikat yükmüş

Menziller aşığa, garazkar olmuş
Serap olmuş, düşman olmuş, neden ki
Bülbül gül derdinden, Mem gibi, solmuş
Gönlü ve hayatı, öyle viran ki

CENG

Kategoriler:

Hava, ceng havası. Bitmez bir ceng, sürekli ve kesif bir ceng var.

Kılıç sesleri, ricatlar, naralar. Ceng, sıcak ve yakıcı.

Tolgalar, serlere ihanet ediyor. Kılıçlar elden düşüyor. Soylular, asalet ünvanlarını marekede bırakıyor. Şeref payeleri utanca dai oluyor.

Sulh perisi maktul…

Memleketler viran.

Umutlar diyarına kılıçların rehberliğinde gidiliyor. Ölüm ormanına dirilik için revan olunuyor.

İçeriği paylaş