<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <title>Hayat Eylül's blog</title>
  <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/blog/2431"/>
  <link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.anlamak.com/xbtu/blog/2431/atom/feed"/>
  <id>http://www.anlamak.com/xbtu/blog/2431/atom/feed</id>
  <updated>2007-08-17T08:26:47+03:00</updated>
  <entry>
    <title>EYLÜL ESİNTİLERİ</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/2451" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/2451</id>
    <published>2008-08-15T08:26:51+03:00</published>
    <updated>2008-08-15T08:26:51+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="anı" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><em>Öncelikle '<a href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/1001">Meryem</a>'le ilgili yazılmış olanları okursanız, daha bir pakişecek ümidederim vurgular, anlatılmak, hissedilip, hissettirilmek istenenler...</em></p>
<p><hr></p>
<p>Geriye dönüşlerle anlatmayı deneyeceğim sizlere 'gönül sızı'larımdan birini... Meryem 'kod adı' olsun, göbek adı aynı zamanda zâten.</p>
<p>Onu târif edecek kelimeleri seçerken zorlanıyorum. Anlamca hafif mi kalıyorlar ne?</p>
<p>Üniversite kampüsündeki arkadaşlarımdan biriydi O, şu an İstanbul'dalar, aynı dönemde geldik, yaklaşık bir yıl kadar önce...</p>
<p>Göktürk'te arazileri ve bir çiftlik evleri var. Eşi, alanında başarılı bir öğretim görevlisi, çok genç yaşta Profesör unvanını almış, karakteri, kişilik yapısını da takdir ettiğim bir hocamız...</p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><em>Öncelikle '<a href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/1001">Meryem</a>'le ilgili yazılmış olanları okursanız, daha bir pakişecek ümidederim vurgular, anlatılmak, hissedilip, hissettirilmek istenenler...</em></p>
<p><hr></p>
<p>Geriye dönüşlerle anlatmayı deneyeceğim sizlere 'gönül sızı'larımdan birini... Meryem 'kod adı' olsun, göbek adı aynı zamanda zâten.</p>
<p>Onu târif edecek kelimeleri seçerken zorlanıyorum. Anlamca hafif mi kalıyorlar ne?</p>
<p>Üniversite kampüsündeki arkadaşlarımdan biriydi O, şu an İstanbul'dalar, aynı dönemde geldik, yaklaşık bir yıl kadar önce...</p>
<p>Göktürk'te arazileri ve bir çiftlik evleri var. Eşi, alanında başarılı bir öğretim görevlisi, çok genç yaşta Profesör unvanını almış, karakteri, kişilik yapısını da takdir ettiğim bir hocamız...<!--break--> Oğulları da babalarının yolunda, (maşaAllah, yıllar öncesinin Türkiye 17.si ÖYS'de) alanlarında kariyer yapmayı seçenlerden...</p>
<p>Nedendir onu her hatırlayışımda gönlüme düşen sızı, sevgisi yüreğimi titretirken? Bir bebeğimmişcesine düşkünlüğüm neden?</p>
<p>Düşünürüm de bâzen, yıllardır tanıyıp sevdiğimiz insanlara bilmediğimiz bir yönünü fark ettiğimizde ya da mesafeyi azaltan bir paylaşımına ortak olduğumuzda daha bir yakınlaştığımızı hissederiz, en azından ben böyle hissediyorum. Bardağın taşma noktasıdır bu, ürünün hasat zamanıdır sanki...</p>
<p>Tek bir damla taşırıverecektir suyu artık ya da bir gün olgunluğun zirvesine taşıyacaktır ürünü...</p>
<p>Henüz eczanemi devredip İstanbul'a gelmediğim zamanlardı. İki yılı aşkın bir süre olmuş, hastalığı da 3. yılından gidiyor çünkü, henüz hasta değildi o zaman.</p>
<p>Arada yanıma uğrardı, bir çay içer, muhabbeti de yudumlardık onunla. Kimi arkadaşlarım için 'Kelaynak' grubundan tanımlamasını yapabilirim. Sanırım kendimi de dahil edebilirim bu gruba. Takılırız da birbirimize hattâ:</p>
<p>'Niye bir millî park açıp, korumaya almazlarki bizim gibileri?' diyerekten...</p>
<p>Öylesine sevgi dolu ki o, öylesine merhametli, güzel yürekli, evet 'çocuk kalabilenlerden, içindeki çocuğu büyütmeyenlerden'...</p>
<p>Bir yandan çaylarımızı yudumlarken anlatıyordu yer yer buğulanan gözleriyle, geçmişi yeniden yaşar gibiydi.</p>
<p>'Bu eşarp annemin, biliyor musun?' diyordu. Bunu takmak istedim bugün.'</p>
<p>Soğuk havaları çok severim ben, diye ekliyordu. Hava güzel olduğunda annem evde olmazdı, bahçeyle ilgilenmek için köye giderdi. Oysa soğuk ve yağışlı havalarda evde olurdu, soba yanardı okuldan eve geldiğimde, yemek hazır olurdu.'</p>
<p>Bir sızı düşüyor içime, çocuk gözlerine bakarken daha bir yakınlaşıyorum onunla...</p>
<p>Annesi ve anneannesini kırklı yaşların ortasındayken kanserden kaybetmiş. Aynı yaşta meme Ca teşhisi konulduğunda vakit kaybetmeksizin gerçekleştirildi ameliyatı, ardından terapisi.</p>
<p>Ben ve sevip- bağlandıklarım bir bulmacanın parçaları gibiyiz, onlarla tamamlandığımı düşünürüm. Her bir sevdiğimin uzaklığı, ayrılığında bir parçam daha eksiliyor sanki, acı veriyor, çok acı veriyor...</p>
<p>Şimdi çıkmalıyım, hüzünlendim de zâten, yazının devamı ve resimleri ekleyeceğim sonrasında inşaAllah.</p>
<p>Sevgimle...Hayat</p>
<p>-sürecek-</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>EYLÜL ESİNTİLERİ</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/eylul-esintileri" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/eylul-esintileri</id>
    <published>2007-11-20T08:00:44+02:00</published>
    <updated>2007-11-20T07:44:18+02:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="anı" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/eylulesintileri.JPG" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="200">Dünden Bugüne-1</p>
<p>İstanbul’ da anlatılacak birkaç olay var yaşadığım…Şimdi bir haftalığına gurbetimdeyim yine…<br />
Dün 22 yıldır ilk kez; bineceğim uçağı kaçırdım yetişemedim biliyor musunuz?<br />
Kendimi komik duruma düşmüş gibi hissettim, acemi gibi, hiç deneyimi yokmuş gibi...Dalga da geçtim hattâ kendimle, bir güzel...<br />
Anladım ki İstanbul’da biraz daha erkenci olmak gerekiyormuş sona kalandan hayır gelmiyormuş.<br />
Neyse, olan oldu bir kez…Ben de bir sonraki uçağa bilet aldım başka bir firmadan birkaç saat de alanda oyalandım ve bu kez uçmayı başarabildim şükür…<br />
Her işte bir hayır vardır derim hep, mutlaka bunda da bir hayır vardı, çok üzüldüm desem yalan olur.</p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/eylulesintileri.JPG" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="200">Dünden Bugüne-1</p>
<p>İstanbul’ da anlatılacak birkaç olay var yaşadığım…Şimdi bir haftalığına gurbetimdeyim yine…<br />
Dün 22 yıldır ilk kez; bineceğim uçağı kaçırdım yetişemedim biliyor musunuz?<br />
Kendimi komik duruma düşmüş gibi hissettim, acemi gibi, hiç deneyimi yokmuş gibi...Dalga da geçtim hattâ kendimle, bir güzel...<br />
Anladım ki İstanbul’da biraz daha erkenci olmak gerekiyormuş sona kalandan hayır gelmiyormuş.<br />
Neyse, olan oldu bir kez…Ben de bir sonraki uçağa bilet aldım başka bir firmadan birkaç saat de alanda oyalandım ve bu kez uçmayı başarabildim şükür…<br />
Her işte bir hayır vardır derim hep, mutlaka bunda da bir hayır vardı, çok üzüldüm desem yalan olur.<br />
<!--break--><br />
<table border="0" id="table1" style="float: right; border-collapse: collapse">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "300x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel ="";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "336699";
google_color_url = "FF0000";
google_color_text = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Şimdi ilgili kıssaları anlatmaya kalkarsam, vaktim elvermeyebilir.Devam edeyim olaylara…<br />
Alanda beklerken fakülteden bir arkadaşım aradı, gideceğim ildeymiş, görüşebilir miyiz diye sordu. Olmadı tabii, benim uçuşum uzadı, onun dönmesi gerekti.<br />
Birkaç arkadaşla ilgili havadisler verdi. Birisi vefat etmiş, etkileniyor insan…<br />
Tel no larını aldım.Birine ulaşabildim dün aradığımda..<br />
Grubumuzda askeri öğrenci bir arkadaşımız vardı.Doktora yapmış, bir anabilim dalının başkanı olmuş.Kurmay albay olmuş bu arada…<br />
Görevli olarak bu ay sonuna doğru bulunduğum ile gelecekmiş, orada olursan görüşmek isterim dedi, muhtemelen o kadar kalmayacağım burada.<br />
Eski arkadaşlarımdan bazılarını bulup görüşmek isterim ama…Aklımda inş.<br />
Akşam saatleriydi buraya ulaştığımda… Aynen, giderken vedalaştığım gibi, tek tek gözden geçirdim evleri, doğayı, etrafta olanları…</p>
<p>Duygularımı merak ediyordum, ne hissedecektim bunca yılımı geçirdiğim ile, bir veda sonrası, başka bir konuma yerleştirmişken onu,iş nedeniyle de olsa geri döndüğümde…<br />
Buruk duygular, acı ve hüzün daha baskın olarak hissettirdiler kendilerini…<br />
İsimlendiremediğim, tam olarak tanımlayamadığım duygular…Canımın yandığını hissettim sadece ve silmiş olarak misafircesine baktım pek çok şeye, benimsemiyorum artık..<br />
Yağmur yağıyordu, ağır usul, etkili…Ortalık karanlığın ve yağışın etkisiyle bir flu görüntüdeydi.Deniz seçilemiyordu.</p>
<p>Hava soğuktu.Klimayı mı şömineyi mi yakma konusunda tereddüt ettim.Klima yeterince ısıtıyor, şömineyi, ateşin ortama kattığı sıcaklık duygusunu sevdiğimden yakmak istemiştim, vazgeçip klimayı çalıştırdım.<br />
Ertesi sabah, üç ayrı yerden kahvaltıya çağrıldım.Birisi yan komşum,Hikâyesini önceden anlatmıştım<br />
.<br />
Geç oldu, ara versem iyi olacak.Umarım sonra anlatırım devamını…<br />
Sevgiler çok çok…</p>
<p>Dünden Bugüne-2 (devamı)</p>
<table border="0" id="table1" style="float: right; border-collapse: collapse">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "300x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel ="";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "336699";
google_color_url = "FF0000";
google_color_text = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Yine günler geçmiş...Yine duygular dillendirilemeden bayatlamışlar sanki, biraz öyle hissediyorum sıcağı sıcağına aktaramayınca yaşadıklarımı...<br />
Ânın o sihirli tınısı kaçıvermiş gibi, geride dudak bükmüş bir minik çocuk edâsıyla kalakalıyorum olduğum yerde...<br />
Evet, ilk akşamdan başlıyayım, geldiğim ilk akşamdan...<br />
Yağmur yağıyordu usuldan, havada bir içe işler serinlik...<br />
eve yaklaştığımda Müjgân nine geldi aklıma... Oğlunun, oturup güneşlenmesi, hava alması için yaptığı ahşap bank, tek göz odalı evinin önünde. </p>
<p>Dedim ya, burası şehir içinde bir kırsal alan, şehrin akciğerlerinden...<br />
Siteye birkaç yüz metre mesafede apartmanlar ve bizimkilerden daha ufak daha içiçe konumlanmış villalar...<br />
Müjgân nine, bu apartmanlardan birinin altında otururdu. Görmüş- geçirmiş, aklı başında bir hanımdı. Sonradan işleri kötülemiş ve bir zengin ailenin yanında çalışmış, çocuklarını büyütmüş yıllarca.. Çok kez raslamışımdır büyüttüğü çocukların onu ziyaretlerine, yanında oturmalarına... </p>
<p>Ben de gelip- geçerken uğrardım yanına, otururdum konuşur- halleşirdim onunla... Dinleyip, anladığım konularda bir kaç söz söylemeye çalışırdım.Dahası sarılırdım, öperdim yanaklarından, ellerini tutar öperdim kimi kez...<br />
Çok seviyorum seni, çok... Derdi bana. Kızım gibi!...<br />
Yağmur bir kaç damla gözyaşı oldu hâtırasına akıveren, dökülüveren...<br />
Ağaçlar, yeşillikler, sokak lâmbalarının loş aydınlığında yer yer gölgelerle düşüveriyorlardı zemine... </p>
<p>Bense, hani,dizilerde, filmlerde ruhu bedeninden ayrılıp, bir gölge halinde uzaktan cismini inceleyen bir beden gibiyim.Öylesine buruk, ne hissedeceğini bilemez, kırık, hüzünlü, ama uzak, uzak!...<br />
Yalnızca bir tanıdığı aradım ertesi sabah.. İki komşumsa geldiğimi görüp, kahvaltıya çağırdılar.<br />
İlk kahvaltımı tanıdığım ve benden yaşça küçük olan ama sevdiğim tanıdığım/ arkadaş-kardeşimde yaptım.</p>
<p>Çok özledim seni, burada olduğun zamankinden de çok, diyordu kahvaltıda.. Burada olduğunu bildiğim zamandan çok farklı hissettim yokluğunu...<br />
Ertesi sabah akciğerinden hasta olan ve hastalığı böbreğe metastaz (sıçrama) yapmış olan komşumlardaydım.<br />
Onlara, bir farklı soluk getirme çabası içerisindeyim elimden geldiğince.Bilirim zordur böylesi dönemler ve çok dikkatlice ama ümit ve moral ışıklarıyla donatılmak gerektirir konuşmalar, hal- tavırlar, yapmacıksız da olmalıdır aynı zamanda...<br />
Herkes çok üzgün gidişinizden dediler onlar da, isim vererek...<br />
Tekrar dönecek misiniz? Temelli olarak geri dönecek misiniz?<br />
Bu soru..Ah, bu soru... Tutamadım kendimi, önce bir duraksadım, yüz ifadem ciddileşti, belki acı karıştı çizgilerine ifademin...</p>
<table border="0" id="table1" style="float: right; border-collapse: collapse">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "300x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel ="";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "336699";
google_color_url = "FF0000";
google_color_text = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>'Zor bir soru' dedim, sessizliğin ardından, güçlükle... Konuşmamam gerekiyordu, o anda çekip gitmem... Yapamadım.</p>
<p>Yine yaşlarla gölgelendi gözlerim, tutmaya çalışıyorum, hayır ağlamamalıyım, hayır!...<br />
Sesim titriyor kendimi kasmaktan, bir yandan gülüyorum, hayır hayır diyorum; ağlamak hiç yakışır mı bana, ne ayıp!.. Olacak şey mi bu?<br />
Geçti, geçti bile bakın.<br />
İçimden kızıyorum, hem nasıl kızıyorum kendime. Ne bu yaptığın şimdi, aşk olsun, tam yeriydi burası bu duygu tezahürünün!...<br />
Ne mutlu, ağlayabiliyorsun diyor komşumuz; ben ağlayamıyorum!!!<br />
Beynimden vuruluyorum bu sözle.. Hayat, ne yaptın canım ya?<br />
Yüzü sarı, sapsarı... Yine kan değerleri düşük demek. İki aylık ömrü kaldığından söz etmişler Çin' de -tedavi için gitmişlerdi- gün sayıyor.,</p>
<p>Sigarayı bırakmıyor, inatla bırakmıyor.<br />
Kendimi toparlayıp, durumu idare edecek bir kaç söz söylemeye çalışıyorum ya, ne söylediğim bile hatrımda değil şu anda...<br />
Çok şeyler oldu yine, bu akşamlık da bu kadar, dedim ya eczanede yazamıyorum, evde int. -bilgisayar - yok şu anda. İkisi de İstanbul' da...<br />
Çiçeklerimden köpeğimize anlatılacak şeyler var yine...Öyle çok duygu...<br />
Yazmazsam boğulacakmışım gibi hissediyorum.</p>
<p>Bu son iki günde ise inanılmaz şeyler yaşadım, anlatamam ki, anlatmalı mıyım bir aşk sarhoşluğumu, ama ne aşk... </p>
<p>AŞKLARIN EN GÜZELİ!!! EN GERÇEĞİ!!!</p>
<p>Dün akşam, dün bütün gün sarhoş gibiydim ve hâlâ da öyleyim. Önce sormalıyım bilenlere, bu yaşadıklarımı anlatmalı mıyım, yoksa tılsımı bozulur mu o zaman? </p>
<p>...</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>BİR HAYATA DOKUNMAK</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/1054" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/1054</id>
    <published>2007-09-12T08:08:35+03:00</published>
    <updated>2007-09-12T08:27:51+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="anı" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/bir-hayata-dokunmak.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="200">Özel bir durum olmadıkça, hiç bir msn adresimi açmam. Çok vakit aldığını düşünüyorum msn sohbetlerinin...<br />
'Geyik muhabbet’iyse hele, hepten uzak olmalı benden...<br />
Telefon görüşmesini tercih ederim, msn' de görüşmem gerekiyorsa sesli görüşmeyi tercih ederim.<br />
Yeterince yazdığımı düşünüyorum zaten, fazlası 'doz aşımı' na girebilir, 'antidot' unu da bilmiyorum. : )<br />
Akşam, saat 19..  suları...<br />
Önümde farklı pencereler açık; okuyor, notlar alıyorum.<br />
Hikâyenin devamında, nedenini anlatacağım, msn' de çevrimdışı görünüyor, oturum açanı görebiliyorum.<br />
Evet, işte o... Oturum açtı.<br />
Çevrimiçi olarak durumumu değiştiriyorum.</p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/bir-hayata-dokunmak.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="200">Özel bir durum olmadıkça, hiç bir msn adresimi açmam. Çok vakit aldığını düşünüyorum msn sohbetlerinin...<br />
'Geyik muhabbet’iyse hele, hepten uzak olmalı benden...<br />
Telefon görüşmesini tercih ederim, msn' de görüşmem gerekiyorsa sesli görüşmeyi tercih ederim.<br />
Yeterince yazdığımı düşünüyorum zaten, fazlası 'doz aşımı' na girebilir, 'antidot' unu da bilmiyorum. : )<br />
Akşam, saat 19..  suları...<br />
Önümde farklı pencereler açık; okuyor, notlar alıyorum.<br />
Hikâyenin devamında, nedenini anlatacağım, msn' de çevrimdışı görünüyor, oturum açanı görebiliyorum.<br />
Evet, işte o... Oturum açtı.<br />
Çevrimiçi olarak durumumu değiştiriyorum.<br />
<!--break--><br />
Aşağıdaki satırların ve bu hikâyenin yayınlanma nedeni nedir? Nedir beni, bunları yazmaya iten sebep?<br />
Benzeri yazışmalarım olmadı mı?<br />
Oldu...<br />
Çok etkileyici hikâyeler benimle paylaşılmadı mı?<br />
Paylaşıldı...<br />
Hepsi bende kalmadı mı?<br />
Kesinlikle...</p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Gülenaz, ne var sende, ayrıcalığın ne senin? Niye dokundu hikâyen yüreğimin tâ derinine?<br />
Beni bu kadar etkileyecek insanlar az çıkar. Hassas olduğum doğrudur ama bu derecede etkilendiğim insan sayısı çok fazla değildir.<br />
Hikâyen mi yoksa bunları onurla karşılaman mı?<br />
29 yaşa yakıştıramayacağım kadar sağlam bir karakter yapısı, kendimde de olduğunu düşündüğüm çok güçlü onur duygusu mu?<br />
Sende benden bir şeyler var, belki bende senden? </p>
<p>Yazılarınla tanıdım seni, ilk olarak... Sesindeki duyguyla bütünleştirmeye çalıştım sonra, yazdıklarını...<br />
Karakterinin güçlülüğünü, tevekkülü hissettiren, yanılmıyor olduğuma inandıran tonlaman, vurguların...<br />
Şaşkınım, inan...</p>
<p>Önce akşamki görüşmemiz... Sonrasında tanışma hikâyemizi anlatacağım.</p>
<p>Oturum Başlama: 05 Eylül 2007 Çarşamba<br />
Eylül      (...............@ hotmail.com )<br />
gülenaz  (............@ hotmail.com)<br />
(19:08) Eylül               : Merhaba..<br />
(19:09) gülenaz           : Merhaba nasılsınız?<br />
(19:10) Eylül               : sağolun, iyi olacağız inş.<br />
(19:10)  gülenaz          : İnşallah. Ne güzel sizinle buluşabilmek<br />
(19:10) Eylül               : mikrofonunuz varsa ve müsaitseniz sesli görüşme başlatabiliriz.<br />
(19:11) Eylül               : sağolun.. Benim için de öyle..<br />
(19:11) gülenaz           : Çok sevinirim<br />
(19:11) gülenaz        aranıyor...</p>
<p>(19:12) Eylül               : yanıtladınız mı? </p>
<p>(19:12) gülenaz           : Yanıtlamaya çalıştım ama açılmadı<br />
(19:12) Eylül               : İsterseniz siz davet edin.<br />
(19:13) gülenaz     sizi arıyor.</p>
<p>(19:13)gülenaz             : Şu anda arıyorum<br />
(19:13) Aramayı yanıtladınız.<br />
(19:44) gülenaz  : Şu anda (...özel........... ) çok rahat konuşamıyorum<br />
(19:44) Eylül durumunu Çevrimiçi olarak değiştirdi<br />
(19:45)gülenaz  : Ben çok üzülüyorum sizi saatlerce dinleyemediğim için<br />
(19:46) gülenaz  : (.............................) Karşımdaki şahsın özeli, boş bırakılmıştır.<br />
(19:46) Eylül  : o da olacak inşaallah<br />
(19:46) gülenaz  : Ben sizinle karşılaşmamızın hikmetini anlamayı Rabbim nasip etsin diye dualar ediyorum<br />
(19:46) Eylül  : hattâ yüzyüze de görüşeceğimize inanıyorum bir gün..<br />
(19:47) gülenaz  : Çooooook isterim<br />
(19:47) Eylül  : Allah c.c razı olsun.<br />
(19:47) gülenaz  : Şu an size sarılabilmeyi ne kadar çok isterdim<br />
(19:47) Eylül  : sizi bir kat daha sevip bağlandım şimdi..<br />
(19:47)gülenaz  : affedin<br />
(19:47) Eylül  : sarıldım bile ben size..<br />
(19:47) Eylül  : hissedebilirsiniz<br />
(19:47) Eylül  : ruhlarımızla sarıldık biz..<br />
(19:48) gülenaz : Benim bu kadar uzaktan yüreğimi okuyabilmenize şaşkınım<br />
(19:48) Eylül  : Allah c.c ın bir lütfu..<br />
(19:48) Eylül  : bende bir şey yok..sevgiden başka..<br />
(19:49) gülenaz  : pek çok iltifat aldım duygularımı yansıtış tarzımla ilgili olarak. Ama inanın hiçbir iltifatın içinde sizin samimi ve dupduru gülüşünüzü hissetmedim<br />
(19:49) Eylül  : Birbirimize dua edelim.O' nun rızası için..<br />
(19:49) gülenaz : inşallah<br />
(19:49) Eylül  : Yine görüşeceğiz inş.<br />
(19:50) Eylül  : benim için özel olduğunuzu unutmayın ltf.<br />
(19:50)gülenaz  : İnşallah (.....özel.............)<br />
(19:50) Eylül  : âmin..<br />
(19:50) Eylül  : cân-ı gönülden, bir tanem..<br />
(19:51) gülenaz  : Çok teşekkür ederim, sabrınız, yakınlığınız, içtenliğiniz için...<br />
(19:51) Eylül  : hepsi gönülden ve zevkle inanın..<br />
(19:52)gülenaz  : Allah razı olsun<br />
(19:52) Eylül   : Sizi O' na emanet ettim, görüşmek üzere inşallah..<br />
(19:52) gülenaz  : Sizden kopamayarak, görüşmek dileğiyle.. Saygılar...<br />
(19:52) Eylül  : Bil mukabele..<br />
(19:53) Eylül  : Unutmayın sizinleyim ve unutmayın, Allah c.c bizimle..<br />
(19:54) gülenaz gönderdi : Siz hep benimle olduğunuz sürece unutmayacağıma söz veriyorum</p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Gelelim hikâyemize...<br />
Önce, bir site kuruyorum. (Nedenlerine değinmeyeceğim burada )<br />
Bu arada farklı sitelerde de yazıyorum.<br />
Yazdığım bir diğer siteye, yeni bir üye kaydoluyor, yazdıkları ve yaklaşımı değişik, oldukça mantıklı, sağlam yaklaşımı var.<br />
Cevap yazıyorum, o da benden etkileniyor.<br />
Yazdıklarımın, kendisini çok yakından tanıyan bir kişisel gelişim uzmanının söyledikleriyle tıpatıp aynı olduğunu belirtiyor.<br />
Bakıyorum ki, üye olup, benim sayfamda da yazmaya başlamış. Ben de onun bölüm yöneticiliği yaptığı sitede, onun bölümünde yazmaya başlıyorum.<br />
Bulimia ve anoreksiya hastalığı ve hastalarıyla tanışmam bu döneme denk düşüyor.<br />
Forumda başka bölümler de var, ancak, bana hitap etmiyor, o kadar bol vakit  ayırıp, çok fazla yere bölünemiyorum da zaten.<br />
Bir gün, bir başka başlıkta Gülenaz’ın yazısı çarpıyor gözüme…<br />
Önce, neden bahsettiğini anlayamıyorum.Sonra, bakıyorum ki engelli bir evlâdı olan, gönlünün güzelliği, yazdıklarında da şekillenen bir anne o…</p>
<p>***</p>
<p>Blogda şu anda taslak haline çektiğim bir yazımı, aşağıya alıntıladım. Onunla yazışmamızın gidişatına göre yol haritası belirlemeyi düşünüyorum, birlikte karar vermemiz doğru olacak zannederim. Ya özelde kalacak ve adı bir daha satırlarıma yansımayacak ya da? …<br />
Zaman...<br />
Neler yaşayacağız bakalım?</p>
<p><strong>Hazan Mevsimi...</p>
<p>Makam: Nihâvend<br />
Usûl: Düyek<br />
Beste: Şekip Ayhan Özışık<br />
Güfte: Şekip Ayhan Özışık </p>
<p>Yine hazan mevsimi geldi<br />
Yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek<br />
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde<br />
Hicranını yalnız başına çekecek<br />
Hüsranını yalnız başına çekecek </p>
<p>Geleceksin belki de, o zaman<br />
Ne o yapraklar, ne o rüzgârlar ve ne ben olacağım<br />
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde<br />
Hicranını yalnız başına çekecek<br />
Hüsranını yalnız başına çekecek </p>
<p></strong><br />
Arada bulutlanan havalar, sonbahar esintisi taşıyor...</p>
<p>Severim sonbaharı, buruk bir hüzün duygusuyla, hüzün gezegenine yaraşır...</p>
<p>Yağmuru, kapalı havaları, hafif, orta şiddette rüzgârlarıyla...</p>
<p>Aşağıdaki yazı, onunla yazışmalarımızı içeriyor...Paylaşmak istedim.</p>
<p>Temmuz 10, 2007, 02:01:42 </p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Merhabalar...<br />
Öncelikle, hoş geldiniz Gülenaz...<br />
Son birkaç gündür öylesine yorgunum ki yazınıza rastlamasaydım hiç bir şeye bakmayıp, dinlenmeyi seçecektim. Sonrasında da gönderdiğiniz tüm mesajları taradım, kimlik bilgilerinize de bir göz gezdirdim.<br />
Bunu herkes için yapabiliyor muyum, tabii ki hayır, her ne kadar gücümün son zerresine kadar kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olsam da bunun da bir sınırı oluyor..<br />
29 yaş ve bu olgunluk seviyesi... Tebrikler. Gerçekten. İçtenlikle...<br />
Biliyor musunuz, ateş yakar deriz de gerçekten yanıncaya dek havada kalır buna dair tanımlamalar ve her bir ateş de yekdiğerinden farklıdır.Olgunlaşıncaya kadar her birimiz çeşit çeşit ateş sınavlarına tâbi tutuluruz.Sol yanımızda bir yer acır, incede..en bir sızı duyarız.<br />
Bugün oğlumu gönderdim önce, sonrasında da kızımı, kuzenlerinin düğünü için gelmişlerdi.<br />
Ayrılıklara da mı alıştım ne? Bu kaçıncısı hatırlamıyorum bile. Ne kadar hüzün duyduğumu da...<br />
Başka bir yazınızı da ilgili bölümde cevaplandırmak istiyorum. Can alıcı noktalara işaret etmişsiniz. Okuduğumda çok etkilendiğim bir yazıyı alıntılamak, daha doğrusu buraya da kopyalamak istedim. Daha önce kendi web sitemde de yayınlamıştım.<br />
Bu arada kısaca kendimi tanıtayım. Doğup- büyüdüğüm ve tahsilimi yapmış olduğum yer İstanbul. Eczacıyım. Evliyim, üç çocuğum var.<br />
İnsanı olgunlaştırıp büyüten dahası belki yücelten yaşadıkları ve bunlara gösterdiği tepkilerdir diye düşünürüm. Sizi tekrar kutlar, güzel düşüncelerinizle gerçek ve kalıcı güzellikler içinde geçmesini dilerim yaşamınızın...<br />
Selâmlar...</p>
<p><strong>Susmak Üstüne... </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Konuşulan konuyu boş, basit ve anlamsız buluyoruzdur, konuşmayı da gereksiz ve anlamsız buluruz… </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu… </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Sessiz bir onaydır susuşumuz… Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere… </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Sessiz bir bekleyiş olur susmak… Ya kendimizin yada karşımızdakinin ortak değerleri yeniden gözden geçirmesine tanınmış bir fırsattır sessizliğimiz… Ya da birinin bizi fark etmesi, doğru algılayabilmesi için tanınmış bir süre… Susan için endişe ve olasılık hesapları arasındaki gel- git lerle biraz da huzursuz bir bekleyiştir susmak… </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak… Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar…Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen… </p>
<p>Susarız… </p>
<p>Hassas ve kırılgan bir tepkidir… Küçücük bir hatırlatmadır belki… Fark edilmesi ve onarılması incelik ister…Ya yeniden bir kazanıştır yada aleyhte bir delil olarak kalır karşımızdaki için… </p>
<p>Susarız... </p>
<p>Bir ilişkide negatiflerin gözümüze batmaya başladığı, karşımızdakine ait aleyhte deliller dosyasının kabarmaya başladığı ve hatta dosyayı masanızdan kaldırmaya gerek duymaz olduğunuz bir noktadasınızdır… Bir duruş, bir soluklanmadır susmak…Ortak geçmişin değerlendirilmesi ve geleceğin muhasebesidir…Durup yeniden, şimdi bulunduğunuz noktadan bir daha bakmak istersiniz yaşananlara ve eldekilerle geleceğe gitmenin ne kadar mümkün olduğuna…Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmeye başladığı yerdir susmak… </p>
<p>Susarız...</p>
<p>Ayağımız yerden kesilmiş, bulutların üstündeyizdir ve çiçek çiçek bahardır yüreğimiz… Sevdiğimizle yan yana ve can cana yızdır…Öyle bir ruhsal bütünleşmedir ki hiçbir söz tanımlamaya yeterli gelmez hissedilenleri ve susarız…Sadece yüreklerin ve gözlerin konuştuğu yerdir suskunluğumuz… </p>
<p>Susarız...</p>
<p>İletişimin tıkandığı yerdeyizdir, hiçbir iletinin bize yeterli gelmediği ve hiçbir iletimizin doğru algılanmadığı… Yanlışlıklar, yanılgılar ve kim bilir belki de gerçeklerdir bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup duran… Sözler yerini sessizliğe bırakmaya başlar ve siyah, tek nokta konur cümlelerin sonuna… Zamanla cümlelerimizin sonuna konan o tek ve siyah nokta büyüyerek bir kara deliğe dönüşmeye başlar… Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak… </p>
<p>Susarız...</p>
<p>Kabul edilmiş bir hata yada suçtur susuşumuz ve söylenecek her söz kaybetme riskidir… Korku eşlik eder suskunluğumuza… </p>
<p>Susarız...</p>
<p>Bir gidişi kabullenmektir susmak, yerinde ve zamanında olduğunun ayırdımında olduğumuz bir gidişin… </p>
<p>Susarız...</p>
<p>Hayata karşı bir susuştur bu kez yaşanan…Bizi can evimizden vuran bir kayıp, yaşanan büyük bir acı, ölesiye bir çaresizliktir yaşadığımız…Söylenecek hiçbir sözümüzün adrese teslim olmayacağından emin olduğumuz, bütün sözcüklerin anlamını yitirdiği bir yerdeyizdir…Hayatın bize bir şey katamadığı ve bizim de hayata bir şey katmak için anlamımızı kaybettiğimiz bir yer…Belki de boş gözlerle, algılamadan bir seyirdir hayat o noktada ve belki de amacı ve beklentisi olmayan, bir mesaj kaygısı taşımayan ve hedefi olmayan tek susuştur yaşadığımız… </p>
<p>Susmak; eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir eylemdir…<br />
</strong></p>
<p>  <strong>Ynt: Eylülde filizlenen Hayat'a teşekkür</strong><br />
« Yanıtla #55: Temmuz 10, 2007, 08:11:11 ÖS »   </p>
<p>------------------------------------------------------------------<br />
Sayın Hayat eylül,</p>
<p>        Mesajınızın şahsımla ilgili bölümünü okurken onur duydum.  Öncelikle özel mesaj göndermek yerine, bu sayfada güzel yorumlarınızı paylaştığınız için teşekkür ederim.  </p>
<p>       Sizin gibi üç çocuk ve uzun bir gece boyu yazılarınızı okuduğum kadarıyla tecrübe sahibi bir sözcük üstadından, yaşıma göre olgun olduğumu yazan cümlelerinizi okumak bana büyük mutluluk yaşattı. </p>
<p>      Şunu da belirtmek isterim ki, benim sınavım ateşten değil sanırım.   </p>
<p>       Hiçbir zaman " Beni neden dünyaya getirdin? Benim için ne yaptın ki? Söylesene sana bakmak için mi doğdum ben? Senin istediğin mesleği seçmek zorunda mıyım? Annesin tabi yapacaksın, Benim için değil kendin için yaşa beni rahat bırak, " gibi cümlelerin muhatabı olmam gibi bir ihtimal görünmüyor. </p>
<p>     Özel çocukların annelerinin yaşadığı en büyük lütuftur bu. </p>
<p>     Nankör evlat olabilmek için, kalbini kaybetmiş bir beyine sahip olmak gerekir. Bizim çocuklarımız ise kayıplarının farkında olmayan sevgiyle dolu bir yüreğe sahiptir. </p>
<p>    Bu güzellikleri yaşarken nasıl ateşten bir sınavdan bahsedebilirim?</p>
<p><strong>Cevap yazım:<br />
Temmuz 12, 2007, 12:19:33 </strong></p>
<p><strong>Neyi arıyorsan sen o'sundur" der Mevlana…</p>
<p>Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan âşık…<br />
Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sürükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır. Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslında, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü… Her askta kendimizi ararız; o yüzden bulduklarımız, benzerimizdir. Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve dikkatle bakin yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size… </p>
<p>Ask denilen kaleydoskopun buzlu camına gözünüzü dayadığınızda, bin bir camın rengârenk ışıklar saçarak döndüğünü ve her seferinde bambaşka şekiller ördüğünü görürsünüz. Her camda, farklı bir renginiz vardır; her şekilde sizden bir parça… Aşklarınız hülasanızdır.<br />
Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskopu, cam parçalar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz…</p>
<p>Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizdeki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki sizin ilhamınız, tenindeki sizin ısınız… </p>
<p>Yoksa hâlâ bir sevdiğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır…<br />
............................................(Alıntı, C.Dündar)<br />
</strong><br />
Merhaba arkadaşlar,<br />
Sevgili Gülenaz,<br />
Öncelikle 'sayın' ifadesini kaldıralım mı aramızda, sonuçta makam odalarımızda değiliz, en azından ben daha samimi ifadelere alışkınımdır, tabii sizin için de bir sakıncası yoksa.. </p>
<p>Yazılarını alıntıladığım yazarların tüm görüş ve düşüncelerine katıldığımı belirtmez bu tercihim..Yalnızca bana da doğru imiş gibi görünen yazılardır alıntıladıklarım, bu düşünceye katılıyorum demektir amacım.<br />
Neden yukarıdaki gibi bir giriş yapmayı seçtiğime gelince..<br />
Sizde benden bir şeyler varmış gibi hissettim, belki bende sizden... Zaman zaman karşılaştığım insanlara farklı bir yakınlık hissetmişimdir. Şu an itibarıyla böyle hissediyorum, bir 'ruh ikizim' varmışçasına...<br />
Hissettiklerimi dile getirmekten çekinmem, şimdiye kadar da sorun oluşturmamıştır bu özelliğim..<br />
Emin olunuz ki düşüncelerinize hayranlık duymamak elde değil..<br />
Ayrıca güzel duygu ve düşünceler de karşılıklı, buna inanmanızı isterim..: )) </p>
<p>Haklısınız..Eylül' de filizlenen bir 'hayat' ...17 Eylül doğum günüm.Severim Eylül' ü..Kâinat tablosunu oluşturan o yüce ressam ne duygu yüklü renk ve desenlerle donatmış, inceden inceye işlemiştir görkemli bir tabloyu daha..!<br />
Sarıdan kızıl tonlarına, turuncudan yeşile geçişler..ılık yağmurlar ve hazân yüklü bulutlar..Yaklaşmakta olan kış mevsiminin ilk öncüleri, habercileri olurlar, değişen duygular, yaşanılanlar gibi..Ömrün de mevsimleri gibi... </p>
<p>Hayat' a gelince… Beni tanıyan insanlardan ilk duyduğum söz:<br />
'Ne kadar da hayat dolusunuz. ' olmuştur genelde... Bulunduğum ortamı genelde hareketlendirir, canlandırırım. Bu özelliğimi de severim.  </p>
<p>'Söz üstadı' yakıştırmasını yapmışsınız, teşekkür ediyorum güzel görüşünüz için…Aklıma bir tanıdığın sözlerini getirdiniz:<br />
'İnsanlar sizi çabucak benimsiyorlar. Ruffles şişmanlatmıyor, deseniz satışlarda patlama yaşanır.' : )) </p>
<p>Ruhumda iyi olana, güzel olana karşı mıknatısvâri bir çekim hissediyorum.<br />
Onlar yaşamalı, yaşatılmalı bence...<br />
Bir tek hayata bile olumlu yönde bir pencere açabiliyorsam bundan çok ama çok mutluluk duyuyorum.<br />
Vermek… Verebilmek inanılmaz güzel bir duygu, yaşamımı anlamlandırdığına inanıyorum.<br />
Ne hayatlar varlıktan ebediyete intikal etmişler, ne götürebilmişlerdir yanlarında işe yarar olarak acaba?<br />
İyilik, yalnızca iyilik…  Geride bırakılan en güzel miras ve insanoğlu için en değerli 'yol azığı'...<br />
Tüm kötüler ve kötülüklere inat iyilik tohumlarını yaymaya, yeşertmeye çalışmak yeryüzünde. Hayatıma anlam katabilecek, varlığımı değerli kılacak en güzel davranış biçimi...</p>
<p>Bir gece boyu yazılarımı okuma lütfünde bulunmanız da çok ince bir davranış, umarım güzelliklere açılmış olan ufuk pencerenize minik de olsa pırıltılar yansıtabilmişimdir. </p>
<p>Sizinle karşılaşmaktan mutluluk duydum, inanıyorum ki benim de sizden öğreneceğim güzellikler olacaktır.<br />
Sevgilerle kalınız...</p>
<p>Çok sevdiğim bir yazı, alıntıdır:</p>
<p><strong>SEVGİ ÜZERİNE </p>
<p>Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış bu yazıyı. Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama sevgi nedir, nerede bulunur,<br />
Biliyor muyuz diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor: Sevgi üç türlüdür. Birincinin adı "Eğer" türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. </p>
<p>Birinci tür: Bir şarta bağlı sevgi.   </p>
<p>Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karşılık bekleyen sevgi…  Sevenini, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu diyor yazar.<br />
Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları<br />
başlıyor. Sevgi nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor.<br />
Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına<br />
Gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin? diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına<br />
gittiğini anlatmıştın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu<br />
olduğunu söylediler, yanılıyorlardı diyor yazar. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı.<br />
İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı<br />
içindeler aslında.<br />
Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir diyor Masumi Toyotome. İlginç değil mi? </p>
<p>İkinci tür: "Çünkü" türü sevgi   </p>
<p>Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar<br />
popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki.<br />
Yazar, Çünkü türü sevginin Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan, büyük ve ağır bir yük haline gelebilir.<br />
Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün Eğer türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar.<br />
Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.<br />
Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi; acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa<br />
gösterdikleri, öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de, ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir.<br />
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı, aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne kurulmuş olduğundan bir günde<br />
ölmüş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş... Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü" türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor.<br />
Peki, o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği: </p>
<p>Üçüncü tür sevgi: "Rağmen"  </p>
<p>Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için, Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen sevilir. Güzelliğe bakar mısınız? Rağmen sevgi. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına Rağmen sever.<br />
Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene<br />
olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok susadığı sevgi budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olursunuz?<br />
Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. Şu soruma cevap verin diyor. Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize<br />
yaşamamın ne yararı var diye sormaz mıydınız? Devam ediyor Toyotome:<br />
Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi? O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?<br />
Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatinizi nasıl yaşardınız? Diye soruyor ve yanıtlıyor: Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor Rağmen sevgiyi. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni Rağmen türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır. Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome. Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok? diye açıklıyor. Anlatıyor:<br />
Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne<br />
kadar var. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.<br />
Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.<br />
"DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAĞMEN TÜRÜ SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIR."  </p>
<p>------------------------------                                    </strong>         </p>
<p>Sayın,  Hayateylül  ( Lütfen siz kırmızı yazıyı görmezlikten gelin, bu ifade benim açımdan samimiyetimi etkiler nitelikte değil, aksine yazılarını okumak için bozuk modemimle boğuştuğum ikna üstadına sevgi ifadesidir.) </p>
<p>"Hayranlık" kelimesini kullandığınız duygu ve düşüncelerimi bir kez daha okumama vesile oldunuz. Gerçekten hayranlığa layık olan bir tek "anne" sözcüğüne rastladım yazılarımda.  Bakışınızdaki güzellik için teşekkür ederim. </p>
<p>Bende, kendinize ait bir şeyler, ya da sizde bana ait bir şeyler olabileceğini ifade etmişsiniz. Bir kez daha anladım insanların sizi neden okumakta yarıştığını. Ben böyle bir şeyi düşünemedim. Sadece dalıp gittim alıntılarla kendi düşüncelerinizi harmanlayışınıza.<br />
Merak etmiyor da değilim, eğer duygularım size hitap etmeseydi bana cevap yazmaz mıydınız? Ya da bana cevap yazdınız çünkü her şeye rağmen hayat dolu bir ruh ikizinizle karşılaştığınızı düşünüyorsunuz. Belki de dümdüz, ikincil anlam içermeyen cümlelerim ve edebî yetersizliğime rağmen beni kendinize yakın hissettiniz. Bana kalırsa siz, Toyotome'yi çoktan aşıp Yunus'un dilini kullandığınız için duygu ve düşüncelerime cevap yazma inceliği gösterdiniz. </p>
<p>   Bu siteye, benim yaşadıklarımı yaşayan ebeveynlerin neler yaptıklarını araştırırken ulaştım. Aradığımı henüz tam olarak bulamadım ama aramadığım eksik olan yanımı keşfettim. Benim hayatımda her şey tamam; kabullendim; çözüme gittim; pekiştiriyorum; hislerim duygu dünyamı erozyona uğratacak kadar birikmiş ama ben bunları elektronik âlemle paylaşmıyorum. Böyle yaşamak yük değil, bunu herkese anlatmalı söylemeliyim. Özürlü yakınlarının olduğunu en iyi arkadaşlarından bile gizleyen insanların varlığını öğrendikçe yanlışımı daha iyi fark ediyorum. Kâinat tablosundaki rengimizi setretmeye çalışmak, eşsiz resme ihanet olmaz mı? Değil mi? ( Kelimelerinizi çalmama umarım kızmıyorsunuzdur   ) </p>
<p>Ben Haziran ayının en sıcak gününde üstelik hafta sonu dünyaya gelmişim. Sahneye çıkışım maalesef sizinki gibi romantik ifadeler kullanmaya müsait değil. Ama en çetin hastalıklarımı sonbaharda yaşamışım. –hatta yaşadım çünkü acılarımı hala hatırlıyorum-  Her ziyaret edenin getirdiği dolu dolu çikolata paketlerini de Bunun için ben sonbaharı çocukluğumda yağmurlu çikolata diye resmetmiştim.  Okula herkesten bir yıl önce başladım, müthiş bir hevesle. Hayatımın en heyecanlı günü bakıyorum yine sonbahar mevsiminde!  Biraz daha büyüdüğümde, sonbahar benim için annemin ellerindeki pekmez kokusu, dedemin yaptığı çöpe dolama -ki bağbozumunun en güzel ödülüdür- oluverdi. Lise yıllarında radyoda "Eylül'de gel" şarkısı çaldığında beğenmeyerek değiştirdim. Üniversite 2. sınıfta bu şarkıyı zorla âşık olmaya çalıştığım çocuk için dinledim. Çalışma hayatına Eylül'de başladım. Kızımın babasıyla ne hikmetse Bir sonbahar akşamında tanıştım. Vücudumda bir odacıkta kara gözlümün kendine bir hayat kurduğu haberini sonbaharda aldım. Kara gözlü Çiğdemimin bugün yaşadığı bir takım zorlukların nedeni olan talihsiz olayı yine Sonbaharın tam ortasında haber aldım. Çok uzun ve zorlu uğraşların ardından ilk adımlarını sonbaharın sonunda atmaya başladı Çitlembiğim.  Yine iki yıl önce sonbaharda yeni ve güzel bir iş ortamına sahip oldum. ( tüm bu olayların sonbahara denk gelişini ben de yazarken fark ettim. Daha nicelerini de sizi sıkma endişesiyle yazmıyorum) </p>
<p>Velhasıl, çocukluğumda belliymiş benim için sonbaharların ne anlama geleceği. Hastalıkların verdiği geçici acıların sonunda tadacağım muhteşem "Damak" çikolata.  </p>
<p>Sizde de hayatımdaki sonbahar hikâyelerinin tadı var bence. Tokat gibi çarpan gerçekçi insan tabloları sonunda insanı sıcacık saran anne şefkati... Bana bunu hissettiriyorsunuz.<br />
İyi ki hissettiriyorsunuz. </p>
<p>İyi ki varsınız Yağmurlu Çikolata.</p>
<p>İyi ki…</p>
<p>(Sürecek)</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>NEDEN BEN?</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/1011" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/1011</id>
    <published>2007-09-03T08:18:46+03:00</published>
    <updated>2007-09-03T08:38:07+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="düşünmek" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><strong>Parçalarınızı toplamakta güçlük çektiğinizi düşündüğünüz, kırılıp-dağıldığınız anlarınız olmuştur sizin de yaşam örgüsü içerisinde..Neden?? demişsinizdir, 'Neden ben?'!!!<br />
</strong><br />
Kendi nâmıma düşünüyorum da ilk aklıma gelen cevaplardan birkaçını sizlerle de paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Yazılarımı okumuş olanlar, babamı az-çok tanırlar, en azından bir fikir sahibi olabilmişlerdir az-çok , kişiliği hakkında..<br />
Nûr içinde yatsın, cümle ebediyete intikal etmiş olanlarımız da...</p>
<p>Derdi ki,<br />
<strong>'Rivâyet oldur ki, Fir'avn' ın atının ön ayakları, yokuş aşağı inerken uzar, yokuş yukarı çıkarken kısalırmış Kİ; DARDA KALIP DA 'ALLAH!' DEMESİN..!!!<br />
</strong></p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><strong>Parçalarınızı toplamakta güçlük çektiğinizi düşündüğünüz, kırılıp-dağıldığınız anlarınız olmuştur sizin de yaşam örgüsü içerisinde..Neden?? demişsinizdir, 'Neden ben?'!!!<br />
</strong><br />
Kendi nâmıma düşünüyorum da ilk aklıma gelen cevaplardan birkaçını sizlerle de paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Yazılarımı okumuş olanlar, babamı az-çok tanırlar, en azından bir fikir sahibi olabilmişlerdir az-çok , kişiliği hakkında..<br />
Nûr içinde yatsın, cümle ebediyete intikal etmiş olanlarımız da...</p>
<p>Derdi ki,<br />
<strong>'Rivâyet oldur ki, Fir'avn' ın atının ön ayakları, yokuş aşağı inerken uzar, yokuş yukarı çıkarken kısalırmış Kİ; DARDA KALIP DA 'ALLAH!' DEMESİN..!!!<br />
</strong><!--break--></p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Düşündüğümde bile kanım donuyor sanki damarlarımda...<br />
Böylesi bir olguya 'acaba?' diyerek yaklaşmışımdır, tâ ki geçenlerde Mesnevî' de buna dair bir vurgu olduğunu bir yerlerde okuyana kadar...<br />
Nerede rastladım bu bilgiye hatırlamıyorum, internet üzerinden okudum yalnızca..Araştırılabilir...</p>
<p>Yine diyordu ki babam:<br />
<strong>'Allah c.c. ,sevdiği kuluna verir sıkıntıları.. ki ansın O’nu, yakarsın O’na, O'ndan dilesin, istesin..Bıkmadan, usanmadan istesin..!'<br />
'Kulunun yakarışları hoşuna gider, O'na yakınlaşmanın bir yoludur bu..İnşaallah, sevildiğimize de bir delil..!'<br />
</strong><br />
Üstelik âhirette öylesi güzel karşılıkları olacakmış ki bu musibetlere sabretmenin, yapabileceğini yaptıktan sonra, O' na sarılmanın; kul, karşılığını bilseydi hiç sızlanmazdı, öylesine mükâfatı var bekâ âleminde, denir.</p>
<p>Bir kıssa daha babamdan, hatırımda kaldığı kadarıyla:</p>
<p><strong>Rivayet edilir ki, bir zât, hastalığından çok muzdaripmiş. Allah c.c.' a sürekli el açıp yalvarırmış ki 'bu hastalığımı benden al, Ya Rab..' diyerek...<br />
Bir gece hastalığı rüyasına girmiş ve dile gelip demiş ki:<br />
'Benden kurtulmak için dua ediyorsun. Oysaki birbirimize alıştık.İlâçlarımı bile öğrendin.Seni az sıkıştırsam, ilâcımı verip, beni susturuyorsun. Ben giderim ama bir başkası gelir  yerime..Tanıyana, alışana kadar zaman geçer.İyisi mi, böyle idare edip, gidelim..'<br />
</strong><br />
Şimdi, düşünüyorum da zaman zaman, sınır noktalarına geliyorum, 'Artık dayanamıyorum Allah' ım, ne olur yardım et..!' diye yakarıyorum.</p>
<p>'Çevresi tarafından, hemen hemen istisnasız, 'Projektör şiddetinde bir ışık, pozitif enerji kaynağı bir trafo, çok sevilen, hayran olunan bir insan' olarak tanımlanırken; 'Dibine ışık  veremeyen bir MUM olmanın acziyetini yaşamak..!'</p>
<p>Sormalı mıyım, 'Neden ben?' diye?<br />
Neden ben???</p>
<p>Pek çok anlamda güzelliklerle donatılmışken, tanıdığım hemen herkesi etkisi altına alabilecek özellikler bağışlanmışken, birbirinden güzel ve şükür, akıllı üç çocuk bağışlanmışken, saray  yavrusu bir evde, çok güzel bir manzaraya karşı yaşarken, (en zorlandığım acılarımı da bu evde yaşadım aynı zamanda, çilehanem oldu bir anlamda) sordum mu ki 'Niye ben?' diye?<br />
'Ne özelliğim var ki benim?'</p>
<p><strong>'Başkalarının yaşamlarına imrenmeyin', diyordu okuduğum bir özlü sözde..'Sizin de yaşamınıza imrenen pek çok insan var..!'</p>
<p>'Rahatı da cennete koydum dünyada arıyorlar, nasıl bulabilsinler?' buyuruyor hak tealâ hz.<br />
'Dünyada rahat yok' olduğunu bilerekten cennetler arıyoruz, çektiğimiz sıkıntılar biraz da bundan olsa gerektir.</p>
<p> Kimse hakkına râzı değil, diyordu bir tanıdığım..<br />
Kimse, hakkına râzı DEĞİL..!'<br />
</strong><br />
Refah, daha, daha..Yarış, başkalarını ezme, çiğneme bahasına yükselmek...Nereye kadar? Ne zamana kadar?<br />
Neden Rab' bin takdirine gönül hoşluğuyla râzı gelip, boyun eğemeyiz?<br />
<strong>Niyedir isyanlarımız, kimedir?<br />
Gelen kimdendir, fail kimdir???<br />
</strong><br />
Söylenecek pekçok söz olsa gerektir bu konuda, belki bir kısmını da yorumlarla tamamlayabiliriz.Bu konuda düşündüklerinizi  yazmanızı rica ediyorum sizlerden...</p>
<p>Halim Kök arkadaşımızın, dünkü blog yazısı sarstı beni, tadına doyum olmaz bir yazıydı. Konuyla da oldukça bağlantılı, linkini vermek istemedim, benim yazımın içinde kalmasını değil, daha fazla kişiye ulaşmasını istedim.<br />
Kendisi göndermiş midir bilmiyorum, ben, hoş göreceğini umarak, yazıyı kopyalayıp buraya yapıştırıyorum.<br />
Anlamak editörlerinden de rica ediyorum, mümkünse bu çok güzel yazıyı bugün yayınlamalarını..<br />
Çok mutlu olacağım bu olabilirse..<br />
Şimdiden şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><strong>AH, BİLEBİLSEM...</p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. </p>
<p>Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerineörtüyor. </p>
<p>Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. </p>
<p>Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. </p>
<p>İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Zümer Suresi 5.ayet)</p>
<p>Gündüzler sevinç ve mutluluğumuz ise geceler dert ve kederlerimizdir.</p>
<p>Sevinçlerimizin üzerini kederler örtmüştür, kederlerimizde örtülü sevinçlerimiz gizlidir.</p>
<p>Biri diğerinin varlık nedenidir. Öyle ise sevinçler kadar dertler hüzünler de gereklidir.</p>
<p>Gereklidir diyorum ama ZAT’ en gereksiz bir şey de yoktur ki.</p>
<p>O’nun nazarında her şey olması gerektiği gibidir.</p>
<p>O noksan sıfatlardan eksikliklerden münezzehtir. </p>
<p>Eksiklik ve noksanlık O’nun hikmetlerini göremeyen kulundadır. </p>
<p>Kul O’ndan uzaklaştıkça ancak kendi bulunduğu yerden görüleni görür… O’nun gördüğünü göremez.</p>
<p>O zaman da sanır ki olanlar kendi istemesiyle olmaktadır.</p>
<p>Bizim sandığımız her işimiz O’nundur ve O’nun hükmü, OL demesi iledir.</p>
<p>Yapan ve yaptıran O’dur… FAİL-i MUTLAK O’dur.</p>
<p>ZATen O kimdir biz kimizdir ki?</p>
<p> “Attığın zaman sen atmadın Allah attı.” Ayetinde: </p>
<p>“Kulum, faili olmadığın şeyi yap. Yaptığın işin faili benim. </p>
<p>Ben de ancak seninle yaparım. </p>
<p>Çünkü onu kendi kendime yapamam, onu yapmak için sen lazımsın. Senin yapman için de ben lazımım”.  </p>
<p>“Böylece işler bana ve Ona bağlı oldu. </p>
<p>Ben de hayret ettim, hayret de şaştı. Hayret içinde hayret oldu.” </p>
<p>Der Muhyiddin İbnu’l-Arabi ve şöyle devam eder: </p>
<p>“Nice zamanlar olmuş ki şöyle demişimdir: </p>
<p>“Rab Haktır, kul Haktır, ah bilseydim, mükellef kimdir? </p>
<p>Kuldur dersen o yoktur, Rabdır dersen o nasıl mükellef olur ?” </p>
<p>“Nice zaman da şöyle demişimdir: </p>
<p>Kendisinin yaptığı bir şeyi bana teklif etmesinde hayret ettim. </p>
<p>Benim yaptığım bir iş yok (bende o iş hep)  O’(nun yaptığı) nı görüyorum. </p>
<p>Ah bilseydim mükellef kim oluyor? Her yerde ancak Allah var,<br />
Ondan başkası yok.” </p>
<p>“Böyle söylemekle beraber bana denildi ki yap”. </p>
<p> “Cümle yerde Hak nazır , göz gerektir göresi” </p>
<p>Görecek göz, işitecek kulak, bilecek akıl, hisseden bir yürek varsa OL-AN O’ndan gayrı değildir.</p>
<p>“Ben gizli bir hazine idim... Bilmekliğimi istedim Alem’i yarattım.</p>
<p>Bilinmekliğimi istedim Adem’i yarattım” </p>
<p>Buyurur. </p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>O bilinmekliğini istemiştir. Bilmek için o zaman önce bilmiyor olmak gereklidir.</p>
<p>Bilmeyerek doğarız, bilmeyerek yaşarız.</p>
<p>Kısmetimizde varsa O dilemişse günü geldiğinde biliriz.</p>
<p>O zaman anlarız ki O bizi sevgiden yarattı… </p>
<p>O’nu sevince O’nun her yarattığını da sever oluruz.</p>
<p>O’nun yarattığını sevmek bu anlamda O’nu sevmektir.</p>
<p>“Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü”</p>
<p>O zaman geceleri de severiz gündüzler kadar, dertlerimizi de severiz sevinçlerimiz kadar.</p>
<p>Gündüzün ardından geceler gelir.</p>
<p>Gökteki yıldıza sırdaş olurum.</p>
<p>Aklıma Yunus’tan heceler gelir.</p>
<p>Kuzuya kurda kardeş olurum.</p>
<p>Kendimle baş edemediğimde, kendime kızdığımda bunlar gelir aklıma, kızdığım kimdir,<br />
affetmediğim kimdir, affeden kimdir.Seven kimdir sevilen kimdir.</p>
<p>Ah bir bilebilsem kim olduğumu… zaten benim aradığım da O derim.... </p>
<p>Ben hayalim O asıl... Ben Aslımı severim, Aslım da beni sever.</p>
<p>HALİM KÖK</p>
<p>Bir alıntı yazıyla bağlamak istiyorum konuyu..Sevgilerle, mutlu, huzurlu kalınız...<br />
                            Hayat Eylül</p>
<p>NEDEN BEN?</p>
<p>Efsane Wimbledon'un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan  naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi..<br />
Hayranlarından biri sordu.. </p>
<p>"Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"</p>
<p> Arthur Ashe cevap verdi.. </p>
<p>"Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,</p>
<p> 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir,</p>
<p> 500 bini profesyonel tenisçi olur,</p>
<p> 50 bini yarışmalara girer,</p>
<p> 5 bini büyük turnuvalara erişir,</p>
<p> 50'si Wimbledon'a kadar gelir,</p>
<p> 4'ü yarı finale,</p>
<p> 2'si finale kalır.</p>
<p> Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya  'Neden ben?' diye hiç sormadım.</p>
<p> Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl  'Niye ben?' derim?. </p>
<p> Tanrı'ya asla 'Neden ben?' diye sormayın. Ne olacaksa olur.<br />
</strong><br />
(Alıntı)</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>EYLÜL ESİNTİLERİ</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/1001" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/1001</id>
    <published>2007-08-29T08:10:38+03:00</published>
    <updated>2007-08-29T08:44:18+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="anı" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><strong>VEDÂ</p>
<p>Elimde, sükutun nabzını dinle,<br />
Dinle de gönlümü alıver gitsin!<br />
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,<br />
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!</p>
<p>Yürü, gölgen seni uğurlamakta,<br />
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,<br />
Yolu tam dönerken arkana bak da,<br />
Köşede bir lâhza kalıver gitsin!</p>
<p>Ümidim yılların seline düştü,<br />
Saçının en titrek teline düştü,<br />
Kuru bir yaprak gibi eline düştü,<br />
İstersen rüzgâra salıver gitsin!</p>
<p>  N. Fâzıl Kısakürek</strong></p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><strong>VEDÂ</p>
<p>Elimde, sükutun nabzını dinle,<br />
Dinle de gönlümü alıver gitsin!<br />
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,<br />
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!</p>
<p>Yürü, gölgen seni uğurlamakta,<br />
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,<br />
Yolu tam dönerken arkana bak da,<br />
Köşede bir lâhza kalıver gitsin!</p>
<p>Ümidim yılların seline düştü,<br />
Saçının en titrek teline düştü,<br />
Kuru bir yaprak gibi eline düştü,<br />
İstersen rüzgâra salıver gitsin!</p>
<p>  N. Fâzıl Kısakürek</strong><br />
<!--break--><br />
Yıllar öncesinden bu yana, bendeki tadı hiç eksilmemiş, belki katlanarak artmış bir şiirle başlamak geldi içimden...</p>
<p>Bir başka duygudur yazmak…Yazarken, sonrasında okurken daha bir farkında olur, daha farklı cephelerden bakmayı öğrenirsiniz aynı zamanda…</p>
<p>Hele bir tadı vardır ki eski anıları okumanın, masal lezzeti sunar size, kendi dünyanızda yaşanmış olanlardan minik buketler derleyip…</p>
<p>Her şey iyi, güzel de, bir ufak sorun var ortada, benim açımdan.. Yazmak için, öncelikle yaşamak gerek, değil mi? Buraya kadar her şey güzel, hayatın içinde olup yaşamayı seçsem, yazacak hal-vakit bulmakta zorlanıyorum; yok eğer yazmaksa seçtiğim, yaşanacak bir şeylerden kırpmak gerekiyor. Genelde yaşamaya öncelik verdiğimden, not düşüyorum deftere hatırlatıcı olarak, günler geçtikçe birikiyor notlarım, öylece bekliyorlar görüntülenme sırasının kendilerine gelmesini…</p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Hafta sonu yaşadıklarıma uzanalım sizlerle bugün, var mısınız benimle yakın geçmiş yolculuğunun sokaklarında bir tura? Başlıyoruz öyleyse..</p>
<p>Pazar günü, buradaki arkadaşlardan birinin kızının nikâhı vardı gündemde.. Tatlı bir sitemle uyarılınca, anlaşıldı dedim, başka program yok, bugünün gündemini bu nikâh oluşturacak..</p>
<p>İyi de oldu aslında, uzun süredir görmediğim bir çok tanıdığa, arkadaşa rastladım. Size Meryem’ den söz etmişimdir, ( isimler ya ikinci, bilinmeyen isimleridir ya da baş harfleri  belirtilmiş, boş bırakılmışlardır) Kimi yazılarımı aktarmadığım için kısaca tanıtayım.</p>
<p>Çok sevdiklerimin en üst sırasında yer alanlardandır arkadaşlarım arasında, adı geçeceği için , zamanla sizlerin de tanıyacağınızı düşünüyorum.</p>
<p>Uzun yıllardır tanırım onu, hayata sıkı sıkıya bağlı, merhametli, duygulu, içten, kafa dengi, son derece güzel bir gönül sahibi, çevresinde sevilen, sevgisini esirgemeyen….(.ilk aklıma gelen özellikleri…) bir sevgili varlık.. </p>
<p>Canım, varlığından, hayatıma kattığın renkten, senden çok, pek çok hoşnudum. Sevgi dolu yüreğin Vârolsun, sen bana yakın ol, güzellikler içinde ol dilerim.</p>
<p>Bana ‘Hayat’ cığım, sen kitap yaz, baskısını hiç düşünme, benden…Sana güvenirim, bunu çok rahatlıkla teklif edebiliyorum. ……. Yayınlarının sahibi çok yakın ahbabımızdır. ‘</p>
<p>Diyen arkadaşım..</p>
<p>Ayrıca İstanbul’ a gidişim gündeme geldiğinde, ‘A, bak biz de gidiyoruz, orada da görüşürüz.Cuma’ ları Eyüp’ e gideriz seninle..’ diye plânlar yaptığımız..</p>
<p>‘Yüzme havuzuna gitmek istiyorum haftanın birkaç günü; yürüyüş harici bir egzersizi de hayatıma katmak hoş olur’ dediğimde: ‘Sen gel, ben yüzme havuzu yaptırırım, beraber yüzeriz..’ diyen..</p>
<p>Bir çiftlikleri var İstanbul’ un güzel bir yerinde.. ‘Evin bir katını da bana ayırıyorsun, anahtar lütfen.. Bahçemden uzak kalacağım için üzülüyordum, şimdi bir çiftliğim oldu..O..oooo, seninle neler yaparız’, (inş.) diyebileceğim kadar yakın hissettiğim..</p>
<p>Nikâh sonrası ,Meryem,  ‘sana bir sürprizim var’, diyerek şimdi Ankara’ da yaşayan bir arkadaşımla geldi yanıma.. Nasıl sevindim anlatamam, çok özlemiştim. Yakın çevremdeki arkadaşlarım çok özeldir benim için, çocuklarım, eşim bile kıskanmışlardır onlara gösterdiğim ilgiyi ve bunu dile getirmişlerdir..</p>
<p>Bu da öylesi özel bir arkadaşım işte..</p>
<p>Onu ‘lâz böreği’ ile hatırlarım hep.. Buraya ilk geldiğimiz yıllarda, arkadaş grubuyla dağlara çıkmıştık günübirlik.. Herkes bir şeyler hazırlamıştı, o da lâz böreği, memleketinin özel tatlısı…Onunla tanıdım ilk; adı ‘börek’ olan, şöbiyete benzer, baklava hamurundan yapılan, içine özel hazırlanmış muhallebi eklenip pişirilen bu tatlıyı..</p>
<p>Görür görmez: ‘Hiç değişmemişsin, dedi; hep aynısın..!’</p>
<p>‘Sen de öylesin, dedim. Hem, eski artistlerden kim kaldı ki?’</p>
<p>Gülüştük.. </p>
<p>Nikâh sonrası, önce gelinin evine gittik birlikte; sonra, Meryem’ in evine..</p>
<p>Mantı ve dondurma vardı ikram faslında, birlikte hazırlanan (dondurucudan çıkmıştı, haşlayıp, sosunu ekledik)</p>
<p>En güzeli de içtenlikti, birbirine sevgiyle bakan gözler, sevgiyle bağlı yüreklerdi tabiî ki…</p>
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>O akşam arkadaşı göndermedim gideceği yere, bende kaldık. Terasta çay ve muhabbet iyi sardı bizi..Alt sıradaki komşumu da çağırdım, severim onu da, tüm komşularım iyidir, az görüşsek de; onunla biraz daha sık görüşürüm.</p>
<p>Ertesi sabah lâz böreği hazırlama konusunda ısrar etti, hazırladık. Meryem’ e de götürdük ondan, yan komşumuza da gönderdim.</p>
<p>Çocuklar çok mutlu oldular zâten..Tatlı, pasta pek hazırlamam ben, fazla kalorili, az sağlıklı yiyecekler grubunda değerlendirdiğim için..Bir dönem yeterince sık hazırlamıştım zâten, şimdi büyüdüler, onlar da dikkat etsinler beslenme alışkanlıklarına, diye düşünüyorum.</p>
<p>Buradaki evimiz çok katlı..Girişte salon ve mutfak, (salonu oturma odası olarak kullanmayı tercih ettik) en altta bir ana salon, mutfak, banyo, spor odası; girişin üstünde yatak odaları ve banyo; en üstte de bir çatı katı…</p>
<p>Kalkmamıştı henüz kızlar, biz hazırlarken tatlıyı.. </p>
<p>‘Kokusu geliyor yukarıya, konduramıyorum..’ dedi büyük kızım, yanımıza geldiğinde, memnuniyeti yüzünden okunurken…</p>
<p>Bir ara bahçeden domates salatalık filân topladık. İncirler yeni yeni olgunlaşıyorlar, onlara dokunamadık.Niyetliydik aynı zamanda, Berat gecesi dolayısıyla..</p>
<p>Arkadaşı gideceği yere bırakıp, dışarıdaki işlerimle ilgilendim. Akşama bir saat kala evi arayıp, istediğiniz bir şey var mı, diye sorduğumda yemek yaptığını söyledi büyük kızım.Niyetlisin ya bugün.. diye ekledi..</p>
<p>Çok duygulandım, bunu da ona açıkça belli ettim.</p>
<p>Günün kayda değer, beni sevindiren bir diğer olayı, çok, pek çok sevdiğim bir arkadaşımın telefonu oldu.Bu konuşmadan da notlar düşeceğim az sonra inş. , önce bir forum yazımla, (web sitemde ona hitaben yazıp, yayınladığım birkaç ay öncesine ait bir yazı) onu da tanıtmak isterim sizlere..</p>
<p>Blog yazımdan alıntı:</p>
<p><strong>Yukarıdaki resim, bir sevgili Dost' umdan geldi dün, başka resimlerle birlikte..Ne biçim şeysin sen sevgi??</p>
<p>Nasıl kanatlandırırsın gönül kuşlarımızı, nasıl getirirsin bahar-yaz larımızı?</p>
<p>Dizeler döküldü kalemimden, bakışlarım sevinçle buğulanırken, hani sevinçten de buğulanır ya gözler..</p>
<p><strong>Gel ki çiçeklensin dallarım,</p>
<p>Gel ki kuşlar ötsün ovalarımda</p>
<p>Baharım ol, ısıt beni sımsıcak</p>
<p>Yeşersin her bir gözem çiçek çiçek,</p>
<p>yaprak yaprak...</p>
<p>Gel ki liman ol bu deli ruha,</p>
<p>Çocuk yüreğime sığınak..!<br />
</strong><br />
                                       Hayat, 05 Ağustos 07</p>
<p>Yıllardan sonra bana şiir yazdıransın, ne oluyoruz sevgili arkadaşım?</p>
<p>Bugün yine konuştuk seninle, konuşmak mı, çağlamak mı, gönülden gönüle akmak mıydı?</p>
<p>Fuzulî' den beyitlerle süslendi konuşmamız yer yer..</p>
<p>Dîvan Edebiyatı deyince aklıma ilk gelen isim..</p>
<p>Sana söyledim ya, senin sohbetinde babamı buluyorum ben..Belki bu yüzdendir sana böylesi meylim..Seni sen olduğun için de sevmiyorum, sen bir başka âlemsin benim için ten' den öte..!</p>
<p>Biraz tanısınlar seni isterim, benim gözümden ne kadar görebilirlerse..</p>
<p>Sen söyleyeceksin ve ben yazacağım, hani yapamadık bunu bir türlü?? :(</p>
<p>Sana ait duygularımdan.. 'biz' den bir kesit:</p>
<p>Sevgimle...Hayat<br />
</strong><br />
demiş ve site'mdeki linkini vermişim yazışmamızın, buraya alıntılıyorum:</p>
<p><strong>Hoş geldin Sevgili Dost' um !... </p>
<p>A<br />
<table style="float: left">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>ramıza Hoş geldin !...<br />
Sabah nick' ini Son kayıt olan üyemiz.. başlığı yanında görünce nasıl<br />
çocuklar gibi sevindiğimi anlatamam..<br />
Bayram öncesi, unutmuş olduğum bir "bayram sevinci" yaşattığın için<br />
minnettarım sana ve çok şükürler ediyorum seni bana tekrar bu satırlarda da olsa gönderen, kavuşturan Rabbim' e...<br />
Seni tanıyalı kaç yıl oldu hatırlamıyorum.Ama, şunu gayet iyi hatırlıyorum ki, ilk tanıştığımız günden ısınmıştım sana..<br />
Çok sık görüşmüyorduk ama kalplerimiz arasında bir bağ olduğunu biliyorduk.Sonra bir dönem daha bir sıklaştı görüşmelerimiz; dostluk,<br />
paylaşım devresi aktif hâle gelmişti ve ben seni "yeniden" tanımış,daha bir bağlanmıştım gönülden..<br />
Sonra gideceğini öğrendiğimdeki hüznüm..Tek tesellim vardı bu dönemde, senin gitmeyi istiyor olman..<br />
Vee.. seni gördüğüm son akşam..habersizce gideceğini, kimseyle vedalaşıp üzmek istemediğini öğrendiğimde nasıl da koşmuştum yanına..<br />
Gözyaşlarım yüreğime akıyordu sessiz ve usul usul yağan ince bir yağmur misâli..Gidişinle hızlandı bu yağmur, yıllardır duymadığım kadar<br />
yakıcı bir sızı sardı yüreğimi..Sanki sağanak sağanak yağan gözyaşlarım,<br />
yüreğimi kavuran ateşi söndürecekti..<br />
Olmadı, olamadı..Bu ateş bugün, içten içe yanan bir kızıl kor..gönlümde<br />
senin boşluğun doldurulamaz bir şekilde öylesine duruyor!<br />
Ne olur, satırlarınla olsun bir nebze şifâ bulsun yaralı ruhum.Seni bana<br />
yakınlaştırması düşüncesi bu sayfalara bambaşka bir anlam katıyor.</p>
<p>Seni çok özlüyor, çoook, anlatılamaz çok!.. seviyorum CAN DOST' um!..</p>
<p>Yazılarını büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla bekliyorum..<br />
Selâm ve dua ile..</p>
<p>Her Yerdesin Nerdesin</p>
<p>Bir anıt  yapmak  için tırmandığım dağda sen,<br />
Çekicime  ilk değen taşların içindesin..<br />
Başarısız  kimsesiz  gizlice ağladım mı<br />
Ağzıma tuzu değen yaşların içindesin..</p>
<p>Uzaktan her kımıltı  senden bir  haber bana<br />
Arkası bana dönük  başların içindesin..<br />
Çiçeğimi ansızın meyve yapan yazların,<br />
Dallarımı koparan kışların içindesin..</p>
<p>Canımda çınlar  sesin heryerdesin, nerdesin?<br />
Gündüz gece yaptığım işlerin  içindesin..<br />
Rüyama başkası da giriyor  zaman zaman,<br />
Sen,uyanık  gördüğüm  düşlerin içindesin!...<br />
                   BEHÇET  KEMAL  ÇAĞLAR<br />
</strong><br />
Cevap yazısı:</p>
<p><strong>RE: Hoşgeldin Sevgili Dost' um !... </p>
<p>Merhaba Sevgili Dostum ,</p>
<p>Yine yeniden hayat diyerek, her an yenilenerek hayata yenilmeden, her gün ve her an imanla hayatımızı hayattar kılarak yaşamak dileğiyle.Sitemiz hayırlı uğurlu ve devamlı olsun. Hizmetinden Allah razı OL'sun. Zahmetler rahmete tebdil OL'sun. Düşünceleri ilham ederek beyan kabiliyeti verip yaşama geçiren Allah'a hamdolsun.Çeşitli vesilelerle insanları tanıştırıp birleştiren, hepimizi insan olmamız hasebiyle birbirimize kardeş kılan, acziyetimizle kul olduğumuzu hatırlatan ve cilvei tevhidini yaşatan Rabbül alemine sonsuz şükürlerler olsun. </p>
<p>Bütün insanlar bir vücut gibidir.) buyuran peygamberimiz, bu alemin yaratılmasına vesile olmuştur.Nasıl ki,vücudumuzun zerreleri bir araya gelerek insan oluşuyorsa,her biri bir zerre hükmünde olan</p>
<p> insanlar da bir araya gelerek şahsı manevi dediğimiz O büyük insanı oluşturuyoruz.Böylece AHSEN-ÜL HALİK'in yaratıcılık mertebesinin en yücesinde bulunan sonsuz güzellikler sahibinin şuunatına, işlerine alemlerin ve insanların yaratılmasına yaratılışımızla yakınen şahit oluyoruz.Peygamberimizin şefaatiyle kainatı dolduran büyük insanlık ailesine EHLİ BEYTİ hürmetine dahil oluyoruz.</p>
<p>Yüce gönüllü şair ruhlu kardeşim,</p>
<p>Sabah duygu yüklü kalbinin sesini duymak beni çok mutlu etti, rahmet dolu bulutlardan sağanak yağışlar - hedefe tam isabet- kalbime indi.</p>
<p>Canım, geçenlerde bir ayeti dinliyordum ( ALLAH GÜNDÜZÜN İÇİNDEN GECEYİ GECENİN İÇİNDEN GÜNDÜZÜ ÇIKARIR,ÖLÜDEN DİRİYİ DİRİDEN ÖLÜYÜ ÇIKARIR.) diye. Gündüzün içinde ne geceler gecelerde ne gündüzler saklı . Hayatı zıtlarıyla birlikte yaşarken Allah'ın sonsuz güzel isimlerini talim ediyoruz, hikmetini anlamadığımız için zaman zaman asabi mizaç oluyoruz. İnsanın zıtlardan meydana gelmesi onun yaratılış hikmetini oluşturuyor. </p>
<p>Sevgili MEVLANA'M ,( insanın yarısı Gayıp'tan yarısı ayıp'tan ) diyerek insanın Meleki ve hayvani sıfatlarına dikkat çekiyor, ve ( her ne kadar ayıplı isem de O da benim ayıbımı bilenimdir.) buyuruyor.</p>
<p>Biliyor musun? Kışın soğuk nefesi, nisan bulutunun gözyaşları, hep alemi güldürmek içindir.</p>
<p>Gül buluttan su içer, gönül sabırdan. Hızır'ın ab-ı hayat yolu karanlıktır, gül diken yolundan sonra çimenlerin içine geldi. Şah herkesin kulağına gizli bir nükte, herkesin canına birbirinden başka bir haber söylemiştir. Kulları arasına savaş koymuş, kötü damarlar arasına kin koymuş, her zaman için bunları koyan O' dur.Hüküm elinde olan hakimliğin yolu da budur.Dallara,(Oynayınız.) demiş. Yapraklara, (El çırpınız.), eflake (Dünya menzilleri etrafında dönünüz) demiştir. Gül,( İçki derneği iyidir.),der.Bulut, (Ağlamak iyidir.) der. Hiç biri ötekini inandırır bir öğütte bulunmamıştır. Güle sevindiren bir hoş söz söylemiş gülmesini vermiş.Buluta,bir nükte söylemiş iki gözünü yaşartmış.Akla,( Bulanık ol.), aşka, ( Hayran ol.) demiş. Sabra,( Bir sevgilinin ayrılık gamıyla kan ağla.) demiş. Yüze, ( Tatlı tatlı gül.), saça, ( Sen de onu perdelendir,)demiş. Rüzgâra,(Nergis gözlü yüzden perdeyi aç.) demiş. Dalgaya,(Coş. coş da berrak suyun tortusunu uzaklaştır.),gönüle,( Her tasvir edilmiş yüzde dolaş.) demiş. Hasılı her tarafta kudretine bir alamet her solukta güzelliğine bir kalkınma koymuştur. VESSELAM.......<br />
</strong><br />
*   **   *   **   *</p>
<p>Yine işlerim var, çıkmak durumundayım, yazımı bağlamaya çalışayım.</p>
<p>İşte bu arkadaşımla konuşmamızdan satır araları:</p>
<p><strong>-Bu aralar biliyorsun, biraz bıçak sırtında bir hayat sürdürüyorum, çok belirsizliklerim var..</strong>diyorum.</p>
<p>Cevabı, şu şekilde oluyor:</p>
<p><strong>-Allah cc, o bıçak sırtını sana çok geniş ve güzel bir sırat-ı müstakîme çevirsin.Biliyorsun, pehlivanın gücünü, pehlivanlığının derecesini, rakibinin kuvveti belirler.Yaşadığın zorluklar, sende olan gücü açığa çıkarmak içindir.</p>
<p>Senin adını ben, 'kocayürek' koydum.Öylesine herkesi, her şeyi içine sığdıracak enginlikte bir yüreğin var.<br />
O yüreği daha da katlamak, güçlendirmek içindir yaşadıkların, inanıyorum ki...</p>
<p>Evrende, bir şey varsa, onun karşıtı da var, karşıdaki durum seni daha çok belirliyor.<br />
Karanlığın şiddetinin derecesi, aydınlığın yakınlığının derecesini belirliyor örneğin..<br />
Karşıya takılmak, seni engellemesin, kendindeki potansiyeli ortaya çıkar.<br />
Karşıya takılmadan, kendi gücünün farkına var..</p>
<p>Allah c.c.' ın isimleri hep tek taraflı, O, 'Kerîm'dir,'Rahim'dir....<br />
Hep O, tek O...<br />
Yalnızca VEDÛD ismiâzamı ÇİFT yönlüdür, öyle murad buyurmuştur.<br />
Hem O, bizi sever ve hem, biz O' nu severiz. Sevgi, çift yönlüdür.<br />
Eşler arasındaki muhabbet de öyle..</p>
<p>Ne olurdu, dedim; bu konuştuğun gibi yazabilseydin. Ne çok faydalanırdı, inanıyorum ki, insanlar...</p>
<p>'Senin ruhunun kemâlidir beni konuşturan', dedi, 'bu, seninle alâkalı bir şey, benden değil', 'senin ruhunun neye ihtiyâcı varsa, onu konuşuyorum, gelen sendendir, benden değil; beni konuşturan sensin'...</p>
<p>Şu ânda, dedi, başımı göğsüne yaslamak isterdim, öylece kalmak..<br />
Yanındayım, seninleyim, diye cevapladım.<br />
Yasladım, diye cevapladı.</p>
<p>Onunla olan sevgimiz, teşbihte hatâ olmaz derler, Hz. Mevlâna ve Şems Hz.nin sevgisini hatırlatmıştır bana..<br />
Allah c.c. için birbirine vurgun iki ruh...</p>
<p>Öylesine kabardı ki içim, taşmak üzereyim yine..Burada ara vereyim yazdıklarıma...</p>
<p>Dostlar..Dost olabilen, DOST KALABİLENLER,<br />
O'nun için seven, O' nun için buğzedenler,<br />
Her ânlarında O'nu yaşayabilenler,</p>
<p>SELÂM OLSUN SİZLERE, O' nun SELÂMıyla...</p>
<p>Sevgiler, çok çoookkk...</strong></p>
<p>Hayat Eylül</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>EYLÜL ESİNTİLERİ</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/979" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/979</id>
    <published>2007-08-22T08:10:33+03:00</published>
    <updated>2007-08-22T08:31:13+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="anı" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/eylul-esintileri.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF">Yoğun günler yaşamaktayım hem duygusal, hem bedensel bir ekstra hareketlilik halindeyim son günlerde... Yazmayı, duygu ve düşüncelerimi ifade edip, dile getirmeyi seven bir yapıdayımdır. </p>
<p>Henüz 8. sınıf öğrencisiyken dahi seçmeli dersim ‘Güzel Konuşma ve Yazma’; okuduğum kitap: ‘Söz Söylemek ve İş Başarmak Sanatı - Dale Carnegie’ idi.</p>
<p>Hoş olan tarafı şu ki, aslında Eczacılık mesleğini sürdürüyorum. Edebiyat ve Eczacılık? Çok yakın durmuyorlar birbirlerine değil mi, sizce de?</p>
<p>Sağlık da ilgi alanlarımdan birisidir. Özellikle Alternatif Tıp öğrencilik yıllarımdan itibaren aklımın bir köşesinde yer etmiştir hep, henüz uygulamaya geçiremeyip, düşünce boyutunda kalmış olsa da...</p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/eylul-esintileri.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF">Yoğun günler yaşamaktayım hem duygusal, hem bedensel bir ekstra hareketlilik halindeyim son günlerde... Yazmayı, duygu ve düşüncelerimi ifade edip, dile getirmeyi seven bir yapıdayımdır. </p>
<p>Henüz 8. sınıf öğrencisiyken dahi seçmeli dersim ‘Güzel Konuşma ve Yazma’; okuduğum kitap: ‘Söz Söylemek ve İş Başarmak Sanatı - Dale Carnegie’ idi.</p>
<p>Hoş olan tarafı şu ki, aslında Eczacılık mesleğini sürdürüyorum. Edebiyat ve Eczacılık? Çok yakın durmuyorlar birbirlerine değil mi, sizce de?</p>
<p>Sağlık da ilgi alanlarımdan birisidir. Özellikle Alternatif Tıp öğrencilik yıllarımdan itibaren aklımın bir köşesinde yer etmiştir hep, henüz uygulamaya geçiremeyip, düşünce boyutunda kalmış olsa da...<br />
<!--break--><br />
Kendini tanıma, anlamanın da bir yolu olsa gerektir yazmak, diye düşünenlerdenim. İnsan kendisini anlamadan, evreni ne ölçüde tanıyabilir ya da başka insanları, canlıları, hayatı?</p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Sesli düşünmek gibi bir şey, yazmak... İnsanı rahatlatırken, duygu tahlilleri yapabilmesine, yaşananları dönüp bir kez daha düşünüp değerlendirmesine de imkân veriyor.</p>
<p>Bir kez daha sorguluyorsunuz davranışlarınızı; duygu ve düşüncelerinizi gözden geçirip, sanki bir kez daha yaşıyorsunuz bir başka gözün şahitliğinde, başka bakış açılarından değerlendirmeye tâbi tutarak...</p>
<p>İşte bu duygu ve düşünceler, hayatımın değişik dönemlerinde yazmaya yöneltmiştir beni…</p>
<p>İlk derli toplu bir günlük oluşturma çabam lise 1. sınıf öğrencisiyken olmuştu. Sonraları da ajandama, güne dair notlar düşmüşümdür tarih ve duygularımı yaşadıklarımın yanına ekleyerek ancak, bunların sayısı fazla değildir.</p>
<p>Son bir yıldır yine kaleme alıyorum günün getirdiklerini... Hem keyifli olduğunu düşündüğüm yol hikâyeleri çıkıyor ortaya, hem sonraki nesil için,  anı, tecrübe, yaşanmışlık içeren bir eser bırakmış olabileceğimi düşünüyor, mutlu oluyorum.</p>
<p>Babamın böyle bir eser bırakmış olabilmesini çok, pek çok isterdim doğrusu…</p>
<p>Öylesine zekî, birikimli ve bunları şeker gibi bir anlatımla sunabilen, henüz hiçbir yerde bir eşine daha rastlayamadığım bir söyleşi üstâdıydı o... Rahmetle, çok sevgi ve derin bir özlemle anıyorum onu... Ona olan duygularımı kelimelere sığdırmakta âciz kalacağımı biliyorum, yalnızca bir yönünü vurgulamak isterim şu dakikada...</p>
<p>İstanbul, doğup-büyüdüğüm, tahsilimi tamamladığım şehir... Şimdilerde o muhteşem güzelliği her boyutta zedelenmiş olsa da ilk göz ağrım, sınırlarından girdiğim anda farklı bir kimliğe büründüğüm, daha bir canlandığımı duyumsadığım...</p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Her taşında kaç anımı barındırıyorsun ey güzeller güzeli?</p>
<p>Ablam da çok uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor.</p>
<p>İstanbul’da buluşuruz genelde, baba evi’nde...</p>
<p>Bir gün, hatırlıyorum, "Yavrularım", dedi babam; "Vasiyet olmasın üzerinize; ancak, öldüğümde önce Eyüp Mezarlığı’nı bir deneyin". </p>
<p>"Baba", dedik, soran bir ifadeyle... "Ya yer bulunmazsa, ya yerine getiremezsek bu dileğini, arzunu? Çok üzülür, vicdan azabı duyarız biz!"</p>
<p>"Ben", dedi; "Her gün Efendimiz (S.A.V.)’e şu kadar, Eyüp Sultan Hz.ne şu kadar, intisap ettiğim, Küçük Hüseyin Efendi Hz. ne şu kadar şu, şu duaları okuyup, ruhlarına bağışlıyorum. Şunlar, şunları yapanı yanımıza kabul ederiz demiş Eyüp Sultan Hazretleri. Siz bir deneyin olur mu kızım?"</p>
<p>...</p>
<p>Yıllar sonra vefat haberini alıyoruz. Perişanız. O gece her ikimiz de apar topar İstanbul’a gelmişiz, babamın yanındayız. Zâten onun yanından 23 gün önce ayrılmışım, tedavisini tamamlayıp, biraz iyi olduğunu gördüğümde ‘Gel, rahatsızlanırsa yine dönersin.’ diyen çocuklarım ve eşimin yanlarına gitmişim, gönülsüz, gözüm geride kalarak...</p>
<p>Kendimi nasıl suçluyorum. Yaz tatiliydi, ne vardı onların sözüne uyacak, nasıl bıraktım babamı? Diye üzülerek...</p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Ellerine bakıyorum, hâlen serum izleri var mı, özel bir sistemle açık bırakılan damar yolundaki enjektörün izi hâlâ kolunda mı?</p>
<p>Kanın pıhtılaşmasını engelleyen maddeyi belli ölçüde veriyordum her intravenöz  enjeksiyondan sonra...</p>
<p>Hastane sonrası bakımını ben yapmıştım. Hâlâ içim acıyor, niye? O, çok severdi beni; ‘İyi ki Eczacı olmuşsun’; ‘ Ben senden çok râzıyım kızım’ derdi her seferinde...</p>
<p>Kırmamaya çalışırdım onları, konuşmamda bir yumuşaklık olduğunu söylerdi.</p>
<p>Annem de her seferinde söyler, içimde hiçbir acı sözün yok kızım, senin yerin bir ayrı evlâtlarımın arasında, diye...</p>
<p>Çok dualarını alabilmiş olmanın huzurunu yaşıyorum, şükürler olsun...</p>
<p>‘Baba duası, Peygamber duasından sonra gelen duadır, hayattayken duamı alın’, derdi babam...</p>
<p>Açtığım parantezi giderek genişletip, konuyu dağıtıyorum belki, yine de yazmadan geçemeyeceğim. Ömrünün son yirmi yılında kaza namazları vardı kesintisiz. Gecenin ortasında, her gece kalkardı ve ancak sabah namazını kıldıktan sonra az daha dinlenirdi. Tesbihatları vardı her gün belli sayıda ve annemin de tesbihatlarına yardım ederdi.</p>
<p>Evet, geceyi yanında geçiriyorum. Sabahında Eyüp için bir olur arıyoruz. Buluyoruz da...</p>
<p>İşin can alıcı kısmı bundan sonra gelişiyor. Eşim ve ben, ‘Olur’u ararken; ağabeyim ve ablam da Mezarlıklar Müdürlüğüne gidiyorlar ve ağabeyim yalnızca babamın söylediklerini tekrarlıyor ve yer soruyor. Önlerine yer konuluyor ve ondan sonra bizim telefon ulaşıyor görevliye... Ben utanıyorum böyle bir şey denemiş olduğum için ama...</p>
<p>Kısacası, dualar yerini bulmuş; kulun imtiyazına hiç lüzum kalmamıştı. Onu yanlarına kabul edenler öylesine sevgili kullarıydı ki Allah (C.C.)’ın...</p>
<p>Zaman-zemin elverdiği sürece paylaşımlarımın sürmesi dileğindeyim. Tekrar yaşadığım duygular yordu beni şu an için...</p>
<p>Şimdilik bu kadar...</p>
<p>Saygı ve sevgiyle efendim...</p>
    ]]></content>
  </entry>
  <entry>
    <title>DUA</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.anlamak.com/xbtu/node/960" />
    <id>http://www.anlamak.com/xbtu/node/960</id>
    <published>2007-08-17T08:10:55+03:00</published>
    <updated>2007-08-17T08:26:47+03:00</updated>
    <author>
      <name>Hayat Eylül</name>
    </author>
    <category term="İslamiyet" />
    <category term="sohbet" />
    <summary type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/dua.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="130">Son yıllarda yaşadıklarımı yazmıyorum, içimde kalacak sanırım, benimle birlikte sır olup gidecekler...</p>
<p>Son günlerde yaşadıklarımsa özet olarak:<br />
Acı ile kavrulurken, sevgi ile yoğrulmak..!</p>
<p>Bu anlatılamaz bir şey, yaşıyorum sadece..Gözyaşlarım, gökkuşakları açtırıyor ruhumda..Bir kez daha derinden, tâ derinden bağlanıp yöneliyorum ona sevgiyle, çookkk sevgiyle..!</p>
<p>Onun da beni sevdiğini ümit edip, inanarak..<br />
Şarkıda denildiği gibi:<br />
<i>"Yüreğine kulak verdim, nefes aldı ben dinledim<br />
Duyduklarım anlatılmaz..SIR VERMEDİM İLLÂ..!<br />
SIR VERMEDİM, SEVDİM..! "</i><br />
Bir yanda, yangınlarda bîçâre yüreğim;</p>
    ]]></summary>
    <content type="html"><![CDATA[<p><img src="http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/dua.jpg" align="right" style="border-left: 10px solid #FFFFFF" width="130">Son yıllarda yaşadıklarımı yazmıyorum, içimde kalacak sanırım, benimle birlikte sır olup gidecekler...</p>
<p>Son günlerde yaşadıklarımsa özet olarak:<br />
Acı ile kavrulurken, sevgi ile yoğrulmak..!</p>
<p>Bu anlatılamaz bir şey, yaşıyorum sadece..Gözyaşlarım, gökkuşakları açtırıyor ruhumda..Bir kez daha derinden, tâ derinden bağlanıp yöneliyorum ona sevgiyle, çookkk sevgiyle..!</p>
<p>Onun da beni sevdiğini ümit edip, inanarak..<br />
Şarkıda denildiği gibi:<br />
<i>"Yüreğine kulak verdim, nefes aldı ben dinledim<br />
Duyduklarım anlatılmaz..SIR VERMEDİM İLLÂ..!<br />
SIR VERMEDİM, SEVDİM..! "</i><br />
Bir yanda, yangınlarda bîçâre yüreğim;<!--break--><br />
Bir yanda ışık saçılıyor bir kudret elinden geçtiğim yollara âdeta..<br />
Açıyor yürüdüğüm yolları, dilimden sevgiyle dökülüyor kelâm..Bir sevgi halkası büyüdükçe büyüyor çevremde gün be gün, şükürler olsun..<br />
Bir sevgi çağlayanı  coşuyor içimde Yûnus gibi, Mevlâna gibi sanki..<br />
Bir ilâhi aşk denizi çekiyor varlığımı ân be ân..<br />
Nereden başlasam anlatmaya bilmem ki..<br />
Yaşımdan olgundum çocukluk çağlarımda, şimdi çocuksulaştığım gibi..<br />
Hep rahmet ve sevgiyle anarım, canım babam..Çok emeği, çookkk sevgisi var üzerimde, unutamadığım...<br />
Her döneminde yaşamımın eli omzumdaydı sevgiyle..Başım omzundaydı, güvenle...<br />
En çok sevdiği, sevgisini yoğun olarak hissettirdiği, dünyaları üzerine kurduğu çocuğu oldum annemin deyimiyle, onun...<br />
Evin en küçüğü, sevgilerin odak noktası idim sanki..<br />
Annem, o dönemler yoğun olarak hissetiremese de sevdi beni için için..Şimdiyse ne çok sevdiğini biliyorum artık, o günlerde daha fazlasını yapamadığı için pişmanlığını dillendiriyor.Şikâyetim yok benim..Bâzen çocuklara düşer ebeveynlerini büyütme görevi.. </p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Derdi ki: 'Senin kadar sevilen bir başka çocuk olsa şımarıklıktan yanına yanaşılmazdı, iyi kaldırdın doğrusu..<br />
'Güzel gibi güzel'  dim doğrusu, ilgiden bunaldığımı unutmadım henüz..<br />
Çok hoş bir arkadaş grubumuz vardı, unutamayacağım anılarım pek çok..<br />
Hep güzeli, mükemmeli aradım; hayranlık duydum.<br />
Zirveler çekti beni, özellikle de mânevî zirveler...<br />
Ruhum aradı hep boş kalan bir köşe oldu onlar için, onlara ait olan...<br />
Yoğun, çok yoğun duygu geçişleri yaşadım; istemeye, talep etmeye ürküp, özenerekten...<br />
5 yıl kadar önceydi, bir duygu yoğunluğu yaşadım..Ağlıyordum şu sözleri söylerken:<br />
' O' nu çok ama çok seviyorum; O' nun 'sevgili' si olmaktı dileğim için için ürkerek, çekinerek..!<br />
Sevgisi çekerken, ödemem gereken bedeli ürküttü , düşündürdü beni..<br />
Yapabilir miydim, aşabilir miydim engelleri acaba, başarabilir miydim sınavımı?<br />
Hazır mıydı omuzlarım böylesi bir kutsal, anlamlı yükü omuzlamaya?<br />
Bir süre sonra başladı imtihanım..İlk imtihan değildi bu yaşadığım; bu seferki çok farklıydı ama..<br />
Rüzgârda bir kuru yapraktım savrulacak..ateşiyle titrerken, buzuyla kavrulacak..!<br />
Şaşırmış, sendelemiş, bocalamıştım.<br />
Boşlukta, kimsesizdim, bir başıma..<br />
Küçük bir çocuk gibi ürkek..Çaresiz..yorgun..şaşkındım.<br />
Yitirdi anlamlarını gözümde nesneler, olaylar, kişiler...<br />
Ölümle hayat arasındaki ince çizgide sallandım o dönem..Neler geçmedi ki aklımdan?<br />
O'ndan ebedî uzak kalma korkusu intihar düşüncesini zihnimden kovdu her defasında..<br />
Yaşamın hiç anlamı kalmamış gibiydi yine de gözümde..Sanki dünya yıkılmış da altında kalmıştım. Kör kuyularda merdivensizdim, denizler ortasında yelkensiz...<br />
<i>' Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın<br />
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın<br />
Öylesine yıktın ki bütün hayâllerimi<br />
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın..! '</i></p>
<p style="margin-left: 100px"><i>Ü.Yaşar Oğuzcan</i></p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Diplerdeydim, uçsuz bucaksız tünellerde..<br />
Ne olurdu rabbim bir ümit ışığı görebilseydim, bilebilseydim bu ızdırabın ne zaman dinebileceğini, aah..BİLEBİLSEYDİM!!!<br />
Ne mi oldu sonrasında?<br />
İmtihanımı kabullenmeyi, ona rağmen yaşamayı öğrendim.<br />
Kendi özümdeki cevheri keşfettim bir kez daha..<br />
İnciler büyüttüm kabuğumda âdeta..<br />
Acı koruğum helva oldu, dut yaprağım atlas...<br />
Farklı hâlleri görüp, farklı boyutlara taşındım.<br />
Sevgiler aldım çevremden, sevgiler sattım..<br />
Dahasını yazmak istemiyorum, heyecanlıyım, şaşırıyorum yaşadıklarımdan..<br />
Kederler içindeki mutluluk bu olsa gerek..<br />
Ne sevinçler katıksızdır  ve ne de kederler..<br />
İç içe cüzler barındırırlar birbirlerinden..<br />
Hani her iyide kötüden, her kötüde iyiden izler olması gibi...<br />
O' nu her zamankinden büyük bir aşkla SEVİYORUM...<br />
Âcizane ümit ve hissediyorum ki inşallah O da beni..<br />
İçim kan ağlarken aldığım güç bundandır, saçtığım sevgi bundan, yolumu aydınlatan ışık, işlerimi kolaylaştıran el...O' ndandır, hep O' ndan...<br />
Heyecanlı..Çok heyecanlıyım...<br />
Dizeler taşıyor yüreğimden:<br />
<i>'Seni sevmekti ereğim<br />
Beni sevmendi dileğim<br />
Senindir, gerisi yalan<br />
SEN le doludur yüreğim..! '</i><br />
Diliyorum ki:<br />
<i>'Sev beni, sevenim kalmasa da<br />
Sevdir SEN'i , eserim kalmasa da...!' </i></p>
<p>Yâ Rab..<br />
Gönüller senin kudret elindedir<br />
SEN ki dilersen sever; dilediğine sevdirirsin.<br />
'Tek' lik, sana mahsustur.Sevgisiz, kimsesiz bırakma bizleri..<br />
Lûtfeyle Sev; LÛTFEYLE SEVDİKLERİNE SEVDİR.<br />
Gücüm yettiğince dayanırım her zorluğa; sevginden, SEN' den aldığım güçle ben..<br />
Bir tek senin sevgisizliğine dayanamam ALLAH'ım..Bir tek ona dayanamam.</p>
<table style="float: right">
<tr>
<td>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6315246411134974";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
google_ad_format = "250x250_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//--></script><script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></td>
</tr>
</table>
<p>Sen sin emelim, SEN sin dileğim..Ulaştır yâ rab..Desteğin, yardımın, kolaylığınla..<br />
Celâlinle değil; Cemâlinle tecelli et bizde..<br />
Ruhumun en derinindesin, kanımda, canımda, tenimde, her zerremdesin..<br />
'Yürek mi, beyin midir sorumlusu acının, bu duyguya dair olan bölümünü çıkartabilsek hayatımızdan..'<br />
derken dahi..<br />
Her iyi- kötü duyumsadığım ânımda..!<br />
Biliyor ve inanıyorum ki sayısız hikmetler gizli her bir emrinde..<br />
Bilip- göremiyor, aceleci davranıyoruz.<br />
Senin irade buyurduğun her iş- oluş güzeldir ya aslı ya da sonuçları itibariyle..<br />
Sana güveniyor, senden aldığım inanılmaz güçle, farklı boyutlara senin izninle yelken açıyorum.<br />
Yolumu aç Yâ Rab..Yüreğimi aç...<br />
Senin kudretin sonsuz, nihayetsizdir.<br />
Rabbimiz,<br />
Bize, katından güzellikler ihsan eyle dünyada ve ahirette..<br />
Bildiğimiz- bilmediğimiz her türlü iyilikleri bize nasibeyle;<br />
Bildiğimiz- bilmediğimiz her türlü şerler ve şerlilerden koru...<br />
Şüphe yok ki sen kullarına pek çok merhametli ve cömertsin.<br />
İçinde seni seyredemediğimiz cennet dahi mahzunluk olur bizim için..Her iki cihanda SEN den uzaklaştırma, ayırma..<br />
Ne ayrılıklar görüp- yaşadı bu yürek, ne acılarla közlendi..Şimdi bir tanesi daha görünüyor ufukta, sen hepimiz için hayırlı ve bereketli eyle...<br />
Her kimi sevdi isem uzaklığını tattım.<br />
Öyle inandım ki, kendi tahtına kondurma cür'etinde bulunduklarımla beni sınadın.Maksadım haddi aşmak değildi sen en iyi bilensin.<br />
Hatâ benden, af ve mağfiret sendendir.<br />
Bağlanmaktan korkar oldum artık Allah' ım..Can acısından ürker..!<br />
Dayanmaya çalıştım, çalışıyorum.İnanıyor ve ümidediyorum ki en güzel karşılıkları SEN' in katındadır.Lûtfeyle yâ RAB...<br />
Lûtfeyle ki hiç ama hiç..Ne dünya ve ne de âhirette,<br />
her ne olursa olsun..<br />
Cümle dileyenleri, sevdiklerimi ve beni<br />
Ne olursun.. SEN den AYIRMA YÂ RAB..!  Âmin... </p>
    ]]></content>
  </entry>
</feed>
