Mevlüt KARAKAPLAN yazıları
ÜMİTVAR BİR YAZI
Mevlüt KARAKAPLAN 3 Temmuz, 2008 - 08:04
Tarih yaşanmaya başlandığı günden beri, pek az bahtiyar hariç, hep hicranlı gönüllerin ızdırabını, bulanık zihinlerin karmaşasını, saf yüreklerin masumiyetini yazıp/yaşayıp durdu bugüne kadar. Belki tarih değil ama nesiller hep tekerrürden ibaret bir var olmayla varlıklarını devam edegeldiler. Şanına layık şanlı bir tarihi, günümüz de dahil olmak üzere, tarih sahnesinde görmek o kadar zor ki…Eğer varsa bile bir iki örneği, onlar da garipliğin kadim dostluğuna eşlik edip yalnızlıklarını yaşıyorlar tarihin tozlu sayfaları arasında.
Var olduğu günden beri insan, peşine düşmek ilah, yaralarını sarmak için derman, bir şeyler yapmak için de hep ilahdan ferman bekleyip durdu. Fıtratındaki bu ihtiyacı karşılamak belki de kaçınılmazdı insan için. Ama çok hazindir ki insan; inanmak için önce inanmaya iman etmenin gerekliğini bilmeyecek kadar bilmekten yoksun; bekaya olan meylini, kendi el yapımı ilahlara tapacak kadar arayışta uzak ve korkaktır. İnanmak için ya da inanmak istediği için inanan insanın, inanması gerektiği için inanmadığından imanının imarı sahte temeller üzerinde yıkılmak üzere olan bir imanı taşıyıp durdu çoğu zaman. İlahı, elindeki putlarlar ya da cebindeki paralar; dermanı, hayvani zevklerin sofrası; fermanı, biçare mazlumlara zulmet deryası olan insanın insanlık adına, gerçeği bulmak ve idrak edebilmek adına alabileceği mesafe ne kadar fazla olabilir ki?...
ÜMİTVAR BİR YAZI
Mevlüt KARAKAPLAN 16 Haziran, 2008 - 08:25Tarih yaşanmaya başlandığı günden beri, pek az bahtiyar hariç, hep hicranlı gönüllerin ızdırabını, bulanık zihinlerin karmaşasını, saf yüreklerin masumiyetini yazıp/yaşayıp durdu bugüne kadar. Belki tarih değil ama nesiller hep tekerrürden ibaret bir var olmayla varlıklarını devam edegeldiler. Şanına layık şanlı bir tarihi, günümüz de dahil olmak üzere, tarih sahnesinde görmek o kadar zor ki…Eğer varsa bile bir iki örneği, onlar da garipliğin kadim dostluğuna eşlik edip yalnızlıklarını yaşıyorlar tarihin tozlu sayfaları arasında.
Var olduğu günden beri insan, peşine düşmek ilah, yaralarını sarmak için derman, bir şeyler yapmak için de hep ilahdan ferman bekleyip durdu. Fıtratındaki bu ihtiyacı karşılamak belki de kaçınılmazdı insan için. Ama çok hazindir ki insan; inanmak için önce inanmaya iman etmenin gerekliğini bilmeyecek kadar bilmekten yoksun ; bekaya olan meylini, kendi el yapımı ilahlara tapacak kadar arayışta uzak ve korkaktır. İnanmak için ya da inanmak istediği için inanan insanın, inanması gerektiği için inanmadığından imanının imarı sahte temeller üzerinde yıkılmak üzere olan bir imanı taşıyıp durdu çoğu zaman. İlahı, elindeki putlarlar ya da cebindeki paralar; dermanı, hayvani zevklerin sofrası; fermanı, biçare mazlumlara zulmet deryası olan insanın insanlık adına, gerçeği bulmak ve idrak edebilmek adına alabileceği mesafe ne kadar fazla olabilir ki?...








Son yorumlar
2 saat 24 dakika önce
10 saat 19 dakika önce
10 saat 30 dakika önce
10 saat 45 dakika önce
10 saat 46 dakika önce
11 saat 22 dakika önce
1 gün 6 saat önce
1 gün 22 saat önce
2 gün 4 saat önce
2 gün 5 saat önce
2 gün 6 saat önce
2 gün 7 saat önce
2 gün 15 saat önce
2 gün 19 saat önce
3 gün 8 saat önce