rayet alterego yazıları
SEN
rayet alterego 3 Temmuz, 2008 - 08:00
ey!
gözlerinde boncuk boncuk olan hasret
gönülde hasretten bir çığ var ama, sabret
ey!
umudu filiz gibi yetiştiren bahçivan
umutlar diriliş olurda şahlanır her an
ey!
ölüp ölüp dirilen cümlede kelam
ruhumu kanatlayıp,uçuran sevdaya selam
adını besteleyip destan yaptım sevgili
alaca karanlıkta yola düştüm sevgili
AHLANIŞ
rayet alterego 2 Temmuz, 2008 - 08:03zaman beni sorgulara çekti
kendimi bir mahkum gibi hissttim
rüzgarlar kamçılıyor yüreğimin baharını
ve gök gürültüsü boğuyor hıçkırığımı
siper edip bütün ümitlerimi
ve bürünüp tüm hayallerimi
cephede silah tutan asker gibi
nişan aldım gözlerini
bir ömrün hayalleri tükenirken
enkazında yıllar kaldı
MASAL
rayet alterego 30 Haziran, 2008 - 08:15dudak uçuklar
kalp heyecanlanır
korku telaşa düşer
hani sen pencereden bakıverirken
ölüm çıkagelir ya
şaşkınsın,donup kalırsın
kapıdan içeri giren
davetsiz misafire
bir hoş geldin diyemezsin
tebessüm eder bu şaşkın haline
İNİLTİ
rayet alterego 25 Haziran, 2008 - 08:01rengarenk baharlar düşle
bir umutbir sevinç kalsın geriye
delik deşik eyle karanlıkları
her delikbir ışık savursun yeryüzüne
zaman delice kamçılıyor beynimi
yüreğime doğru başlıyor büyük akın
kandıramaz artık,
muhtedi bakışlar gözlerimi
çalıntılar şehrinde kaybettim sözlerimi
AŞK İLE HEMHAL OLMAK
rayet alterego 11 Haziran, 2008 - 08:30İnsan yaratılışı itibari ile yaratılışında yaratıcısının ona verdiği bir ünvan vardır. İnsan eşref_i mahlûktur, yaratılanın en hayırlısıdır. İnsan bazen öyle bir safhaya gelir ki kendini esfelin safilin kalıbına sokar. Oysa Allah'ın insana verdiği vasıf cinleri bile kıskandırmamış mıydı?
Kul bir gemidir, tabiri caizse yaratıcıda bir limandır. Her halükarda da geminin dönüp dolaşıp sığınacağı yer limandır. Aksi takdirde açık denizde kalan gemi deryanın hayat şartlarına ne zamana kadar ve ne kadar mücadele verebilecektir. Gemi her şart ve ortamda limana dönebiliyorsa kurtuluş kapılarına merhaba der. Yok, eğer her şeye rağmen açık denizde kalmaya inat ederse kaçınılmaz gerçek geminin akıbetini hazırlayacak ve sona erdirecektir. Liman ise öyle mi, her zaman ne olursa olsun yerinde mukimdir. Gelecek gemileri kabul etmektedir. Fırtınadan yorgun çıkmış, hırçın dalgalardan darbeler almış gemileri hiç ayrıt etmeden kabul eder liman.
Kul sevdalı olarak yaratılmıştır, Allah sevdalanılan yar olarak vardır. Ve kulun sevdalısına karşı duyduğu deruni bir aşkla bağlanışı, muhabbeti karşısında Allah onu derecelere ulaştırır. Ulaştığı derece nispetince değer kazanır. O zaman kulun mana boyutunda asla adem yoktur.
BEN GELDİM
rayet alterego 2 Haziran, 2008 - 08:15ben geldim
üç boyutlu dünayanın kanatlarından sıyrılıp
özgürlük adına göze aldığım her şey...
ve gidemediğim diyarlar
aşamadığım dağlar
hepsini göze alarak geldim
gözüme çöp kaçtı deyip de ağlayanların
ağlama nedenlerini saklayanların
devirlerinden kopup da geldim
neydi bilmiyorum geçen zamanın serüveni
hangi çağa baksam aynı koku geliyor
ürperiyor içim
ürperiyor hislerim
şu ateşi yakan kim?
AHI YUDUMLARKEN
rayet alterego 23 Mayıs, 2008 - 08:10İçimde bir korku saklıyorum
Ürpertiler istila etmiş yüreğimi
Kaldırıp dertli başımı semaya bakıyorum
Salıyorum bir saman yoluna kendimi
Adını ne koysam bu hayat seferinin
Her sayfası karalanmış defterinin
Buruk mısralar işlenmiş satırlarına
Silgiler kayıplarda, kalem baki
Avuçlarıma saklanmış alın yazımın çizgileri
Fatihalar düşürüyorum avuçlarıma
Bir Perşembe ikindisinde yapraklar dökülürken
Bir bebek çığlığıyla açmışım gözlerimi
HAYATIN İÇİNDEN ESPRİLER
rayet alterego 21 Mayıs, 2008 - 08:35
Nuran Hanım Anadolu’nun bağrından kopup gelmişti İstanbul adlı bu metropol şehre. İstanbul’u televizyondan ve de resimlerden tanımıştı. Birçok insanın hülyalarını süslediği gibi; Nuran Hanım içinde bir hayal şehirdi.
Anadolu kültürü ile yetişmiş yiğit, atılgan cengâver gibi bir kadındı. Aha şurada yirmi kiloluk bir mermi var, hele bir sırtlayıver desen; gözünü kırpmadan Çanakkale yiğitleri gibi sırtlayıverirdi. Eskilerin tabiriyle Osmanlı kadınıydı.
Altı çocuğu birde eşi etti yedi, fedakâr sadık bir kadın Nuran Hanım. İçinde cevherlerini sakladığı yaralı Anadolu kadını, İstanbul’da bir yaşam seferine çıkıvermişti. Öyle ki yüreğini avuçlayıp bende varım diyerek. Zaman akıp giderken ne olduysa Nuran Hanıma, içler acısı hastalıklara gark oldu. Öyle bir dert ki, biri bin
dert olur ciğerinizi tarumar eder. Öyle dertler peyda olmuş saf, temiz Anadolu kadınına!
İSTANBUL TİRYAKİLİĞİ
rayet alterego 15 Mayıs, 2008 - 08:40İstanbul tiryakiliği... buna insaflı olup İstanbul hastalığı desek de olur. İptilanın bir derecesi vardır ki artık bize zevk yerine ıstırap verir. Fakat bu öyle bir ıstıraptır ki, bedelini hiç bir zevkin dudağında bulamayız. Belki de bu yüzden bir İstanbul tiryakisi, içinde doğup büyüdüğü bu şehrin heyecanı afetine yakalanmış samimi, bir İstanbul divanesidir.
Onun için acaba, bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde... diye tıpkı bir masala başlar gibi, böyle bir İstanbul tiryakisi ağzı ile geçmiş zamandan konuşmaya âğâz etsek nasıl olur? Gerçi bu geçmişin, efsane ve esatirle alakası yoksa da, görünmez bir buyruğun keyfi üzere tasarruf edilmekte olan biz insanların birer masal kahramanından ne farkımız vardır? Başlangıcı bilinmeyen uzun ve ezeli dünya hikayesinin zincirine kendi masalını ekleyerek geçip giden insanoğlu...” (S. Ayverdi. İstanbul Geceleri).
LİMANI TARUMAR OLMUŞ GEMİLER NE YAPSIN?
rayet alterego 1 Mayıs, 2008 - 08:35
Yitirilmiş her düşünce bir insanı kaybetme ile eş değerdir. Birer birer insanımızı kaybediyoruz. Can çekişen her sevdanın sesini duymamak için kulaklarımızı tıkıyoruz, bin gönlün ardından yanıyoruz. Küllerimiz savruluyor. Toplum kendini kaybetmiş, aile kavramı darmadağın olmuş. “Aile bir limandır, limana yanaşamayan gemiler açık denizde, mustarip kalırlar.” Limanı tarumar olmuş gemiler ne yapsın.
“Harabeye hor bakma ey, yıkılmış yürekler şahlanmak ister. Nebbaşlar mezarlıkları basmış, ölüler ürkek... İman–ı Billah tuğlaları harçsız gariplik lisan–ı mahsus anlatır durur, anlayan ya üç kişidir, ya beş, tiryaklar kaybedilmiş, eczaneci hasta, insan yasta... Ey insan, böyle mahkum olmamalıydın.
Kaç zaman geçti bilmem, kendini kendinle mahkum ettiğin günden bu yana, eslihalar beyninde tetikte durmakta. Korkma ve unutma “ölüm saatiniz tayin edilmiştir, ne bir dakika erken ne bir dakika geç” ve hatırla...








Son yorumlar
24 dakika 57 saniye önce
43 dakika 19 saniye önce
49 dakika 52 saniye önce
54 dakika 14 saniye önce
1 saat 1 dakika önce
1 saat 5 dakika önce
1 saat 5 dakika önce
1 saat 17 dakika önce
1 saat 20 dakika önce
1 saat 25 dakika önce
1 saat 30 dakika önce
1 saat 33 dakika önce
1 saat 36 dakika önce
4 saat 57 dakika önce
7 saat 2 dakika önce