rayet alterego yazıları

SEN

Kategoriler:

ey!
gözlerinde boncuk boncuk olan hasret
gönülde hasretten bir çığ var ama, sabret

ey!
umudu filiz gibi yetiştiren bahçivan
umutlar diriliş olurda şahlanır her an

ey!
ölüp ölüp dirilen cümlede kelam
ruhumu kanatlayıp,uçuran sevdaya selam

adını besteleyip destan yaptım sevgili
alaca karanlıkta yola düştüm sevgili

AHLANIŞ

Kategoriler:

zaman beni sorgulara çekti
kendimi bir mahkum gibi hissttim

rüzgarlar kamçılıyor yüreğimin baharını
ve gök gürültüsü boğuyor hıçkırığımı

siper edip bütün ümitlerimi
ve bürünüp tüm hayallerimi
cephede silah tutan asker gibi
nişan aldım gözlerini

bir ömrün hayalleri tükenirken
enkazında yıllar kaldı

MASAL

Kategoriler:

dudak uçuklar
kalp heyecanlanır
korku telaşa düşer

hani sen pencereden bakıverirken
ölüm çıkagelir ya
şaşkınsın,donup kalırsın

kapıdan içeri giren
davetsiz misafire
bir hoş geldin diyemezsin
tebessüm eder bu şaşkın haline

İNİLTİ

Kategoriler:

rengarenk baharlar düşle
bir umutbir sevinç kalsın geriye
delik deşik eyle karanlıkları
her delikbir ışık savursun yeryüzüne

zaman delice kamçılıyor beynimi
yüreğime doğru başlıyor büyük akın
kandıramaz artık,
muhtedi bakışlar gözlerimi
çalıntılar şehrinde kaybettim sözlerimi

AŞK İLE HEMHAL OLMAK

Kategoriler:

İnsan yaratılışı itibari ile yaratılışında yaratıcısının ona verdiği bir ünvan vardır. İnsan eşref_i mahlûktur, yaratılanın en hayırlısıdır. İnsan bazen öyle bir safhaya gelir ki kendini esfelin safilin kalıbına sokar. Oysa Allah'ın insana verdiği vasıf cinleri bile kıskandırmamış mıydı?

Kul bir gemidir, tabiri caizse yaratıcıda bir limandır. Her halükarda da geminin dönüp dolaşıp sığınacağı yer limandır. Aksi takdirde açık denizde kalan gemi deryanın hayat şartlarına ne zamana kadar ve ne kadar mücadele verebilecektir. Gemi her şart ve ortamda limana dönebiliyorsa kurtuluş kapılarına merhaba der. Yok, eğer her şeye rağmen açık denizde kalmaya inat ederse kaçınılmaz gerçek geminin akıbetini hazırlayacak ve sona erdirecektir. Liman ise öyle mi, her zaman ne olursa olsun yerinde mukimdir. Gelecek gemileri kabul etmektedir. Fırtınadan yorgun çıkmış, hırçın dalgalardan darbeler almış gemileri hiç ayrıt etmeden kabul eder liman.

Kul sevdalı olarak yaratılmıştır, Allah sevdalanılan yar olarak vardır. Ve kulun sevdalısına karşı duyduğu deruni bir aşkla bağlanışı, muhabbeti karşısında Allah onu derecelere ulaştırır. Ulaştığı derece nispetince değer kazanır. O zaman kulun mana boyutunda asla adem yoktur.

BEN GELDİM

Kategoriler:

ben geldim
üç boyutlu dünayanın kanatlarından sıyrılıp
özgürlük adına göze aldığım her şey...
ve gidemediğim diyarlar
aşamadığım dağlar
hepsini göze alarak geldim
gözüme çöp kaçtı deyip de ağlayanların
ağlama nedenlerini saklayanların
devirlerinden kopup da geldim
neydi bilmiyorum geçen zamanın serüveni
hangi çağa baksam aynı koku geliyor
ürperiyor içim
ürperiyor hislerim
şu ateşi yakan kim?

AHI YUDUMLARKEN

Kategoriler:

İçimde bir korku saklıyorum
Ürpertiler istila etmiş yüreğimi
Kaldırıp dertli başımı semaya bakıyorum
Salıyorum bir saman yoluna kendimi
Adını ne koysam bu hayat seferinin
Her sayfası karalanmış defterinin
Buruk mısralar işlenmiş satırlarına
Silgiler kayıplarda, kalem baki
Avuçlarıma saklanmış alın yazımın çizgileri
Fatihalar düşürüyorum avuçlarıma
Bir Perşembe ikindisinde yapraklar dökülürken
Bir bebek çığlığıyla açmışım gözlerimi

HAYATIN İÇİNDEN ESPRİLER

Kategoriler:

Nuran Hanım Anadolu’nun bağrından kopup gelmişti İstanbul adlı bu metropol şehre. İstanbul’u televizyondan ve de resimlerden tanımıştı. Birçok insanın hülyalarını süslediği gibi; Nuran Hanım içinde bir hayal şehirdi.
Anadolu kültürü ile yetişmiş yiğit, atılgan cengâver gibi bir kadındı. Aha şurada yirmi kiloluk bir mermi var, hele bir sırtlayıver desen; gözünü kırpmadan Çanakkale yiğitleri gibi sırtlayıverirdi. Eskilerin tabiriyle Osmanlı kadınıydı.

Altı çocuğu birde eşi etti yedi, fedakâr sadık bir kadın Nuran Hanım. İçinde cevherlerini sakladığı yaralı Anadolu kadını, İstanbul’da bir yaşam seferine çıkıvermişti. Öyle ki yüreğini avuçlayıp bende varım diyerek. Zaman akıp giderken ne olduysa Nuran Hanıma, içler acısı hastalıklara gark oldu. Öyle bir dert ki, biri bin
dert olur ciğerinizi tarumar eder. Öyle dertler peyda olmuş saf, temiz Anadolu kadınına!

İSTANBUL TİRYAKİLİĞİ

Kategoriler:

İstanbul tiryakiliği... buna insaflı olup İstanbul hastalığı desek de olur. İptilanın bir derecesi vardır ki artık bize zevk yerine ıstırap verir. Fakat bu öyle bir ıstıraptır ki, bedelini hiç bir zevkin dudağında bulamayız. Belki de bu yüzden bir İstanbul tiryakisi, içinde doğup büyüdüğü bu şehrin heyecanı afetine yakalanmış samimi, bir İstanbul divanesidir.

Onun için acaba, bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde... diye tıpkı bir masala başlar gibi, böyle bir İstanbul tiryakisi ağzı ile geçmiş zamandan konuşmaya âğâz etsek nasıl olur? Gerçi bu geçmişin, efsane ve esatirle alakası yoksa da, görünmez bir buyruğun keyfi üzere tasarruf edilmekte olan biz insanların birer masal kahramanından ne farkımız vardır? Başlangıcı bilinmeyen uzun ve ezeli dünya hikayesinin zincirine kendi masalını ekleyerek geçip giden insanoğlu...” (S. Ayverdi. İstanbul Geceleri).

LİMANI TARUMAR OLMUŞ GEMİLER NE YAPSIN?

Kategoriler:

Yitirilmiş her düşünce bir insanı kaybetme ile eş değerdir. Birer birer insanımızı kaybediyoruz. Can çekişen her sevdanın sesini duymamak için kulaklarımızı tıkıyoruz, bin gönlün ardından yanıyoruz. Küllerimiz savruluyor. Toplum kendini kaybetmiş, aile kavramı darmadağın olmuş. “Aile bir limandır, limana yanaşamayan gemiler açık denizde, mustarip kalırlar.” Limanı tarumar olmuş gemiler ne yapsın.

“Harabeye hor bakma ey, yıkılmış yürekler şahlanmak ister. Nebbaşlar mezarlıkları basmış, ölüler ürkek... İman–ı Billah tuğlaları harçsız gariplik lisan–ı mahsus anlatır durur, anlayan ya üç kişidir, ya beş, tiryaklar kaybedilmiş, eczaneci hasta, insan yasta... Ey insan, böyle mahkum olmamalıydın.

Kaç zaman geçti bilmem, kendini kendinle mahkum ettiğin günden bu yana, eslihalar beyninde tetikte durmakta. Korkma ve unutma “ölüm saatiniz tayin edilmiştir, ne bir dakika erken ne bir dakika geç” ve hatırla...

İçeriği paylaş