CEMİL MERİÇ İÇİN BİR ANI
- pergel yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 117 kez okundu
- rastgele...
HERŞEYİ BU YAZIDA ANLADIM GÖRDÜM SEVDİM HİSSETTİM VE TANIDIM.
"RUH GÖRMEYİNCE GÖZ NEYLESİN"
-Sokaklarda yılışıp, sıcak evlerde uyuşanlar ancak televizyon ve Internet'in sahte ve sanal mezbeleliklerinde vakit israf edip, hayatlarının en kıymetli sermayelerini kumara verirler de bunun bir an olsun farkına varamazlar. Gazetelerin magazin sayfaları, haberlerin asparagası, Internet'in chat'i, fikirlerin fıkraları, düşüncelerin en ucuzu, kanaatlerin müsveddesi, duyguların kullanılmış olanları yeter bizimkilere...
Artık kaliteye lüzum yoktur. Zira parayı bastırınca Batının en iyisi emrinize amadedir. Orijinal şeylere ulaşmak zordur. Bulunmadık ne kaldı ki cihanda... Bize kalan teknoloji fıkraları, kompleks bastıran menkıbeler, cesaret verici hikayeler ve ne idüğü belirsiz nakiller. Hele bir de haklılığımıza delil bir iki beylik söz bulmuşsak değmesin kimse keyfimize... Züğürt tesellisinden bol ne var ki, züğürdün enflasyonunun yaşandığı yerde. Akıl sakatlanmış, zeka özürlenmiş, vicdan paslanmış, gönül ser mest olmuş, ruh pusulasını şaşırmışsa ortada bir diş ve mide vardır. Bir de akıl! Ama ne akıl !
DON KİŞOT ASİLDİR
Don Kişot gerçekten asil bir insandır. Kütüphanesinde binlerce kitabı her şeyden önemlisi bunları okuyup anlayacak zekası vardır. Don Kişot bizim akıllı yönümüzle alay eder. Edilmeli de, zira aklımızın ne derece sahih olduğu ortada değil mi? Bu yüzden Kitabı-ı mukaddesten sonra en çok satan kitaptır Don Kişot. Çevrilmemiş dil kalmamış. Her ülkede şövalye kılıklı yel değirmenleri vardır çünkü savaşılacak.
Yazar Cervantes ciddi bir tahsil görmemiş ve babasının maddi durumu da çok iyi değildir. Ama Cervantes kitap delisidir. Shakespeare ile aynı gün ölen Cervantes akıllı geçinen dünyaya Don Kişot ile kafa tutar. İster Cervantes ister Don Kişot bizim sağlıklı düşünen ama kadri kıymeti bilinmeyen yönümüzdür.
Doğruların itibar görmediği, erdemin kabullenilmediği, zekanın sokağa düşürüldüğü, yüceliğin alkışlanmadığı her coğrafyanın Don Kişot’ u olacaktır. Ülkesi için savaşır, sakat kalır ama aylık bile bağlanmaz Don Kişot’u içinde besleyen Cervantes’e. Çünkü Cervantes kitap delisidir. Düşünen tarafı sağlamdır. Diğerlerinden farklıdır.Öyleyse körler ülkesinde görmek suçtur. Herkesin okumadığı yerde okumak ne büyük günahtır.
Bütün okuyan ve düşünen kafaların akıbeti kaçınılmazdır. Ayak takımı aforoz edecektir okuyanı, onu yokluğa mahkum edecektir... Ama ne gam o düşünür, yazar, eleştirir.
Asil bir gönlü vardır. O eserini yazdıktan ve şöhrete ulaştıktan sonra bile asaletinden sıyrılmaz. Ve daima Lepanto çolağı olarak övünür ve sakat koluyla iftihar eder. Kolları sağlam olup akılları sakat bizimkilere bir şey anlatır mı acaba manzara.
“Don Kişot tahtası eksik bir insandır sadece. Haksızlık karşısında başkaldıran, fazilete aşık bir monoman. Evet, hep hayal peşindedir. Küstahın ve rezilin belası olmak ister. Ama bunun dışında kamil bir insan, usta bir hatiptir.” Onu horlayanlar ve tartaklayanlar adi ve kaba insanlardır yalnızca...
“Akışın şuurudur Cervantes”
“Hayat düşünen için komedi, hisseden için trajedidir” demiş birisi. Galiba bizim için hiç biri değil.
Ne Don Kişot’umuz var. Ne de hissedenimiz. Sadece hepimiz akıllıyız! Okumaya ne lüzum a dostlar. Hele yazmaya... Siz yaşamaya bakın...
Don Kişot yüzde yüz kitap gibi yaşar. Edebiyat ile hayat hangi noktada barışır, onu arar. Aramaya ne hacet biz biliriz zaten doğruyu. Biraz ezber, biraz taklit yeter bize. Hepimiz akıntıya kürek çeker ve Don Kişot’ları ıslıklarız. Don Kişot huysuzdur. Laf dinlemez, dertlidir de. Bozgunlar hayatının değişmezi ama aldırmaz o buna. Kazandığı hiç bir zafer yoktur, ama bu ne büyük zaferdir ki mağlubiyeti bile zaferden üstün gelir. Umduğu bir şey yok ki aldırsın. Deneyecek en azından. Yürek isteyen bir iş. Şimdilerde yürek kasaplarda çengele asılı. Akıl para kazanmakla meşgul. Gönül leyla aramakla... Don Kişot özgürlüğün sesi. Eleştiri, alay, itiraz ve insanı kendine davet eden ses. Yinede korkar Cervantes aforoz edilmekten. Okumayanlar aforozcudur nede olsa.
Kulaktan dolanlar... Konuşma illetine maruz kalanlar hep aforozcudur. Bu yüzden her aklına geleni kendine mal etmez.
Seyyid Hamit bin Engeli diye bir hayali varlığa söyletir aklından geçeni.
Ya dostlar kızarsa Ya biri üzerine alınırsa
Tahlil, terkip, metot denilen şeyleri rüyalarında dahi göremeyenler, her hırsız anlatılışında “ben değilim” demezler mi?
İşte Cervantes hile yapar okuyucuya Çok azı bilir aslında ‘ENGELİ’ ile CERVANTES’İN aynı şahıs olduklarını. Hani geyik edebiyatı var ya. Geyik yapar adeta bu iki geyik, akılla. Aşka yabancı, silik, hayatında anlatacak bir şeyi yok. Birbirine benzeyen yıllar. Çevresindekilerin ördüğü demir kafesi parçalar ve serbest kalır Don Kişot.
YALNIZ ADAM
Don Kişot gerçek bir kahraman değildir. Onun için kimse ilgilenmez onun düşündükleri ve ilgilendikleriyle Hoş isteseler de anlamazlar ya. Onun dünyasına kimse girmek istemez. Onun kahramanlıkları ve söyledikleri başkaları için sadece bir eğlencedir vakit geçirmek için. Unutmayalım bu arada Sanço Panza da vardır bu sahnede. Herkes onu kahramanlıklarıyla aldatır. Acaba yalnız kalmamak için inanıyor muydu bu aldanışa diyor bir eleştirmen. Kim bilebilir? Belki oda alay ediyordu bu inanışla. Don Kişot un kurtardıkları can düşmanı olup çıkarlar.ve husumet... Dermansız bir vücutta habire aldatılan ruh. Destan kahramanları heybetli ve çalımlıdır. Don Kişot ise çelimsiz ve sıska. Silahı hiçbir zaman işe yaramaz. Tek silahı vardır artık İKNA Yani konuşur... Nezaket olsun diye konuşmaz. Eylemdir konuşmak onun için. Laubaliliğe ve hataya tahammülü yoktur. Tembelliğe, uyuşukluğa karşı savaşır hep Tek başına bir adamdır Don Kişot. Alışılmış bütün sahteliklere savaş açmıştır. Teknoloji eğer bir yel değirmeni ise onun nazarında insanlığı yok edecek zalim bir şövalyedir artık o. Görmek istedikleri vardır hayatta ve aldansa da hep öyle görür. Hanlar onun gözünde şato, hancı başı asil derebeyi, pasaklı köylü kızı kontestir. Öyle olmalı çünkü. Her gördüğüne ihtiramda bulunur. Karşılığında da ihtiram görür ama bir zır delinin suyuna gitmek için suni bir ihtiramdır bu. İşin ilerlemesi mümkün olmayınca suni perdeler yırtılır ve çıplak insan ortaya çıkar.
Sözde dostları vardır Don Kişot un ve fırsat buldukça onu bir çarşafa sarıp kurtarırlar! Delirmiş bu dosta iyilik yapmak lazımdır. Nede olsa iyiliklerini görmüşlerdir.Önce iyilik için kitaplarını yakarlar softa papazın iyi niyet bekçiliğiyle!. Sonra hep kurtarmak isterler onu. Don Kişot un hatır dinlemeyen hakikat nutuklarını anlıyor gibi yapıp kendi yalanlarını uydururlar hep birden.
Sadık Sanço Panza ise sevgili karısına iyi bir hayat verebilmek için düşmüştür bu zır deli şövalyenin peşine. Ne de olsa söz almıştır, Don Kişot'un fethedeceği ülkenin bir adası onun olacak ve Sanço Panza oranın valisi, kontu gibi bir şey olacak, ‘Elifi görse mertek sanacak’ olan karısı ise prenses yada kontes gibi bir şey olacaktır. Hem öyle olunca onların kendilerine kitap okuyacak adamları olacak. Yani okur yazar olmak şart değildir.
Ne dersiniz... Tarihte Sanço Panza diye bir vali yaşamış mıdır?
Onu bilmem ama bu gün yaşayan Sanço Panza’lar sokaklardan taşıyor. Vali gibi bir şey olmak için aldanan, okumasa da paralı okuyucu tutacak olan, karısına servet armağan etmek için katlanmadığı maskaralık kalmayan Sanço Panza lar... Don Kişot ise her defa mağlup olduğu savaşlardan bir diğerine başlamak üzere hazırlık yapıyor. Heybesinde beş kutu merhem, altında sıska atı, elinde ağaçtan yaptığı mızrağı ile Don Kişot aramızda.
Ben de bir Don Kişot’um demek isterdim ama hem cesaretim yok onun gibi hem de Molla Kasımlar var köşe başlarında. Ama emin olun mezarı meçhul olacak Cervantesler yaşıyor aramızda, abideler altında yatacak olanlara inat. Israr ve inatla okumayanlara rağmen okuyor Cervantes. Bir gün Don Kişot'luk davasına çıkmak üzere. Ve dostlar hala okumuyor malzeme olmak için Don Kişot’a. Ve bitmeyecek Don Kişot macerası dünya durdukça.
Kimileri de okumanın tekniğini, hızlı okumayı, okumadan anlamayı, anlamadan yaşamayı öğrenmek için Frestonun en sihirli oyununu arıyor.
İşte bende Cervantes gibi yaptım. Seyyid Hamit bin Engeliyi konuşturmasına mukabil ben de yer yer suçu Cemil Meriç'e attım. Fark Engeli hayali idi, Cemil Meriç ise hakikat.
E bu kadarcık hile mazur görülür herhalde.
Şimdi müsaadenizle ben şu Sanço Panza ya bir uğrayıp ikna edeyim onu yeni bir sefer için. Gerçi karısına çok bağlı ama ne yapalım Don Kişot un şansına başka birisi çıkmamıştır.-"
Hüsamettin Yılmaz
BU YAZISI İÇİN HÜSAMETTİN YILMAZA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM
*SAYGILARIMLA*








Cemil Meriç
"Arzudan tutuşan parmaklarınla dallara boşuna uzanma Tantal. Meyveleri koparamazsın. Hem böylesi daha iyi değilmi?
O altın meyveler boyalı birer top. Serabın büyüsü yok vahada; rüyası muhteşem suyun, kendisi değil."
Der Cemil Meriç Bu Ülke adlı o kıymetli kitabında. Bu gece bu güzel yazıyı okuyunca geldi aklıma... bizim Cervatesimiz,Don Kişotumuz... kıymeti yeterince bilinememiş koca deryamız Cemil Meriçi anmak güzel oldu.
O arayan ve bulandı, bulduklarını bulandırmadan anlatan, anlayanlara ne mutlu...Paylaşımınız için teşekkürler, Saygılar...