DEVŞİRİLMİŞ AYDINLAR KOMEDİSİ
- Mustafa Kemal yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 198 kez okundu
- rastgele...

Türkiye'nin sosyal meseleleri üzerine yıllardır kalem oynatan, bana göre Türkiye'nin en büyük kadın entelektüeli Alev Alatlı'ya bir soru sorma fırsatım oldu. Cevabını merak ettiğim soruya uzunca bir cevap aldım. Türkiye'yi yönlendiren siyasetçiler midir aydınlar mıdır? Diye sorduğum soru karşısında onun esas ilgi alanına değinmiş gibiydim, sanki yarasına tuz basmıştım. Bana, "bir ülkenin aydını her şeyidir, siyasetçiyi de halkı da aydın yönlendiriyor, aydın üzerine düşeni yapmalı" demişti. Bununla beraber uzun uzadıya, bir aydının nasıl olması gerektiğinden tutun aydınların ülkemizdeki durumuna kadar anlatmıştı. Türkiye'nin sahte aydınları onu fazlasıyla üzüyordu. Şimdi ona daha çok hak veriyorum.
Türkiye'nin aydınlarının nasıl aydın (!) olduklarını böyle dar zamanlarda teşhis etmek daha kolay oluyor. Köşe yazarlığı yapan ya da üniversitelerde öğretim üyesi olup da medyada sürekli yorumlarda bulunan sözüm ona aydınlarımız yıldan yıla ne kadar çabuk ve keskin renk değiştiriyorlar. Hadi bir fikrinin yanlış olduğunu anlayıp o fikrinden dönmesini "erdem" olarak algılayalım. Ülkenin durumu değiştikçe terk ettiği fikirlere tekrar dönecek kadar da mı kendilerine saygısız olabiliyorlar. Bu nasıl bir entelektüel – aydın olma ahlak anlayışı.
Dünyada sol fikirlerin yaygın olduğu dönemde aşırı sol fikirlere kapılan pek çok yazar bugün Amerikancı liberal olmuşlar. İhtilal dönemlerinde cezaevinde yatmış düşüncelerinden dolayı hatta işkence gördüğünü iddia eden bu sol yazarlar, şimdi sol düşüncede olanları antiemperyalistleri ilkel ve çağdışı olarak nitelendiriyorlar. Düşmanı oldukları serbest piyasa içinde, köşe başlarına oturup ellerinde pipoları kanal kanal dolaşarak düzeni korumaya and içmişler gibi davranıyorlar. ABD ve AB’yi şeytan olarak gösterip de şimdi “bizi ancak bunlar adam eder” diyenlerin, yarın yine bu fikirlerinden dönüp ortaya başka bir ideoloji ile çıkmayacakları ne malum? Bu nasıl solculuk? Mesela dün bebek katili Apo’nun asılmaması için “yaşaması bizim için daha avantajlı” diyenler, konuştuklarına bakılsa şimdi Öcalan’ı ellerine geçse bir kaşık suda boğacaklar. Öcalan’ın menfaati için kamuoyu oluşturanlar bugün en büyük milliyetçiler, bu nasıl milliyetçilik? Milliyetçi olmak demek elbette asmak kesmek değil ama vatandaşın milli duygularının kabardığı sırada milliyetçi olmak sol görüşlerin dünyada estiği zamanlarda solcu olmak da bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor. Hatta bu sözüm ona aydınlarımız günü birlik bile fikir değiştirebiliyorlar. Bir gün arayla “Kuzey Irak bataklığına çekmek istiyorlar” diye yazanlar bir gün sonra “ Tezkere çıktı daha ne bekliyorsunuz” diyebiliyorlar. Alın size Türkiye’yi aydınlığa çıkartacak aydın!
Gelelim 28 Şubat’ın devşirme aydınlarına. Zoru gördüklerinde parayı bulduklarında sakal bıyık kesen inanmış adamlar. Davası sayesinde bir noktaya gelip davasını satan hasımlarının arayıp da bulamadıkları aktörler. Milli Görüşün tezgâhından geçmiş, Türk İslam sentezine inanmış kendilerini muhafazakâr olarak tanıtanların, değil her hangi bir şeyi muhafaza ettikleri kendi kişiliklerini bile muhafaza edemedikleri görüldü. İdeolojileri devleti ve askeri sevmeyi öngörürken, yabancıya karşı birlik ve beraberlik içinde olmayı öngörürken, her sözlerinin arkasında askeri suçlayıcı, farklı etnik unsurların özelliklerini kaşıyıcı, devleti top yekün tasfiye edici bir ağız kazandılar. Bir zamanlar muhafazakar geçinenler solculara karşı “din elden gidiyor” derlerdi. Şimdi solcular “din elden gidiyor” diyor, ve şimdi muhafazakarlar “din elden gidiyor demek sakıncalıdır” diye solcuları eleştiriyorlar. Aklımıza mukayyet, bu nasıl muhafazakârlık, bu nasıl solculuk, bu nasıl vatanperverlik? İdeolojileri, fikirleri birbirine karıştırıp milletimizi şaşkına çevirdiler.
Peki bu aydınımızda fikir devşirmeciliği nereden kaynaklanıyor. Bir zamanların hızlı solcusu nasıl hızlı bir sağcı olabiliyor. Faşizmle çatışanlar faşist, AB ile kavgalı olanlar AB’ci ya da dini kaygıları yüksek olanlar din olgusunun kaldırılmasını modernlik olarak algılayabiliyorlar? Dinin karşısındaki tehlikeleri gördüklerinde sumen altı ediyorlar. İnancında fikrinde samimiyetsiz olanlar, hangi fikrin pirim yapacağının hesabını yapanlar, kitap yazmayı zahmetsiz para kazanmaya bağlayanlar hiçbir zaman bir fikirde sabitlenip Türkiye’yi sağlıklı bir aydınlanmaya taşıyamayacaklar. Tarihe, para sahiplerinin maşası olarak, silik bir isim halinde kalmayı çileli bir fikrin şahsiyetine tercih edenler olarak geçecekler. Aydınlarımızın yani Türkiye’mizin trajik komedisi.








bu dünyada olup bitenlerin
bu dünyada olup bitenlerin olup bitmiş olmaması için ne yapıyorum?
Aydın olmanın temel
Aydın olmanın temel şartı önce kendi içine bir yolculuk yapması, ışığı kendi içine yöneltmesidir...
Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz.