DÜŞÜNMEDEN DÜŞMEM YOLA

Kategoriler:

Sabahın alaca karanlığının yalnızlığıyla, bir defter bir kalem birde kendimi alarak yola revan olmuştum. Yürümek kavramıyla tapanlarıma ‘yorulmak yok çıkılan bu yolda ’komutunu vererek ayak seslerinin senfonisi ile ilerliyorduk. Sonradan öğrenecektim yolların yürüdükçe ucunun ömrün sonunda nihayet edeceğini.

Dimağımın denizlerinde düşünce küreklerini çekerken, bu yolların, yolcuları bir talebe misali eğiteceğini sonradan kavrayacaktım. Yollar bana bir mürebbi olurken iman pusulasını yanımdan hiç ayırmamalıydım ki sıratı müstakim üzeri yol alabileyim. Aksi takdirde yollar kayabilir ve ben beyhude bir yolculuğun iflah bulmaz bir sarhoşu olabilirdim.

Bu yolların yolcusu olurken son derece dikkat kesilmeli ve bir radar misali feraset ve basiret alıcılarımı iyi kullanmalıydım. Bir Mimar Sinan gibi matematik hesaplarımı akıllıca yapmalı hayatımın mimarisine pür dikkat kesilmeliydim ancak bu hassasiyetle telafi edilmez pişmanlıklar yaşanmazdı. Yollardan bir santimlik sapmayla ilerlendiğinde yolun ilerisinde ölçümlerin sonucunda müthiş bir fark görülecektir. Hiç bir şey görüldüğü kadar önemsiz değildir. Gün gelecek, yaşım kadar değil de yaşadığım tecrübelerden ders aldığımı kadar olgunlaşacağımı anlayacaktım. Bu tecrübelerin insanlığın nazarına sunulduğu zaman önem arz ettiğini görecektim. Bazen insanın yaşadığı hadiseler, başkalarına yol tayinde bir azık olması babında çok önemli olabilir.

Yapılan hatalar karşısında kişiye hatasını anlatmak çoğu zaman imkânsızdır ve de nafiledir. Kişinin odaklandığı duygu ve düşünce ‘hata ya da doğru mu bu’ kaygısından daha çok beni hoş görmeli ve anlayışla karşılamalılar dürtüsünden başka bir şey pompalamaz kalbe ve beyne. İsteği üzerine yoğunlaşmış adeta ağır bir hasta misali gibidir. Muhatabının yapacağı ona yaptığının yanlışlığını anlatmak yerine dikkatini daha farklı yönde odaklaştırılmasıdır. Ancak bu minval üzeri kendisinin aynanın gölgesinde dahi olsa görebilir.

İçindeki yangınları rüzgâr ile söndürmeye çalışanlar ateşi ancak körüklerler. Çaban nafiledir. Kuru bir yaprağın rüzgârın önünde hükmü neyse, senin beyhude yola düşüşün odur.

“ Evlerimize acil ihtiyaçlarımızın ekonomik olduğunu düşünmüyorum... Temel ihtiyaç: ahlak, adalet, şefkat, ihsan ve ülfettir.”(R. Kayan-vahiyle var olmak) gerçeğiyle çarpışınca neye uğradığımı şaşırmış bir şekilde donakaldım. Hakikatten toplumumuzda kaç kişi var açlıktan ölen. Kaç kişi var ahlaksızlıktan, sevgisizlikten v.s. kendini, yolunu ve canını yitiren? Hangisinin sayısı daha baskın çıkar dersiniz.

Elimi düşünmekten ağırlaşmış başıma doğru yönlendirip ve düştü düşecek korkusuyla avuçlayacaktım. İşte o anlarda düşünce yükünü taşımanın zorluğunu anlayacaktım. Bir düşünce hamalı gibi kafamın içinde taşıyacaktım bin bir soru çemberini. Bu yolların yorgunluğu ile bir denklem bulacaktım. İhlâs + sebat + dua = mutmainlik, huzura eriş ve bu denklemi iyi yapabildiğim nispetçe ruhun enginliğini hissedecektim. Ve bütün bitmişliğime, acizliğime rağmen huzura erecektim. Tek yapmam gereken istemek ve hissetmek olacaktı. İşte o zaman anlayacaktım “bir adım atabilmek için bin adımı göze alanlar yolların hükümdarıdır”(N.Gürbüz dostlara mektup) neden ve nasıl hükümdar olunduğunu...