EKMEL-İ NUR
- Engin Badem yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 184 kez okundu
- rastgele...
1/
Omuz verip gök kubbede bir buluta,
asırlar halkasından koşmaya gidiyoruz.
Kapamayın ne olur gözlerinizi bu gece,
bu gece uzun bir yolculuğa çıkıyoruz.
Sırtımızda emanet bir mazi,
havf ve reca ortasında müstakbel,
senelerden nur, aylardan Rebiyülevvel.
Süzülüp Bağdat'ın sisli penceresinden,
ve Cebrail'den korkmuş, Meryem'in nefesinden
müjdeler duymaya gidiyoruz.
Haber salın Âdem'in tüm evlatlarına,
Habil'ler, Kabil'ler dirilip gelsin.
bırakın bu gece süreyyayı
bırakın güneşler emzirsin.
2/
Bu gece bir telaş var Kureyş'te,
Rabbin melekleri gökten kundaklar indiriyor.
Sanırsın ki çöller ortasında bir gül,
feyz-i nurundan diriliyor.
Gülizarlar yakındır, diye fısıldıyor bir ses,
bir ses bölüyor karanlığı aniden.
Yanağında bir öpücük,
bir öpücük ki sesi, kab-ı kavseynden.
3/
Şimdi haber salma vaktidir Nuh'a
yarıp gelmeli,
çöllerin o kumdan denizini.
Şimdi haber salmalı ki Yusuf'a,
yüklensin Kenan'ın tüm gizini
Çatlayan dudakların hâkimiyken susuzluk,
Ve sahibiyken yüreklerin, korku.
Umudun girdabında esaretin gölgesini görürsün.
Ve darmadağın bir fırtınayken çölde sessizlik
aniden ve sessizce
ölürsün.
Ve bezirgan pazarlarında satılırken hürriyet,
Ve ağlarken gökyüzünde bulut.
Bu gece eğmemeli başını yıldızlar.
Dallarında umut filizlenmeli yarınların.
Bu gece haber salın kâinata,
Kucağında Amine'nin ilk ve son gülü
bu gece öldürmenin vaktidir ölümü.
4/
Bu gece haber salın her yere,
kainat kitabının hatimesini beklesin herkes.
Bu gece haber salın herkese,
haşiyesi düşülmez,
yükselirken çölden bu ses.
Lal olsun diyorum, tüm dilleri zihayatın,
yüreğinden sağanak sağanak fışkırırken şua,
o en nurlu dilden düşsün istiyorum,
o en kutlu dua.
Âminleriniz kalsın
dilde sukut, yürekte en gür seda ile
Kutsi bir tın kalsın
kulağınızda o en tatlı seda ile
5/
Bu gece rüzgârında bir nurun,
birer, birer devrilirken yüreklerin putları.
Ve sönerken başlarında ateşi tüm kisraların,
Tüller arasında bir adam gördü bu sahra,
zırhında gül kokusu.
Radlarında gök kubbenin,
Sevdaya çalan ziyasına şahitken tüm zerresi hayatın,
kaldırıp attı bir kenara o onulmaz küflü kâbusu.
Bu gece gömüp vakitsiz sancıları bir yere,
güller kuşanmış,
Ebabil sürüleri beklesek diyorum.
Dilimizde hiradan kalma ikra,
omuzlarımızda ak güvercinler
Libasında aşk, simasında muhabbet,
Gökten bölük, bölük inen melekler görsek diyorum.
Melekler ki meydanında bu asrın bent olurken koşarak.
Cebrail'in karşısında görsek bir Sultan-ı Levlak!
Başı omzunda o sadık sevdalı, örterken mukaddes bedenini
bizde bastığı toprakları öpsek bu gece,
Ve görmeyen gözünde Varakanın,
nurunu dinlesek bu gece.
6/
Dar zamanlar, bağdaş kurarken dar beyinlere,
ve darmadağın edilirken hayatlar,
sıdkının zirvesinde yiğitler gördü bu topraklar.
Başlarında var olmanın tek sebebiyle,
izini sürdüler hep,
çöl kumlarını okşayarak.
ve binlerce melek binlerce kere alkışlayarak.
Avuçlarında küçük çakıl taşlarının,
zikrini mi duydu dersin. Buheyra
Ya da parmaklarından akan ab-ı hayat ile
ruhunu mu yıkadı dersin. Buheyra
kim bilir
Kim bilir dilinden düşen ilk nur sözün,
cezbesinde raks etmiş miydi Necaşi?
Ya da yanındayken, senin
kara derisinde ter ile hiç üşümüş müydü vahşi?
7/
Ey tüm kutsi canların seyyidi,
ey bu var olmanın en mukaddes eri.
Ayrılığın gözyaşıyla el ele verip,
yürekler dolaşıyor.
Mazide en güzide dört yiğit,
müstakbelde binlerin bekliyor.
Kokunu duymak için gökten inse yıldız-ı garra,
en aşk tadında parlar mı dersin bu sevda.
Ey tüm güzelliklerin asude tebessümü,
kaç asırdır bir türlü kovamadık hüznü.
8/
Gel ey!
Sevdalar kuşan da gel,
İbrahim'e uğramadan,
Kabe'ye dokunmadan gel!
Gel ey!
Harşrolan zamanların inşirahı,
Gel ey!
Nurlu düşlerin feyizdar ferahı.
Kokunun her katresinde, yalnızlığın,
ve ben garip ve mahzun kaldım,
Adına mevlüdleri değil ama
yüreğimden düşen mısraları yazdım.
Gel ey!
Acısı yüreğimde kavrulan,
Gel ey!
Adı kendi gibi El Emin olan.
Hangi bir zaman sonra visal,
hangi zamanda vuslatın,
Gel ey!
Bin kere çarmıha gerildi,
ruhumda haşrolanım.
Gel ey!
Ne olursun Allah aşkına,
Hani en sevdiğin can aşkına,
Bir gece ansızın,
Düşüp bir üveyikin nurlu kanatlarından,
Ve sıyrılıp;
Anı can sayılmış tüm zamanlardan,
Kışlarımıza baharlar sun gel.
Ruhumuza can ol gel.
Gel ey Amine'nin ilk ve son gülü
gel ey
bu gece öldürmenin vaktidir ölümü.
Kubader Peygambere adanmış şiirler yarışmasında mansiyona ödülüne layık görülmüştür.








Tebrikler...
Anlam yüklü dizeleriniz, dilin telafuzundan çok daha derinlerde, kalbin hazırladığı bir muhabbet sofrasında kaleme alınmış... Tebrikler
---------------------
Ben, zamanın terinde kalemini ıslatan bir derd-i nihânım!
ÇOK GÜZEL SANKİ BİR
ÇOK GÜZEL
SANKİ BİR BAHAR GECESİ
GÜMÜŞ KATRELER YAĞMIŞ
VE ISLANMIŞ YÜREĞİNİZ.
GÖNLÜNÜZE SAĞLIK..
Şiiriniz beni de epey
Şiiriniz beni de epey etkiledi. Dili temiz ve odağı düzgün. Yani kelimler yerine göre yazılmış ve istenilen yere; "kalbe" gidiyor. Tebrik ederim.
Yalnız değinmek istediğim bir durum var. Biliyorum samimiyetle söylenir -ki burada da öyle olduğundan şüphem yok- hani şu "gel ey" hitabı. Hiç gerçekleşmeyecek bir dua ile Efendimiz Sallahu Aleyhi ve Sellem'e hitap etmek doğru değil kanımca. Gaybi bir durum söz konusu olmasının yanı sıra "O"nun isteğinin de hem dua hem selam olan Selavat-ı Şerife okunmasından ibaret olması önemli bir durumdur. Yanlış anlaşılmaması dileği ve muhabbetle.
Mutmain Muhalif...
düşünce hamalı okurken
düşünce hamalı
okurken kendimi kaf dağının etrafında, zümrütü anka kuşları cevalan ederken, semayı seyrü sefere çıkmış gibi hissettim...okurken herkesin anına farklı hisler düşmüştür...ne diyelim gönül dilinize sağlık.selam saygı ve dua ile...