EN DERİN KESİK YARASI İHANETTİR AŞKA

Kategoriler:

Aşk çekip gider.Yerini derin kesiklere sancılı acıların koyu hüznüne ve hiç yaşanmamışlıklara bırakarak. Geriye kalan birkaç fotoğraf ve yahut iki satır mektup okunup okunup bir türlü sonu gelmeyen...ağlama nöbetleri, krizler, şişelerin dibini bulmak yaranı bir çuval tütüne sarıp yavaş yavaş içmek. Getirmeyecektir gideni bilirsiniz.

Şair derki’’hiç kimse bir aşkı onarmaya kalkmasın kaybedilmeye değer en güzel yerinde bitmişse eğer.’’İtirazınız vardır şaire.

Zaten hep kazanmayı planladığımız an kayıp ederiz aşkta. Çünkü aşkta hesap yoktur. Yürek nasıl istiyorsa öyle yasamalı ihaneti de aşk kadar sığdırabilmeli derinine garantisi yoktur aşkın.

Giden çoktan gitmiştir. İhanetin kılıfıda hazırdır. O yüzden konuşmakta yersizdir artık çünkü her gidiş çöküştür aslında...Küçücük şehir büyür gözlerinde koca binaların enkazında kalırsın yardım eli uzanmaz ulaşmaz hiçbir yardım kanayan yarana. Anlamaz olur seni hiç kimse, bilirsin ki ateş sadece düştüğü yeri yakar ve acı...

Acıyı her hücrende hissedersin. Hesaplaşmak, kendinle yüzleşmek en zorudur. Aynadaki aksin alay ederek yabancılaşır sana bu gözler bu dudaklar bu çizgiler bana ait değil diyerek dövünürsün. Evet sana ait değildir bu ifadeler gidenden geriye kalan küçük bir armağandır ve anlarsın ihanet aşkın acı bir tokadıdır.

Hayat tüm varlığıyla dikilip karsına okkalı bir tokat yapıştırır suratının ortasına.

Derki;”yüreğini açıp aşktan gelecek her şeye hazırım diyen sen değilmiydin?’’

Verecek cevabınız yoktur ve devam eder ’’kalk topla kalan yarını, onar parçalarını kaldığın yerden devam et hayatına. Aşk bu işte seçim senin.’’

Evet herkes kendi tercihini yaşar...

Aldatılmak unutmak için çok geçerli bir sebeptir. Ama aşk için en acı son...Güçlü olanda zayıf olanda unutmaz sadece bunla yasamayı öğrenir.En derinine gömer acısını.

Ve öğrenir enderin kesik yarası ihanettir aşka!

Tabi öyledir...

Öyledir elbette. Siz "Bu budur, şu şudur" dersiniz, gönlünüzde peydâlanan aşkı başkalarından öğrenmeye kalkarsınız ve haliyle bu anlamadığınız hali daha da anlaşılmaza sürükleyerek büyüklerinizden gördüğünüzü yapmaya başlarsınız. Yani şişelerin dibini bulup gönlünüzü içtiklerinizde boğmaya kalkarsınız. Bu da olmazsa tütüne sarılıp zaten görmeden ilerlediğiniz yolu daha da dumanlayarak iyice körelirsiniz...

Belki hükmü yoktur; ama şu an nasıl yapıcı olacağımı tam olarak bilemiyorum. Bu nedenle sizden de yardım rica ediyorum carol gul.

Meseleyi şöyle düşününüz. Aşkınızı yaşarken hiç kendinizle baş başa kaldınız mı? Anlayamadığınız duyguları tahlil için feyiz aradığınız büyüklerinizin yüzdüğü bulanık suları görüp "Benimkine benziyor" demeden önce hakikaten yalnızca kendinize baktınız mı? Abiniz gibi kıskanmadan, ablanız gibi süslenmeden, şairiniz gibi boğulmadan, yazarınız gibi "Böyledir... Şöyledir..." demeden ve hatta hesabınızı başkalarının terazisinde değil de yalnızca gönlünüzde tuttuğunuz olmuş mudur? Olması gereken aslında önce abilerden ablalardan öğrenip mi aşık olmaktır, yoksa adam gibi adam olup gönlünde yüzdüğünüz yarinize yalnızca kendi sözlerinizle gidip aşk kadehini şairinizin değil, sakisi kendiniz olduğunuz bir sofrada kaldırmak mıdır?

Aşkın gittiği bir yer yok efendim. Şayet giden varsa, dikkatle düşünürseniz, yalnızca sizsiniz. Bir başkası değil. Aşk bir tercihtir. Kafanızı bulandırmanıza gerek yok. Net ve kesin. İnce ve derin. Sonunda üç nokta olmayan, yalnızca ve yalnızca noktayla biten bir cümle.

Bu mesele tartışmaya açılacak bir mesele değil efendim. Bu nedenle söylediklerimi nisyana isyan olarak değerlendirmenizi dilerim. Yalnız son demde şunu da söylemek isterim ki, aşkı yaşamaya karar verdiğiniz anda aşka kavuşursunuz. Basit ve akıl almaz geliyor olabilir; ama emin olunuz.

Emin olunuz ki suratınızın ortasına kimse tokat atmayacak. Komik, değil mi? Anlatılanlarla alâkası yok. Haklısınız, yok.

Nasıl olabilir ki? İnsanlar zanneder ki, Aşk acı verir. Aşk, mutluluğun kaynağıdır efendim. Bu tezattan manidar cümleler çıkarıp şair olmak isterseniz, bu sizin tercihiniz; ancak mutlu olmak için çalışmadığınız sürece mutluluğu hak edemezsiniz.

Aklınızı başınıza toplayın ve adam gibi aşık olun. Şayet bulamıyorsanız da minareye kılıf uydurmaya çalışmayın efendim. Zira neden bahsettiğinizi bilmiyorsunuz...

Kusura bakmayınız.

Not: Beni özleyen var mıdır? Bilmem. Epeydir uğrayamıyordum. Bakî selamlar.

aşk a birkez ölüyor insan

sevgilimi baska bir kadınla yakaladığım zaman hissettim içimde birseylerin kırıldığını......ondan sonra ki bir hafta boyunca yağmur hiç durmadan yağdı sehre..yağmurlarda ağlayıp gezdim yemek yiyemedim sadece sigara içiyor yanıyordu yüreğim..öldüğümü hissediyordum.ben o gece öldüm çünkü çok inandığım bi asktı yapılabilecek tüm fedekarlıklar yapılmıs verilecek tüm ödünler verilmisti..bu ask için ömrümü ona adamıstım ve ilk kez asık oluyor ilk kez seviyordum..olağanüstü bir ask yasıyoruz sanıyordum evet sadece ben yasıyormusum...bitti öleceğimi sandım bir daha hefes alamaz konusamaz yemek yiyemem sanıyordum ama acılaer öyle güçlendirdi ki beni ve bir bilgenin sözünü felsefem yaptım"beni öldürmeyen daha güçlendirir"içinde birseyler ölüyor ama herseyle yasamayı öğreniyoruz o zaman ve en büyük ilaç zaman zaman zaman baska bisey söyleyen yalan söylemis olur

Zaten...

Anlamanızı beklemiyordum efendim. Yine de rahatlığınız için teşekkür ederim.

Aşka ve sevgiye

Aşka ve sevgiye dâir...

Gül Hanım, merhaba : )
Yuvaya hoş geldiniz Yusuf bey : )

Güzel bir konu bu, üzerine neler düşünülmüş, yazılmış, söylenmiş ve düşünülüp- söylenilecek zannaderim.

Her ikinize de hak vermekle birlikte, aslında farklı şeyleri düşünmekten çok, farklı merhalelerinde olduğunuzu sanıyorum 'aşk' ın...

Bir- iki alıntıdan sonra da kendi düşündüklerimden bir kesit sunmak isterim, izninizle:

“Lâ rahata fi’d-dünya (Dünyada rahat yoktur)” cümlesini isbâta hâcet yok! Gönlün yegâne rahatı Fermân’ı dinleyip teslîm olmasındadır. Yoksa şu şâirin şekvâsı her âşıkın dilinde dolaşır mıydı? “Cihanda âşık-ı mehcûr sanma rahat olur/ Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur.” Evet, şikâyet olur; bunun için gönül Fermân’ı can kulağıyla dinleyip şükretmeli sadece!...
...............

Düğünler iki insanı ‘bir araya’ getiriyor; ama neticede ‘dünya düğünü’ işte! Bir araya gelmenin ebede yönelik olduğu âhiret düğünlerine binler bereket! Hakiki ‘hayat’ın ancak ‘âhiret hayatı’ olarak kabul edildiği gönüllerde, refik ve refika-i hayat manaları ve kurulan âile hayatı ziyâdesiyle ulvîleşmez mi? Hem ulvî ağaç hiç süflî meyveler verir mi? Kim ki şu Fuzûlîce muammayı çözdü, âhiretini dünyaya hiç fedâ eder, ulvî ve uhrevî meyveler vermesi gereken nûrânî âile ağacını kurutur mu? “Canı kim cânanı için sevse canânın sever/ Canı için kim ki canânın sever canın sever.” Şimdi sormalı her kişi kendi nefsine, sormalı ve orada durmalı; vakfe yapmalı: “Ey nefis! Kimi, neyi, niçin, ne sûretle seversin?”
................

Düğünler iki insanı ‘bir araya’ getiriyor; ama neticede ‘dünya düğünü’ işte! Bir araya gelmenin ebede yönelik olduğu âhiret düğünlerine binler bereket! Hakiki ‘hayat’ın ancak ‘âhiret hayatı’ olarak kabul edildiği gönüllerde, refik ve refika-i hayat manaları ve kurulan âile hayatı ziyâdesiyle ulvîleşmez mi?

Yaz mevsimine dostlar şimdilerde düğün mevsimi de diyorlar; birbiri ardınca gelen yaldızlı ve duâlı davetiyeler yeni kurulacak ‘irfan mektepleri’nin müjdecisi gibi. ‘Mecâzî aşk’ın çileli merdiveninden ‘İlâhî aşk’ın mâverasına ulaşmak emelindeki asrî mecnunlar, “Yâ Bâkî ente’l-bâkî!” sırrının derin imtihanına hazırlanmaktalar. “Bende Mecnun’dan füzûn âşıklık istidâdı var/ Âşık-ı sâdık menem Mecnun’da ancak adı var” diyebilecek kadar kalbi uyanık, aklı nûrlanmış samîmî dostlara binler tebrikler!

(Alıntı)

**********

Sevgiyi Bulmak ve Kaybetmek...

Asla değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme.
Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin şeyler için mutsuz ol veya asla asla bir daha sevmeyeceğim deme..
Mahcup olursun...
Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o saklanır kapı arkalarına..
Sevgi seni istedi mi bulur..

Zamanı vardır..
tıpkı baharı kışta arayıp da bulamayacağın gibi...
Ya da bulsan da asla onun gerçek bir bahar olmadığını kabul etmek zorunda olacağın gibi ..
O bulduğun sadece bir aldanmışlıktır..
Aldanırsan,tıpkı kış ortasında Çiçek açan erik ağaçlarına dönersin..
Kisin ortasında sevinçten çiçek açarsın..
Kış gerçek yüzünü gösterince de donarsın, Anlarsın ki yaşadığın bahar kış ortasında yaşanan yalancı bir baharmış....
Erik ağacı gibi donarsın O zaman ve o yaz boşa geçer..
meyvesiz kimsesiz Sevgi aranmaz..
Sevgi istedi mi seni bulur. Hiç ummadığın bir anda arkanda beliren bir dost olur bu bazen..
Vapurda ensende hissettiğin bir nefes alır götürür seni sevgiye, Bir tesadüf sana sevgiyi taşır. Sen sevgiyi aramamışsındır. Tıpkı gecikse de gelen ve geleceğinden emin olduğun bahar gibi.......
Tıpkı bir sabah kalktığında baharın pürüssüz yüzü ile karşılaşman gibi bulmuştur seni sevgi............
Sevgiyi Kaybederken de cesur olmalısın..
Yüreğin dolu olmalı sabır ve güçle Her kaybedilen kazanılan bir derstir zaten
Sevgi çok şey öğretir severken ve kaybederken
Sevgiyi kaybederken
Sevgiliyi kaybetmenin ne zor olduğunu öğrenirsin
Sevgiyi kaybederken
Aslında onu hiç kaybetmek istemediğini öğrenirsin
Sevgiyi kaybederken
Onu kaybetmenin, bulmak kadar güç olmadığını
Ama acısına katlanmanın ne güç olduğunu öğrenirsin
Sahipken sevgiye hep yanında olacakmış gibi
Onu hoyratça harcamışsındır..
Kaybettiğinde ise her an yanında olacağına inanmakla
Ne büyük yanlış yaptığını anlarsın
Ve bir daha ki sevginde daha temkinlisindir..
Hem severken, hem kaybederken
Bir önceki sevgi öğretmiştir bunu sana..
Her kayıp bir derstir almam gereken
Çünkü hiçbir sevgi tek başına var olamaz..
Ayrılamaz daha öncekilerden.....

Alıntı (Gül Hanım' ın duygularına atfen... Ben de hissettim bunları...)

***

Âşık oldur kim kılar canın feda cananına
Meyl-i canan etmesin her kim ki kıymaz canına
Canını canana vermektir kemali aşıkın
Vermeyen can itiraf etmek gerek noksanına

Fuzûli

***

Canımı canan isterse minnet canıma
Can nedir ki anı kurban etmeyem cananıma

Fuzûli

***

Kendi düşündüklerimse, en öz haliyle, şu anda aklıma geldiği kadarıyla:

Sevgi ve aşk yaşamın kaynağıdır.

Sevgi bulmak için, sevgi vermek gerekir.Sevgi, merkezden çevreye yayılan bir enerjidir. Yazık ki çoğumuz, uzaklarda ararız. : )

Aşk hâli güzeldir ama hayatı engeller.İnsan bastığı yeri göremez hale gelir, başka şey düşünemez, yiyip- içemez, konsantre olamaz, tatlı bir hastalık gibidir.
Saygıyla desteklenirse çok lezzetli bir yemeğe tekâmül eder ki adı sevgidir.

Her kimi aşk ile sever ve gönlünüzün merkezine yerleştirirseniz (Allah için sevmek müstesna), inanıyorum ki, onunla imtihan edilirsiniz.
Gönlün merkezi yalnızca Allah cc ındır.
Yine de yanılmaz mıyız? Yine de yanmaz mıyız?
İlâhî aşka yükselmesi umud edilen bir basamak olmalıdır mecâzî aşk, belki, ancak...

İşte o zaman dersiniz ki:

'Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib/ Kılma derman kim helâkim zehr–i dermanındadır' Fuzuli

İşte o zaman güzeldir aşk... : ))

Basamağınız hayırlı, gazanız mübarek olsun arkadaşım, sevgiler...

Her vazgeçişin; bir iç hesaplaşması ve bir mağlubiyeti vardır ama her vazgeçen kaybetmiş değildir!
Öğrendik ki; "Kazanmak için bazen çekip gitmek gerekir..."

çok güzel yazmıssınz

"Kazanmak için bazen çekip gitmek gerekir..." bunu üstüne söz söylemek terbiyesizlik olur

carol gul yazınızı

"Düşünebilen en azından bunu deneyen insanların arasında yaşamak istiyorum " yağmur

syn carol gul yazınızı ciddi anlamda begendim öncelikle emeğinize sağlık...bende görüşlerimi bildirmek için üye olma yoluna gittim.

şu cümlenizden geçemedim bir türlü "kazanmayı planladığımız an kaybederiz aşkta"...Kesinlikle katılıyorum ve zaten içimize işleyen şeyde budur...Hani 1-0 yendiğimiz bir maçta o 90 dakika da gelen golle yıkılmamız gibi...Bir bayan olarak futboldan örnek vermem de ayrıca şaşırtıcı =)

Bir başka yorumda şunu okudum "adam gibi aşık olun" ...Açıkcası bu cümle yüzümde kocaman bir tebessüme yol açtı =)) Zira aşık olmak zaten bilinçli mantıklı yapılan bir şey değildir ki ""hey adamım gel sen düzgün bir şeye benziyorsun , buraya gel bakim kalbim sana aşık olcak"" diyebilelim.

Kendi az ve öz fikrime gelirsem eğer; aşkta mantık aranmaz...Aşık oldugun insan seni aldatır, çekip gider, sebebsiz en mutlu anda bırakır,sen ona sırılsıklam aşıkken o sana seni sevmiyorum diye haykırır...Nefret ettiğini söylersin kendi kendine bir sürü gerekçeler bulursun ondan gitmek için , ya benim gururum yok mu dersin ...En fazla 10 dakika sürer...Sonra onu affetmek için geçerli neden bulmaya başlarsın tüm gün...

Yinede her zman şunu savunurum gözümden akan bir damla yaş değen biri için olsun ...

Çok uzun bir yorum oldu sanırım kusura bakmayın ilk yorumum =))

Eğer aşıksan hele hele sancılı bir aşk yaşıyorsan kim ne derse desin işlemeyecektir o yüzden şu satırları çok severim ;

Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe alçalır oldum
Düşündüm derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum...

aşk söz konusu ise susarak konuşalım ...

yağmur

aşk söz konusu ise susarak konuşalım

sende çok güzel yazmıssın ağzına sağlık yağmur

Sevgi, aşktan üstündür.

Sevgi, aşktan üstündür. Ali Şeriati- Kevir

Ve's-selam...

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz.

aldatanlar...

aldatanlar aslında aldanan zavallılardır... Mertliğe, insanlığa yakışmayan bir vakadır onlar... Hayattan öğrendiğim tek şey şudur: Kimseyi hak ettiğinden fazla sevmeyeceksin... Bir bakarsın ki ummadığın anda,ANSIZIN yitip gitmiş... O zaman anlarsın ki aslında HİÇ olmamış...
Kaleminize sağlık...