MİMAR SİNAN’IN MERKÜR’DE İŞİ NE?

Kategoriler:

GEZEGEN, GÖKTAŞI, DİĞER GÜNEŞ SİSTEMİ GÖK CİSİMLERİ İSİMLERİNDE "TÜRKLER"

Kuşaklar boyu, her doğan çocuğa mutlaka farklı ve daha önce kesinlikle kullanılmamış bir isim bulmak zorunda kalsaydık, ne olurdu?

İşte bugün astronomların, hergün yeni keşfedilen, yıldız göktaşı, kuyrukluyıldız, gezegencik (astreoid), gezegen ayları, bu gök cisimleri üzerindeki dağlar, vadiler, kraterler ve diğer yapılar gibi ayrıntıların isimlendirilmesinde karşılaştırılan durum da bir ölçüde buna benzemeye başladı. Uluslararası Astronomi Birliği (International Astronomical Union), IAU’nun, belli yıllarda gerçekleştirdiği genel kurul çalışmalarında, ‘isimlendirme alt komisyonu sayılabilecek olan çalışma gruplarından gelen öneriler görüşülerek kabul edildikten sonra, bu isimler resmiyet kazanmakta.

İsimlendirmeyi kolaylaştırmak için isimlendirme çalışmalarında uyulması gereken bazı genel kurallar olmakla birlikte tarihi birikim de önemlidir. Örneğin, gezegen gibi sayıca az ve önemli gök cisimlerinde Roma mitolojisi ön planda. Gezegenlerle ilgili daha ayrıntıda isimlendirmelerse, genelde, söz konusu gezegenin eski Yunan (Grek) ve Roma mitolojisindeki konumuna bakılarak yapılmakta.

Örneğin, aşk tanrıçasının adını taşıyan Venüs gezegenindeki yapıların, yeryüzünde her ulustan tanınmış kadınlara atfedilmesi kabul edilmişken, sanatçıların koruyucusu ve tanrıların habercisi Merkür gezegenindeki isimlendirmede, her ulustan sanatçının (yazar, şair, müzisyen, mimar, ressam, heykeltıraş vs.) adının verilmesi ilkesi kabul edilmiş. Mimarımız Koca Sinan da bu yoldan Merkür’de önemli bir kratere ismini vermiş!

Küçük Gökcisimleri
Göktaşları ve üzerlerindeki yapıları isimlendirme

Göktaşları, yani gökyüzünde güneş’in bir gezegeni gibi onun çevresinde dolanmakta olan, fakat boyutları bir gezegen’den çok çok küçük olan gök cisimleri. Bu nedenle, küçük boyut ifade eden Küçük Gezegen, Gezegencik veya Astreoid gibi isimlerle tanımlanırlar. Bunlar, çapları 1000 km’den az, fakat daha tipik olarak 10-100 km boyutlu, Güneş çevresinde dolanan, bu sırada onun ışığını yansıtarak görünür hale gelen, yansıtma oranı düşük (< % 10) ve çoğunlukla Mars ve Jüpiter arasındaki bölgede yoğunlaşmış gök cisimleridir.

Astreoidlerin bazıları, dünyanın yörüngesiyle kesişen yörüngeler üzerinde bulunur. Bu gök cisimlerine ‘yer-kesen’ astreoidler denmekte. Uzun vadede dünya ile çarpışma olasılığı bulunan bu cisimler, gökbilimcilerce ayrıca takip ve incelemeye alınmış bulunuyorlar. Bunlar dışında Jüpiter’in yörüngesi üzerinde toplu halde bulunan 2 grup astreoid daha var. Bunlar ‘Truvalılar’ (Trojans) olarak isimlendirilirler. Bu astreoidler Homeros’un İlyada ve Odisse destanında geçen Ulysses, Achilles/Aşil, Agamemnon, Hektor, Priamos gibi önemli isimlere atfedilirler.

Astreoidleri isimlendirme sürecini, yaşanan tipik bir örnekle ele alalım. Daha önce hiçbir ayrıntısı bilinmeyen ve sadece (951) Gaspra gibi bir (sıra numarası) ve adı olan 15 km boyutlu astreoid, 1991’de Amerikan Galileo uzay aracı tarafından ziyaret edilip yüzeyinin yakın plan resimleri elde edilince, gözlenen yapı ve kraterlerin isimlendirilmesi çalışmasına gerek duyuldu. Gezegencik’e bu isim 1916’da, o sırada (ve hala) geçerli olan kural gereği, onu keşfeden (bu durumda, Rus astronomu, Grigory Neujmin) tarafından verildi. (Astreoidlerin isimleri, onu bulan tarafından, genel bazı kurallar dışında hemen hemen hiçbir kısıta tabi olmadan verilir.)

Gaspra, aslında astronomun yaşadığı Kırım’da, şifalı suları ile tanınan bir kasaba. Bu bilgiden alınan ilhamla, astreoid üzerindeki kraterlerin isimlendirilmesinde, dünyadaki diğer şifalı su merkezlerinin kullanılmasına karar verildi. Bu isimlendirmede kullanılan şifalı su merkezleri arasında Bath (İngiltere), Aix (Fransa) ve Spa (Belçika) var. Zaten üzerinde çok fazla yapı taşımayan Gaspra için, Türkiye’den bir isim kullanılmadı.

Belirtildiği gibi, Astreoid / Küçük Geazegen isimlendirilmelerinde halen geçerli olan kural, ismin keşfedenlerce verilmesi. Halen bu listedeki isimler: Ceres, Ariadne gibi. Mitolojik isimler tükendikçe, giderek artan sayıda istisnalar görülmeye başlar: örnek olarak, modern çağdan isimler olan (2907) Sagan ve (1877) Marsden gösterilebilir. [Bu sonuncu isim, halen IAU Küçük Gezegen Araştırmaları Merkezi (Cambridge, Massachusetts, ABD) yöneticisi olan Brian Marsden için verilmiştir]. Yani, astreoid ismi almak için ölmek gerekmiyor! Ama ölmek bazen yardımcı olabiliyor. Mesela, 1993’te ölen ‘rock’ müziği sanatçısı Frank Zappa için girişilen IAU’ya yönelik 200 mektupluk kampanya sonunda, o dönemde bulunan bir astreoid, bu sanatçının adıyla isimlendirildi: (3834) Zappafrank.

Birçok astreoidse, izin verildiği gibi, kaşifin veya onun layık gördüğü kişi veya aile üyelerinin isimlerini taşımakta. Kuyruklu yıldız keşifleriyle ünlü amatör astronomi meaklısı Shoemaker ailesi, aile reisleri olarak, (2074) Shoemaker ve eşi (4446) Carolyn’den başka, 4 kendi ana-babaları, 1 hala, 1 amca, 1 kız 1 erkek kardeşler, 3 çocukları, 1 damatları, 1 gelinleri, 1 yeğenleri ve 1 de torunları için olmak üzere, keşfettikleri 15 astreoidi bu şekilde isimlendirmişlerdir! IAU’nun şimdiye kadarki her genel başkanı ve genel sekreterinin adını taşıyan astreoidler olduğu gibi, 25 kadar Nobel Ödülü sahibi de göktaşlarına isim olma şansına erişmişler!

Diğer taraftan, özel sayılı astreoidlerin isimlendirilmesinde özel bir dikkat gösterilmekte. (1000) Piazzi astreoidi, 1801’de keşfedilen ilk ve halen 1000 km çapı ile en büyük astreoid olan (1) Ceres’in kaşifine ayrılmıştır. (2000) Herschel, yeni bir gezegen (Uranüs) keşfeden büyük gökbilimci adını taşıyor. (5000) IAU, IAU tarafında IAU’ya verilen bir hediye. (6000) UN, Birleşmiş Milletler’e ayrılmış. 2001 ise, beklendiğinin tersine, ‘A Space Odyssey’ [Uzay Yolu Macerası] filminin yapımcısı Stanley Kubrick’e değil, Einstein’a – (2001) Einstein olarak verilmiş bulunuyor.

Ancak, isimlendirmede yine de uyulması gerekli bazı kurallar var: Politik ya da askeri isimler kullanılamıyor. İsim tek kelime ve kolayca okunabilir olmalı ve 16’dan fazla harf içermemeli!

Diğer taraftan, göktaşları isimler listesinde Türkiye’dten verilen 2 ad bulunmakta: 1948’de Ankara Üniversite Astronomi Bölümü öğretim üyesi olarak çalışan Alman Gökbilimci Prof. K. Reinmuth tarafından bulunarak ‘Ankara’ ismi verilen (1457) sıra numaralı astreoid ve 2003’te IAU’ya, bu kuruluşta görevli Muazzez Kurumcu Lohmiller tarafından, ‘bu astreoidin bulunduğu gün olan 4 Nisan’da (1952) günü bir İsveç gemisi ile çarpışarak Çanakkale Boğazı’nda battığı’ bilgisi ile önerilen (43667) sıra numaralı ‘Dumlupınar’ astreoidi. İlerde, mesela Ankara göktaşının (mesela, hatta bir Türk uzay aracı tarafından!) yakın plan bir resmi elde edilebilse ve üzerindeki krater, vadi gibi yapılar, belki Ankara’nın semtlerinin (mesela, Çankaya’nın, Kızılay’ın ... isimlerini taşıyabilseler çok ilginç olurdu!

Bunların dışında bizim için ilginç diğer bir göktaşı (612) Veronika adlı astreoid, aslında bu astreoidin bizlerle (Türklerle!) ilgisi oldukça dolaylı: Fransız yazar Antoine d’Exupery’nin tanınmış çocuk klasiği ‘Küçük Prens’ hikayesinde, hikayenin kahramanı Prens, ‘bilim dünyasına bir Türk Astronom tarafından tanıtılan’ bu astreoidden Dünya’ya inmiş!

Kuyruklu yıldız (KY) isimlendirmeleri
Kuyruklu Yıldız (comet) isimlendirmelerinin de profesyonel astronomolarca pek sevilmeyen, ancak de facto kabul edilen bir sistemi var: Kuyruklu Yıldız’ı ilk gören ve telgrafla (artık email ile!) IAU’ya bildirilen ve bu buluşu daha sonra başka gözlemcilerce doğrulanan kişi (veya kişiler) bu ayrıcalığa sahip oluyorlar. Bu durum amatör astronomlar için büyük bir çalışma şevki oluşturmakta. Burada bir miktar rahatsız edici nokta, genelde amatör ruha aykırı şekilde bir takım oluşturan bazı amatörlerin yaptıkları çok sayıda keşifleri listesinde sıkça adı geçen karı-koca Eugene ve Carolyn Shoemaker’lar ile amatör astronom David Levy’nin oluşturduğu ‘becerikli ekip. Jupiter’e çarparak tarihe geçen Shoemaker Levy 9 kuyruklu yıldızı bu ekibin 12. bulgusu.

Merkür’de adı bulunan Türk-İslam kökenli isimlerden örnekler

(Atlas of Mercury, scale: 1)

Krater adı

Koordinatları

(Enlem, Boylam)

Çapı (km)

Açıklamalar

Sinan

15.0

30.0

142

Türk Mimarı

Ustad İsa

-32.1

165.3

140

Tac Mahal’in İstanbullu Mimarı (17. yy)

Imru Al Kays

12.3

176.0

47

Arap Şairi

Al-Jahiz

1.3

21.8

100

Arap Şairi

Al Hamadhani

34.0

90.0

226

?

Sadi

-78.8

59.0

100

İranlı Şair

Abu Nuwas

17.2

21.0

135

İranlı Şair ?

Nizami

71.5

165.0

115

Azeri Şair

Ahmad Baba

58.2

127,3

200

?

Sholem Aleichem

51.0

87,3

280

‘Selam Aleykum’ ?

 
 
Bunu biraz değiştiren bir kural olarak, Eylül 1994’te, IAU, kuyruklu yıldız isimlendirmelerine bir yenilik getirdi: KY’ların da ‘sırası numarası/yıl’ şeklinde isimlendirilmesini, bulanların isimlerinin ise ancak bunu takip eden bir parantez içinde verilmesini kabul etti. İsimlendirme kuralında, yılın her 1/2 aylık 24 bölümü A’dan Y’ye kadar harfleniyor (bu harflemede, 1 rakamı ile karışabileceği düşünülen 1 harfi kullanmıyor) ve yarım aylık dönemde keşfedilenler keşif sıra numarasıyla sıralanıyorlar. Keşfedenin adıysa, en sonda, parantez içinde veriliyor. Örneğin, 1985 Ağustos ayında Maury tarafından KY, 115P/1985 Q1 (Maury) şeklinde isimlendirilecek. Yani bu, keşfedilen 115. kısa dönemli (periyodu 200 yıldan kısa olan, P) kuyruklu yıldızıdır, 1985’te keşfedilmiştir ve Ağustosun ikinci yarısında (Q) keşfedilen ilk (1) kuyruklu yıldızıdır.

Gezegen İsimlendirmeleri
Merkür Gezegenindeki İsimlendirmeler: Mimar Sinan Merkür’de Ne Arıyor?

Güneş doğarken veya batarken kısa süreler görülebilen, ‘ayağına çabuk’ Merkür, Tanrıların habercisi ve aynı zamanda sanatkarların koruyucusu sayıldı. Ancak bu gezegen yeterince incelenebilmiş değil. Halen Merkür’e ait ayrıntılı görüntüler yalnızca Amerikan uzay aracı Mariner-10 tarafından yapılan 1974 ve 1975 ziyaretine ait olanlar. Merkür gezegenine yapılan tek uzay aracı yolculuğu sonucunda ortaya çıkan krater ve yapıların, tanınmış sanatkarların isimleriyle donatılması IAU’ca kabul edilmiştir. İşte bu evrede, Merkür’deki büyükçe kraterlerden birine Mimar Sinan’ın ismi verilmiş bulunuyor.

Merkür üzerinde, ülkemiz açısından önemli olabilecek ve bir anlamda tanıdık diğer bazı isimler de var. Merkür adlandırma listesinden çıkarılan bu liste, batılı sanatkarlar yanında Türk, Arap, İran ve uzak doğu kökenli isimler de içermekte. Bunlar arasında, Meethoven, Mozart, Bach, Tchaikovski... gibi müzisyenler, Gaugin, Rubens, Van Gogh... gibi ressamlar, Rodin, Michelangeloy... gibi mimar-heykeltraşlar, Goethe, Dostoyevski, Homeros, Tolstoy, Shakespeare, Moliere... gibi şair ve yazarlar, Neuman, Kuiperl... gibi bilimciler ve Kuan Han-ch’ing, Po Ya... gibi bizde pek tanınmayan uzak doğulular bulunuyor.

Venüs Gezegenindeki İsimlendirmeler:
Halide ve Mihri Hanımlar

Yer’e Mars’tan daha yakın olmasına karşılık, kalın atmosferi nedeniyle, Venüs’ün yüzey yapılarını elirlemek için 1990’lı yılları beklemek geerkti. Radar teknolojisi uydulara uygulanacak kadar geliştiğinde, Amerikan uzay aracı Magellan 1990-1993 arasında Venüs gezegenini ayrıntılı şekilde haritalandırdı. Buysa, binlerce yeni isme gerek duyulan yeni bir isimlendirme çabasına kaynaklık etti.

Bilindiği gibi, Venüs Romalıların aşk tanrıçasıydı. Bu yüzden, IAU bu gezegendeki yüzey yapılarının yeryüzünde tanınmış kadın yazar, sanatçı, politikacı ve diğer öne çıkmış bayanların isimlerini taşımasına karar verdi. Magellan projesinde çalışan oldukça geniş bir isimler listesi önerisi hazırladılar. Ancak, bunlar yeterli olmadı. IAU astronomi dergilerine ilanlar koyarak, okuyuculardan, kabul edilen kurallara uyacak yeni öneri ve fikirler alma yoluna gitti. Sonuçta, Venüs’teki iki büyük ‘kara parçası’na antik aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit ve Mezopotamya aşk tanrıçası İştar’ın isimleri verildi...

Bizim için önemli nokta, Venüs üzerindeki kraterlerde 2’sine, bayan şair ve yazarlarımızın isminin önerilmiş ve bunun IAU’ca kabul edilmiş olması. Bunlar, tanınmış yazarımız (Halide Edip) Adıvar ve 15. yy’da yaşamış şairimiz (Mihri) Hatun. Kaynak listeye göre, bu yapıların, sırasıyla, Venüs koordinat sistemindeki konumları (N: kuzey; E doğu), -krater büyüklüğü, km olarak- ve isim sahibinin tanıtımı şöyle:

Adivar 8.9N, 75.9E -30- Halide, Türk eğitimcisi, yazar (1883-1964) Khatun 40.3N, 86.9E -37- Mihri, Türk Şairi (1456-1514)

Adıvar adlı krater, Afrodit kıtasının kuzeyine düşerken, Mihri Hatun krateri, İştar kıtasına yakın Tetus bölgesinde.

Mars Gezegenindeki İsimlendirmeler
Mars, yüzeyi dünyamızdan teleskoplarla doğrudan görülüp incelenebilen en yakın ve tek gezegen durumunda. Mars’ın büyük ölçekli haritaları bir anlamda dünyamızın haritaları gibi ince ayrıntılarla dolu. O nedenle isimlendirme bazen çok küçük ayrıntılara kadar inebilmekte. Örneğin, bir dizi küçük kratere yeryüzündeki bazı şehirlerin ismi verilmiş bulunuyor. Bazı vadi ve ova yapıları ile dağlar da dünyadaki kimi isimlerden esinlenmişler. Bunlar arasında Türkçe açısından tanıdık olanlar var. Örneğin, vadiler arasında Hellespontus (Çanakkale Boğazı’nın Heredot Tarihi’ndeki adı) Dağları (45S; 45E), Tarsus Valley (Tarsus Vadisi; 23.5N; 40.2E; 19 km uzunlukta) ve Arda Vadisi (20S; 30E; 15 km uzunlukta) sayılabilir. Ayrıca Mars ekvatoruna yakın bir bölgede, 5 bin km uzunluğa sahip devasa vadiye -Mars'ta bu yapıyı ilk ‘gören’ Mariner (Denizci) adlı uzay aracına atfen- Valles Marines adı verildi. Bu arada Mars’ın (aynı zamanda da 25 bin m yüksekliği ile Güneş sisteminin) en yüksek dağı olan sönmüş volkana, Olympos Monts (Olimpus Dağı) adı verildiğini belirtelim. Ovalar arasında Hellas Planitum (Yunanistan Ovası), Syria Planum (Suriye Ovası), Sinai Planum (Sina Ovası), Amazonis Planitia (Amazon Ovası), Al-Qahira Vallis (Kahire Vadisi) ve Arabia (Arabistan) en yakından tanıyacağımız isimler arasında.

Gaz Devlerdeki Yapılar ve İsimleri
Mars sonrası gezegenler, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, sıvı yüzeyleri olmayan, yine de bazı gaz yüzey yapıları taşıyan sistemler. Bu gezegenler üzerindeki kimi yapılar, oluşumu doğrudan tanımlayan isimler taşırlar: Büyük Kırmızı Leke (Jüpiter), Cassini Ayrımı (Satürn), Büyük Kara Leke (Neptün) gibi. Gaz devlerin 4’ünün de halkaları olduğu anlaşılmış bulunmakta. Bu halkalar, ya A, B, C, D gibi büyük harflerle (Satürn), ya da Yunan alfabesinin harfleriyle (Uranüs, Neptün) tanımlanırlar. Satürn’de, Jüpiter’deki gibi, kutup ışıkları yanında Kutupsal Beşgen denilen özel bir yapı vardır.

Gezegen Ayları
Güneş sistemi içinde ziyaret edilen ve yakından resimleri çekilebilen 30 kadar gezegen ve ay bulunuyor.

Ay
Dünyamızın uydusu Ay, yakınlığı nedeniyle en ayrıntılı haritalanmış gök cismi. Ay üzerinde geniş alanları kaplayan ve yüryüzünden gözle bile fark edilebilen 2 farklı türde yapı hemen dikkati çeker: Parlak alanlar, ‘Karalar’ (Terrae) ortalamadan yüksek yerler. Bu bölgeler, Güneş ışığını % 15 gibi yüksek sayılacak oranlarda yansıtırlar. Bunlar, Ay kabuğunun en eski bölümleridir. Yapılan ölçümlerde yaşları 4,2 milyar yıl mertebesinde bulundu. Koyu alanlarsa ‘Denizler’ (Maria) olarak isimlendiriliyor. ‘Denizler’, daha alçakta, düzlük konumları ve koyu renkleri (% 50 daha düşük oranlı yansıtmaları) nedeniyle bu ad yakıştırılmış. Buralar, daha çok, eski volkanik lav yayılma bölgeleri olarak düşünülmekte. 3,5 milyar yıllık ortalama yaşlarıyla, daha genç oluşumlar. Yeryüzünden dikkatli bir bakışla fark edilebilen ‘belli başlı’ denizlerin ve ‘sulak’ bölgelerin isimleri arasında şunları görüyoruz.

Merkür’de adı bulunan Türk-İslam kökenli isimlerden örnekler

(Atlas of Mercury, scale: 1)

Krater adı

Koordinatları

(Enlem, Boylam)

Çapı (km)

Açıklamalar

Sinan

15.0

30.0

142

Türk Mimarı

Ustad İsa

-32.1

165.3

140

Tac Mahal’in İstanbullu Mimarı (17. yy)

Imru Al Kays

12.3

176.0

47

Arap Şairi

Al-Jahiz

1.3

21.8

100

Arap Şairi

Al Hamadhani

34.0

90.0

226

?

Sadi

-78.8

59.0

100

İranlı Şair

Abu Nuwas

17.2

21.0

135

İranlı Şair ?

Nizami

71.5

165.0

115

Azeri Şair

Ahmad Baba

58.2

127,3

200

?

Sholem Aleichem

51.0

87,3

280

‘Selam Aleykum’ ?

 
 
‘Deniz’ türü yapıların hemen hemen tamamı, Ay’ın Dünyamıza bakan yüzünde toplanmış durumda. Dünyamızdan görülmeyen Ay yüzünde belirlenebilen az sayıdaki ‘deniz yapısı, ilk kez 1960’larda Sovyet uzay araçlarınca görüntülendi. Bunlara, Sovyet bilimcilerince, politik tonlar da taşıyan Mare Mosvoviensa (Moskova Denizi), Mare Vostok (Doğu Denizi) gibi isimler yer verilmiş bulunuyor.

Ay üzerinde yeryüzünden teleskoplarla seçilebilen ve yarıçapı 1 km’yi aşan 30 bin kadar krater var. Uzay araçlarıyla daha yakından bakıldığında krater sayısı 200 bine ulaşıyor. Kraterlerin en büyükleri 250 km’yi ulur. En önemli ve büyük kraterler, genellikle bilim tarihinde önemli yeri olan bilimcilere ayrılmış durumda. Bunlar arasında, İslam ve Türk bilim adamları da yer almakta. Bu grup kraterlerin isimleri, Ay koordinatları (N: kuzey, S:güney; E:doğu; W:batı olmak üzere) ve krater çapları, bazı diğer bilgilerle birlikte sunulmakta.



Ay’daki önemli kraterlere adı verilen Türk ve İslam bilimcileri



Bilimci Adı



(İngilizce)



Enlemi



Boylamı



Çapı



Kısa Bilgi



Mesleği (Doğ.Öl. [18,19]


Uluğ Bey


(Ulug Beg)


33N


82W


70


kısa duvarlı


Türk Astronom (1394-1499)


İbni Sina


(Avicenna)


44N


97W


74


‘Librasyon’da*


Türk hekimi ve filozofu (980-1037)


El Beyruni


(Al-Bruni)


17N


903W


77

 


Türk fen bilimcisi (973-1048)


İbni Batuta


(İbn Batuta)


7S


50E


12


iyi belirlenmiş


Berberi gezgin (1304-1369)


İbni Rüşt


(Averroes)


12S


22E


33

 


Endülüslü hekim, astronom (1126-1198)


İbni Yunus


(İbn Younis)


14N


91E


58


‘Librasyon’da*


Mısırlı astronom, matematikçi (-,1009)


Nasrettin Tusi


(Nasraddin)


41S


0E


48

 


İlhanlı dönemi astronomu (1201-1274)


Ömer Hayam


(Oman Khayyam)


58N


102W


70


‘Librasyon’da*


Şair, astronom ve matematikçi (-,1131)


El Hayzen


(Alhazen)


73E


16N


25

 


Abbasi dön. optik ve fizikçi (965-1039)


Ebül Vefa


(Abul Wafa)


116E


1N


40

 


Matematikçi/astronom (940-998)



(*)

Ay’ın diğer yüzünün küçük bir kısmını gösteren ye-ay rezonansı etkisi bölgesinde

 
 
Ay’da, ilk olarak Galileo tarafından gözlenen dağlar ve sıradağlar da bulunuyor. Dağların yükseklikleri 8 bin metreyi bulmakta. Dağların isimlendirilmesinde yeryüzünde bilinen sıradağlar çokça kullanılmış. Alps / Alp Dağları, Apennine Mounts / Apenin Dağları, Jura Mts / Juna Dağları, Caucauses / Kafkas Dağları, Karpats / Karpat Dağları ... gibi. Dağlar arasında bizim açımızdan en dikkate değer olanı Toros Dağları (Taurus Mts; 25N, 40 E) ve Altay Dağları (Altai Mts; 25E; 22S) sayılabilir.

Mars’ın Ayları: Phobos ve Demios
Mars çevresinde gezegenin ayları olarak dönmekte olan Phobos ve Deimos (Yunanca, ‘Korku’ ve ‘Dehşet’) gezegenin temsil ettiği Savaş Tanrısı’nın özellikleri olarak düşünülmüşler. Her ikisi de 1877’de keşfedilmiş olan aylardan Deimos’un üzerindeki en büyük kratere Fransız filozofu Voltaire’in ismini taşıyor.

Jupiter’in Galileo Ayları
Jupiter’in en büyük 4 ayı olan Io/İyo, Europa/Avropa, Callisto/Kalisto ve Ganymede/Ganimed, ilk kez 1609 yılında Galileo tarafından gözlendiler. Jupiter’in çocuklarına atfen verilen isimler yanında, çeşitli uydularda son 30 yılda çekilen yüzey fotoğrafları isimlendirme açısından zengin bir çalışma alanı oluşturdu. Ancak, bu aylar üzerindeki isimler arasında bize tanıdık gelenler pek az.

Örnek olarak, üzerinde taşıdığı 15’i aşkın yanardağ nedeni ile, ‘Volkanlar Gezegeni’ denilebilecek olan Io/İyo üzerinde Ülgen (41S; 288W), Marduk (28S; 210W), Pele (19S; 257W) ve Prometheus (3S; 153W) volkanları ve Tarsus Regio/Tarsus Bölgesi (30S; 55W) ve Baktria Regio/Baktriya (Orta Asya’da Maveraünnehir) Bölgesi sayılabilirler. Io/İyo’nun Güneş sistemi içindeki en genç yüzeye sahip olan gök cismi olduğu söylenebilir.

En dış 100 km kalınlığındaki dış kabuk bölgesinin bir su okyanusu olduğundan şüphelenilen ve bunun en dış yüzeydeki 100 m kalınlığında ‘donmuş su’dan oluşan ‘Buzlar Ülkesi’ Europa/Avropa üzerindeki yapılarda da tanıdık isimler oldukça az. Bunlar arasında, Libya Linea/Libya Hattı (yüzeyi buzlarla kaplı olduğu düşünülen Avropa’da, bir dizi sürekli ve ince, uzun hatlar var) ve Trace Macula/Trakya Karaltısı (koyu renkli, karmaşık yapılı ve iyi tanımlanamamış bazı yapılara Makula deniyor) gibi bu gezegene özel yüzey yapıları söz konusu. Çok genç bir yüzeyi olduğu hesaplanan bu ayın yüzeyinde, kalıcı ve fark edilebilir yapılar oldukça az. Bu nedenle, Avropa, ‘haritacının kabusu’ olarak da kabul edilmektedir!

Jupiter aylarının en büyüğü olan Ganymedde/Ganimed, Merkür’ü aşan yarıçapı ile, aynı zamanda Güneş sistemindeki ayların da en büyüğü. Yüzeyinde geniş alanlar kaplayan koyu renkli bölgeler var. Açık renkli alanlarla bunların iç içe geztiği karmaşık bölgelerde yoğunlaşan isimlendirme çalışmalarından bize tanıdık gelebilecek örnekler oldukça az. Bunlar arasında, krater olarak Sümer efsanesinden alınma Gılgamış (58S; 124W) ve Mısır Tanrısı Osgiris (39S; 161W) sayılabilir. Latince Sulci denilen, paralel hatlı yapılar içeren yerler arasında ise, Dardanos/Çanakkale Boğazı (20S; 13W); Mysia/Misya (Biga Yarımadası bölgesi)(10N; 340W) ve Phrygia/Firigya (İç Batı Anadolu Bölümü) (20N; 5W) bulunuyor.

Callisto/Kalisto’nun yüzeyi de büyük ölçüde buzlarla kaplı olmakla birlikte, üzerindeki yapılar daha kolay şekilde belirlenebilmekte. Ancak üzerindeki isimler arasında bize tanıdık gelenlere rastlanıyor.

Satürn’ün Ayları:
Titan, Enceladus ve diğerleri
Titan, bilindiği gibi, Güneş sisteminde atmosferi olan tek ay ayrıcalığını taşımaktadır. Büyüklüğü Ay’ımız düzeyinde. Kalın bulutlar ve ışık geçirmeyen atmosferi nedeni ile, yüzey yapıları seçilemediğinden, henüz bir isimlendirme çabasına konu olmadı. Bu gökcisminin mevcut en detaylı görüntüsü Hawaii’deki 10m’lik Keck Teleskopu ile yapılan. Bu ‘görüntü’deki en geniş parlak alan Titan’ın Akdeniz’i sayılabilecek (bilindiği gibi, Akdeniz’in, Roma’dan beri, batı dillerindeki adı (‘Orta Deniz’-Mediterranean’-dir), gezegenin hemen hemen tam ortasına düşen, oldukça yaygın bir metan ‘deniz’i olarak yorumlanıyor.

Enceladus/Enseladus, bir yarısı aşırı kraterli, diğer yarısı düz sayılabilecek ilginç yapıda bir ay. Ayrıca, bu ay üzerideki vadi, dağ, ova ve diğer yapılara, ortadoğu/islam folklorunun baş yapıtlarından olan 1001 Gece Masalları mekanlarının ve karakterlerinin isimlerininv erilmesi kabul edilmiş bulunuyor. Bu güne kadar isimlendirilen yapıtların arasında, Alaaddin, Ali Baba, Sinbad, Şehrazad gibi kişilerle Orta Asya’dan Semerkant ve ülkemizden Harran gibi kent adı taşıyan vadiler sayılabilir.

Satürn’ün yüzeyi fotoğraflanabilen ve var olan yapılara isimler verilebilen ayları arasında Rhea/Rea, Mimas, Dione, Thetys/Tetis ve Japetus/Yapetus sayılabilirler. Bu isimlendirmelerde bizim açımızdan ilginç noktalar çok az.

Uranüs ve Neptün’ün ayları
Voyager-2 uzay aracı tarafından resimleri alınabilen bu grup aylar arasında, Uranüs’ün Umbriel, Miranda, Ariel, Titania ve Oberon uyduları ve Neptün’ün Triton ve Nereid uyduları bulunuyor. Bu isimler genelde yine Grek ve roma mitolojisinden alınma. Bunlar arasında en ilginç isimler taşıyanı, Oberon. Bu ayın yapı isimleri daha çok Shakespeare oyunlarındaki karakterlere dayandırılmış. Bunlar arasında Anthony/Anthonyus, Caesar/Sezar, Coriolanus, Hamled, (Kral) Lear, Macbeth, Othello ve Romeo sayılabilir.

Plüton ve uydusu Charon/Karon
Plüton ve ayı Karon, Güneş sistemi içinde yüzeyi görüntülenememiş, bu nedenle de yapıları isimlendirilememiş tek büyük gök cisimleri Hubble uzay teleskobunca alınan görüntülerde, Plüton’un farklı yüzey parlaklığı gösteren geniş ölçekli bölgeleri seçilebilmekte. Plüton ve Karon, birbirine yakınlık (Karon’un Plüton’a olan uzaklığı, Ay’ın Dünya’ya uzaklığının 20’de biri kadardır!) ve gezegen/ay yarıçap ve kütle oranları açısından Güneş sistemi içinde tek olma özelliği taşıyor. Bu sistemi incelemek için NASA tarafından bir uzay aracının 2006 yılından önce yola çıkarılması ve 2015 yılında bu sisteme ulaşarak görüntüleme ve dünyaya bilgi gönderme işlemlerine başlanması beklenmekte.

Son Söz
Güneş sistemindeki gök cisimlerinin ve üzerlerindeki yapıların isimlendirilmelerinde, oldukça yaygın Türk ve İslam kökenli isimlere rastlanmakta. Bu isimler, çoğunlukla, İslam’ın yükselme devri sayılabilecek Abbasi, Emdülüs Emevi, Hint/Babür ve Büyük Selçuklu dönemlerinde (9-12. yüzyıllar) yetişmiş bilimci, gezgin ve filozofların katkılarına dayalı. Bu dönemin dışında ortaya çıkan isimler arasında öne çıkan Mimar Sinan, Mimar Üstad İsa, Halide Edip Adıvar, Mihri Hatun gibi isimler de, bilim ve teknolojiye olan katkılardan çok, sanatkar olarak verdikleri eserlerle tanınıyorlar. Cumhuriyetle başlayan Türk Rönesansının bu konudaki açığı kapatması mümkün. Bizim politikalarından sorumlu kurumların programları ve üniversitelerimizin gayretleriyle bilime yapılan mütevazi yatırım ve desteklerin sürmesi halinde, halen görünen bazı olumlu sonuçlar, umutlu olmamıza yol açıyor.