MURATHAN MUNGAN'A

Kategoriler:

MURATHAN MUNGAN’A
(NİCE MÜSLÜMAN)
“kalbinin kiri,engeli gözüküyor
Yüzünde yazdıklarında
Sağaltmamış hıncını iman
………
Elinde kör bir eğe
Öznesini tanımadığı intikam”Murathan Mungan,Dağ,s.95

Güneşi değil kalbimi istedi o Hintli bilge
Hıncını sağaltmak için kalbimi istedi
Ben o bilgeye kalbimi vermeseydim eğer
İnsan kalmayacaktı Hint’te bile
Senin “dağ”ında bize geçit yoksa Murathan Mungan
Nehirde külleri toplar mı o Hintli bilge

Bütün kör kuyularda biz, kör bakışlar bize
Bağışlayan biziz tüm günahkârları
Biraz faşist, biraz radikal, biraz kökten
Gibi sevimsiz,gibi korkutucu,gibi bilgisiz
Bir resim gibi çizdiler tüm resmimizi
“Dağ”ında bize geçit yoksa Murathan Mungan
Gözlerine yağmur yağar mı lekesiz

Eksik yanım budur itiraf ediyorum
Öfkemi çaldı benden tarihin sarışın korkuları
Cumhuriyet çocukları ellerinde kin memesi
“Kahrolsun”larla başladılar çağdaş tekerlemelere
Lahavlenin sabır taşına yapıştım kimse görmedi
Laik matruşlar sakalda gördüğü yobazı taşladılar
Eksik yanım budur itiraf ediyorum
“Öznesini tanımadığım intikam” peşinde değilim
Öznesini tanıdığım intikamlara da
Bulamadım baş kaldıracak celaliler
“Dağ”ında bize yer yok mu Murathan Mungan
Kalbimin engeli mi, kalbin mi bize set çeken

Senin dağında ben de türkü söylerim
Şiir okurum, aşkı düşlerim, eşkıya öyküleri dinlerim
İzzetimi çarmıha germeselerdi eğer
Tankın altında bir pet şişe bile değil Müslüman cesedi
Onun ezilişinde kaybettim kelimelerimi de
Şairin yüreğindeki dağda da geçit yoksa
Ölüm budur “yeşil kuşak “için olsa olsa

Yağmur yağıyorsa hala gözlerine şairin
Bilin ve bildirin nice Müslüman var yeryüzünde
Güzelliklerimizi görecek göz mü kaldı Murathan Mungan
“İyi adamlar iyi atlara binip gittiler”

Direniş Önderlerimizden Ashabı Kehf

"Lafazanlar, la halveyi bilmezler…
Anlayanlar, vela kuvvetten habersizler…"
az önce bu mısralara dairdi yazdıklarım...
Ne kadar da çok örtüşüyor sizin yazdıklarınızla da.
Buara Ashab-ı Kehf'i anımsıyorum çokça. Filimde de; İmparator önünde herkesin sırayla eğilip topluluk karşısında bağlılıklarını ilan ettikleri bir sahne var. İbret ve inşirahın, umudun yeniden ve yeniden aşılanması için benliğimize tekrar izlemenizi isterim. Direniş çok kişiyle olmak zorunda değil. Gönül bunu istese de... Allah Rasulü bir avuçtan bahsediyor, ve "Müjdeler olsun azlardan olanlara" diyor.
Özdemir Asaf; "En umutsuz pilot dahi önüne bakar!"
Selam ve dua ile kıymetli kardeşim...

Ashab-ı Kehf'e dair bahsettiğim kısmın linki;
http://youtube.com/watch?v=X083oprb0pk
http://youtube.com/watch?v=e9Lz8RjoYkY

Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri...
Sesini yükseltme sözünü yükselt...

selam

EHL-İ DİL BİRBİRİNİ BİLMEMEK İNSAF DEĞİL.
kardeşim meryem rabia, sezai karakoç ashab-ı kehf'e dair bir yorumunda şöyle der:"ashab-kehf vaktinden önce erişen yiğitlerdi bu sebeple allah onları uyuttu ta ki kavmi onların idrak düzeyine erişsin"diye bunun bir hakikati olmalı peygamberlerin şeriatlarının farklılığı da bu hakikate mebnidir.kimileri öninsan,kimileri insan,kimileri kamil insan olarak yada bu yeteneği taşıyarak doğuyor ki kaabiliyet kabil olmayı kader de kadarı ihtiva eder.baki selam ve dua ile tek kişilik kuvvet kardeşim bir ayrıntı: örgüt yerine başka bir kelime bulmanı öneririm

Empatik Örgüte dair

Müslüman kardeşlerimden bazıları darbe dönemlerinde tek kişilik gizli örgüt kurma gibi gülünç ithamlarla gözaltına alınıp, işkenceye maruz kalıp, yargılanmışlardı. Ben de hem bu zulmün bilincimde diri kalması başkalarına sorulduğunda hatırlatılması temennisiyle bu tek kişilik gizli örgüte empatik bir kimlik ilve ederek özelleştirdim, yine de bu niyetimi ve ironiyi gölgelemeyecek daha da kavileştirecek bir tavsiyeniz olursa haberdar ederseniz sevinirim.

Üstadın yorumu da benim için ayrı bir ufuk oldu, sağolasınız Hüsnü Cemal kardeşim.

Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri...
Sesini yükseltme sözünü yükselt...

EHL-İ DİL BİRBİRİNİ

EHL-İ DİL BİRBİRİNİ BİLMEMEK İNSAF DEĞİL.
RABİA KARDEŞİM,kale veya içkale kelimelerini daha uygun görüyorum.tek kişilik içkale hem bilincimiz diri kalmalı hem de başkalarının bizde görmek istediği yaftadan kendi terminolojimizle durmak daha doğru...madem tek kişilik bir kuvvetsin medeniyetimizin kelimeleriyle kendini ve direnişini ifade etmelisin,baki selam

D/ağlar

Bu eseri ilk okuduğumda yorum yazmak istedim. Lakin duygu ve düşüncelerim epeyce dağıldığından toparlama dirayetini ancak gösterebildim.

Dağlardan, geçit vermediğinden bahsedilmiş. Ve insanlardan, dağları yüreğinde yaşatan insanlardan. Çocukluk ve gençliğe geçiş dönemlerim çobanlık yaparak geçti. Dağları, kayalıkları bu kozmopolit şehir(ler)den daha iyi bilirim. Mevzunun geçiş yörüngesi malum doğu. Biz de doğu ehli olarak, mevzuyu üzerimize almaktan ziyede üzerindeyiz zaten.

Onca kara ,kuru taş, toprak, kayalık arasına gizlenmiş bir çiçek bulursunuz. Boynunu nazlı nazlı bir rüzgara, bir güneşe uzatan ve her salınışında "sevgiden" özge bir şey kokmayan çiçek. Yem olmasına razı olmaz gönlünüz ve sakınarak gönlünüze razı olursunuz. Bu şiir onlardan biri olmuş. Ve ithaf edilen ithamcının dağında açacak kadar hikmet ve sevgi dolu...

Ancak dağları bilmeyenler dağlardan yol geçmediğini söyleyebilirler. Ya da "dağ" kavramını beyinlerinde olumsuzluk ve katılık karşılığı olarak nakşedenler. Oysa o dağ, insanın üzerine aldığı sorumluluğu al(a)mayacak kadar naif ve nazik.

"Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)" (Ahzab 72)

Ve daha da önemlisi (kendine hor bakan bile olsa) ayakları altına serilebilecek kadar mütevazi. En sonundaysa o kişiyi bağrına alıp itibarını verebilecek kadar geniş ve merhametli.

Bütün bu ilahi tecelliler, düşünenlerin yüreğini d/ağlar.

Allah'ın dağlarında yol da geçer, insan da. Ama bazılarını kalpleri öyle katı ki yolu bırakın, insanlık namına iz bile yok.

Şiir bir yol açmış dağlara, hem de yol vermeyenlerin üzerinden diye düşünüyorum. Teşekkürler sevgili Hüsnücemal, yüreğinize bereket.

Perdeyi, sayın Meryem Rabia Taşbilek'in yorumunun hatırıma getirdiği bir kıssayla kapatmak istiyorum.

Zaman Hz. Ömer (ra)'ın halifelik dönemidir. Halife mescitte bulunduğu bir esnada, bir bedevi mescide girer. Namaza durur ve ardından dua etmeye başlar. Hz. Ömer (ra), bedevinin duasını duyacak kadar yakınındadır ve istemeden de olsa duyar. Duasını da bitiren bedevi mescitten çıkmak üzereyken Hz. Ömer (ra)durdurur ve sorar. "Duanda hep aynı şeyi defalarca söyledin. Neden az olanlardan olmak istiyorsun?" "Kur-an'da, gerçek akıl sahiplerinin ve gerçek iman edenlerin azlığı anlatılmıyor mu?" der bedevi.

Soruya yeniden bir soruyla cevap vermiştir. Cevabı ve hikmeti içinde bulunduran bir karşılık. Sözde değil, öz kadar da az'da...

Muhabbetle.

Mutmain Muhalif...