NAZAN BEKİROĞLU [biyografi]
- İyinur Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 3849 kez okundu
- rastgele...
1957 tarihinde Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigâr Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 mayıs 2001'de profesör oldu. Çeşitli dergilerde çok sayıda bilimsel makale, deneme ve öyküsü yayımlanmakta olan Bekiroğlu'nun eserleri:




romani disinda...
"isimle ates arasinda" nam romani disinda nazan bekiroglu'nun butun eserleri benim donup donup okuyabilecegim eserlerdir. kendimi buluyorum cogu kez onun yazilarinda. nun masallari her okuyusumda ayri dunyalara goturdu beni.
sair nigar hanim'da dahi akademiklik tezgahina sanatcilik kuyumlari birakilmisti.
* Herkes beğeniyorsa bunda bir "iş" var
Herkesin sevdiğini sevmek,almak ötelerden beri zatın hoşlanmadığı hallerdir.Ama iş Nazan Bekiroğlu'na gelip dayayınca elhamdülillah bu ülkede kalem ve kelam tutanlar var dahası bu güzel kelam ve kalemlerin peşinden koşanlar var diyorum ve kesime kendimi de ekliyorum.Okuyucularından kıskandığım bile oluyor Nazan hanımı.Hatta ileri gidip Trabzondaki edebiyat fakültesi öğrencilerini kıskanıyorum.Mübalağasız bu böyle.
Yaşadığım şehirde kitaplarını çok rahat bulabileceğim halde ilk Mor Mürekkep'ini aldım.Sonra da Nun Masallarını.Diğerleri bekliyor henüz.Yazarı okumak için kendimde oluşacak ruh patlamasını beklemek okumalarımı daha verimli kılıyor doğrusu.Birilerinin bizim yerimize cümle kurmasından geride kalan altı çizilmiş satırlar oluyor...
Kitap İncileri
~Yazı söz.Kitap da söz,kalbe inen.Kitap mürşid.Kitap hikmet.Kitap açıklayıcı.Kitap uyarıcı.Kitap çağrı.Kitap yazı.Kitap zikir.Alemler için.(mor mürekkep)
~Söz sınırlı, "sayılı harf".Susmak sınırsız,"sayısız harf"(mor mürekkep)
~Önce hüküm,sonra virgül,sonra siz:Nûn,efendimsiniz.Hükmümüz sadece bir Nûn, o da O'nun. (mor mürekkep)
~Hüzün sularında kırılan ayna kendisinden başka ne gösterebilir ki ? (mor mürekkep)
~Ve ölümü tadacak olmanın garantisi,tatmayacak olma tahayyülünden ne kadar daha güzel.Bundan sonra size tehlike yok demek,madem ki Mecnunsunuz ! (mor mürekkep)
~Son olarak bilincinde ya da kalbinde beni biriktirmiş olabilecek bütün insanlardan kendimi geriye attım.Hiç zor olmadı.Kalbin kapıları dayanıklı değil (mor mürekkep)
~Güneş gecenin en karanlık vaktine doğdu.Ben sabaha uyandım.Bundan önceki hayatımın son günüydü,bundan sonraki hayatımın ilk.(mor mürekkep)
~Varlıklarında bunca yok iken, yokluklarında bunca var olan tanıdıklarını hatırladı teker teker. Ve böyle bir yığın acıyı bulup çıkardı ömründen.(nun masalları)
~Beni anla, bana vakıf ol, beni oku. Sesim sana ulaşsın, sende çoğalayım, sende yankılanayım, sana bölüneyim. Daha ne isterim, ne olsun daha.(nun masalları)
~Hattat biliyorsun değil mi göz yaşından daha fazla hiçbir şey temizleyici ve arıtıcı değildir.(nun masalları)
~Yâ Rabbim, ölüme en az yakışan şey çocuk. Sen ölümü şu en az yakıştığı suretten uzak tut.(nun masalları)
~... bütün mutluluklar birbirinin aynı. Ama mutsuzluklar birbirine uymuyor ve acılar birbirine benzemiyor.(nun masalları)
...ve dahası
*Nazan Bekiroğlu
kıskanmakta haklısınız
kıskanmakta haklısınız ben nazan hanımın edebiyat fakültesinden öğrencisiyim ve onu tanımak dahası onu yasamak durusunu sestonunu hatta aynı havayı paylaşmak gurur verici
İştahlandırıyor
Nazan Bekiroğlu, tek kelimeyle iştah kabartıyor. Kattıklarını ve kattıklarından çıkanları paylaşabilmeyi diliyorum.
bir hayat bir hayatın neresinde durur?
Nazan Bekiroğlu, her eserini yani emeğini ısrarla ve de zevkle takip ettiğim yazarlardan biri. Denemelerinde ve hikâyelerinde gösterdiği başarıyı İsimle Ateş arasında adlı romanında da yakalamış nev'i şahsına münhasır bir yazar. Üslûbu deseniz bir anafor misali insanları içine çekiyor, özenle seçtiği, kullandığı her bir kelime zengin bir alt yapının sinyallerini veriyor. Ve de mesela Sadık Yalsızuçanlar' ın eserlerinde gördüğümüz gibi doğuyu İbnî Arabî, Ömer Hayyam, Harakâni hazretleri, vb. eksenlerde ele almıyor, daha çok Osmanlı merkezli işliyor.
Çiçekleri onunla tanımaya başladım desem abartmış olmam hani, mimozalar, nilüfer çiçekleri, sardunya...
Son eseri de unutulmamalı, Cam Irmağı Taş Gemi. Eserin son cümlesi dahi yeter içeriğini anlamaya, " Bir hayat bir hayatın neresinde durur?"
Nazan Bekiroğlu' nu neresinden tutup anlatmaya başlasam bir yanı eksik kalıyor, en iyisi acizâne tavsiyemizi yapalım ve geri çekilelim.
Kesinlikle okunması ve üzerinden düşünülmesi gerekilen bir kalem...
nazan bekiroğlu: yalnızlığım
tüm kitaplarını okudum nefes bile almadan çıktıklaları ilk gün raflarda arayarak. beni çeken, beni bağlayan ne mi? buyrun kendi ifadeleri
Ben uydurdum bütün bu hikâyeleri. Ama size şunu söylüyorum ki: Daha yüksekte duran bir gerçeği işaret etmek için bunca hikâye uydurdum. Demek istediğim. hepsi yalanken anlattıklarımın. anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret ettiği acı yalan değildi. Yalan değildi eşi zalim avcı tarafından vurulan turnanın zaruri ölümü. Yalan değildi kemalin arkasından zevalin geldiği. Olgunlaşan her şeyin sonunda bozulduğu. Bir şey bozulurken onunla birlikte başka şeylerin de bozulduğu. Yalan değildi devletlerin insanlar gibi. aşkların da devletler gibi ömürleri olduğu. mahiyeti safiyet olan aşkı en çok karanlıkların boğduğu. Yalan değildi aşkın birbirine uymayan iki tanımının olduğu.
Bu tanımlardan biri sorgusuz sualsiz teslimiyet anlamına gelirken. diğerinin. sorgusuz sualsiz teslimiyetin kurulumu demek olduğu. Böylece aşkın mutlak tanımının mümkünler âleminde nâ-mümkün olduğu. Yalan değildi güzel kokunun ezel hatırasını taşıdığı. Yalan değildi bazı şeylerin hep bir şeyle bir şey arasında bir ürperti gibi asılı durduğu.
Günahı ve ihaneti bu dünyada su öbür dünyada ateş arıtacakken. suyla arınmayan âşık kalbinin ancak ateşle durulduğu. Belki de bu yüzden bir büyük yangının koptuğu. Bir ocağın; kelâma mecbur çileden yenik elemden ibaret bir kalpten kopa gelen yangınla tutuşup kül olduğu.
Hikâyelerine ayrılarak anlatılmış bir romanda son kez yemin ediyorum ki: Vallahi yalan değildi!
isimle ateş arasında
isimle ateş arasında kitabıyla okumaya başlamamak gereken kişi. belki sadece benim için böyledir lakin mezkur kitapla diğer eserleri arasında ciddi farklar görüyorum.
'Nûn' kalbimde!
Hayallerin iştiyakına bir isim düşünce..Değil mi ki her şey bir isimle başlıyor!Öyleyse bilinen görülmeliydi.
C Blok.. Kat 4...Kapıda ben:bekleyen!
Ben bekleyenken,o beklenendi!
Görülmesi gerekendi..
Karşımda Nazan Bekiroğlu..
Gözleri hüzün kahve..
Gözyaşlarım...Titrek kalbim ve ..
Ve 'Nûn'..Mansur sonra,cariye,hükümdar..
Camın kalbi..Taş yontucu.
Bütün kahramanları gözlerinde taşıyordu nûn..Çünkü o'ydu taşın kalbine değen de,nihade de,mansur da!...
Karadeniz..kitapların bayıltıcı çığlıkları ve masasında filbahrilerle...
Zarafetiyle..Güzelliğiyle..
Gitme vaktiydi...Beni unutmayın diyendim!O evvelden unutulmaması gerekendi!
Bir daha filbahri kokusunu almak niyetiyle..Geleceğim denildi!Bir kez daha görülmesi gerekendi!
Nûn yersiz yurtsuz değildi!mor mürekkepte anıldığı gibi.
Nûn kalpti!Kalplerde yer edinendi!
Nûn kalbimdeydi!
sakin bir nun hıçkırığıyım hepi topu..sonrası la!..sonrası ra!