DOSTOYEVSKİ MEKTUPLARI // 30 Aralık 1870
Bünyamin Ergün 10 Nisan, 2006 - 11:22
Kategoriler:
- Bünyamin Ergün yazıları
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 684 kez okundu
- rastgele...
Apollon Nokolayeviç Maikov’a
Dresden 30 Aralık, 1870
Evet, Rusya’ya dönmeye kararlıyım ve yılın başlangıcında muhakkak Petersburg’da olacağım. Burada devamlı olarak, öylesine kötü bir durumdayım ki, hemen hemen hiç yazamıyorum. Kafam perişan. Yazmak, çalışmak inanılmayacak kadar korkunç ve güç geliyor bana. Rus ve Alman olaylarını büyük bir ilgi ile izlemekteyim. Son dört yıl içinde başımdan geçmiyen kalmadı. Yalnız yaşamış olmakla beraber çok gayretli yıllardı bunlar. Tanrı bana geleceğimde ne verirse versin, bunu büyük bir alçak gönüllülükle kabulleneceğim. Ailemi düşünmek de düşüncelerime fazlasıyla baskı yapıyor. Tek kelimeyle, insanlarla ilişkiye ihtiyacım var.
Straçov bana yazdığı mektubunda, toplumumuzda her şeyin korkulacak kadar çiğ ve çocukça olduğunu yazıyor, însanın bunu dışarıdan nasıl bir incelikle sezdiğini bir bilsen. Bütün bunların dışında bütün Batı Avrupadan nasıl her an büyüyen, derin bir nefretle tiksindiğimi bilebilsen!
Tanrım! Yabancı devletler konusunda taraf tutmamız ne kadar korkunç bir şey Ruslar, Prusyalıların, eğitimleri sayesinde birer fatih olduklarım sanacak kadar mı ahmak ve budala kişiler? Bu öyle bir eğitim tarzı ki, burada çocuklar Atilla’nın yürüyüş halindeki ordusunun erlerinden daha fazla yorulup, azap çekiyorlar.
Bana, Fransız millî ruhunun, kaba kuvvete karşı olduğunu yazıyorsun. Ben daha işin başından, beri, Fransızlar barış yapmakta acele etmeyip, en fazla üç ay daha dayanabilseler, Almanların rezilliklerinden utanarak geri çekileceklerinden, püskürtüleceklerinden eminim. Eğer kişisel görüşleri min hepsini sana bildirmek istesem, çok uzun bir mektup yazmam gerekiyor, örneğin bu askerin Fransaya nasıl gönderildikleri, nasıl askere alındıkları, nasıl donatılıp, beslendikleri ve sevk edilmeden evvel nasıl barındırılıp beslendikleri, inanılmayacak kadar ilgi çekici bütün bunlar. Farzet ki son derece fakir, ihtiyar bir kadın bütün geçimini, iki mobilyalı; odasını (burada bütün odalar mobilyalı) kiraya vermekle hayatını kazanıyor. Oysa bütün bu eşyaların iki paralık bir değeri bile yoktur... Böyle bir kadın eşya sahibi olduğundan, on askeri yatırıp beslemek zorunda bırakılıyor. Bu misafirlik süresi, bir, iki, üç gün-en fazla bir hafta olabilir. Oysa bu -barındırma bu fakir kadına en azından yirmi, otuz Taler’e-, mal olmaktadır.
Ben kendim, Fransada olan Alman askerlerinin ailelerine yazdıkları (ufak iş sahipleri) mektupları kendi gözlerimle okudum. Ulu Tanrım, neler yazıyor, neler anlatıyorlar. Hepsi, aç sefil ve perişan. Anlatmak çok uzun sürecek bunları. Sana başka bir görüşümü daha açıklıyayım. Başlangıçta, halkın sokaklarda «Ren kıyısında nöbet» adındaki marşı hep bir ağızdan söylediklerini işitiyorduk. Şimdi artık bu şarkıyı kimsenin işittiği yok. Bütün gurur, heyecan Profesörler, doktorlar ve öğrencilerin arasında. Halkın artık fazla ilgilendiği yok bu olaylarla. Fakat Profesörler son derece kibirli kişiler. Her akşam onlara şehrin kitaplığında rastlıyorum. İçlerinde gerçekten sözü geçer, bilgin, bembeyaz saçlı bir kişi, geçenlerde yüksek sesle «Parisi bombalamak gerekiyor» diye fikrini açıkça söyledi. Bu onların bilgisinden değil, sadece budalalıklarından ileri geliyor. Eğitimleri gerçekten çok iyi olabilir ama, kafa bakımından hepsinin düşüncesi son derecede sınırlandırılmış. Başka bir görüşüm daha var. Burada herkes okuma yazma biliyor. Buna rağmen son derece gabi, inatçı kör ve yüksek fikirlerden mahrum kişiler. Yeter bu kadar. Buluşuncaya kadar. Seni evvelden kucaklar ve sana teşekkürler ederim. Tanrı aşkına beni unutma ve yaz.
Senin Dostoyevski’n




Son yorumlar
1 gün 6 saat önce
1 gün 6 saat önce
1 gün 6 saat önce
3 gün 7 saat önce
3 gün 7 saat önce
3 gün 10 saat önce
5 gün 9 saat önce
6 gün 2 saat önce
6 gün 3 saat önce
1 hafta 1 saat önce
1 hafta 1 saat önce
1 hafta 5 saat önce
1 hafta 5 saat önce
1 hafta 9 saat önce
1 hafta 17 saat önce