NASIL OKUMALIYIZ?
- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 13946 kez okundu
- rastgele...
Okumak, “aşk”tır.
Aşkın yeri ve zamanı olmadığı gibi, okumanın da yoktur. Öyle ki okurken gece, gündüze; yer, yatağa; karanlık, ışığa karışır. Dolayısıyla, düşünebildiğiniz her yer, okuyabileceğiniz yer anlamına da gelir. Okuyan, bu haliyle, mekânın ötesine geçer. Kalabalık, gürültü, sessizlik hepsi, okuyanı rahatsız etmemek için, ayrı bir safa toplanır. Okuyan, yeter ki okuduğunu anlasın, tüm dünya onun için kul, köle olur. Ama dünyanın kalbinden kopan bunca büyük ödünü hakketmek için de ama gönülden, ama aşkla, ama coşkuyla okumak gerekir. Gönlünüzde o aşkı, o coşkuyu hissettiniz mi, ne yorgunluğunuz kalır ne de yaşamınızı uzatan kalbiniz. Evren, sizin için susmuştur. Sanki evren, okuduklarınızı daha iyi anlayabilmeniz için ağzınızın içinde dönüp duran dilinizden dökülenleri dinlemektedir. Ahenk, başka nasıl olur ki?
Bunu bilmediniz mi? Yaşamadınız mı? Üzülün! Elbette ki üzülün. Okurken harfleri seçmeye çalışan gözlerinizi, daha çok görmesi için ovalamadınızsa; ayaklarınızı, uyuşukluğunu gidermek için sabırsız ve ritimsiz hareketlerle sallamadınızsa; elinizdeki kalemi nereye koyacağınızı bilmeden elinizi yüzünüzü çizmedinizse üzülün. Elbette ki üzülün ve hikayenizi okuyamayanlardan dinleyin. Okuyamayanlardan... İmkanı olmadığı için okuyamayanlar var ya hani. Hah! İşte onlar. Onlar, fakirin fukaranın çocukları.
Derler ki “okumak istiyoruz”. Okumanın ne olduğunu, nasıl olduğunu dahi bilmeyen bu aç beyinler ezberlerindeymiş gibi ağızlarından dökülen kelimelerle “kurtulmak için okuyoruz” deyiverirler. Kimi doktor olmak ister, kimi öğretmen, kimi hakim. Onlara göre ancak okuyunca büyük adam olunur veya büyümek, ancak okumakla olur ya da okumak, insanı büyüten tek şeydir. Nasıl okuyacaklarını bilmezler, ama okumanın ne anlama geldiğini bilirler. Biz gafiller ise bizden gayrısını dinlemeden, üç satır dahi okumaktan çekiniriz. Bu gözler ışığı ne zaman görecek?
"Metod oluşturmak gerekir", "Akademisyen olmadan okuduğunu anlamazsın", "Meselenin ilmini almadan okunmaz", "Çok okursan" da... Yok! "Çok okursan, delirirsin." ...
Bilgiye karşı birimiz değil, hepimiz cahiliz. Şu çağda dahi çok okuyana delireceği söyleniyorsa, bu çağla önceki çağ arasında hiçbir fark yok demektir. Buradaki anlamı çözmektense aklını –izm’lerden alamayan ve hayatta kitabı olmamış olana bir kitap vermeyi dahi aklına getirmeyen cahillerin vay haline...
"Okumak, bir derya?", "Nereden başlayacağımı bilmiyorum!", "Neye yatkın olduğumu bilmiyorum.", "Okuduğumun sonrasında ne okumam gerektiğini bilmiyorum!", Yok! "Öneriniz var mı?" ...
Öneriniz var mı?
Öneriniz...
Önerimiz?
Önerimiz!
Var...
Okuduğunu bir daha oku. Zira okuduğun kitapta yazılanları anlasaydın, ne bir öneri beklerdin ne de bu boş laflarla vakit geçirirdin.
“Ama çok okumak istiyorum.”
Tutan mı var?
Ama kimi o-koyunlar, pardon okuyanlar, güdülmek, pardon, metodik düşünmek isterler. Metodik düşünmek, ele bulaşan çamuru başkasının sırtını sıvazlayarak temizlemeye benzer. Bunu yaparken, yolunda yürüyeni de durdurduğunu bilmez. Ama ne onlar durmayı ve sormayı bırakır, ne de biz durmayı ve anlatmayı. Bu yüzden o-koyunlara, pardon, okuyanlara nasıl okunacağını anlatacak üç beş kelime etmemiz gerekiyor.
Hızlı okuyun.
Ama hızlı okumak uğruna anlamayı ihmâl etmeyin.
Dipnotları okumadan geçmeyin.
Çünkü kimi zamanlar dipnotlar okuduğunuz kitaptan daha çok şeyler anlatır.
Unutmayın, yetişeceğimiz bir yer yok. Hepimiz şu dünyada bir kaç yıl daha yaşayıp göçeceğiz. Bir kitabı bin kere okumakla, bin kitabı bir kere okumak arasında bir fark yok. Ama bunu ancak okuduğunuzu bir kere daha okuyunca anlarsınız. Acele etmeyin...
Okuduğunuzu hatırınızda tutun.
Unutmak için okumayın. Olur da unutmak için okuyorsanız, unuttuğunuzun ne olduğunu unutmayın ki, insanlar size bakarken aptal mı abdal mı olduğunuzu rahatlıkla anlasın.
Yazın.
Okuduklarınızdan anladıklarınızı bir yerlere yazın. Çapraz ve paralel okumalarınızda ortaya çıkan fikirleri bir yerlere yazın. Zira öğrenmenin en iyi ikinci yolu yazmaktır (birinci yolu sohbet etmektir, üçüncü yolu okumak. Ancak sohbet etmek ve yazabilmek için okumak gereklidir).
Listeler yapın.
Okuduklarınıza ve okuyacaklarınıza dair listeler yapın. Zira ancak yaptıklarınızı gördüğünüz zaman yapacaklarınızı anlayabilirsiniz.
Dilinizi güçlendirin.
Anadilinizi iyiden iyiye öğrenin. Dil bilgisi ve imlâya fevkalâde hakim olun. Farklı diller öğrenmeyi de ihmal etmeyin.
Hevesinizi kırmayın.
"Çok fazla okumak istiyorum" diyen kişi, hiç okumayan kişidir. Fakat bu cümleyi kullananın, okumaya dair duyduğunuz heves de aşikârdır. Ne, ne okuyacağını bilmeyen cahil, ne de okuyup da daha çoğunu uman densiz olmadan, sabır ve sebatla okuyun. Nihayetinde insansınız. Alacağımız da vereceğimiz de sınırlı. Dolayısıyla, okurken sabırlı olmayı öğrenin.
Konuşun.
Okuduklarınızı çevrenizdekilerle paylaşın. Okuduklarınızı ya da okuduklarınızdan anladıklarınızı çevrenizdekilerin anlamasına ya da anlamamasına önem vermeden, paylaşın. Aklın yolunun bir olduğunu unutmadan paylaşın. Eninde sonunda tanıdığınız ya da tanımadığınız birilerinin sohbetinize katılacağını bilin. O sohbete kavuştuğunuz zaman can yoldaşınızı bulduğunuzu bilin.
Ruhunuza sahip olun.
Bir söyleyin, iki dinleyin. Okuduğunuzun size kattığı cesaret, onu yazana kattığı cesaretten daima daha azdır. Aptal bir kahraman olmak yerine, savaşınızı mütevazılıkla yaşamayı yeğleyin.
Yazarı yerin.
Ama yerin dibine batırmayın. Çünkü birini yerin dibine batırmadan önce onun yaptığının daha doğrusunu, daha düzgününü daha iyisini yapmanız gereklidir.
Daha fazla vakit kaybetmeyin.
ve bir kitap açın...




bazen başarmak bile yeterli..
sigaramı kül tablasında bitmiş olarak görüyor ve buna şaşırıyorsam,
gerçekten okumuşumdur..
hakedene hakkını vermek gibi bir yükün altına girdim severek...
vicdan konforu açısından;tavsiye ederim dostuma,düşmanıma..
Ok-u-ma
okuma kaidelerine aykırı olmuşumdur hep.Ama dediklerinize katılmamakda elde değil.Bence buna binayen en etkili okuma severek,isteyerek ve rahat okuyarak elde edilebilir.
Düşünerek...
Okumak bu mevhum ne güzel bir mevhum,Yarabbi.Yarattıkların ne kadar güzel ve onların arasında okumak da ne güzel.Arkadaşlar gerçekten de okumak mevhumu insanı heyecanlandırıyor,bir kitabı bir gazeteyi okumadan önce biraz düsünün okumak mevhumunun mahiyetini ve onun ne güzel bir nimet olduğunu anladıktan sonra okuyacağınız şeyi daha bir anlayarak okuyacağınızdan eminim.Kafanızı iki diz kapağı arasına sıkıştırın ve düşünün ve ondan sonra kitabın büyülü dünyasına girin...Saygılar
OKU DİYOR YARATAN
kırmızı gül yarin dudağını hatırlatır onbeşindeki gence
biz onbeşimizde ÖLÜMÜ hatırlardık kırmızı denince
OKU DİYOR AMA NEYİ? NASIL?
insanı oku diyor,hayatı oku diyor,kuranı'ı oku diyor,kainatı oku diyor;ama kuru kuruya okumak mı bu? hayır.ilişki kurarak,yorum yaparak,sonuç çıkararak,benliğe nakşederek okumak.peki ne için okumak? bir kardeşimiz okumak için gerekçe olmasına gerek yok demiş hak vermek lazım ama işin içinde gerekçenin olması insana ne yaptığının bilincinde olma , okuduğundan ders alma, anlam çıkarma için gerekli kimi başkasına üstünlük sağlamak,kimi bilgisini artırmak,kimi boş zamanı değerlendirmek,kimi de allah rızası için okur
Gerçek aşk çaba gerektirir...
Okumak ama "Nasıl okumak?" öğrenilmesi ve özenilmesi gereken bir kavramdır elbette.
Anlamlı bir hayatı yaşamak, hayatı anlamakla başlar nihayetinde. Cümlelerimizin (gerek anlam gerek imla açısından) düzgünlüğü fikir dünyamızın düzenini ele verir.
Okuyarak şekilleniriz; önce düşüncelerimizde sonra konuşmalarımızda, en sonunda da yaşantımızda...
Sayın Bünyamin beye katılıyor ve haddim olmayarak ekliyorum;
Okumak, "aşk"tır ve "gerçek aşk çaba gerektirir."
gizli intihar
çok sıkıldım...hala sıkılıyorum...sıkılmaktan kendimi alamıyorum...eskiden okumaktan da nefret ederdim yaşamaktan da ...okurken kendimi yazarlardan saklamamayı öğrendiğimde anladım ki yalnız değilim ve milyonlarca arkadaşım var ama yetmez hala sıkılıyorum...şimdi kitaplarda yakaladığım boşluklarda ölmeyi de öğrendim...zararsız olduğu için devam edeceğim...
sana dirilmek yaraşır
kitaplarda öldürmek değil diriltmek amaçlanmaktadır ekseriyetle.o yüzden her okuduğunda seni diriltecek yazar bulmalısın zira materyalist felsefenin hakim olduğu bir dünyada hergün defalarca ölüyoruz defalarca dirilmeye ihtiyacımız var.ben kendi adıma ismet özel,necip fazıl,sezai karakoç,rasim özden ören ... okuduğumda dirilme belirtileri görüyorum şahsımda
kırmızı gül yarin dudağını hatırlatır onbeşindeki gence
biz onbeşimizde ÖLÜMÜ hatırlardık kırmızı denince
İstersen isteme!
Önce okumayı istemeliyiz...Ve bu bir zorunluluk olmaya başladı.Yaşamın kazancı aslanın midesine inince...Sınavlı çarkın dişlileri okumayanları kolayca eziyor artık.Ve okuyan önde gidiyor...
İstersen isteme!
Ormanlar Kralı Aç
Aç gözünü dostum aç
Önce benden duymuş ol
Sen de etrafa yay ve de saç
Değişti çocuk masalları
Hiç de kolaycı değil periler
Kitaplara göndermişler tılsımları
Mıhı düşmüş sütbeyaz atın
Prens topluyor nalları
Prensesi uyandıramıyor dudakları
Arıyor sihirli lafları
Karakterlendikçe karakterleniyor cüceler!
yaçopal / G:Ç
bir dost'dur
Her insanın yalnız kaldığı zamanlar olmuştur. Bazen kalabalığın içinde bile kendimizi yalnız hissetmezmiyiz.Eğer bu gidişten kurtulmak istiyorsanız ve kendinize yakın bir arkadaş arıyorsanız işte size iyi bir arkadaş:Okumak...Okumak bir kişiyi dinlemek gibidir,ona kulak vererek derdini paylaşmaktır.Diyorumki yalnızlığınızdan kurtulmak için size illa bir insan gerekmez.Bu işi bir kitap, dergi, gazete, herhangi bir yazı görebilir.Bunların hepsi bizim birer dostumuzdur.Hem bunlar açık sözlüdür de.İçlerinde ne varsa hiç çekinmeden bize aktarıverirler.Samimilerdir...İnanın bizim onlara ne kadar ihtiyacımız varsa onlar da bize muhtaçtır.Gelin şu üç günlük dünyada 'okuma'ya olan kuskünlüğümüzden vazgeçelim ve kendimizi onunla barıştıralım.
wisdom...
kendi suyunu içmekten sıkılanlar için bir nimettir okumak , bakış bir ip olur insanı baktığı şeye bağlar der hekimoğlu ismail bakışın hakkını vermenin, gözün hakkını vermenin kestirme yoludur okumak ...ve o gözleri yaratan gözün baktığı yeri görür....
benimde bir katkım olsun
benimde bir katkım olsun istedim cok sevdiğim bir sözle düşüncelerimi ifade etmeyi uygun buldum!
"okumadan düşünmek yanıltır,
düşünmeden okumak köreltir!"
geçen yıllar ve okuduğum
geçen yıllar ve okuduğum sayısız kitaplar şunu öğretti:"amel edilmeyen bilgi, sadece yük.."
okumayı anlamdıran şey, amel etmek..
müthiş bir yorum
Bu yorum gerçekten çok veciz. Her halde okumak üzerine söylenebilecek en çarpıcı açıklama bu olsa gerek.
Baki selamlar
Carpildim
Okumayi, ruhumu beslemeyi, uzun zamandir unutmusum sanki... Ne kadar ac oldugumun farkina vardim ve carpildim... Zamanimin cogunu ogrenme ve okumayla gecirmeme ragmen... Bunu farkettirdiginiz icin tesekkur ederim.
çok okumak üzerine bir iktibas
"Aşırı okumak bizi daha zeki kılmaz. Bazı insanlar kitapları basitçe "yutarlar". Onlar bunu yaparken "sindirmek", okunanı işlemek, hazzetmek, ve anlamak için gerekli olan zorunlu düşünce fasılalarına riayet etmezler. Bu tür insanlar konuşurken, Hegel, Heidegger ve Marx'tan bazı parçalar ham olarak işlenmemeiş halde çıkar. Bir arının poleni bala dönüştürmesinin "dahili" çalışma ve zaman gerektirmesi gibi okuma da şahsi bir katkı gerektirir."
aliya izzetbegoviç/özgürlüğe kaçışım