CİNAYET
- yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 835 kez okundu
- rastgele...
-kendine uzak olmayan tüm kadınlara-
( kıyılarımda biriken ışıklarda
kör olmayı bekliyorum
körleşmeye davet ediyorum sessizliğimi
bütün duyularım olmayan kaldırım taşlarında )
bir kadın yüzüstü uzanmıştır, kaldırım taşlarına..çıplaklığının arkasına sinen bir küfürdür aşk…haritalardan silinmemiştir daha kıvrımlarına bulaşan eller…ama eskimiştir işte…kadın intiharların şeceresini tutmaktan üstündeki kan lekelerini göremez olur….
doğumdandır der bir kendini bilmez…
her kan bir doğumdur der cinayetler…
her kadın bir cinayettir der tüm ölüler…
kadın yüzüstü çıplaklığına şiirin haritalarını ekler…kaybolmaya başlar rengi göklerin….siyah biter…turuncu bir yalnızlık başlamıştır…bir ölü çıka gelir dalgınlığına…utanır yaşayan çıplaklığından...ölü; ellerini uzatır kadına…kadın çığlık çığlığa bir ses ekler turuncuya…asılı kalır havada; aşka ve cinayetlere dair anayasalar…inkar edilir her şey…kadın inkarlarının altında kıvranmaktan göremez olur sevişmelerinin haritalarını…damarlarına mı akar bu yoksa boşluğa mı…kimse bilmez…inkar edilmiştir tüm anayasaları, aşkların ve cinayetlerin…ölü biri, kahkahayla güler ve keser bileklerini kadının da….
bir yanılgının başlangıcıdır artık her öykü, dirildiğinde yeniden…kadın her kelimede tamamlayıcısını arar, hiçbir kelimenin cinsiyeti yoktur bildiği alfabede…ölen ölmüştür…olansa devam eder olmamaya…
namus diye bir kelime kazınmıştır yırtılan acılarına…hayır der kadın…aradığım bu değil…çağrışımların pencerelerini aralatıp tüm ellere… ipini kendi çeker, düş sehpalarından…
……….
alfabenin başlattığı dil, sıkıştırır insanlığı…..sıkışır insanlık, sıkışır sıkışır ve o dil basar düğmeye…kan kokar şeftaliler…patlamış mısır beyazlığı dağılır ölülerin katılığına…patlayan bir şey nasıl sevilir diye sorar kan, kızıllığı damarlara çakılıdır hala…düş sehpalarına asılı duran bir kadın heykeli sorar acıyla karışan anlama ve der ki: neredeydi maviliği ellerinizin
……….
geceden kanatlarını açar korku…dişlerini geçirir gözlerine kadının..kadın lime lime olmuş heykelliğinde, aradığı rengin ve kelimelerin cinsiyetini unutur…unuttuğu şeyin ne olduğunu unutur sonra ve ellere hükmü geçmez olur artık…yırtılan bir yer vardır düşlerinde…koparılan bir anı…anıları yok eden bir denize sığınır…sorar, çok mu uzak derinliği renklerinin…soruları sahibini bulamadan dağılır turuncu bir dalgasında saçlarının….
sonra her şey yüksek perdeden konuşmaya başlar…ses sessizliğe karışır…hırs…şüphe…bencillik…düşsüzlük…korku…gizlilik…şamata…ortaya çıkışâ€¦bir ozanın kavramlarıyla dans eder kadın…ses sessizliğe dönüşür…
……….
küçük kartlara iliştirilmiş namuslardan bir kuş yuvası edinir kadın…hayır der; aradığım bu değil…bütün kuşlar terk ederken yuvalarını, kadın sokaklarda bir cinayet daha işler…kelimeler kanar…öyküler gömülür kaldırım taşlarının mezarlığına…kimse bilmez nedir olup biten…kimse anlamaz kimdir cinayetlerin sahibi…kadın bilir; sorularına sığınan bir işarettir her şey...bilir ki, hükümsüzdür artık kaybettiği adı…
(herşeydevamedecektiraykırıklarındakelimelerin)
……….
ay kırıklarının gölgesinde, göğe tırnaklarını geçirir kadın....dolunay kanar…. masum bir ikna oluştur bu…on dördüdür ayın ve yanı başında ki atar kendini bulduğu ilk boşluktan…gök alır nefesini, içine doldurur tırnak izlerini…fırtınalarca yanılgıdır estirdiği…kadın bilir yanılgılar insana özgü değildir sadece…bilir ki; hükmü verilmiş tüm yasalardır, aykırılıklarına imge olan…metafor kanamalarını da ekleyip sayfalara, yanı başındakinin düşüşünü izler…yanılgı değildir çünkü kadının cinayetleri…çünkü bütün koridorlarda kendini aldatandır kadın…ölülerin arkasından yakılan ateşlerde saçları tutuşur onun….ve kelimeler yalnızca içe vurumudur yaşamın…ve içe vurumu olacaktır bundan sonra da...
……….
kadın kendini koridorlarla aldatır…ölüm..intihar..cinayet ve aşk romanlarından sıkıldıkça bir ağacın gövdesine yapıştırır gövdesini…yapraklar dökülür, ağaç titrer, çimenler dalgalanır, gittikçe ağarır gök ve ani bir patlamayla yarılır gövdesi ağacın…(herşeysakinleşmiştirartık) gün kendini toplar…düşler kurulur gecenin dağınıklığında…sofrada yerini alır kadın…ölüler gitmiş, cinayetler işlenmiş, intiharlar kutsanmış ve aşklar sevişilmiştir….geriye kalanla yazılacaktır öyküler…geriye kalansa yalnızca bir kadının elleridir, kendi sıcaklığından henüz kurtulmuş...
……….
( sakinleşen hiçbir şey yoktur aslında…anlatmak neye yarar ki…adımları hep kendine..kadın hep zamana karşı…duyuyor mu kokusunu…her şey yalnızlaşıyor…gitmek nereye…kalmak nerde…küstahlık eskimeyen bir çocukluk…gerçekliğe karşı durduğu; o yükseldiği göklerde…inmek istemiyor kadın…ama hep hafif tahterevallinin diğer ucunda ki )
..........
yıllarca önce giden çıkagelir...birdenbire…kaldığın yerden anlat. der kadına…sen değil miydin o, eskicilerde benim kelimelerimi yoklayan. der kadın…beni terk ettin. der gelen…kadın, cinayetlere hazırlar ellerini yeniden…ve der ki. alamam hiç kimseyi bu korunaksız göğümün altına…yazmakla yaşamak arasında sıkışıp kalan iki kertenkele gibiydik biz…kuyruğumuz koptukça yenilemeliydik...yenildik…sadece…
……..
neden geldin…neden buradasın…telefonların yüzüme çınlayan kapanma sesinden sonra burada aradığın ne…yapılacak tek şey kalıyor geriye…biliyorsun sanıyordum…yok olup gitmek…bir yerde okumuş olmalı bunu kadın… başka yerde de şunu "saf fiziksel enerjiyi tercih etmeli ve zihinsel enerjiyi, yalnızca duyuların hazzına bırakmalı"….yada şu; "gün doğarken yada uykunun yarı bilinçli hali yaşanırken" kim bilir…
………
ellerini getir dedi adam…kadın terli bir nefesle çekti içine düşlerini, nefesini bırakmadan, uzattı ellerini. adam durdu. arabada bırakmışım anahtarları. sen aldın ve saklıyorsun sanmıştım. yanıldın işte dedi kadın. nefesini bırakmadan. ellerini geri aldı. gül kokuyordu. kaybolduğum muydun dedi kadın. ne zamandı bu dedi adam…(sonraydı)
………
"fıskiyeler" ikliminin sallanıp duran sarkacına bakar kadın. sütlü kahveleri anımsar. kahve ve bardak arasında sıkışan o köpüğü anımsar her yerinde. uzatsa elini sarkacı durduracaktır. uzatmasa uzayacak bir keklik ötüşü sabahlara tanrıça kesilecektir işlediği cinayetlerin piçlerinde. ne uyku yarı bilinçlidir artık nede bilinç "kavga gülüşü" serinliğindedir. yine de bilir kadın yapılması gerekeni ve olmaması gerekeni. cesaretlerinde kuruyan damarlarını göğün yeşilimsi sularına söküp boşaltacaktır tüm irini.
sorar kendine kadın: neden meav’dan ailein duinn dinlemeyi seçtiğini cinayetlerini ezber ederken. verilecek yanıt gizli kalır sarkacın kalbinde.
aynanın karşısında işlenen cinayetleri anımsamanın bir zorunluluk olduğunu bile bile saçlarını örer kadın. bilen bilir ki örülmüşse kadının saçları akıp giden rüzgar ve eğilen dallar ve köpüklenen kahve ve okunan kitap ve ezberlenen şiir ve unutulan düş ve terk edilen sevgili ve içine kül atılan yarı dolu çay bardakları ve çarşaflar ve ellere bulaşan o kömür kokusu caddelerden ve yalnızlıklar ve biz ve ay ve şarap…gömülmelidir kendi iç kanamalarına bir akciğer filminin…işlemez artık hüküm. iklim kimlik değiştirir kadının bileklerinde ve örgülerinde saçın ve sarkacın.
bölünmüş bir uykudur içinden çıkılan her düş. bölünmüş bir ekmeğin kokusu gibi değil. sıcacık gibi değil. ret ediş gibi. "yaprakların özünü içmeyi" unutmak gibi. unutmak gibi bütün –izm’leri. hiç olmak gibi değil. kal der gibi ayak
–izim’de.
az sonra gelecek olana verilecek bütün ömürler tükenmiştir kadının kaldırımlarında. ki kaldırımlarda yürümeyeli bir ömür uzamıştır akıcılığına "sökmeyen şafakların" …yüzüne çarpan tokatların, ellerine değen zincir soğukluğunun, sokaklarında eriyen adımlarının ve aralarına virgül koyulabilecek bütün matem arabeskliklerinin tüyünü yolar ve atıverir kaldırımlarda ki cesetlerin eşiğine. durdurulamaz çılgınların beşiğinde beklese daha mı az kanayacak sanki o ölü kavgalar. kendine güven çılgınlığı içinde, öfkelerini damarlarında ki asil kana yazan bütün milliyet düşkünlerinin adı anılmayacaktır nasılsa düşkünler yurdunda. çocuklar ölecek, kadınlar soyunacak, adamlar tüfekleri kuşanacak ve terk edilecektir cinayetsizlikleri bütün kelimesizliğin ve terk edilecektir "kayalara vurulup köreltilen tuzaklar" kadınsa bakacaktır bir süre akana ve akacak olana.. dirildiğinde, cinayetlere inandığında, düşlere döndüğünde, ellere dokunduğunda, olmadık zamanın olmadık anlarında, şekerleri dişlerini çürütenleri sevdiğinde yeniden; olacaktır o yaz-ın usulcacıklığında.
gözleri kör edilmiş yılların, atları karınca olmuş yaşamların, şeytana uzak düşlerin, meleğe sığınan cennetlerin, manifestoları ezberleyen dillerin, kitapları sırtına alıp elleri ceplerinden çıkmayanların, yaşlanma kaygısıyla yaşamın gerginliğini artıranın, sokaklarda orospulara laf atıp kelini kaşıyanın, cinayetlere küfürler yakıştıranın, olmayacak olana inanmayıp olacak olanı küçümseyenin ve cümle alemin dualarına karışanın gecelerini bölerek "sıcak bir hava çeliği gibi" -şafağın gözlerindir- der kadın. kendini dinlemekten yorgun düşecek kadar da uzak değildir akan kana. varsın olsun…dönecektir yeniden kendi uzaklığına…




Son yorumlar
1 gün 9 saat önce
1 gün 9 saat önce
1 gün 9 saat önce
3 gün 9 saat önce
3 gün 10 saat önce
3 gün 12 saat önce
5 gün 12 saat önce
6 gün 5 saat önce
6 gün 6 saat önce
1 hafta 4 saat önce
1 hafta 4 saat önce
1 hafta 8 saat önce
1 hafta 8 saat önce
1 hafta 12 saat önce
1 hafta 20 saat önce