Gündemi takip etmek ne işe yarar?
Yusuf Ateş 27 Mart, 2006 - 15:12
Kategoriler:
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 2780 kez okundu
- rastgele...
İki çift laf etmeye
6% (8 oy)
Stresli yaşamaya
10% (13 oy)
Her konuda fikrim olmasına
30% (38 oy)
Hayatı öğrenmeye
38% (47 oy)
Vakit geçirmeye
6% (7 oy)
Hiçbir işe yaramaz
10% (12 oy)
Toplam oy: 125




Bam telini titretmek
Sorum, "Hayatı öğrenmeye", cevabını tercih eden arkadaşlara...
İki gün sonra unutacağınız bilgilerle dolduktan sonra hayatı nasıl öğrenebilirsiniz?
Meseleyi değişik bir açıdan görmek de elimizde...
Hayatı öğrenmek, kendimizi unutmak anlamına gelmiyor mu? Bir nevi uyuşturucu. Kendimizden, ruhumuzdan uzaklaşabilmek için yaratılmış bir afyon.
"Vakit geçirmeye"... Gaflet ve dalaletin bu kadar büyüğü olur mu?
"Hiçbir işe yaramaz", en güzeli; fakat bu durumun farkında olmak bile "gündem" denen ifritin hayatımıza ne denli girdiğini düşünmek değil mi?
İsyanım, beni benden almaya çalışanlara. Bu "Gündem" denen ifrit, insanın kendine ayırdığı zamana sahip olabilmek için elinden geleni ardına koymuyor ve biz de buna layığıyla seyirci oluyoruz.
Peki çözüm ne? Çözüm, hayata kurduğumuz temeli anlayabilmek. Bu sahteliğin içindeki gerçeği aramak değil, sahteliğimizin içindeki gerçekleri çıkarabilmek.
Bam telini titretmek...
Bam teli
Kimseyi gereksiz yere meşgul etmek istemiyorum ama yazmadan da geçemedim.
"Hayatı öğrenmek" cevap değil soru. Ve "hayat" vakit geçirmek değil elbette. "Elif" diyorum ısrarla, elifin anlamı büyük çünkü. Bana kalırsa aynı dertlerden acı çekiyoruz ama ortak bir dil tutturamadık. Derdim ömrü doldurmak olsaydı, şüphesiz dolduracak çok şey bulabilirdim. Günübirlik mutluluklar da yaşayabilirdim. Ama öyle değil. "Hayatın ne olduğunu öğrenmek" için (ki bana göre sizin de yaptığınız aynısı, adı "hayatı öğrenmek olmasa" da)düşünmeye başlayınca, okumaya, anlamaya çalışmaya başlayınca, biryerlerde vidalar yerinden oynuyor. Sahteliğim içindeki gerçekleri çıkarmayı öğrendim, isyanlarımı bastırmayı Camus'un Sisifos'u yorumladığı gibi kabullenmeyi öğrendim. Daha doğrusu öğrendiğimi sanıyordum. Şimdi oynayan vidalar düzen tutmuyor. Sahteliğin içinde sahte olduğunu bildiğiniz şeyleri yaparken ve yaşarken nasıl vidalar düzen tutar. Ve bir çocuğa bunlar nasıl anlatılır. Cevaplarınızı duyar gibiyim (sahte olduğunu biliyorsan yapma, çek git)Peki siz bana cevap verin? Nereye?
İşte bu yüzden hala "hayatı öğreniyorum".
100 km. uzağa...
Bir parça dinginlik ve huzur...
Biz nereye gidiyoruz? Hayatı öğrenmeye mi?
Bir sabah işe giderken arabanın direksiyonunu sağa değil de sola kırıp şehrin 100 km. uzağına gidip, kimsenin umursamadığı bir tarlanın ortasında gökyüzüne bakmak...
Emin olun, hayat orada da aynı.
...
HANGİSİ GÜNDEM?
Elbette ki gündemi takip etmek hiçbir işe yaramaz. Neyin gündem olduğunu belirleyen gündemden etkilenenler değil ki! Çeşitli yayınlar vasıtasıyla dolaylı dayatmalarla oluşturulan gündem gündemi takip edenlerin hiçbir işine yaramaz. Bir gün insanlık insanın gerçek gündemini oluşturma becerisine kavuşursa, gündemi takip etmek hayatın bizzat kendisi ile aynı şey olacaktır. Her gün biraz daha tüketilen dünya mı gündem? Yoksa bir yığın bürakratın afyonlu hezeyanları mı? Papa mı gündem? Çıplak insanlar mı? Yoksa yaklaşan sonumuz mu?.........vs.vs. Hangisi?
Yapacak hiç mi bir şey yok?
Aynı meçhul ve kaygı verici sonumuzu merak edenlerin sayısının arttığını görünce ister istemez soruyorum; yapılacak hiç mi bir şey yok diye?...
Sabah yolculuğumda, karşımda sözümona gazete okuyan beyefendi, belli ki yakını göremiyor ya da kimse görmesin diye - muhtemelen- gazeteyi yüzüne serercesine meşhur ruh düşmanı gazetelerden birini okuyor. Bakışıma karşı kalan sayfayı bile iç sayfalarla kapatmaya çalışarak arka sayfanın içine düşercesine öyle bilgileniyordu ki! sesimi içime kısmak için kendimi bir hayli zorladım. Dışardan bakıldığında sıradan bir vatandaşımız. Hatta daha da trajiği belki bir eş, belki de bir baba kendisi. Ama manzara ürpertici...
Bu basit bir örnek ama sayısı çok. Dile getirmek çözüm mü bilmem? Bildiğim şu ki; yalnız kendimizin bilmesi yetmiyor, bildirmeliyiz de. Zira geminin su aldığını bilmem yetmiyor, karşımdakine de söylersem belki onu kurtarmak için bir şeyler yapabiliriz....Belki...
YAPILACAK ŞEY..
Bildiğini bildirmemek, bilginin gaz hali gibi olur sanırım. Şu bir gerçek ki sadece İNSANLIĞI olanlar bilgilendirilebiliyor, sadece insan olma onurunun kırıntılarını bünyesinde bulunduranlar umut vaad ediyor. Bu durum kişinin bildiğini söylememesi veya insanlık için umutsuzluk içinde olmasını gerektirmiyor. Çoğunluk iyi olmasa da, kaliteli bir azınlık yetecektir. Kitleler herzaman yönetilen olacaktır zaten. Yapılması gereken; Artık gelişerek değişmesi çok zor olan kişileri daha erken farketmek. Bu kişileri erken gören münevverlerimiz, zamanı daha etkin değerlendirmiş ve lider Türkiye'nin vaktini yakınlaştırmış olacak. Kalan kısım, tarih boyunca olduğu gibi sadece dolgu malzemesi olarak kalmaya mahkum olacaktır.