anlamak* bazen // HAYRET ETMEKTİR
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 379 kez okundu
- rastgele...
...
Bilmek, hayretle başlar; yani insan hayret etmedikçe bilemez; bilgisi hayretinin miktar ve keyfiyetine bağlıdır. Bilmek için şaşırmak, şaşkınlık nimetinden yararlanmak lâzımdır kısaca. Çünkü insanoğlu bildiği şeyler karşısında değil, bilmediği şeyler karşısında şaşırır. Şaşırmak ise farketmektir. Şaşırdığınız takdirde ancak, farketmiş olursunuz. Hayret (kabaca: şaşırmak veya farketmek) bu nedenle bilginin ilk adımı sayılır. Ehl-i Hayret olmadığı halde "ehl-i ilim ve marifet" olanına kim rastlamıştır bu dünyada?
Hayret'in mücerred 'şaşkınlık' (taaccüb) olmadığına bu vesileyle işaret etmeliyim. Çünkü taaccübün ya da tabir-i diğerle şaşkınlığın insanoğlunda ya korku ya da gülme hissi uyandırdığı, sözgelimi insanın bilmediği şey karşısındaki taaccübünün hemen hemen o an içerisindeki idrakinin seviyesine bağlı olarak kendisinin gülmesine veya korkmasına neden olduğu/olabileceği bilinir. Yine hayret'inin mahiyetine bağlı olarak, insan, bu defa kendisiyle karşı karşıya geldiği nesne ya da olguyu merak eder, onun ne olduğunu öğrenmek ister; en nihayet böylelikle nasibi derecesinde elde edeceği bilginin kendine özgü sahasına adımını atmış olur.
Peki hayret'in evvelinde ne vardır?
Hayret'in evvelinde seyr (görmek), seyrin evvelinde de devr (gezmek) vardır. Çünkü devretmeden (fikren gezip dolaşmadan, daha açıkçası mânen âlemi temaşaya çıkmadan); insan seyredemez, etrafını göremez. Bu bakımdan bilhassa tasavvuf edebiyatımızda, "Devran olalım, seyran olalım, hayran olalım" meâlinde binlerce mısra yazılmış, hayret için devr u seyrin önemine dikkat çekilmiştir. Herşey hayret içindir, hayran olmak içindir. Çünkü bilmek için hayret etmek, hayran olmak lüzûm, hatta mecburiyeti vardır.
İşte dert ve ızdırabın önemi de buradadır. Dertsiz/gamsız insan, gaflet içinde demektir; zihnen hareketsizdir ve bu nedenle hayran olmak şansını yitirmiştir. Izdırab, bir nevi titremek, için için sallanmak, hareket etmek demek olduğuna göre, nefsin ızdırabı da onun hareketidir. Nasıl ki eskiden hareket'ul-arz tabiri 'deprem' karşılığında kullanılıyorsa, nefsin hareketi için de ızdırap kelimesi kullanılır, daha doğrusu bu kelime bu mânâda istimal edilirdi.
"Allah kimseyi dertsiz bırakmasın!" sözü, dert ve ızdırabtan yoksun kalıp gaflete düçar olan nefsin devran olmasını temenni etmektir. (Çünkü hareketin en mükemmeli dairevî olanıdır. Kişi başladığı yere dönmeyi başarabileceği bir yola çıkmalı.) Devran olan nefis, ihtimal ki sadece hareket etmekle kalmaz, etrafını temaşa da eder. İşte hayret bu temaşının, ilim de bu hayret'in mahsûlü olacak ve böylelikle insan bilmediğini bilebilmek (marifet) imkânına kavuşacaktır.
...
Yazar: Dücane Cündioğlu
Kaynak: Yeni Şafak





Son yorumlar
1 gün 6 saat önce
1 gün 7 saat önce
1 gün 7 saat önce
3 gün 7 saat önce
3 gün 7 saat önce
3 gün 10 saat önce
5 gün 10 saat önce
6 gün 3 saat önce
6 gün 3 saat önce
1 hafta 2 saat önce
1 hafta 2 saat önce
1 hafta 6 saat önce
1 hafta 6 saat önce
1 hafta 10 saat önce
1 hafta 18 saat önce