MIŞ MASALI

Kategoriler:

İnsan üstüne sinen yalnızlığa kolay alışırmış. Geceleri dertleriyle yüzleşmeye, kimsesizliğine sarılıp uyumaya...

Kâbus dediklerinin esasında başka bir şey olduğunu bilip yine kendine yalan söylermiş bazıları. İnanmazmış gördüklerine. "Olamaz" demek "olabilir" demekten daha olağanmış bazılarınca.

Aniden bastıran kışların kurak geçmesi normal, baharların soğuk sarılmaları olağanmış.

Gülmek yalanmış bazen. Arkasını dönüp gidenler samimiymiş! Aslında masalmış hayat. Kim hangi masalda yaşayacağını seçebilirmiş.

Masal bu ya; bizimkini kimse seçmemiş! İşte bu seçilmemiş masalın köşelerinde ıssızları varmış bu nedenle. Sırtlarını verirlermiş birbirlerine. Kimse kimseyi görmezmiş. Sadece bilirmiş ki diğer yalnız hala yaşamaktadır. Uzak solukları duymak yetermiş bilmek için. Kolaymış bu masalda bilmek. Bilmezmiş gibi yapmak daha da kolaymış aslında. Yalnızlar yalnız olmadıklarını bilirlermiş. Korkakmış insanoğlu yalnızken. Bu masaldakiler de birbirlerinden korkacak kadar yalnızmış. Bir o kadar da insan...

Bir gün içlerinden biri büyüyü bozmuş. İçinde nefis denen şeytanın varlığı belirmiş belkide. Birinci yalnız etrafına bakınırken, soluğunu duyup yüzünü hiç görmediği diğer yalnıza rastlamış. O olduğunu hayat akışından biliyormuş. İkinciside onu tanımış aslında; ama bilmezmiş gibi yapmış masalın sayılmış soluklarının kalanında.


Seçilmemiş masala nefesi başka yerde sayılanlar uğrarmış bazen. Yokmuş gibi yaparlarmış. Ne masal varmış ne de onlar o masaldaymış. Kimilerinin seçmeye cesareti yokmuş, kimileri de bir türlü yakışmamış boşluklara.

Yalnızlar bir oyun oynarmış sezdirmeden. Herkesçe yalnızken birbirlerince dostmuş bu masalın sessizleri. Sorsak yine de yalnızmış insanlar! Masal bu ya; dostlar yalnız olmayı bilirmiş birlikteyken!

Bir gün birinci yalnız diğerine doğru gidiyormuş. Arkasındaymış güneş, batıyormuş yavaşça. İkinci yalnız onu olduğundan büyük görür olmuş. Korkutmuş onu bu büyük yalnız. İkinci yalnız bu korkuyla özüne dönmüş! Artık gerçekten yalnızmış ve korkakmış. Mış gibi değilmiş bu defa. Başladığı yere geri dönmüş. Gözü görmeye, kulağı seslere, dili kelimelere küsmüş. Birinci yalnız önce onun etrafında pervane olmuş. Sesini duyurmak, kendini göstermek, onu konuşturmak istemiş. Oysa O o kadar yalnızmış ki... Masalı terketmiş ruhu! Oyunları bitirmiş. Seçmeye korktuğunu bilmemezlikten gelmiş. Ağlamak gülmek kadar yalanmış meğer. Hiç gereği yokmuş hissetmenin. Hem yalnızlar nasıl hissetsinmiş?! Onlar olsa ne değişirmiş, olmasa ne değişirmiş?


Herkes başladığı yere dönmüş. Masal kalmış aslında hiç başlamadığı yerde. Seçilmemiş, öylece...

Masal bu ya, seçilmemiş işte! O da oyun oynamış seçmeyen herkese. Seçilmemişliğini sezdirmeden dönmüş kendini bildiği yere. Bildi bileli başı beladan hiç kurtulmamış aslında. Masal bilmemezlikten gelirmiş belaları. İçindekileri etrafına sindirmiş başladığı yerde beklerken. Buradan geçip yola çıkan her masalda bir yalnızlık kokusu ve korkusu gezer olmuş. Kimileri güzel, kimileri hüzünlüymüş. Hepsi masalmış işte Değişmeyen bir şey varmış; bütün masallar bitermiş. Hüzünlülere güzel değil demek bize düşmezmiş! Bu ıssızların seçilmemiş masalı da tüm seçilmeyen dertlerine, terkedilişlerine ve (bazen ) gülüşlerine rağmen bitmiş!

~ SON ~

harika...

bu yazıya yazılacak yorumu bulamadım.muhteşem desem, yakalayan hatta birazda yaralayan desem,ve bu masalın devamını yazsanız desem:=) emeğinize sağlık.takip etmekte haklıymışım:=))

:) teşekkürler

Bir insan yazısını sever mi diye sorsam kimler evet der bilmiyorum. Sevmemeli belkide ; ama (bunu küstahlık saymayın lütfen) ben bu yazıyı seviyorum :) Masalı yeniden yazmak gerek devamını getirmek için. Yine de düşünülebilir.
Teşekkür ediyorum fikirleriniz ve paylaşımınız için!
Selametle kalınız.

"Öyle kal"

Güler hanım,

Öyle kalın. Kılınızı dahi kıpırdatmayın. Nefesinizi tutun ve gözlerinizi kapatın. Kararan dünyanızda usulca nefes alın ve aldığınız nefesi içinize öyle bir çekin ki, nefes alışınızın sonsuza kadar süreceğini düşünebilesiniz...

Sonra yavaşça gözlerinizi aralayın. Etrafınıza bakın; fakat kesinlikle hareket etmeyin. Yapacağınız en küçük bir hareketin, küçük bir kelebeğin kanat çırpışının atmosferde yaratacağı etkiyi ve bu etkinin de dalga dalga yayılarak bütün evreni kaplayacağını düşünün ve tekrar durun. Nefes almakta olduğunuzu unutana kadar durun ve durabildiğiniz kadar durduktan sonra yavaşça kaleminizi elinize tekrar alın. İşte o anı, kalemi elinize aldığınız anı, bu masalı yazmaya başlarken yaşadığınız ana dönün ve öyle kalın.

En azından öyle kalın, çünkü artık aşağı inemeyecek kadar yorgun, yukarıdan başka bir yere varamayacak kadar kararsız ve kaleminizi elinizden bırakamayacak kadar sabırsız olacaksınız. Öyle kalırsanız, hiç değilse anlayamadığınız onca şeyi nasıl olup da anlaıyor ya da anlamaya başlıyor olduğunuzu göreceksiniz.

Tekrar tebrik ederim.

Sevenin Gönlünde Yanar Şehir-İ Sevda.

Sevenin Gönlünde Yanar Şehir-İ Sevda. Kimse Farkında Değildir Yanan Ne Şehir Nede Sevda, Yanan Sadece Tek Başına Sevda...

Kim hangi masalda yaşayacağını seçebilirmiş............
Herkes senaristin verdiği rolü verdiği kadar sahneleye bilirmiş!
Bu masalı nedense bir ben sevemedim.
Edebi anlamda yargılamak, değerlendirmek hattim değil. Ama sevemedim işte.
Genede elinize sağlık Güler Hanım...
Yazılarınızı heyecanla takip edmeye çalışıyoruz.

Masallar sevilmesi için yazılmazki...

Endişe etmeyin Selim Bey, siz sevmediniz diye masal değişmiyor! Masaldakiler hala nerede duracağını seçebiliyor! Herkes kendi masalını yazar. Siz yazamadınızsa eğer , bu masalı sevmemeniz "olağan"dır! Hayatı nasıl yaşadığımız önemli. Bizim masalımız seçilen mi olmalı , biz masalı seçen mi olmalıyız ? Hepimizin anlaması* ve çözmesi gereken işte bu!

SARKİLİ BİR MASALDİR YASAMAK

bu siteye zaman zaman giriyorum ve oldukca guzel seyler goruyorum.. ki nasil guzel olmasin.. yeni uye oldum bugun.. ve de burdaki yazilar ve bakis acilari... sevgi ve saygi olcusunde paylasilan bir hayatin kendisini goruyorum burada.. MİS MASALİ yazisi beni o kadar etkilediki, guler hanima boyle bir yazi kaleme aldigi icin tebrik ediyorum.. eline ve yuregine saglik

..yavaş yavaş açılır

..yavaş yavaş açılır sahnenin perdesi
başrolde 'sen'sin
mekan; hayat sahnesi
düblörsüz
bütün risk sana ait
ya adam olucaksın yada serseri:)..

uzun zamandır bu siteye arada girip yazılarınızı okuyorum
hepside birbirinden güzel
ama üye olmadığım için yorum yapamıyordum:)
bu yazıyı okuyunca haksızlık yaptığımı düşündüm
ve mutlaka üye olup, yazılarınızı çok beğendiğimi belirtmem gerektiğini düşündüm.
yüreğinize sağlık güler hanım
kaleminizin mürekkebi hiç bitmesin...

Aramıza Hoşgeldiniz :)

Elnare Hanım,
Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Dediğiniz gibi inşaallah hiç birimizin kaleminin mürekkebi bitmez. Zira kalem dilsizliğimizde tercümandır yüreğimizdekilere. Sözcüklerden fazlasını susarak konuşturmanın bir diğer adı yazabilmek.
Sizi aramızda gördüğümüze sevindim :) Her zaman paylaşabilmek, hissedebilmek ve anlayabilmek dileklerimle!
Selametle kalınız.

mış

Bu masalın ardında bir yara olduğu belli.Yalnızlıksa şifa değil hiçbir yaraya.O kadar karışmış ki masal, hiçbirşey seçilemiyor hiçbirşeyden.Masal da hiçbirşey oluyor zaten sonunda.Yalnızlar da bu karmaşada kendi gölgelerini görüyorlar belki, kendilerini büyüttükleri kadar büyütüyorlar yalnızlıklarını da.
Teşekkürler bu seçilmemiş masal için...

Seçilmemiş masalı okumayı seçenlere teşekkürler

Bu masal ilginç bir geçmişe sahip. Hayatın akışını sorgularken ortaya çıkan bir yazı.Sanıldığı gibi bir yara üzerine yazılmış değil ancak hayat hepimizin içinde bir yara. Her hayat bir masalsa ve her masalın bir köşesinde de yalnızlık varsa ...
Bu seçilmemiş masalı okumayı seçenlere teşekkürler!