ÖZGÜRLEŞMEK
- Demhat_Ay yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 411 kez okundu
- rastgele...

Özgürlük insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Yaşamın içinde kaybolduğumuzda, kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığımızda, dilediğimizce hayatımızı yaşayamadığımızda özgür olmadığımızı düşünürüz.
İnsan yaşamın içinde kendi sınırlarını kendi çizer ve bu sınırlar onun yaşam alanı olur. Bazen bu sınırlara başka insanların girmelerine ve hatta onların bu sınırlara müdahale etmelerine izin verir.. Başka insanlar bu sınırlara kuralları ile gelirler ve sınırlar aşılması zor duvarları oluşturmaya başlar. Birkere izin vermişsinizdir geriye dönemezsiniz. Bazen başka türlüsünün olamıyacağı inancı bile oluşur insan zihninde. Başlangıçta insan bunu sevgi adına , fedakarlık adına yapar ama giderek bu durum onu acizleştirir. İkili ilişkilerimizde, iş ilişkilerimizde, aile ilişkilerimizde, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizde bu sistem hep aynı şekilde işler. Taki biz özgürlüğümüzü kaybettiğimiz duygusunu içimizde duyana kadar. İşte kaos bundan sonra başlar.
Değişim için uyanış başlamıştır zihinlerde. Kişi önce kendini sorgulamaya başlar, sonra çevresi ile iletişimini irdeler. Sürekli vermiş, neredeyse hiç almamıştır. Alış veriş tek taraflı olmuştur kimilerine göre. Gösterdikleri onca sevgi karşılık bulmamıştır kimileri için. Yaşam adeta kurallar sinsilesi haline gelmiştir . Bu kurallar kalkmalı,yaşam dilediğince yaşanmalıdır kimilerine göre.. Bazıları için para kazanmak önemlidir. Para özgürlük kapılarını açacaktır. Bu noktada kişiler eşlerinden ayrılırlar, sevgililerini terkederler, işlerini değiştirirler, bazıları daha marjinal bir hayatı deneyimlemek isterken ,kimileri kendilerini geliştirmeye yönelir, Sonuçta insan evvelce yapamadığı şeyleri yapar hale geldiğinde kendini özgür hissedecektir.
Yeni süreç başladığında kişi başlangıçta kendini daha özgür, daha mutlu hisseder. Evet yaşamında bir şeyler değişmeye başlamıştır da. İstediği yere gider, istediği kişiyle birlikte olur, parası varsa dilediğince harcar. Kurallar onun için bir şey ifade etmemeye başlar yada en azından artık kurallarla başedebilir hale gelmiştir.
Peki gerçekten özgürlük bu müdür? Tüm bunları yapabiliyor olmak bizi gerçekten özgür mü kılacaktır? Yada yaşamımızda yeni sınırlar mı çizilmeye başlanmıştır? Farklı içeriklerle, farklı algı ve isteklerle. Yoksa yeni bir kaosun başlangıcı mıdır bu yenilik?
Evet; asıl gerçek, özgürlük kelimesinden de anlaşılacağı üzere öz’ün gürleşmesi, güçlenmesidir. Biz özgürlükle ilgili farkındalığımızı dış dünyaya çevirip çözümleri yine orada ararsak bir başka yaşam biçiminin tutsaklığı içine gireriz. Özgürlüğü ararken, bulduğumuzu zannederken yeniden kaybediveririz. Aslolan içimizdeki özün farkına varıp onun ortaya çıkmasını sağlamaktır. İçimizdeki kalıpları kırabilmektir. Gerçek özgürlük burada başlar. İnsan kendini tam anlamıyla ifade edebilir hale gelir. Yaşamında istemediği bir durumda karşısındakine hayır diyebilme gücüne sahiptir. Dengeleri korur ve özünün isteklerini dile getirir. Karşısındakini kırmamak adına istemediği bir şeyi yapmaz, etraf ne düşünür diye davranışlarını kısıtlamaz. İçinde sırlarını barındırmaz, yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla ifade edebilme gücüne sahiptir. Davranışlarını dengeler içinde yaptığında, sorumluluklarının farkında olup, onların ardında durabildiğinde gerçek özgürlüğü yaşıyor demektir ve karşısındaki insanlar onu anlarlar. Kaosun ortasında, kendi içsel gücümüzün, yapabilirliklerimizin farkındalığıdır özgürlük. Sahip olduğumuz tüm duygularımızı hissedebilmek, onları yaşayabilmektir. Tüm dünyayı olduğu gibi kabul edebilmek ve koşulsuzca sevebilmektir.
Özgürleşmek özgürlük olabilmektir









Hür olmak ister isen olma
Hür olmak ister isen olma cihanın.
Zevkinde safasında gamında kederinde ...
Ziya Paşa...
Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz.
Hür olmak ister isen olma
Hür olmak ister isen olma cihanın.
Zevkinde safasında gamında kederinde ...
Ziya Paşa...
Çarpıcı...
Bu kadar kolay ve bu kadar zor...
İki arkadaşımıza da teşekkürler...
Her vazgeçişin; bir iç hesaplaşması ve bir mağlubiyeti vardır ama her vazgeçen kaybetmiş değildir!
Öğrendik ki; "Kazanmak için bazen çekip gitmek gerekir..."
TERKİB-İ BEND'den Seçmeler
Pîr-i meye sor mes'elede var ise şüphen
Vaizlerin efsaneleri hep hezeyandır
(Terkib-i Bend, I)
Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan
Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan
İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzî o kadar sıkleti çekmez
(Terkib-i Bend, IV)
Hür olmak ister isen olma cihanın
Zevkinde safasında gamında kederinde
Ânlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah
(Terkib-i Bend, V)
Lâyık mıdır insân olana vakt-i kazada
Hak zahir iken bâtıl için hükmü imâlet
Kadı ola davacı vü muhzır dahi şahit
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet
Âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı
İnsanlığa insanda budur işte delâlet
İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki
Alâm-ı ben-i nev'i ile kesb-i melâlet
Âdem ona derler ki garazdan ola sâlim
Nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adalet
Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hiyânet
Mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet
Ekser kişinin suretine sîreti uymaz
Yârâb bu ne hikmettir İlâhi bu ne hâlet
Ümmîd-i vefa eyleme her şahs-ı degalde
Çok hacıların çıktı haçı zir-i begalde
(Terkib-i Bend, VI)
Zâlim yine bir zulme giriftar olur âhır
Elbette olur ev yıkanın hanesi viran
Kabil midir elfaz ile tağyir-i hakikat
Mümkün mü ki tefrik oluna küfr ile îmân
Sabr et siteme ister isen hüsn-i mükâfat
Fikreyle ne zulm eylediler Yusuf'a ihvan
Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ
Tallahi lekad âserakellâhu aleynâ
(Terkib-i Bend, VII)
Her şahsı harîm-i Hakk'a mahrem mi sanırsın
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın
Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın
Adem görünen harlan âdem mi sanırsın
Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın
Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî
Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın
Kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek
Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın
Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya
Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın
Hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama'dan
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın
En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun
Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın
Bir gün gelecek sen de perîşan olacaksın
Ey gonca bu cem'iyyeti her-dem mi sanırsın
Nâmerd olayım çarha eğer minnet edersem
Çevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın
Allah'a tevekkül edenin yaveri Hak'tır
Nâşâd gönül bir gün olur şâd olacaktır.
(Terkib-i Bend, VIII)
Allah'a sığın şahs-ı halimin gazabından
Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir
Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir
İman ile din akçadır erbâb-ı gınada
Nâmûs u hamiyyet sözü kaldı fukarada
(Terkib-i Bend, IX)
İkbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı
Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı
Nâmûs tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
Düşmanlara ahbabını zemm oldu zerafet
Dildârdan agyâra şikâyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram u inayet yeni çıktı
Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
Hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı
Aciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı
İsnâd-ı ta'assub olunur merd-i gayura
Dinsizlere tevcih-i reviyyet yeni çıktı
İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki
Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı
Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı frenge tebaiyyet yeni çıktı
Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîrâ ki ziyan ortada bilmem ne kazandık
(Terkib-i Bend, X)
İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada
Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et
Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş
Tazyî-i nefes eyleme tebdîl-i makam et
Avret gibi mağlûb-ı hevâ olma er ol er
Nefsin seni râm etmeye sen nefsini râm et
Mânend-i şecer nâbit olur sabit olanlar
Her kangı işin ehli isen anda devam et
Noksanını bil bir işe ya başlama evvel
Yâ başladığın kâr-ı pezîrâ-yı hitâm et
(Terkib-i Bend, XII)