Dayım; yüreği yanık, gözleri nemliydi ve bu yüzden midir bilmem ama hep puslu bakardı.
Günlerden cumartesiydi dayımla beraber yazmış olduğu öykülerini okuyor kendi çapımda değerlendiriyordum. Aslında değerlendirme denmez ama okuyunca çok güzel yazmışsın yüreğine kalemine sağlık dememek elde değildi. Yazmış olduğu öykülere çok özen gösterirdi ben de bu özelliğini bildiğim için sayfaları yıpratmadan elime alır ve okurdum. Yazmış olduğu uzunca bir öyküyü alıp okumaya başlayacaktım ki sayfaların arasından bir fotoğraf düştü kucağıma.
Baktım...
-Bir daha bak! dedi dayım
Baktım...
-Ne görüyorsun?
-Zenci şey yani siyahi bir kadın, kucağında bebeği var ve kadın ağlıyor...
-Ağlıyor mu? dedi dayım
-Evet, ne kadar zayıf bir bebek! dedim
-Bir daha bak ama iyi bak kadın ağlıyor mu, gözyaşı mı akıtıyor?
-Aynı şey değil mi? Ha ağlıyor ha gözyaşı akıtıyor.
-Hayır! değil, dedi dayım.
Ben bilmem ki ağlamak ile gözyaşı akıtmak arasındaki farkı nereden bileyim. İnsanlar ağlar ağlayınca da gözlerden yaş süzülür.
Anlamsız anlamsız bakmaya başladım ve aradaki farkı yavaş yavaş anlıyormuşum gibi bakmaya devam ettim.
-Ver bir de ben bakayım şu fotoğrafa, dedi dayım.
Kendisi bakıp anlatmaya başladı; bak yeğenim kadının kucağında çok zayıf bir çocuk var o aslında bebek değil çok zayıf olduğu için hala yeni doğmuş bir bebek gibi görünüyor ve kadın ağlamıyor gözyaşı akıtıyor, nedir ağlamak ile gözyaşı akıtmak arasındaki fark? Çok sevdiğin bir yakının öldüğünde ağlarsın, sevdiğin insanlardan ayrıldığında veya doğup büyüdüğün memleketinden uzaklaşınca ağlarsın, çok üzülüp çok korktuğunda veya heyecanlandığında da ağlarsın en basitinden birini ağlarken gördüğünde de ağlayabilirsin. Ama ağlayınca bunu fark ettirirsin; yüzünün şekli değişir, ağzın açılır, burnun akar ve gözlerinden yaşlar süzülür işte bu ağlamaktır, evet bu ağlamaktır. Gözyaşı akıtmak ise gözlerden sadece yaşların süzülmesi olayıdır. Yani; yüzünün şekli değişmiyor, ağzın açılıp tüm dişlerin görünmüyor ve burnun akmıyorsa sadece gözlerinden yaş akıyorsa işte sen o zaman gözyaşı akıtıyorsun demektir.
-Hııım, dedim pek anlamamakla beraber.
Sen, ben ve bizim gibi insanlar neden sadece ağlarız, neden hiç gözyaşı akıtmayız biliyor musun? Çünkü biz istemediğimiz olaylarla çok az karşılaşır çok nadir canımız yanar bu yüzden sadece ağlarız ama bak bu kadına hep aç, hep çıplak, hep sefil...
Ölen eşine mi üzülsün, kucağındaki açlıktan ölmek üzere olan çocuğuna mı, hasta kızına mı, kendi haline mi yoksa ülkesinde yaşayan ve her biri onunla aynı durumda olan insanlara mı? Hangisine ağlasın? Ağlamış, ağlamış zamanında çok ağlamış ama artık yaşadığı olayları o kadar kabullenip kanıksamış ki ağlamıyor, gözyaşı akıtıyor. İşte ağlamak ile gözyaşı akıtmak arasındaki fark, birinde kabullenememe diğerinde kabullenmişlik var birinde isyan vardır diğerinde boyun eğme...
Bakmak ile Görmek arasındaki fark...
Rabbim, sosyal adaleti sağlamamız için bizi doğru yoldan ayırmasın.