İtalyan edebiyatı
GÜLÜN ADI // Umberto Eco
Bünyamin Ergün 22 Mart, 2007 - 09:10- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 818 kez okundu
GÜLÜN ADI
üstüne
Umberto Eco’nun açıklaması
Umberto Eco, Alfabeta dergisini Haziran 1983 tarihli 49. sayısında, Gülün Adı’nın yazılış sürecini anlatan, romana çeşitli yönlerden açıklık getiren Sonrası adlı bu yazıyı yayımlamıştır. Eco’nun bu ilginç yazısı Şadan Karadeniz çevirisiyle kitabın sonuna eklenmiştir.
...
Polisiye metafizik
Kitabın bir polis romanı gibi başlaması rastlantı değildir (sonuna dek de saf okuyucuyu kandırmayı sürdürüyor; öyle ki saf okuyucu, insanın oldukça az şek keşfettiğinin ve dedektifin bozguna uğradığının farkına bile varmayabilir). Kanımca, polisiye romanın insanların hoşuna gitmesinin nedeni, içinde cinayete kurban gidenlerin olması değil,düzenin (düşünsel, toplumsal, yasal ve ahlaksal düzeninin) sonunda suçun yarattığı kargaşaya baskın çıkması da değil. Gerçekte polisiye roman, katıksız durumda bir varsayım öyküsünü yansılar. Ama aynı zamanda, tıbbi bir tanı,bilimsel bir araştırma, metafizik bir soruşturma da bir varsayım durumudur.
BAUDOLINO // Umberto Eco
Bünyamin Ergün 21 Mart, 2007 - 09:00- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 604 kez okundu
Baudolino nihayet Hipatiaların yüzyıllardır soylarını nasıl sürdürdüklerini sorma cesareti göstermişti. O da, her mevsim Ana’nın doğurmaları için içlerinden bazılarını seçip, dölleyicilere götürdüğünü anlatmıştı. Hipatia dölleyiciler hakkında pek bir şey söylememişti, onları elbette görmemişti, ama töreyi yerine getirenler de görmemişlerdi onları asla. Geceleyin, bir yere götürülüyor, bir ilaç içiyor, sarhoş olup kendilerinden geçiyorlardı, dölleniyor, sonra topluluklarına geri dönüyorlardı, ve gebe kalanlar doğuma kadar arkadaşları tarafından bakılıyordu: karınlarındaki meyve erkekse, onu kendileri gibi yetiştirecek dölleyicilere teslim ediyordu, dişiyse toplulukta kalıyor ve bir ve bir Hipatia gibi yetişiyordu.
“Cinsel birleşme†diyordu Hipatia, “ruhları olmayan hayvanların yaptığı gibi, yaratılışın yanlışını artırmak için bir yol yalnızca. Dölleyicilerin yanına yollanan Hipatialar bu aşağılanmayı sadece var olmamızı, dünyayı bu yanlıştan kurtarmak için sürdürmek zorunda olduğumuz için kabul ediyorlar. İçimizden döllenmeye maruz kalanlar, bu eylemle ilgili hiçbir şey hatırlamaz. Eğer bu bir fedâkarlık ruhuyla yapılmazsa, bizim duyumsamazlığımızı bozar…â€
“Duyumsamazlık nedir?â€
SOMON BALIĞIYLA YOLCULUK // Umberto Eco
Bünyamin Ergün 20 Mart, 2007 - 09:10- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 537 kez okundu
BABİLDE KONUŞMA
(Fırat’la Dicle arasında, Asma Bahçelerin gölgesinde sadece birkaç bin yıl önce)
URUK: Bu çivi yazısı harfleri hoşuna gitti mi? Yeni köle-yazıcım, Hammurabi yasalarının bütün başlangıcını yaklaşık on saatte düzenledi.
NİMROD: Ne kullandın? Cennet Vadisinden bir Apple Nominatör mü?
URUK: Delirdin mi? O şeylerden birini Tiro köle pazarında bile bulamazsın. Hayır, bir Mısır köle-yazıcısı bu, bir Toth 3 Megis-DOS. Fazla bir şey tüketmiyor. Günde bir kap pilav, hiyeroglif programı da var.
NİMROD: Onun belleğini boşu boşuna dolduruyorsun.
URUK: Ama kopyalarken aynı zamanda formatlıyor. Köle-yazıcı geri kalan işleri yaparken kili toplamak, tableti yoğurmak ve güneşte kurutmak için ayrıca bir köle formatlayıcıya ihtiyaç kalmıyor böylece. Benimkisi yoğuruyor, ateşte kurutuyor ve doğrudan yazıyor.
İLÂHİ KOMEDİ // Dante Alighieri
İyinur Ergün 19 Mart, 2007 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 3 yorum
- devamı...
- 1338 kez okundu
Dantenin Toskana İtalyancasile ve yüksek bir üslûpla yazdığı Divina Commedia, İtalyan edebiyatında bir güneş gibi parlamaktadır. Kendi üslûbunu kendi icat eden, İtalya’yı edebî bir lisan mevkiinde çıkaran Dante, bu muhalled eserile İtalyan dilinin ziyneti ve örneği olmuştur.
Danteden bir buçuk asır sonra İngiltere kıraliçesi Elizabet devrinin yüksek ve şa’şaalı zamanları Şekispiri yetiştirdiği gibi, orta çağdaki Katolikliğin yüksek ve imanlı devri de Dante’nin dehasına inkişaf vermiştir. Bu devirde gotik san’atı ve mimarisi ilerliyor, büyük gütik kiliseleri yapılıyor, hukuk ve ilahiyat tedris eden üniversitelerin nüfuzu artırıyor, edebî bir eserin doğmasına, büyük bir edip ve şairin yetişmesine zaman çok müsaid bulunuyordu.
İşte böyle bir zamanda yüksek düşünceli, açık ve tok sözlü, teşebbüslerinde cüretli ve akıllı bir adam olan Dante kendini gösteriyordu. Yine bu Dante; bilgi, icat ve muhayyile kudreti itibarile yer ve gök yüzünün tasvirlerile eşsiz eseri olan İlâhi komediyi yazıyordu. Bu eseri 1300 senesi’nin paskalyadan iki gün evvelki cumasında yazmağa başlamış, büyük paskalyanın pazar gününde bitirmiştir. Arada ufak fasıla vermek suretiyle epeyce uzamıştır.
GOG // Giovanni Papini
Bünyamin Ergün 15 Mart, 2007 - 09:34- Bünyamin Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 575 kez okundu
Gog’u nerede tanıdığımı söylemeye utanıyorum: Tımarhanede!
Oraya sık sık, bir Dalmaçyalı şairi görmeye giderdim. Bir hayale karşı duyduğu ümitsiz aşk, şairi paranoyaya düşürmüştü. Sevgilisi film yıldızıydı ve kendisine beyaz perde dışında gülümsemiş değildi. Şair çoğu zaman sakin olduğu için, bu paralı deliler pansiyonunun müdürü –boy bakımından cüce, şişmanlıkta dev- onunla bahçede konuşmamıza izin verdi. Bahçenin şurasına burasına, kestane ve sedir ağaçlarının gölgelerine, kahvelerdeki gibi yuvarlak, demir masalar, iskemleler serpilmişti. Beyazlar giyinmiş solgun hastabakıcılar, aldırış etmez görünerek dolaşırlardı.
Çok sıcak bir gün, şairle konuşurken bir hasta masamıza yaklaştı. Açık yeşil giyinmiş, ellilik, acayip mahlûktu. İri yarı, biçimsiz. Kafasında tek kıl yoktu: Ne saç, ne kaş, ne bıyık, ne de sakal. Kırmızı kabarcıklarla dolu çıplak deriden bir soğan başı. Koyu tenli, neredeyse mor, pek geniş bir surat. Gözlerinden biri kül rengimsi güzel bir mavi, öteki sarı çizgili ve hemen hemen yeşil görünüyor. Çene kemikleri dört köşe ve güçlüydü, etli fakat soluk dudakları tamamen mâdeni, altın bir tebessümle açılıyordu. Şairi, tek kelime söylemeden selâmladı, yanımıza oturdu. Ağzını açmadı, ama sözlerimizi büyük bir dikkatle dinliyor gibiydi. Sonradan, dostumdan, bu adamın Gog olduğunu öğrendim. Asıl adı, Goggins’miş. Ama küçüklüğünden beri onu hep Gog diye çağırırlarmış. Bu kıslatma Kutsal Kitaptaki Magog Kralı Gog’u hatırlatıp kendisine efsanelere özgü bir hal verdiğinden hoşuna gitmişti.









Son yorumlar
9 saat 53 dakika önce
3 gün 10 saat önce
3 gün 14 saat önce
4 gün 31 dakika önce
4 gün 8 saat önce
5 gün 12 saat önce
6 gün 13 saat önce
6 gün 17 saat önce
1 hafta 10 saat önce
1 hafta 16 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 12 saat önce
2 hafta 1 gün önce
2 hafta 2 gün önce