anlamak

ERİŞİM ENGELLENDİ

Kategoriler:

BU SAYFAYA ERİŞİM ENGELLENMİŞTİR.

SAYFA BULUNAMADI

Kategoriler:

SAYFA BULUNAMADI

SU

Kategoriler:

Tıynet-i pakini Ruşen kılmış ehl-i âleme
İktida kılmış tarik –i Ahmed-i Muhtare su
(FUZULİ)

SU; temizdir,ondan mıdır yüceliği, kutsallığı, ondan mıdır eşsizliği, yeri doldurulamazlığı...temiz olmakla yetinmiş midir ki? kendi temiz olmakla,temiz kalmakla bitirmiş mi işlevini? Ya temizleyici olmasaydı ya o bu görevi üstlenmeseydi? En değerli varlığımız olan sağlığımız ne olurdu suyun bu ağır sorumluluğu olmasaydı..var mıdır bunu düşünüp çözüm bulacak bir us…yaptığımız kolonyalı –ıslak- mendiller mi koruyacaktı bizi susuz dünyamızda hastalıklardan..yoksa, sadece imanın değil, sağlığın değil, medeniliğin de göstergesi olan temizliğimizi yapmadan parfümler mi kapatacaktı kirli yüzünü kirliliğin...SU,temizdir…SU temizleyicidir..iyi ki var..

SU, canlıdır, akar yokuşlardan hep basamak basamak, her canlının alın yazısı da yokuşlarda susamak… Can dediniz de geriye ne kaldı: SU… Bin bir özenle atılan tohum çatlar mı toprakta, filizlenip boy atar mı fidan meyveye durmadan önce, anne sütünden sonra ne alır dünyalar güzeli bir bebek… Süsler mi gökkuşağı renkli çiçekler ufuklarımızı… Su almadan süt verir mi babaannemin sarı kızı… Minareler kadar kutsal ağaçlar, ormanlar gününü harcar mı oksijenimizi solumamız için… Can dediniz de geriye ne kaldı: SU

LAİKLİK DEDİĞİMİZ, "DEİZM" OLMASIN? // Alev Alatlı


Bir sıfat olarak kullandığımız "laik," bundan türettiğimiz isim olan "laiklik" kelimelerinin Türkiye'nin başına tam bir çorap ördüğünü düşünmeden edemiyorum! "Metropol mit"i derler, insanların topluca yaşadıkları yerlerde hızla yayılan asılsız korku hikâyeleri vardır.

Ne gibi? Meselâ, Kazlıçeşme tabakhanelerinin kaldırılması halinde şehri dev sıçanların saracağı gibi. "Laiklik"e ilişkin söylemler de bunlara döndü. Türkçe'yi kurda kuşa salar mıyız? Oh, olsun bize! Şu kavgaların başından beri meselenin adını Türkçe koysaydık, kavganın ortasında durup kendi halimize kendimiz gülerdik!

Yıllardır, birbirimizin lâfından anlamayan, "afazik"(1) bir toplum olduğumuza dikkat çekmeye çalışırım; şimdi de Türk yazınını okuyan yabancıların bu kavgalarımızdan ne anladıklarını merak eder oldum. Öyle ya, adamlar halimize bakıp, ona göre kendi politikalarını düzenleyecekler! Ve tabii beceremeyecekler, çünkü "laik" ve "laiklik" kelimeleri bizde Frenk armudu gibidir, kimi tatlısına malzeme yapar, kimi limonlu salatasına! Bu durumda, kiminle ittifak yapacaksınız, kimi karşınıza alacaksınız, ne bileceksiniz?

YAR YOLUNDA GARİBAN BİR YOLCUYUM


Islaktı hayallerim, zamanın akıp giden yollarından geçerken, ahlarımı ve vahlarımı ıslak zemin merkezine bırakıp ta geçiyorum. Hüzünlü sesim yankılanıyor yolun bir ucundan diğer bir ucuna kadar. Sesimde sessizliğimde alıp götürüyor nem varsa.

Gözlerimi sabitledim uçsuz bucaksız bir hülyaya. Dimağımda bin bir düşünce yükü, ben taşımakla yükümlü sersefil bir hamal. Zeminde yansıyan bir ayna misali adımlarımı arşınlıyorum. Eyyub’un sabrını siper edip yürüyorum çilekeş diyarına. Yeryüzümde ebrehe istilası, yanarken yüreğim bir anda gökyüzümde ebabil kuşatması. Gönlümün kabesini yıkmadı yıktırmadı... O sevilmeye layık o en can sevgili.

Yalnızlığın sesi gelir o dar ve ıslak sokaklardan. Meryem’in suskunluğu bürür biçare kalan gönül dilimi. Anlatamam, anlatmam öyle muhal. Açarım en emine derdimi. Kimseler anlamazken en hassas yanlarımla anlar ve hisseder beni. Sessizliğin gür sesi yankılanır boşlukta “bana dua edenin duasına icabet ederim” kaplar bütün benliğimi. Cevap gelir tüm cevapsız kalmış sorularıma.

DUYURU!

Kategoriler:

Değerli üyelerimiz,

Fatma Canlı'nın "İSLAMÎ YAŞAM VE CEMAATLER" ile Eyüp YILDIRIM'ın "ZORUNLU EĞİTİM ZORBALIKTIR!" başlıklı yazıları ve bunlara bağlı tüm yorumlar yayından kaldırılmıştır. Aynı zamanda Oğuzhan Özdemir isimli üyemizin de sitemizle ilişiği kesilmiştir.

Bizler, yani site editörleri olarak anlamak için büyük çaba sarf ediyoruz. Ana kategorilerimizin başlıkları olan *dinlemek *görmek *düşünmek *tanımak *bilmek *yaşamak eylemlerine aklımızın yettiğince eğiliyoruz. Bu ya da bunların dışındaki polemiklere girmeden önce de meselenin kısır olup olmadığı hakkında dikkatlice düşünüyoruz. Zira biliyoruz ki bu eylemlerin yalnızca birisi (Örneğin, "bilmek") ile yola çıkmak tek bacakla yürümeye benzemektedir.

Şüphe yok ki anlamak isteyen birey, okur. Okudukça bilir, bildikçe tanır, düşünür, görür ve ancak yaşadığını anlar. İşte bu tam da bu zamanda yaşatmak ister. Bizler de bu nedenle anlamak.com'u kurduk ve gecesiyle gündüzüyle bu siteye emek verdik.

"Kavram Çalıştayı" kurulsa katılır mısınız? (Yorumlarınızı da eklemenizi dileriz)

Kategoriler:

Evet
91% (29 oy)
Hayır
9% (3 oy)
Toplam oy: 32

anlamak* için //OKUMALAR [7]


DAİMA anlamak*

Kategoriler:


Sitemiz üyelerinden Kadir Polat beyefendinin emek sarfedip bizlerle paylaştığı bu eşsiz sunum için kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu yolda karşılaştığımız, el ele tutuşup yürüdüğümüz, anlayabilmek için elimizden tutan arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.

anlamak* için // PARALEL OKUMALARA BAŞLIYORUZ


İçeriği paylaş