//okumalar
//OKUMALAR KAPSAMINDA HANGİ ESERİ OKUMAK İSTERSİNİZ?
anlamak 3 Temmuz, 2008 - 13:56- anlamak yazıları
- 14 yorum
- devamı...
- 349 kez okundu
Değerli üyelerimiz,
Epeydir "Paralel Okuma" yapmıyoruz. Önereceğiniz yazarları, kitapları buraya bildiriniz. Mutabakata varabilecek olursak hep birlikte yeni bir okumaya başlayabiliriz.
Daha önceki //okuma örnekleri için tıklayınız.
Samimiyetle
anlamak* [Editörleri]
THOMAS MORE // UTOPIA
İyinur Ergün 7 Ocak, 2008 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 16 yorum
- devamı...
- 3110 kez okundu
"Utopia adası, ortalarına düşen en geniş yerinde iki yüz mildir. Bu genişlik adanın iki yanına doğru bir hayli sürüp gider, sonra uçlara doğru azalmaya başlar. Öyle ki ada beş yüz millik bir yarım-çember olur ve iki ucunun arası aşağı yukarı on bir mil çeken bir hilal biçimini alır. Hilalin ortası geniş bir körfezdir. Toprak hilalin sırtına doğru yükselir ve rüzgârları keser. Onun için de körfez dalgasızdır ve az çok durgun bir gölü andırır. Bu körfez her yerine gemilerin yanaşabileceği bir tek geniş liman gibidir. Körfezin girişi tehlikelidir. Çünkü, bir yanda kumluk sığlar, öbür yanda, neredeyse suyun yüzüne çıkan sarp kayalar vardır.
Tam ortada, çok uzaklarda gözüken ve gözüktüğü için de tehlikeli olmayan bir kayalık vardır. Utopia'lılar bu kayalığın başına bir kale yapmışlar ve içine bir alay asker yerleştirmişlerdir. Öbür kayalar su altında olduklarından gemiler için birer tuzaktır. Bu kayalar arasındaki yolları yalnız Utopia'lılar bilir. Bir Utopia'lı kılavuz olmadan hiçbir yabancı gemi buradan içeriye giremez. Kaldı ki, kıyılarda fenerler olmasa kendileri bile zor girerler. Bu fenerlerin yerini değiştirecek olsalar, en kalabalık düşman filosu yolunu şaşırıp kayalara çarparak batabilir.
anlamak* için //OKUMALAR [7]
anlamak 27 Aralık, 2007 - 23:51- anlamak yazıları
- 30 yorum
- 902 kez okundu
Dr. ALİ ŞERİATİ // İNSANIN DÖRT ZİNDANI
İyinur Ergün 3 Aralık, 2007 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 33 yorum
- devamı...
- 7870 kez okundu
İnsanı zorlayıcı dört güç vardır... İlk olarak, irade sahibi, bilinçli ve yaratıcı insan, ilk zorlayıcı gücün, doğa’nın baskısı altındadır, bu zorun tutsağıdır. Natüralizm, tabiat temeline özellikle yaslanmaktadır ve oldukça önemli bir gerçeklik payı vardır. İkinci zorlayıcı güç, tarihin baskısıdır. Tarih felsefesi buna, bu temele dayanmaktadır. Emerson’a “Tarih nedir?” diye sorulunca, “Nedir tarih olmayan ki?” diye karşılık vermiştir. Varolan herşey, tarihin ürünüdür. Tarih’i temel belirleyici sayan görüşe göre benim niteliğimin yaratıcısı, benim tarihimdir. Tarihim benim elimde olmadığına göre ben de kendi elimde değilim. Üçüncüsü Sosyolojizm’dir. Toplumu temel ve asıl belirleyici kabul eden, bireyi yadsıyan, toplumun bireyi oluşturduğunu ileri süren görüştür.
Aslında ben ne Naturalizm’i, ne Sosyolojizm’i, ne de Historizm’i tümüyle yadsıyorum; üçünü de kabul ediyorum. Ancak benim kabul edişim şu anlamdadır: İnsan-ki asıl onu anlatmak istiyorum-, bu varlık seçebilir, seçme yeteneği ve imkanı vardır. Bu varlık kendi gelişim ve olgunlaşma süreci içinde gerçekten de bir açıdan ve bir bakıma doğal ve maddi bir oluşum, bir görüngü, bir bakıma Tarih’in biçimlediği bir görüngü, bir bakıma çevre ve toplumun biçimlediği bir görüngüdür.
DÖNÜŞÜM // FRANZ KAFKA
İyinur Ergün 12 Kasım, 2007 - 09:01- İyinur Ergün yazıları
- 39 yorum
- devamı...
- 2899 kez okundu
ÖNSÖZ YA DA KAFKA ‘KOLONİSİ’ HAKKINDA
“Ceza Sömürgesi” adıyla çeviri edebiyatımıza girmiş olan öykünün Almancası: In der Strafkolonie... “Ceza Kolonisinde” diye çevirmek mümkün... Kolonie, Latince bir sözcük: Bir devletin kendi sınırları dışında sahip olduğu, siyasal ve ekonomik yönden kendine bağımlı ülke, bölge, yer vb. anlamına geliyor. Türkçe’deki “sömürge” sözcüğü bu anlamları karşılıyor... Ancak Kolonie, aynı ulustan kişilerin oluşturduğu topluluğun, ulusal sınırlar dışında, ülkelerinin geleneklerine, örf ve adetlerine bağlı kalarak yaşadıkları yer, yerleşim anlamına da geliyor. Hangi karşılığın daha yerinde olacağına, okur öyküyü bitirdikten sonra karar verecektir herhalde... Ama asıl önemli olan şudur: Okur, biri nispeten uzun, diğerleri kısa bu birkaç öyküyü okuduktan sonra -ya da okurken- hep olduğu gibi, kurallarını, anlamlarını, içeriklerini tek kişinin belirlediği bir anlatılar dünyası kolonisinde bulunduğu hissine sık sık kapılabilir.
Kafka’nın arzusu hilafına onun metinlerini imha etmeyerek, edebiyat, kültür dünyasına kazandıran arkadaşı Max Brod, bu metinleri tanımış Alman ozanı ve yazar Fransız Werfel’e okuduğunda, Werfel, “Bodenbach sınırının ötesinde, Kafka’yı anlayan tek kişi çıkmayacaktır, demiştir.
anlamak* için // PARALEL OKUMALARA BAŞLIYORUZ
anlamak 10 Kasım, 2007 - 23:13- anlamak yazıları
- 15 yorum
- 1209 kez okundu
anlamak* için // PARALEL OKUMALAR
anlamak 31 Ekim, 2007 - 08:00- anlamak yazıları
- 9 yorum
- 597 kez okundu
Paralel Okumalara devam edelim mi?
anlamak 14 Haziran, 2007 - 08:50- 11 yorum
- 795 kez okundu
HUZUR // AHMET HAMDİ TANPINAR
İyinur Ergün 23 Mart, 2007 - 09:49- İyinur Ergün yazıları
- 11 yorum
- devamı...
- 6167 kez okundu
Adile Hanım bu yaz Taksim'deki evinden çıkmamıştı. Yeni baştan tanzim ettiği hususi hayat kadrosunu bozmak, zorla topladığı erkekleri ve kadınları yine elden çıkarmak istemiyordu. Sonra İstanbul, yazın olsa bile, yine başkaydı.
ADAM EŞEĞE TERS BİNER Mİ?
ömer tolgay 28 Şubat, 2007 - 09:27- ömer tolgay yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 613 kez okundu
ADAM EŞEĞE TERS BİNER Mİ?
Sümbüller perîşan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk edeli bu bağı
Veya “Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle / Ve cemiyet, cemiyet, yok eden gurûhiyle…”
Değişi-yorum… Kendi dengemi feda edip topluma uymayı / rol yapmayı denemeyi düşünüyorum. Yenilgiyi kabul ediyorum.









Son yorumlar
26 dakika 36 saniye önce
44 dakika 58 saniye önce
51 dakika 31 saniye önce
55 dakika 53 saniye önce
1 saat 3 dakika önce
1 saat 7 dakika önce
1 saat 7 dakika önce
1 saat 19 dakika önce
1 saat 22 dakika önce
1 saat 27 dakika önce
1 saat 32 dakika önce
1 saat 34 dakika önce
1 saat 38 dakika önce
4 saat 58 dakika önce
7 saat 4 dakika önce