M dizini
MİTLERİN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ
Bünyamin Ergün 25 Mart, 2008 - 10:11Dünyayı Açık Kılmak
Mitlerle anlatılan başka dünya insanüstü nitelikte olan, “aşkın” bir düzeyi, mutlak gerçekler düzeyini temsil eder. Bir şeyin gerçekten var olduğuna insana kılavuzluk edebilecek ve insan yaşamına bir anlam verebilecek mutlak değerlerin var olduğu düşüncesi, kutsalla tanışmada, insan-ötesi bir gerçeklikle karşılaşmada ortaya çıkar.
Mitin açık olan tartışmasız değeri hep aynı süreler içinde yinelenen ritüellerle yeniden doğrulanır. En eski olayın yeniden anımsanması ve yeniden gerçekleşme aşamasına getirilmesi, ilkel insana gerçek olanı ayırt etmesinde ve akılda tutmasında yardımcı olur. Paradigmatik bir hareketin sürekli yinelenmesi sayesinde herhangi bir şey, evrensel akış içinde sabit ve sürekli olarak kendini gösterir. Başlangıç zamanında yapılanın hep aynı süreler içinde yinelenmesiyle, herhangi bir şeyin mutlak bir biçimde var olduğu kesinleşir. Bu “herhangi bir şey” “kutsal”dır, yani insan-ötesidir ve dünya-ötesidir; ancak insan bunu kendi deneyimiyle öğrenebilir. “Gerçeklik”, “aşkın” bir düzeyden hareketle kendini belli eder ve oluşturulmaya elverişli bir duruma gelir; ama bu “aşkın” düzey, ritlerde yaşanmaya elverişlidir ve giderek sonunda insan yaşamının bütünleyici bir parçası durumuna gelir.
MİTLER
Bünyamin Ergün 25 Mart, 2008 - 10:08KÖKENLERİN SİHİRLİ SAYGINLIĞI
Köken Mitleri ve Kozmogoni Mitleri
Bir şeyin köken’ini anlatan her mitsel öykü kozmogoniyi önceden varsayar ve sürdürür. Kökenle ilgili mitler yapı açısından kozmogoni mitlerine benzer. Dünyanın yaradılışı en iyi yaradılış olduğu için kozmogoni her türlü “yaradılış”a örnek gösterilebilecek bir model oluşturur.
Polinezyada prenses hamile olduğu zaman soysopla ilgili dinsel tören şarkıları hula denilen dansçılara verilir. Kadın ve erkek dansçılar, şarkıyı bebeğin doğumuna kadar hiç kesintisiz olarak söyleyip dans ederler. Sanki gelecekteki başkanın embriyon gelişmesine, kozmogoninin, dünyanın öyküsünün ve kabilenin öyküsünün özeti eşlik ediyormuş gibi. Bir önderin yaratılması nedeniyle dünya simgesel olarak yeniden yaratılır. Yapılan özet, Yaradılış’tan bu yana olup bitmiş başlıca mitsel olayların şarkılarla ve dansla hem yeniden anımsanması hemde dinsel tören biçiminde yeniden gerçekleşme aşamasına getirilmesidir.
MİTLER VE YENİLENME RİTLERİ
Bünyamin Ergün 25 Mart, 2008 - 10:05TAHTA ÇIK(AR)MA VE KOZMOGONİ
Bir hükümdarın tahta çıkışında kozmogoni simgesel olarak yenilenir. Bu inanış özellikle çiftçilikle geçinen halklarda yaygındır.
Örneğin; Hint kralının rajasuya riti; geleceğin hükümdarının embriyon dönemi, evrenin olgunlaşmasını anlatır, tabi aynı zamanda ürünlerin olgunlaşmasını. İkinci evrede hükümdarın bedeninin oluşumu tamamlanır. Üçüncü evrede bir takım ritüeller söz konusudur; kral kolunu kaldırır (evrenin ekseninin yükselişi), yağ sürünüp tahtın üzerinde iki kolunu da havaya kaldırır (evrenin eksenini simgeler).
Mısır’da firavunun taç giymesi; toplum ile doğa arasındaki uyumun tehlikeli biçimde bozulmasından sonra ortaya çıkan yeni bir dönemin yaradılışı olarak kabul edilir.
İki ritte de kral kozmogoniyi taç giyerek yinelemle aynı zamanda evrenin verimlilik ve gönencinden de sorumlu duruma gelir.
METAFİZİK
Bünyamin Ergün 24 Mart, 2008 - 17:25Etimoloji ve Tarihçe
Metafizik terimini ilk olarak Aristo'nun eserlerini kendine göre düzenleyen Yunan Peripatetik filozof Rodos'lu Andronicus'un, MÖ 70 civarında Roma'da kullandığı sanılıyor. Onun düzenlemesine göre, asıl adı İlk Felsefe veya Teoloji olan risale, Fizik risalesinden sonra gelmekteydi. Böylece de, İlk Felsefe meta (ta) physica, ya da fiziği izleyen, olarak biline geldi ve zamanla kısaltılarak metafizik oldu. Aristo'nun Metafizik'indeki konular (cevher, nedensellik, var olmanın mahiyeti, ve Tanrının varlığı) yüzyıllarca metafiziksel spekülasyonların içeriğini belirledi. Metafizik Ortaçağın skolastik filozofları arasında transphysical (fizik ötesi) bilim olarak bilinirdi. Bunun nedeni de onların, bir öğrencinin fiziksel dünyadan algıların ötesindeki dünyaya metafizik vasıtasıyla felsefi olarak geçiş yapabileceğine inanmalarıydı. 13. yüzyıl skolastik filozof ve ilahiyatçısı Aziz Thomas Aquinas, metafiziğin amacının, sonlu ve algılanabilir varlıkların nedensel açıdan incelenmesi yoluyla Tanrının tanınması olduğunu bildirdi. 16. yüzyılda bilimsel araştırmaların yükselişiyle birlikte bilim ve imanın uzlaştırılması gittikçe önem kazandı.









Son yorumlar
9 saat 45 dakika önce
3 gün 10 saat önce
3 gün 14 saat önce
4 gün 23 dakika önce
4 gün 8 saat önce
5 gün 12 saat önce
6 gün 13 saat önce
6 gün 17 saat önce
1 hafta 10 saat önce
1 hafta 15 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 12 saat önce
2 hafta 1 gün önce
2 hafta 2 gün önce