YENİDEN HATIRLAMAK VE DÜŞÜNMEK İÇİN, OKUMA KÜLTÜRÜ!

Kategoriler:

İnsanoğlu fıtratı gereği doğduğu günden itibaren ‘hayatı okumaya’ memurdur. Doğumundan itibaren öncelikle reflektif olarak dünyayı algılama peşinde sürekli bir çaba içinde olur.

Ardından basamak basamak, gelişimine paralel olarak ‘bilinç dünyasındaki olgunlaşma süreci’ ile birlikte daha bir güçlü aydınlatır çehresini...

Ve eğer bu yolu doğru okuyabilirse,

Güneş olur, kendisiyle birlikte bütün evreni de aydınlatır.

Şimdi meseleye biraz ‘farklı pencereden bakmalım.’

Niçin okuma gereği duyarız?

  • Bir konuda bilgilenmek için...
  • Cehalet zincirini kırmak için...
  • Kendini çevresine kabullendirmek için...
  • Boş zamanını değerlendirmek için...
  • Konuşma kabiliyetini geliştirmek için...

ya da;

Hayatını; fıtri özelliğine göre şekillendirmek, bu yolda eksikliklerini tamamlamak için...

  • Hamlıktan pişmeye,
  • Pişmekten yanmaya

Ve sonrasında

Eşrefi mahlukat olma sıfatının hazzına varmaz mı?..

Peki;

Hangi eserleri okuruz?

  • Önümüze gelen her şeyi...
  • Hoşumuza giden her şeyi...
  • Bilim, sanat, güncel yazıları...

Hayatın hiçbir noktasını ve anını es geçmeyerek, nasıl devam etmesi gerektiğini işleyen eserleri mi?

İnsanın birinci önceliğinin kendini ve yaşamın özünü doğru algılama noktasında gerekli olan ‘dünyevi ve uhrevi konulu eserleri okuma standının merkezine koyup, yelpazesini diğer enstantanelerle (bilim, sanat, kültür, edebiyat...) geliştirmek’...

Bu hususta; sözün üstadı Yunus’u tekrar okuyup, anlamak gerekir.

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır

...

Bazen bizi fevkalade etkileyen sözleri, ilkeleri yada yaşamımıza yön veren eserleri, yazıları tekrar tekrar ‘o derin duyguları hatırlamak,yaşamak için’ okuruz.

Öreğin; ‘Hayatı doğru anlama adına; ölümü okuyup, hatırlamak ne
kadar önemlidir’.

Zira; ölüm gerçeğini ve sonrasında ahiret hayatını sıkça hatırlamak insanı geliştirir ve ‘en önemlisi’ sürekli dengede tutar.

Çok üzüldüğümüz zaman ve ya çok neşelendiğimiz zaman ölüm gerçeğinin var olduğunu ve bir gün habersizce, her nefis gibi bizi de yakalayacağını düşündüğümüzde dünya hayatının geçici olduğunu anlar

‘ve haddi aşmadan, bir yara almadan ve tökezlemeden tekrar dengemizi sağlarız.’

Yoksa salt iyi bir tıp, iyi bir hukuk , iyi bir mühendislik...

‘Okumanın hayatı doğru anlama , hayatta dengede kalma adına, ne kadar çaresiz kaldığını iyi idrak etmemiz icap etmez mi?’

OKUR MUSUNUZ?

Sevgili Yusuf Bey,
Haddim olmadan soru sormak istiyorum. Siz okumaya ne zaman başladınız? Okuma eylemi sadece kitapla mı olur? Göre göre de, duya duya da ya da hissede hissede de okunmaz mI? İnsanlar neden okumazlar, bu sorunun cevabı nedir? Sanırım çok soru sordum. Teşekkür ederim:)

Beni İLAHİ aşka ulaştıracak bir Şems'e hasretim.

Bilgi Afyondur

Bugün hey heylerim üzerimde. Her bloğun altına, köprü altı arayan tinerci gibi sığınıyorum. Bazen taş, bazen tuğla fırlatıyorum. Ve sığındığım her yerden de kovuluyorum. Tatmadığım et, mundardır benim kitabımda. Okumak da öyle sevgili Yusuf. İnsanı ya kedi yapar, ya köpek. Bu yorumu okuyan biri hemen sitenin sağında sıralanan resimlere baksın. Necip Fazıl, Cemil Meriç, Ali Şeriati ve Shekespeare resmi geçitteymiş gibi tören elbiseleriyle okurun önünden geçiyorlar. Normal biri olarak ölseydiler hepsinin kemikleri bile çürümüştü. Ama, normal olmadıkları için çürümediler. Okur onlara movzaley dikti. Küfür eden de geliyor, rahmet eden de.

Okumak insanileşmek midir? Bilmiyorum! Okuma kültürü denilen inanç karşısında çoktan ateist olduğuma inanıyorum. Yeryüzünde 7 milyar insanın %90'ı okur yazar. Her ne kadar ülke olarak adam başına ortalama beş kitap okuma gücüne sahip olsak da, bu dünyada bir okuma kültürü egemendir. Olanaklarımız da fazla. Bir internet sayfasında J. Lopez'le Tevrat'ı kucak kucağa bulabiliriz artık. Bilgi bize günah ve sevap kadar hem yakın, hem uzak. Her şeyin bir okuru var: Hayat okuru, kitap okuru, insan okuru. Okudukça okunulası bir kültür. Bitmiyor, asla son noktası yok. Dipnotlara dizilmiş bir eğlence zinciri. Herkez yazıyor ve herkez kendini fişliyor. Mahallenin fahişesi site açmış ve şiir yazıyor. O da okunuyor, ben de, sen de, vahiy de. Okuma kültürü. E. Ş. da romancı, Balzak da. Peyami Safa karnını doyurmak için yazıyordu; manken T.. kendini satmak için. İkincisinin okuru birincisinden daha fazla. Bizim kuşağa sorsan en büyük yazar manken T... Okuma kültürü. Batsın bu kültür. Yerin dibine girsin Atlantis gibi.

Doğal olarak, şimdi doğru okuma lafı girecek devreye. Kelime işte, bir bahane makinesi, durmadan üretiyor ve satıyor. Sitenin bir yerinde de paralel okuma diye bir anket arz-ı endam ediyor. Her okur, kendi kitabını öneriyor. Okuma kültürü. Tüm paralel okumalar birbirine merdiyenler gibi giriyor. Okudukça daha da çoğalıyoruz, daha da başkalaşıyoruz, daha da cansızlaşıyor, daha da acizleşiyoruz. Çöpçüsünün vasfı üniversiteli olan bir ülkede okuma kültürü yoksa, kitap yok demektir. Eskiden eşit olduğumuz tek şey ölümken, şimdi eğitimdir. Ölümü öldürdü bu kültür. Çünkü, İnsan'ı öldürdü. İnsanın öldüğü bir kültürde ölümden söz edilebilir mi?

"Yeniden Hatırlamak ve Yeniden Düşünmek İçin Okuma Kültürü"; bu başlık beni hâlâ öldürmediyse, yarına leşimin kokusu çıkar, merak etmeyin.