YUVARLAĞIN KÖŞELERİNE DAİR
- Meryem Rabia Taşbilek yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 372 kez okundu
- rastgele...
Unesco açıkgöz düşünce cambazlarının büyük bir iştahla memelerine saldırdıkları garip bir inek. Unesco süslü kutularda sunulan bir afyon. Amacı Asyayı, Avrupayı, terbiyeli bir sirk hayvanı haline getirmek, kurdun dişlerini törpülemek ve köpekleştirmek onu!
20 Aralık 1966 Cemil Meriç Jurnal 2den
Ya yok olası Yök'ün yasakçı zihniyetine ne demeli?!
Haydi Kızlar Okula... Ama, şayet, fakat, falan, filan... feşmekan...
...
varış:
/.../
'bana sen haklısın diyorlar,
hayır hayır, ben çok haklıyım.' bilen biliyor.
bu yarışın dışında kalanlar,
adamı sevgi, sevgiyi de adam ediyor.
...
dünyanın ne kadar çirkinliklerle dolmaya başladığını
çocuklara anlatmalı mı,
yoksa bunu onlardan saklamalı mı? yız..
her iki durumda da yenik düşeceğiz.
deyelim “kim yaptı?” diye sormayacaklar.
niçin? neden? de mi demeyecekler...
Yuvarlağın Köşeleri'nden...
Özdemir Asaf'ın böylesi latif şiirlerinden sonra daha şiirsel bir konudan bahsetmek istesem de demeliyim ki;
Başörtüsü yasaklarına dair medyada yapılan tartışmaları hayli zamandır sadece yüzeysel olarak takip ediyorum, zira içim almıyor bir çoğunu. Gündemin sürekli bu tartışmayla meşgul edildiğinden hayıflanıp, bu utanç veren uygulamanın yıllardır bu ülkede tartışma ve haber konusu dahi edilmediğini görmezden gelerek, tartışmanın çözümlendiği takdirde elbette son bulmasını bizlerin de istediğine dair açıklamalarımıza sağır kesilip, bunun yerine bazı kişileri tüm bu topluluğa söz sahibi birer temsilci kılıp onlar üzerinden konuşup, onları bir diğeriyle hayali olarak tokuşturup, sürekli türbancı yaftasıyla başörtülülere veyahut başörtüsü yasağına karşı vakarlı bir tutum sergilemeye çalışanları toptan bir afarozla, hükümet partisinin yönetim yanlışlarından dem vurarak, partiler üzerinden bu özgürlük talebini eleştiren, bu şekilde adil bir insan olma vasıflarını gölgeleyenlere dair birkaç kelam etmek istiyorum. Ortada yıllardan beri süregelen bir hak ihlali var. Bunun hiçbir gerekçeyle haklı bir tutum olmadığı konusunda tutarlı ve adil bir tavır sergilemek insanoğluna neden ve nasıl bu kadar uzak düşebilir?! Sanırım insan ancak böyle bir vurdum duymazlık ve görmezden gelişle özüne bu denli yabancılaşır.
Üzerime düşen insani sorumluluklarımın hakkını vermek, şairin de dediği gibi; "en umutsuz pilot bile önüne bakar" düsturuyla mücadele ve hayır yolunda ilerlemek... Rabbim'in layık olduğumuzdan daha hayırlısını lutfetmesine dua etmek dışında aslında kimseden hüsnü zanlarım dışında bir beklentim yok. Hala bir polis gördüğümde, atıldığım okulu ziyarete gittiğimde veyahut dostlarımdan yaşadıklarım/ız/a dair birkaç şey aktarmam rica edildiğinde ruh halim fiziğimin bile ahengini bozacak şekilde dalgalanıyor. Herhangi bir sebeple bir okul ve polis anıldığında, okul önünde sırf başörtülü okuma hakkımızı aradığımız için hastanelik edilip ambulanslarla getirildiğimiz hastahanenin önünden geçtiğimde, Bursa'da İmam Hatip liseli önünde yeni bir kararla hakkının iade edilmesini beklerken üzerlerine salınan polis köpeğinden kaçmaya çalışıp, panikle, bir aracın altında kalarak bir bacağını kaybeden, şimdilerde Bosna'da yüreğini ve azmini dayanak yaparak özgürce okumanın yollarını arayan arkadaşlarımdan Dileği andığımda, aile baskısıyla, ikna odasındaki psikolojik telkinler birleşince, okul yönetiminin dışarıdaki eyleme katıldığı günlerin devamsızlık sayılmayacağı vadiyle başını açarak, binbir buhran ve çelişkiyle okula girmek zorunda kalan Eyüp İhl'li kardeşimin sene sonu karnesine düşülen devamsızlıktan kaldı ibaresiyle, kendini 3. katın camından aşağı atışını ve son anda bir arkadaşının tek ayağından yakalayışını, Ankara'ya yürüyerek gitme eyleminin dönüş yolunda tvden şahit olduğum anı anımsayıp, titreme nöbetleri geçiriyorum, ki bu hayatım/ız/daki tesiririn çok küçük bir parçası... Yasak İhl'lerde dahi çözülmediği halde hükümet değiştiğinden buyana göstermelik olarak büyük şehirlerden diğer şehirlere kaydırıldı. Ortalığı gürültüye veren tartışmalar tüm bunlardan bahsediyor mu acaba, yoksa benim mi gözümden kaçtı?! Alıştık mı bu keyfi ve insanlık dışı uygulamaya, biz dediklerimizin dahi çıldırdıcı, temkinli? susuşlarına, elbette hayır! Asla! Şimdilik sosyal kısımlarını sizin fikriyatınıza havale ederek sonraki yazılarımdan birine tehir etmek istiyorum.
"söylenmedik söz kalmamıştır : buna inanabilirim...
bütün söylenmiş sözler duyulmuştur. buna inananam..."
Benim ve hemdertlerimin yaşadıklarını, uğradığımız haksızlıkları farklı fikirlere ve inaçlara sahip insanların dahi yaşamasını istemem. Hatta; benzer bir muamalede ilk eyleme geçecekler arasına dahil olurum. Yaşananları, yaşanamayanları aktarırken, yazdıklarımın bir mazlum edebiyatı olarak algılanmasına yakın bile düşmemek için şimdiye dek yazdıklarımı yayınlamadım, hala da içimin havuzlarının birinde bekletip sonra diğerine aktarıp, süzüyorum, mayalıyorum birçoğunu... Bu konuda kalemi ve onun tesirini Yaratanın lütfuna sığınırım. Bu sorun yıllardır çözülmediği, keyfi uygulamlarla tam bir zulüm halini aldığı gibi şimdiden sonra da bir şekilde devam edebilir. Elbette duam; başörtüsü yasakları hasebiyle okulundan ve birçok kamusal alandan atılmış, buna paralel birçok hakkı gaspedilmiş insanlardan biri olarak, bu yasağın en hayırlı bir şekilde kaldırılması doğrultusunda. Lakin bu gerçekleşir veyahut gerçekleşmez tanıdığım insanların şahsında tüm insanlara dair temenni ettiğim, üzüldüğüm konu; net bir adilane tavrın sergilenmiyor olması. Gerçek problemi ve hak araşlarının yükselen sesini; bunca iddia, açıklama, ihtimal, kaos teorileriyle gümbürtüye, gürültüye getirme çabası?!.
"Yüzümde hüzünden gölgeler varsa; o hüzün yüzündendir olsa olsa."
Bulunduğum ortamlarda bir partiyi en çok, kendisine oy verenlerin eleştirmesi gerektiğini; desteklenilen şahıs ve kurumlara dair, tenkid ibadetinin duyulan muhabbet oranında artarak daha bir iştiyakla hakkının verilmesi gerektiğini, el verdiğince gönül yettiğince hiçbir partiye oy vermemiş biri olarak ifade etmeye çalışıyorum. Lakin hükümeti desteklememek, şuanda ele aldığı konuyu; inancını yaşamaya azmeden bir toplumun hiçbir hakkını ve hak ihlalini, görmezden gelmeye mazeret olmamalı!
...
'özür dilemekle yanlışınızı düzeltebildinizse, bilin ki o yanlışınız küçük bir şeydir.'
'-şöyle bir bak... bütün yaşayanlar ölüyor... yaşamana bak.
-nasıl?
-o 'nasıl' senin kişiliğindir.'
*İktibas edilen şiirlerin tümü Özdemir Asaf'a aittir.









Gollerin Sesi
Bugün bir haber portalında okuduğum şey, haberin haberiydi. Dün gece, bir futbol takımımızın yabancı bir ülkeye ait futbol takımıyla yaptığı müsabaka esnasında; terörist devlet/ırk israil Han Yunus'a saldırıyordu.
İki haber peş peşe yayımlandığı bir zaman diliminde skor şuydu:
........ futbol karşılaşması:
Bu haberin görüntülenme sayısı: 124000 (küsür)
İsrailin Han Yunus'a yaptığı saldırıda katledilen Filistin'li bebek (FOTOĞRAFLI!!!)...
Bu haberin görüntülenme sayısı: 70 (dahi değil)
.............
Ölüm çocuklara yakışıyor ya da yakışmıyor. Her iki anlatımı da hikmetle açmak mümkün. Allah'ın hikmeti her ikisinde de fazlasıyla mevcut.
Atılan ya da yenilen gollerde veya atılan ya da yenilen bombalarda Allah'ın hikmetini aramak ve görmek insanın canını yakmıyorsa, bütün kupaları almışsınız demektir. Cezanız mübarek olsun!
İnsanın içini burkan bir yazıyı bize aktardığınız için teşekkür ediyorum. Bu minvalde kimsenin duygu sömürüsü yapacak ya da mazlum edebiyatı parçalayacak ne bir gerekçesi ne de her hangi bir aleme ait kazancı olabilir. Küçük hesapları, küçük insanlar yapar.
Bazen susmanız icap eder, söylenecek her sözün söylendiğini düşünürsünüz. İnanmayın. Çünkü Son Söz Sahibi henüz son sözünü söylememiştir.
Bazen susmam(ız) icap eder. En anlamlı kelime, cümle bulunmaz. Bildiğim(iz) tek şey vardır. Tüm hikmetiyle orada durur. Bize düşen, dualarla bezeli şanlı bir direniştir. Yüreğinizdeki yangın yüreğimizi de yakmaktadır.
"Üzerime düşen insani sorumluluklarımın hakkını vermek, şairin de dediği gibi; "en umutsuz pilot bile önüne bakar" düsturuyla mücadele ve hayır yolunda ilerlemek... Rabbim'in layık olduğumuzdan daha hayırlısını lutfetmesine dua etmek dışında aslında kimseden hüsnü zanlarım dışında bir beklentim yok."
"Bacımın iffet örtüsü imkanı yok, çıkmayacak,
Annemin başında o var/dı(r), kızımınkinde de o olacak."
Hüsn-ü Yanınız için EyvAllah...
Muhabbetle.
Mutmain Muhalif...
biz acizler
ben de türban mağdurlarındanım.18 yaşındayım ve aşağı yukarı kendimi bileli bu mevzu hep gündemde ama bu hususta bizlerin yaptığı şey sadece sohbet arası şikayet. biz sadece hakkımızı istemekle yetiniyoruz onu zülmedenlerin elinden çekip alamıyoruz, almıyoruz. hadi kendi özgürlüğümüzü geçtim bizden sonra gelenlere ne hesap vereceğiz? biz şu an onların özgürlüğünü de tutsak ediyoruz.bu da benim sohbet arası aciz şikayetim.yazınız için teşekkürler kaleminize sağlık
Öyle ser-mestem ki idrak etmezem dünya nedir
Ben kimim, saki olan kimdir, mey ü sahba nedir